BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 12.02.2007 · 2 görüntülenme
ABD ve yandaşları 2003 yılının mart ayında Saddam Hüseyin’in kanlı rejimine son verdikleri zaman, Güney Kürdleri için yeni bir dönemde başladı..Kürdler bu sürece Amerika’dan sonra ikinci büyük askeri güç olarak katıldı ve iç savaştan kaynaklanan yaralarını sarmaya çalıştı.. Aynı zamanda Kürdler hem Güney Kürdistan’da var olan parçalanmış ulusal kurumlarını birleştirdi ve hemde Baĝdat’ta yönelik tüm alanlarda ortak hareket etti.. Bu durum ister istemez Kürdlerin Irak’taki duruşunu güçlendirdi.. Şii ve Sünni Araplar arasında başlayan ve daha da derinleşen iç savaşta Kürdlere beklenmeyen büyük olanaklar sundu.. Îç savaş ortamı hem Kürdlerin Irak’ta rahat hareket etmesini saĝladı ve hem de uluslararası arenada „Kürdistandaki güvenli ve istikrarlı ortam“ büyük sempatiyle karşılandı..Kürdler ve Araplar arasında, tarihi Irak devletinin kuruluşuna dayanan Kerkük ve Musul meseleleri bu son sürece tümden damgalarını vurdular... KDP ve YNK arasındaki küçük parti hesapları olmamış olsaydı, 2003 savaşı esnasında Kerkük’ü özgürleştirdikleri zaman ortak hareket eder ve güçlerini geri çekmezlerdi... Ama ne yazık ki, Kürdler arasındaki sorunlar Kerkük’e yansıdı ve Kürd düşmanlarına seslerini daha fazla yükseltme imkânını verdi.. Kürdlerin bu daĝınık durumuna baĝlı olarak gelen Amerika’nın çaĝrısını da eklemek gerekir.Irak’ta başlayan yasal ve anayasal süreçler içinde Kerkük meselesi ilk önce Geçici idari Yasanın 58.maddesine göre ve daha sonra Daimi Anayasanın 140.maddesine göre çözülmesi ön görüldü..Daha önce iktidara gelen ne Allawi ve ne de Caferi Hükümetleri Kerkük meselesini çözmek için hiç bir adım atmadılar..Maliki hükümeti de son dönemlerde 140.maddeyi Uygulamakla Görevli Yüksek Komisyonun aldıĝı, Awarelerin geri dönmesi, bölgeyi Araplaştırmak amacıyla getirilen Arapların eski yerlerine geri dönmeleri ve 1968‘den 2003 yılına kadar daĝıtılan arsaların hukuki durumuyla ilgili yapılan antlaşmaları geçersiz kılınması yönündeki kararlar dışında, tam bir yılı boş geçirdi..Maliki başbakan olarak hâlâ bu kararları imzalamamış ve hiç bir pratik adımda atılmış deĝildir..Sadece kaĝıt üzerine alınan kararlardır.Türk devleti, Irak’taki savaş ve daha sonra başlıyan yasal ve anayasal süreçler boyunca hep Kürdlere ve Kürd kazanımlarına düşmanlık yapmaya başladı. Türk devleti, hem Irak içinde, hem bölgede ve hemde uluslararası arenada ulaşabileceĝi herkesi Kürdlere karşı şer cephesine çekmeye çalıştı... Türk devleti, Kürdlerin kendi kendilerini yönetebilecekleri her türlü sisteme karşıydı ve karşıdır. Eĝer Türk devletinin imkanı olsa Saddam döneminde Kürdlerin sahip oldukları „kartoni otonomi’yi de yok ederek Türkiye’nin Kürdleri millet olarak yok sayan sistemini yerleştirirdi..Amerika’nın bölgede oluşu Türk devletinin alandaki hareket serbestliĝini büyük oranda sınırlamış durumdadır... Ama yine Türk devleti bölgede bazı anti Kürd çevreleri harekete geçirebiliyor ve istikrarsızlık yaratabiliyor.Türk devleti Irak’ta ve Ortadoĝu’da girebildiĝi ve seferber edebildiĝi tüm ilişkileri Kürdlere ve Kerkük’e karşı harekete geçirdi.. Ama Kürdlere karşı harekete geçirilen tüm bu güçlerin anti-Kürd olmaları dışında ortak bir paydaları yoktur.. Arapların ve Farsların Türklere, Türklerinde onlara karşı yaklaşımları biliniyor... Fakat tüm bu Arap ve islami güçlerin anti- Kürd cephesi mevcut olan Ortadaoĝu denkleminde Kürdlerin kazanımlarını yoketmek ve sınırlamak için yeterli deĝildir.. Çünkü, ABD gibi dünya şerifini oynayan bir güç alandadır ve Türkiye’de dahil Ortadoĝudaki tüm devletler ABD tokatını yemekten korkuyorlar.Kürdlere karşı bu devletlerin girişebilecekleri her hangi bir saldırı için ABD’nin izni şart.. Yoksa başlarına gelebilecek felaketleri şu veya bu oranda hesaplayabiliyorlar..Baker-Hamilton raporundan sonra büyük umutlara kapılan Türkiye ve Arap ülkeleri arasındaki diplomatik trafik hız kazanmış, Suriye ve Iranı da kapsayan „eski anti Kürd cephesi“ yeniden dirilmeye başlamıştı.. ABD Başkanı Bush yeni Irak taktiĝini açıkladıĝ, Suriye ve Iran’a yönelik eski siyasete devam dediĝi zaman , Türkiye tüm imkanlarını seferber ederek Washington’u kendi anti Kürd perspektifi konusunda ikna etmeye koyuldu. Son dönemlerde Türk devlet yetkililerin Washinton’a peşpeşe gerçekleştirdikleri ziyaretlerin esas gündemi Kürdlerdir..Türklerin ve Arapların seferber ettikleri imkânlar, harekete geçirdikleri lobiler ve kendilerinin doĝrudan Washington’da yürütükleri anti Kürd kampanyaların sonuçlarını daha şimdiden açık bir şekilde ortaya koymak pek olanaklı görülmüyor.. Amerikan yetkililerinin Güney Kürdistan ve Kerkük sorununa ilişkin yaptıkları açıklamalar, topu Iraklılara atmaları ve Anayasa’ya saygılarını ifade etmeleri olumlu görünmektedir.. Ama, Baker- Hamilton raporunda „Irak Anayasa’sının nasıl rafa kaldırıldıĝını“ görmüştük.. Bu komisyonun üyelerinden biride bugünkü Savunma Bakanıdır..Amerika Irak’a geldiĝi zaman kendisini güllerle karşılayan, kendisini kurtarıcı olarak gören ve kendisiyle birlikte Saddam’ın kanlı rejimine karşı savaşan Kürd milletiyle doĝrudan ilişkiye geçti.. Bu ilişki dört yıldan hiç bir kesintiye uĝramaksızın sürüyor.. Amerika’nın buyük açmazlarla karşı karşıya kaldıĝı ve herkesin „ikinci Vietnam“ olarak adlandırdıĝı Irak’ta, Kürdler büyük bir askeri güçle, yarattıkları ulusal kurumlarıyla tam bir de facto devlet olarak Amerika ile birlikteler..Amerika, Vietnam’da yaptıĝı gibi Irakı terkedip gidebilirmi? Hayır...Çünkü, Irak Vietnam deĝil.. Vietnam’da iki blok arasında bir savaş vardı.... Amerika ve yandaşları savaşı kaybettiler.. Ama Vietnamlılar savaşı Amerika’ya ve Avrupa’ya taşımadılar.Irak’a gelince durum tam tersidir.. Irak’ta „herkes herkese karşı savaşıyor“... Her ne kadar bugün Baasçılar, El Qaide yanlıları ve diĝer bazı islami çevreler ortak bir şekilde hareket ediyor gibi görünsede , kendi içlerinde birlik halinde deĝiller.. Ayrıca Sünni cephesinde ABD ile birlikte hareket edenler ve yasal sürece katılanlar var.. Şiilerde her ne kadar Sünnilere karşı hareket ediyorlarsa da onlarda kendi içlerinde parçalı ve kavgalılar.. Kürdlerin’de durumu biliniyor.. Tüm komşu devletlerde şu veya bu oranda Irak’taki gelişmelerin içindeler.. Vietnam’da böyle bir şey yoktu.. Ayrıca, eĝer Amerika Irakı çekilirse bölgeyi terör gruplarına terkeder ve bölgedeki tüm Batı yanlısı yönetimler tehlikeye girer.. 11 Eylülü gerçekleştirenler savaşı nereye kadar taşıyacaklarını pratikte göstermişlerdi.. Amerika’nın bir Irak başarısızlıĝı beraberinden savaşı Batı’da kabul etmeyi getirecektir ki, hiç bir Amerikan yönetimi istemez.Bu baĝlamda soruna yaklaşım gösterildiĝi zaman Kürdler Amerika’nın alanda en sadık dostlarıdır.. Kürdler sadece yönetim olarak deĝil halk olarak Amerika’nın arkasındadır.. Bu durum elbette Amerika yetkilileri tarafından deĝerlendirilmiştir.. Son dönemlerde ABD yetkililerinin yaptıkları açıklamaları bu baĝlamda deĝerlendirmek gerekir.Ama, Kürdlerin karşısında 200 milyonluk Arap dünyası, Türkler ve Islam dünyası var.. Tüm bu çevrelerin uluslararası ekonomik baĝlantıları ve çıkar ilişkileri var.. Bu çevrelerin hepsi şu veya bu şekilde Amerika ile uzun yıllara dayalı ilişkileri var.. Amerika ve dünyanın diĝer siyasi, askeri ve ekonomik güçleri Kürdler için tüm bu ilişki ve çıkarlarını bir kenara bırakmazlar...Cumhuriyetçiler Amerika’da Demokratlar karşısında aldıkları seçim yenilgisinin bedeli olarak Savunma Bakanı Rumsfeldsiz ve Irak’ta „ savaşı ne kazanır ve ne de kaybederiz“ diyen Gates ile Irak’ta yeni taktiklerini hayata aktarıyorlar.. Ayrıca Irak’taki çokuluslu Güçlerin başına Türklerin „çuvalcı“ dedikleri korkulu rüyaları, „ kendisini Kürd milletinin ebedi dostu, Suleymaniye Havaalanın temelinin ilk taşını atan, Kürdistan Bölgesinin tecrübesini iyi tanıyan General David Petraeus“( Major Erselimann) getirildi..Amerika Irak’ta askeri olarak baştan Baĝdat olmak üzere diĝer Sünni bölgelerine hakim olmak istiyor.. Bu amacını gerçekleştirmek Irak’ta var olan askeri güçlerine baĝlı olarak yeni askeri güçler getirdi.. Ayrıca Kürdistan’dan da her ne kadar bizim Kürdler isim konusunda kaos yaratıyorlarsa Kürd güçleri Baĝdat’ta gidiyor... George Bush kendisine seçim kaybettiren Irak’ta güvenliĝi saĝlıyarak intikam almak istiyor..Amerika bir yandan yeraltına geçen Sünni çevrelerle ilişkileri geliştirirken, diĝer yandan Iran’ın manipüle ettiĝi ve Sünnilere karşı bir dizi terör eyleminin arkasında duran Sadr’in „Mehdi Ordusunu“ tasfiye etmek istiyor.. Amerika, bir yandan Iran’ın Irak’taki radikal yandaşlarını askeri olarak tasfiye etmeye çalışırken, diĝer yandan Körfeze Savaş gemilerini konuşlandırmaya çalışıyor... Ayrıca uluslararası arenada Iranı baskı altına almak ve izole etmek için yandaş arıyor.. Her ne kadar Münih toplantısında Putin ile olan tartışma gündeme damgasını vurduysa, Iran meselesi ikinci önemli gündem sorunuydu.Amerika, Afganistan’dan Irak’a, Lübnan’dan Filistin’e kadar karşı karşıya kaldıĝı bir dizi sorunun altında Iran’ın olduĝunu biliyor.. Ayrıca Iran’ın atom silahını elde etme girişimleri hem Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını tehlikeye düşürüyor ve hemde Amerika’nın bölgedeki en iyi dostu olan Israil’in „var olma veya yok olma“ sorununu açık bir şekilde gündeme getiriyor.. Iran’ın bölgedeki bu gelişimi bir çok Arap ülkesini de tehdit ediyor... Son dönemlerdeki Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan’ın çıkışları, Condelezza Reiz’in bölgedeki turları tümden olmasa dahi büyük bir oranda Iran’a ilişkindi..Amerika’nın , Iranı kıskaca almak, yönetim deĝişikliĝi olmasa dahi nükleer silahların üretimini engellemek için geçen yüzyılın seksenli yıllarında Israil’in Irak’ın „Oshirak“ santralına yaptıĝı saldırılar gibi isabetli hava saldırılarını gerçekleştirmek için Türkiye’ye ihtiyacı var.. Son günlerde Türk siyasi ve askeri yetkililerinin Washington ziyaretlerinde bu meselelerde ele alınıyor..Israil Iran’ın atom silahını üretme sorununda alabildiĝine sabırsız durumdadır. Bugünlerde Israil Başbakanı Türkiye’ye geliyor.. Ermeni soykırım tasarısının Kongre’de geçmemesi için Türkiye’nin Yahudi Lobisine ihtiyacı var.Iran’a karşı Türkiye’den „destek“ veya „kolaylık saĝlama“ istendiĝi zaman Türkiye’nin bildiĝi 99 türkünün hepsi Kürdler üzerinedir.. Türkiye Güney’de oluşacak Kürd devletinin oluşumunu engellemek ve Kerkük’ün Kürdistan’a katılmasını zora sokmak amacıyla giremeyeceĝi hiç bir ilişki yoktur.. Türkiye, 1 Mart tezkeresinden sonra yaşadıĝı tecrübe neticesinde, bırakın Iran’ın nükleer silah tesislerini yoketmede yardımcı olmayi, Iran’daki rejimi yıkmak için son anda damlar..Türk devleti tüm siyasetini Kürdleri statüko içinde tutma üzerine bina etmiştir.. Bölgede hangi taş kaldırılıyorsa Türkiye’nin „mezar kazıcıları“ olarak Kürdler ortaya çıkıyor. Türkiye Iran’da da Kürdlerin var olan köle statüsünde kalmasını ister.. Ama, eĝer bir rejim deĝişikliĝi meselesi gündeme gelirse, orda olmaya çalışır ve bugünkü Doĝu Kürdistanı Azeri Yurdu ilan.. Nasıl düne kadar hiç Türkmenlerle ilgilenmemesine raĝmen, sonradan Güney Kürdlerine karşı bir ajan şebekesi olarak kullandıysa/kullanıyorsa,Bugüne kadar hiç ilgilenmediĝi Azerileri Doĝu Kürdlerine karşı kullanmaya çalışır.. Bugün Amerika Kürdleri Baĝdat’taki savaş ortamına sokmaya çalışıyor.. El Qaide ve eski Baasçılara karşı savaş meselesi ise zaten Kürdler bu savaşın içindeler..Ama, El Sadr taraftarları olan „Mehdi Ordusuna“ karşı bir savaş ise üzerinde ciddi bir şekilde düşünmek gerekir..El Sadr ve çevresi bugüne kadar olan tutumlarıyla tam anti Kürd bir pozisyon çizdiler.. Kerkük’teki anti Kürd yürüyüşlerleri örgütleyenlerin bir kesimi Sadr taraftarlarıdır.. Ankara’nın düzenlediĝi „Kerkük-2007“ konferasının anti Kürd konuklarından biride Sadr temsilcisiydi.. Kürdistan Başkanı Kek Mesud bir Kuveyt Gazetesine „ Eĝer Baĝdat’ta Israil Büyükelçiliĝi açılırsa bizde Hewler’de açarız.... Israil ile ilişki gunah deĝil“ dediĝi için Sadr taraftarlarının Kürdistan Başkanında bulunduĝu Baĝdat’taki evinin önünde yaptıkları rezalet ve çatışma ortamını da biliyorum..Ama, son dönemlerde Amerika’nın kendilerine yönelik gerçekleştireceĝi operasyondan dolayı Kürdlerin desteĝini almak için bir delegasyonları Hewlêr’e gelip Kürdistan başkanıyla görüştü... Bu görüşmede „federasyonu ve 140.maddenin uygulanmasını kabul ettiklerini“ deklare ettiler. Eĝer Amerika’nın Iran’a yönelik sonuç alıcı bir planı yoksa, sadece bu ülkeyi atom silahında arındırma sorunuysa Kürdler atacakları adımlar konusunda dikkatli olmalıdır. Buna El Sadr güçlerinin daĝıtılması meselesi de dahildir.Zayıf ve nükleer silahlardan arınmış bir Iran, Israil , Arap ülkeleri ve Amerika için yakın tehlike olmaktan çıkabilir. Ama, aynı zayıf Iran Doĝu Kürdleri dışında Güney Kürdlerine büyük zararlar verebilir.Her ne kadar Şii hareketinin farklı fraksiyonları arasında rekabet ve çelişkiler varsada, bu çevreler Iran tarafından büyük oranda konrol edilmektedir. Amerika’nın Irak’a yeni asker gönderdiĝi bu dönemde, El Hekim Tahranı ziyaret etti.. Başbakan El Maliki El Sadr güçlerini tasfiye etmek istemiyor.. Amerika Maliki hükümetine dayanarak ve birlikte El Sadr’ın güçlerini daĝıtmak isterken, Maliki Amerika’nın planını Sadr’a bildiriyor ve „Mehdi Ordusunun Pastarlar tarafından eĝitilenlerin isimlerini vererek Iran’a gitmelerini, ikinci derece kadroların Şii bölgelerine göndermesini ve durumun yatışmasını beklemelerini“ istiyor(Mektup Danimarka Gazetelerinde yayınlandı)Maliki, El Sadr güçlerini niye tasfiye etsin... El Maliki, El Hekim partisinin adayı olan ve bugün Mam Celal’ın yardımcısı olan Adil’e karşı El Sadr ve Fazilet partisinin oyları sayesinde başbakan oldu.. Maliki’nin bu çevre ile ilişkileri, Kürdleri dıştalayarak Saddamı onların eliyle idam edecek kadar derindir..Kürdler, zaten Sünni çevrelerle ölüm kalım savaşı yaşadı ve hâlâda yaşıyor. Irak Şiileriyle hiç bir garanti olmaksızın açık bir savaşa girmek Kürdlerin çıkarına deĝildir. Arapların Kürdlere karşı birleştirme sürecini hızlandırmak Kürdlere fazla bir şey kazandırmıyor. Eĝer ABD , Kürdleri Araplarla bir tek devletin sınırları içinde birlikte yaşamaya mahkum ediyorsa, Kürdler düşmanları azaltma ve sınırlandırma siyasetini önlerine koymalılar.. Ayrıca, Kürdlerin Kerkük meselesinde birlikte çalışabileceĝi yada konuşabileceĝi çevrelere ihtiyacı vardır. Çünkü Kerkük meselesi Anayasa’ya göre büyük oranda merkezi hükümetin insafına bırakılmış durumdadır. Eĝer Kürdler Amerika ile birlikte El Sadr güçlerine saldırırsa, çatışmalar Kerkük’e de yansır.. Güney Kürdleri Kerkük’ün geleceĝini garanti altına alan, Kürdistan savunma güçlerinin askeri donanımı modernleştiren, Kürdistan yeraltı kaynakları üzerinde söz sahibi olma garantisinden sonra büyük riskleri göze alabilirler..Kerkük Kürdler için hayati önemdedir. Kürdistan’ın kendi kendisine ekonomik olarak, çoĝrafi ve politik olarak yeterli olması için Kerkük’ün Kürdistan’a katılması olmazsa olmazıdır. Yukarıda anlatmaya çalıştıĝım bir dizi nedenden dolayı yasal süreç işlemese Kürdler Kerkük meselesinde ne yapabilir?Kürdlerin bugünde bir çok açıklamalarında ifade ettikleri gibi askeri seçenek dışında başka bir seçenek kalmıyor.. Ama seçenek Amerika’nın „gönlüne göre“ olmasa Kürdler geri çekilmek zorunda kalırlarsa, Kürdlere Türk devletine karşı yürtükleri mevcut olan siyasetlerini sürdürebilirler mi? Hayir.. Ya Güney Kürdleri kendilerini Suleymaniye, Duhok ve Hewler’le sınırlar, Türkiye’nin arka bahçesi ve Baĝdat’ta gelecek yardımlara mahkum eder.. Yada Kuzey ve Güney Kürdistan’ın kaderi bir bütünlük arzettiĝini, Türk devletiyle ciddi bir hesaplaşmaya gidilmeden Kürdlerin bir arpa boyu yol alamayacaĝı gerçekliĝini kavrar ve ona göre adım atar..Bugün Türk devleti hem uluslararası arenada ve hemde Kerkük’te çok tehlikeli oyunlar peşindedir. Türkmen Cephesi denilen ajan örgütlenmenin tek bir amacı var: Kerkük ve diĝer işgal altındaki Kürdistan bölgelerinin Kürdistan Bölgesine katılımını engellemektir.. 2003 yılında bu ajan örgütlenme Zaxo’dan Hewlêr’e, Telafer’den Kerkük’e ve oradan Mendeli’ye kadar „Türk Yurdu“ ve „Türkmeneli“ ilan etmişti.. Daha sonra yapılan seçimlerde Türkmen nüfusun 4 milyon deĝil, yüz bin cıvarında oldûgu ortaya çıktı.. Bu sefer Kerkük’ü bir Irak şehri ilan etti ve şimdi ise 140.maddeye ve bölgeye yerleştirilen Arapların kendi eski yerlerine geri dönmesine karşı çıkıyor.. Bu politika Türk devletine aittir. Kürdler, Kerkük meselesi çıkmaza girdiĝi andan itibaren Türk devletine milyarlarca dolar kazandıran ve Güney Kürdistanı adeta yeni sömürge haline getiren tüm ekonomik ilişkileri durdurmalı ve bölgede bulunan tüm Türk şirketlerini, kurum ve kişileri çıkarmalıdır. Kürdler, dışa açılmak için yönlerini Baĝdat veya Tahran’a verebilirler.. Ama Türk devletiyle bir hesaplaşma için, Türk devletinin Kürdlere karşı Türkmen Cephesine aktardıĝı imkanların yüzde birini aktarmalılar.. Güney Kürdleri böyle bir girişimde bulunmasalar dahi, dünya Kürdlerinin önünde Güney Kürdistan kazanımlarını koruma diye bir sorun olmaz.. Güney Kürdleri Türkiye’ye büyük ekonomik imkanlar saĝlamanın yanında Kuzey Kürdleri hep Türkiye’deki legalite ortamına kanalize etmeye çalıştılar. Türklere verilen hem ekonomik rüşvetler ve hemde legalite fiyaskoyla karşı karşıyadır.Dünya Güney Kürdistanı tanımaya başladı.. Ama, Türkler için hâlâ orası „Kuzey Irak“tır..„Kuzey Irak“larında ekonomik olarak aslan payını alan Türk devleti, siyasi olarak yok sayıyor..Dediĝim gibi, Kerkük açmazı, Türkler için kurtkapanı olmalıdır ve Kürdlerin B Planı anti Türk zeminde şekillenmelidir...Kerkük Türkmenlerine gelince onları Araplara bırakmak lazım... Tarik Aziz Türk Başbakanına ne demişti: „Irak’ta Türkmen yok.. Orada iki millet var: Araplar ve Kürdler..Yukarıda da sözünü ettiĝim gibi son dönemlerde Irak’ta Kerkük’e ilişkin bazı önemli karar alındı..Şimdi bu kararların yürütmenin başı Maliki tarafından imzalanıp uygulanması gerekmektedir..12.02.07alixan@arcor.de
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.