Türkiye Cumhuriyeti Ermeni soykirimini gerceklestiren kadrolar tarafindan olusturuldu

Aso Zagrosi.. · 26.12.2008 · 1 görüntülenme

Gecenlerde Frederic Solakian in Jön Türk katillerinin modern Türkiye Cumhuriyetinin olusumundaki rolleri adli calismasini okudugumda, neden Türkiye devleti Ermeni soykirimi ve tarih karsisinda bu kadar inkarci davrandigi benim icin birazda olsa dahada netlesti...

Türkler, Pantürkist ideallerini ve Turani hayallerlerini gerceklestirmek icin, Ermenistan ve Kürdistan da etnik arindirmalara bas vurduklari ve Kafkaslarla Türkiye arasinda yer alan ülkelerde etnik arindirma ve soykirimlari planlayip uyguladiklari bilinmektedir...

20.ci yüyilin basinda gerceklesen Ermeni soykirimi, Türklerin bu pantürkist anlayislarinin ve Turan ülkesini olusturma mantiginin bir devamiydi... Türkler o dönem, Ermenilere ve Kürdlere ayni anda saldirma gücüne ve imkanlarina sahip degildi.... Bir yandan Kürdleri muslumanlik adina savaslara sürerek yok etmeye calisirken, diger yandan Ermeni soykirimini cok planli ve bilincli bir sekilde pratige aktardilar...

Ermeni sorununu soykirimla cözen Jön Türkler, daha sonra Kemalizm adi altinda Kürdleri yok etmeye calistilar.... Kisacasi kendileri de bu gercekligi söyle ifade ediyorlardi: Zo zolarin (Ermeniler) isini bitirdik..Simdi sira Lololarda(Kürdler)

Türkler, yaptiklari bu soykirimla Hitler e bir ilk örnek teskil ettiler... Zaten Hitlerin kendiside, kendisini ve kadrolarini yeni soykirimlara hazirlarken kim Ermeni katliamini hatirliyor? diye soruyordu.... Bir cok tarihciye göre: Eger Ermeni soykirimi cezasiz kalmamis olsaydi, belkide Yahudi soykirimida olmazdi deniliyor...

Ittahad ve Terakki Cemiyeti ile Kemalizm ayni idealerin, ayni ideolojinin ve ayni pratiklerin olusumlari oldular.... Aslinda Kemalizm, savas sirasinda dagilan Ittahad Terakki nin yeniden toparlanmasidir.... Daha sonralari Kemalistlerin var olan Ermeni katillerinin kül yada kemiklerini yurt disindan getirerek törenlerle gömmelerinin altinda yatan gerceklik ikisinin ayni oldugudur...

Talat Pasa nin külleri 1943 yillinda Hitler tarafindan Türkiye ye teslim edildi...

Enver Pasa nin kemikleride 4 Agustos 1996 tarihinde Türkiye Cumhurbaskani Demirel in istemi üzerine Türkiye teslim edildi ve tabutu türk bayragiyla örtülmüstü... Diger ulusal kahramanlarin yanina gömüldü..

Aslinda bu durum sadece Enver ve Talat gibi Ermeni katillerinin kemiklerini Türkiye ye getirilip gömülmesi olayi degildir...

Yukarida adini andigim sayin Solakian in Ittahad Terakki den kemalizme gecen kadrolar hakkinda verdigi bilgileri aktariyorum...

KIM ITTAHAD TERAKKI DEN YADA ERMENI KATILLIGINDEN CUMHURIYET YÖNETICILIGINE TERFI ETTI?

1)Mustafa Kemal Atatürk.... Kendisi her ne kadar ITC in önde gelen kadrolarindan olmamasina ragmen, kendisi 1923 de yaptigi bir aciklamada hepimiz Ittihad ve Terakki Cemiyetinin üyesiydik diyordu.. Mustafa Kemal 1907 de Ittahat ve Terakki Cemiyetine katildi

2)Ismet Inönü 1906 da ITC ye katildi

3)Mustafa Abdülhalik Renda(1881-1948):

Ermeni soykirimi esnasinda:

Bitlis Valisi(1914 mart ayindan itibaren) 25 haziran 1915 Birlis ve 11-14 Temmuz Mus katliamlarinin dogrudan sorumlusu

Halep Valisi olarak, sürgün esnasinda Halep e sag ulasan Ermenilerin katliamini organize edendir.. Icisler Bakanlliginda Tal t Pasa nin danismani

Cumhuriyet Döneminde ise:

Konya Valisi(1921)
Maliye Bakani(1923 ve 1924)
Ulusal Savunma ve Havacilik Bakani(1927 den 1934 te kadar)

TBMM Baskani(1935 ve 1946 yillari arasinda)
Devet Bakani (1946-1948)

4)Sükrü Kaya (1882-1959):

Ermeni soykirimi esnasinda:

Sükrü Kaya icisler bakanliginda Genel Sürgün direktörüydü(Sefkiyat Reis-i Umumisi).. Onun resmi görevi 20 kasim 1914 ten 2 mart 1916 ya kadar Ilticacilar ve Asiretleri yerlestirmeden sorumlu direktör ve daha sonra 2 mart 1916 dan 20 Aralik 1916 ya kadar Ilticacilar ve Asiretler Genel Direktörü.....

Alman konsulosu Rossler Sükrü Kaya ile olan bir görüsmesini aktariyor.. Rossler saniyor ki, Sükrü Kaya sürgün edilenlerin ihtiyaclarini karsilamaya gelmis ve o dönem Alman idarelerinde calisan bir kac Ermenin serbest birakilmasini kendisinden istiyor.. Sükrü Kaya köpürüyor ve kendisine Fransizca Siz bizim ne yapmak istedigimizi anlamiyormusunuz? Biz Ermenisiz bir Ermenistan istiyoruz diyor..(Yves Ternon, Enquete sur la negation d un genicide 1989)

Yine Bagdat demir yolunda calisan Alman muhendis Bastendorf Sükrü kaya ile olan bir görüsmesini aktariyor ve diyor: Sükrü Kaya bana Ermeni irkini yok ederek eski bir sorunu cözecegiz (age)

Kemalist itidar döneminde ise Sükrü Kaya:

Bir cok defa Mentese Milletvekili

Disisler Bakani(1921-1924)
Tarim Bakani(1923)

CHP Genel Sekreteri (1927-1938)

Icisler Bakani(1927-1938)

5)Dr. Tevfik Rüstü Aras(1882-1972)

Dr. Nazim in enistesi, Saglik Yüksek Konseyinin üyesi.... Dogu bölgesinde cesetleri yok etmekle görevliydi... 6 ay boyunca katliamlardan yasamlarini yirrenleri kuyulara doldurup kapatilar...

Kemalist iktidar döneminde Dr.. Rüstü Aras:

Disisler Bakani(1925-1938)

Izmir Milletvekili
Londra Büyük Elcisi(1939- 1942)
Is Bankasi yönetim Konseyinin Baskani(1952-1959)

6) Celal Bayar(1883-1986)

Soykirim esnasinda

Ittihad ve Terakki Cemiyetinden Milletvekili

Ittihat ve Terakki Cemiyetinin daha önce Bursa ve sonra Izmir sorumlusu

13 mart 1919 tarihinde Cemal Pasa nin 800 000(askerleri ve kacirilan ve dinleri degistirilen cocuklar haric) Ermeni' in katledildigi gercekligini kabul etmesi karsisinda Celal Bayar: cok gereksiz ve cirkin bir ifsa diye aciklama yapabiliyordu(age)

Daha sonrasini biliyoruz... Celal Bayar, milletvekili, ekonomi bakani, Basbakan, DP Baskani ve Cumhurbaskani gibi görevlere geldi...

7)Fevzi Cakmak Osmanli Devletinin Kurmay Baskani

8)Rauf Orbay(1881-1964):

Rauf Orbay,17 kasim 1913 tarihinde Enver Pasa tarafindan kurulan Teskilat-i Mahsusa( Türk Milli Istihbarat Teskilati da bu olusumun devami oldugunu ve sözkonusu tarihi, kurulus tarihi olarak kabul ediyor)nin üyesiydi.. ITC in son Denizcilik Bakaniydi...

Kemalistler döneminde Basbakanlik yapti(1922-1923)

9) Fethi Okyar

1914 tarihinde Milletvekili ve Teskilat-i Mahsusa ya bagli calisiyordu-

Kemalistler döneminde ise TBMM in Baskani(1923-1924)

Basbakan(1924-1925)

10)Kazim Özalp(1880-1968)

ITC in üyesi, 1914 Van Jandarma Komutani, 1915 tarihinde Mus da 16.ci bölügün komutani ve orada halki diri diri yakti....

Kemalistler döneminde ise:

TBMM in Baskani(1924-1935)

11) Refik Saydam(1881-1942)

Soykirim döneminde:

Teskilat-i Mahsusa nin üyesi

Kemalistlerin döneminde ise Basbakan (1939-1942)

12)Sükrü Saracoglu:

191 tarihinde ITC in üyesi

ve kemalistler döneminde ise:

Basbakan(1942-1946)

TBMM Baskani (1948-1950)

Bu sayi daha da cogaltilabilinir... Akrabalik dereceleri incelemeye tabii tutulursa baska gercekliklerde ortaya cikabilir... Örnegin Adnan Menderes o dönemler cok gencti... Ama Menderes Dr. Nazim in akrabasidir...

Kisacasi; bugün var olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hem kadro birlesimi ve hemde ideolojik, siyasal ve ögütsel bazda Ittahad ve Terakki Cemiyetinin bir devamidir... Enver, Cemal ve Tal t Pasalarda Atatürk kadar laik, irkci, katliamci ve soykirimcidirlar.... Milyonlarca Ermeni, Kürd, Suryani ve Rum türkcülük adina yokedildiler... Bu politikalar h l devam ediyor...24 Nisana yaklastigimiz bu günlerde Türkiye Cumhuriyeti Devleti, devlet olarak Ermeni soykirimindaki tarihsel sorumlulugunu tüm sonuclariyla kabul etmelidir....

Not: Bu yazi Sayin Solakian in yukarida sözü edilen calismasindan derlenmis ve yer yer yorumlar yapilmistir....

Newroz /Aso Zagrosi
2005-04-23 02:48

İlgili

Yorumlar (1)

Kenan Fani · 17 yıl önce

Değerli Aso Zagrosi, Kek Mancel'in yazısına iliştirdiğim bir önceki notta, Ermeni Soykırımı'nın ve soykırıma kürtlerin katılımının, bölgedeki askeri hareketliliğin ve 1. Dünya Savaşı'na yol açan ihtilafların eşliğinde ele alınması gerektiğini belirterek aşağıdaki paragrafı yazmıştım. [b]1915 yılı itibarıyla; Enver Paşa'nın 1916'dan itibaren Ruslara karşı süreceği 250 bini Allahu Ekber dağlarında mevta olan sayısı 600 bin civarındaki Osmanlı ordu birlikleri, ayrıca Cemal Paşa'nın bilahare Hicaz, Yemen, Filistin ve Suriye'nin savunması için emrine verilen yaklaşık 500 bin kişilik kuvvet, ilaveten jandarma birlikleri, silahlandırılmış sivil memurlar, paramiliter yapıya sahip Teşkilat-ı Mahsusa o gün için Diyarbakır, Mardin, Halep, Urfa, Bitlis, Erzurum, Erzincan, Elazığ, Muş vilayetlerinde konuşlanmış olup tahkimat oluşturmakta, askeri tatbikatlar yapmaktadır.[/b] Sizin aktardığınız bilgiler, benim yazdıklarımla örtüşmesinin ötesinde konunun berraklığa kavuşması için önemli bir katkıdır. Kek Mancel'in yazdıklarıyla birlikte ele alındığı zaman soykırım günleri gerçeğinin daha bir netlikle anlaşılmasına imkan sunuyor. O günün koşullarında Osmanlı'nın toplam nüfusu 14 milyon olarak hesaplanıyor. Ermenilerin Osmanlı içindeki varlığı yaklaşık 2 Milyon ermeniye tekabül ediyor. Kürtlerin soykırım gerçekleştirilen yörelerdeki nüfus toplamı ermenilerin nüfusundan daha kabarık değil. Kürtler 1915 yılında, 1496 yılından 1750 yılına kadar süren Celali direnmelerinin soykırımlarla bastırılması, 1820'lerden itibaren de mireliklerin tasfiye edilmesi sürecinde kesintisiz soykırımlar dönemlerini yeni "ikmal" etmiş durumdalar. Soykırımlar daha sonra da sürecektir, konuyla ilgili görünmese de kürtlerin 1915 ve sonrası sistemli yoketmelere maruz bırakıldıkları gerçeği atlanarak ermeni soykırımındaki konumları ve sorumlulukları sorgulanamaz. İbrahim Paşa'nın bile "soykırıma katılmadığı halde talan yapmak zorunda kalması" tartışmalar esanasında foruma yansıdı. Zaman zaman 100 bin silahlı biraraya getirebilen Milan aşiretler konfederasyonun lideri sahip olduğu silahlı güçlere rağmen tehdit altında boyun eğmek zorunda bırakılıyor. Mazaretini açıklaması zaten durumun farkında olan büyük güçler tarafından kabul ediliyor. Gerçek budur. Yörede toplam varlığı 4 milyon civarında seyreden iki mazlum halkın karşısına o günün modern ve ağır silahlarıyla donatılmış, alman kurmaylarınca yönetilen milyonluk ordu çıkarıldığı yetmezmiş gibi devletin paramiliter güçleri de atbaşı kol geziyor. Dahası, "herhangi bir çocuğun yaşamına dahi mehamet göstermeye yeltenecek sivil ve askeri kadroların cezalandırılıacağına dair" emirnameler ortada. Kürtler, ensesine silah dayanmış bir vaziyette icbar olunuyor. Buna rağmen devlet kürtlerden istediği sonucu istihsal edemiyor. İki milyonluk bir kürt kitlesi düşününki sayısı 1 milyonu geçen modern bir ordunun işgali altında "ya işbirliği-ya ölüm" denerekten üçüncü bir seçenek bırakılmaksızın tehdide baş eğdirilmek isteniyor. Bu durumda olan insanların çaresizliği, ilaveten karşısındaki güçlerin kararlı zorbalığı ve acımasızlığı değil, kürtlerin "çapulculuğu" tartışma konusu yapılıyor. Yüzeysel ve realitenin uzağında seyreden bir hafifliğin esas alınmakta olunduğu muhakkak. Bu yaklaşımın imalı bir şekilde hedef aldığı kesim ise 1925 direnişi ve sonrasında 1940'lara kadar uzanacak direnişler zinciri içerisinde önderlik eden kadrolardan çapulcu armaya koyulmasıdır. Bu yorumun uzanacağı başkaca hiç bir sonuç yoktur. Bunlar arasında "alnı ak olan-olmayan" ayrımına gidilmesi, sonraki kürt soykırımlarında yaşamını kaybedenler için 3. Enternasyonal Kongresi'nde "kemalizm dişlerini sarığın ve karnuvustanın boynuna geçirdi" diyen Türkiye delegesi Orhan'ın kürt direnişlerinde yer alanların katlini mazur ve makul sebeplere dayandırma amacına ilaveten, kemalizmin kürt soykırımları karşısında dayandığı uydurma gerekçelerle de tam bir uygunluk içerisindedir. Kürtlerin geçmiş olaylara at gözlüğünden ve hele kemalizmin gözlüğünden bakmak mecburiyetleri yoktur. Senin ve Kek Mancel'in verdiğiniz bilgilerde bu durumun fazlasıyla farkında olduğunuzu ortaya koymanız takdirin üzerinde bir doğruluğa sahiptir. Tebriklerimi sunarım. Ayrıca, 1914 sorumlusu olan Bitlis Mutasarrıfı Mazhar Müfit Kansu'dur. Bitlis ayaklanması ve Ermeni soykırımındaki rolü dolayısıyla terfi ettirilerek vali yapılmıştır. Kemal'in üniformasını çıkardığında giyecek sivil elbiseleri olmadığından bu mutasarrıfın elbiselerini giyerek Erzurum Kongresi'ne katıldığını biliyoruz. Aynı şahıs Halid Begê Cibrî'nin muhalefet ettiği Erzurum Kongresi'nin hazırlayıcıları arasındadır. İsmet İnönü, İttihat ve Terakki'ye 1906 yılında katılmakla birlikte 1907 yılında İttihat ve Terakki'nin Edirne temsilcisidir. Hürmetlerimle.

Aso Zagrosi · 17 yıl önce

Mîr Bedirxan bir yandan Kürd aşiretlerini birleştirirken, diĝer yandan iç örgütlenmeyi ve askeri yapılanmayı saĝlamlaştırıyor.. Mîr Bedirxan, Tahir Aĝa'yı ordunun başına, Hamid Aĝayi Suwarilerin ve Efendi Aĝayi hazineyi denetlemenin başına getiriyor.(10) Êzdanşêr, Nurullah Beg ve Mahmud Xan'da düzenli ordunun yönetiminde yer alıyorlar.(11) Ayrıca ö dönemler Osmanlı ordusundan kaçıp, Mir Bedirxan'ın askerlerini eĝiten, Selim Paşa'nın oĝlu, Hüseyin Beg gibi Kürd subaylarının varlıĝını vurgulamak gerekir(12).. Erzurum'un batısından Baĝdat önlerine kadar etkili olan, Nizip'te Ibrahim Paşa'yla beraber Osmanlı ordularını yenilgiye uĝratan Mîr Bedirxan(13) engellenemez bir yükseliş gösteriyordu.. Osmanlı Devleti de boş durmuyordu... Osmanlılar bir yandan Bedirxan'a aracılar gönderiyor, anlaşmaya çalışıyordu; diĝer yandan Asuri ve Ermenilerin Botan Hükümetine vergi vermemeleri için kışkırtıcılık yapıyordu.. Aynı zamanda Osmanlı devleti, Fransa ve Britanya'dan Asuri ve Ermeniler üzerindeki etkilerini kullanarak Bedirxan'a vergi vermemelerini istiyordu(14). Osmanlı Sultanı, Istanbul Ermeni Patrikliĝini Kürdlere karşı bir piyon olarak harekete geçirmişti..(15) Ama Patrik Matteos'un Kürd düşmanĝına raĝmen Botan Ermenileri Kürdlerle beraber hareket ediyordu. Mîr Bedirxan kendi yönetimini tanımayan ve kendisine vergi vermeyen Asurilere ve hata Kürdlere karşı çok sert askeri tedbirlere gidebildi... Osmanlılarla beraber Asurileri Mîr Bedirxan'a karşı kışkırtan Ingiliz ve Fransızların planları ters tepince bu sefer Osmanlılardan Bedirxanı cezalandırmalarını istediler.... Mîr Bedirxan'ın Asurilere karşı sert tutumuna bakıldıĝı zaman dinsel nedenlerden ziyade iktidar sorunu vardı. Aslında bugün elimizdeki belgelere göre Mîr Bedirxan fanatik bir müslüman deĝildi.. Garo Sasuni'nin aktardıklarına göre Mîr Bedirxan „Ermeni ve Kürdlerin eşit ve hatta kan kardeşi olduklarını, kurulacak devlette eşit statüde olacaklarını, din, milliyet gibi kavramlarının önemli olmadıĝı“ söylediĝini yazıyor.(16) Bu konuda başka bir belgede 1846 yılında Mîr Bedirxanı Cizre'ye 18 mil uzaklıkta bulunan „Dergawil“ yada „Derîye Gulan“da ziyaret eden iki Amerika'lı misyönerin aktardıklarıdır.. Bu iki misyönerin yazdıkları „Wright and Breath in missionary Herald a Weekly published in Boston mass volume 42nd(1846) pp.378-81“ adlı eserden alıntı yapan Arşak Safrasyan :“ Mir Bedirxan'ın 60 özel koruması Êzidîlerden oluşuyordu“ diye yazıyor.(17) Daha önce tüm hazırlılarını yapan Osmanlılar, Osman Paşa komutasındaki ordularla Kürdistan'a saldırdılar.. Urmiye yakınlarında yapılan ilk çatışmada Osmanlılar büyük bir yenilgi aldılar..(18) Fakat ne yazık ki, Botan Hükümetinin başkenti Cizre savunmasından sorumlu olan Êzdanşêr Osmanlıların saflarına geçmiş ve şehiri Osmanlılara teslim etmişti.. Êzdanşêr'in kardeşi Nurullah Beg ise bir başka büyük askeri güçle Osmanlıların saflarına geçerek Bedirxan güçlerine karşı savaşıyordu.. Mîr Bedirxan, büyük bir güçle Cizire'de bulunan düşman güçlerine saldırarak, şehri özgürleştirdi, ama şehrin dokunmazlıĝı zedelenmişti.. Bundan dolayi, Mîr Bedirxan Eruh kalesine çekilerek direnişini sürdürdü... Bir yandan, Ingilizler ve Fransızların Mîr Bedirxan yönetimini ortadan kaldırmak için Osmanlılara sundukları destek(19), diĝer yandan Êzdanşêr'in ihaneti birleşince Kürdistan halkının büyük bir devriminin yenilgisine neden oldu.. Osmanlı devleti Botan Kürdistan Hükümetini yok etmek için sadece uluslararası desteĝi ve iç ihanetin desteĝini saĝlamakla yetinmedi.. Onlar aynı zamanda Kürdleri bölmek ve Bedirxan'ın girişimlerini boşa çıkarmak için politik manevralara giriştiler. Abdulreqip Yusuf'un Osmanlı arşivlerinde bulduĝu, Bedirxan hareketini yok etmek amacıyla 18.11.1846 tarihinde alınan bir karar var..Osmanlı devleti çok kısa bir süre sonra, yani 24. 12.1846 tarihinde ise Diyarbekir, Mardin, Siirt, Bitlis, Muş, Wan, Şırnak ve Hakari'yi kapsayan „KÜRDISTAN EYALETI“NI kuruyor..(20) A. Yusuf bu „Kürdistan Eyaletinin“ 1855 yılına kadar olan belgelerini yayınladı.. Kemalistlerin ve Türk devletinin son yıllarda „Kürd realitesini tanıyoruz“ ve „Kürd sorunu var“ gibi söylemleri Osmanlıların „KÜRDISTAN EYALETI“ni insana hatırlatıyor.. Ayrıca Osmanlılar Mîr Bedirxan hareketini yenilgisinden sonra katil sürülerine „Kürdistan madaliyesi“ adında madalye vermeye başladılar.. Mîr Bedirxan teslim olduktan sonra, Sêvdîn(Mîr Bedirxan'ın oĝlu) hâlâ direnişe devam ediyordu.. Bedirxan teslim olduktan 45 gün sonra ancak Osmanlı ordusu Van'a ulaşabildi.. Yine A. Yusuf'un aktardıĝı belgelerde Mahmud Xan devrimdeki pozisyonu diĝer tüm komutanlardan daha fazlaydı.. Hakari Mîri Nurulla, Bedirxan'ın teslim olmasından sonra Iran'a sıĝınmak istedi. Fakat Iran onu kabul etmedi... Devrimin yenilgisinden 2 yıl sonra, yani 1849 yılında teslim oldu.. Tüm devrim ileri gelenlerinin bazıları Grit adasına, bazıları Bulgaristan'a sürgün edildiler.. Xelefê Şuvî gibi Botan Hükümetinin en iyi savaşçıları ise zindana atıldılar.. Xelefê Şuvî, Cizire çatışmasında Êzdanşêri yaralamıştı.. Botan Hükümeti hiç bir uluslararası destek alamadı.. Tam aksine o dönemin tüm büyük güçleri ya Osmanlı devletini desteklediler yada Mîr Bedirxani yok etmek için Osmanlı devletine diplomatik uyarıda bulundular... Önümüzdeki bölümde Êzdanşêr hareketine deĝînmeye çalışacaĝım.. Devam edecek... (10) Dr. Abdullah Elyaweyi, age, s 41 (11) Keyhan Azad Enwer, age, s 132 (12) Abdulreqib Yusuf, Raman dergisi (13) Celal Talabani'nin Kürdistan ve Kürd Ulusal Kurtuluş Hareketi adlı eserinden akt.. Dr. Abdullah Elyaweyi, age, s 41 (14) (11) Keyhan Azad Enwer, age, s 132 (15)Garo Sasuni, Kürd Ulusal Hareketleri ve 15.yy'dan günümüze Ermeni Kürd ilişkileri, sayfa 71-72 (16) )Garo Sasuni, Kürd Ulusal Hareketleri ve 15.yy'dan günümüze Ermeni Kürd ilişkileri, sayfa71 (17) Arşak Safrasyan, Kürd ve Kürdistan, sayfa 81, (18) Bliç Şerko, Kürd Meselesi, sayfa,56 (19) Abdulreqib Yusuf, age... 20) Abdulreqib Yusuf, age... Newroz.com