Siyaset

Türk ve Türkiye’lilik Kavramından Dolayi Bizi Eleştirenlere Yanıtımdır!

Rojhat Badikî · 11.12.2007 · 2 görüntülenme

Kurdistan ve Anatolia’ da yapılacak Gen araştırmaların, geçmişte Türk diye bir halkın anatolia’ da yaşamadığını, sömürgecilerin; Türk ve Türkiye’liliği beyinelerimizi yıkarak zorla empoze ettiğini söylediğimiz de başımıza gelmedik kalmadı. Türkiye ve Türklük terimlerinin  halkların jenosid ve asmilasyonu olduğunu söylediğimiz kimi ‘’yoldaşlarımız ‘’ tarafından neredeyse afaroz edilecektik. Oysa haklı olduğumuzu biliyorduk, bize yapılan haksız saldırı ve eleştirilerin, ulusal mücadelenin kaygısından ziyade, kişisel kaygılardı, beyaz adamın oluşturduğu psikolojik etkisinden sıyrılamamadıydı. İttihakı Terraki ve Kemalizmin ideolojisini sol etiket altında, Kurdistan devrimcilerine enjekte eden Türk sol hareketin etkileriydi.  Nazım Hikmet’in, hiç bir zaman Kurdistan ve Anatolia’ da yaşayan ve soykırımlara uğratılan mazlum halklardan yana tavır takınmadığı tam tersine, soykırımları ‘’anti-Emperyalist’’ mücadele adı altında meşrulaştırdığı, Kemalizme olan saygınlık ve hayranlığını hiç bir zaman inkar etmediğini ifade ettiğimizde ‘’ çizmeyi aştığımızın’’ tepkilerini aldık. Ama tepkilere aldırmadık, haklı olduğumuza inanıyorduk ve haklıydık. İslamcı ve diğer akımların tutum ve tavırlarını söylemeye gerek yok. Bu coğrafyada, ‘’ Türkiye sınırları’’ dahilinde yaşayan herlü ideolojik ve dini akımlar, sömürgeciliğin dolaysıyla, soykırım ve kendini inkardan, asimileden yana tavır koymanın ve bu yönde propağanda yapmanın birer gönüllü emir erleridirler. İttihat-ı Terraki ve Kemalizm, Kurdistan, Ermenistan ve Anatolia’ yı Türkleştirmek için Jenosid ve Asimilasyon programını, insanlık tarinden görülmemiş bir barbarlıkla uygulamalarının nedeni, bu coğrafyada Türk diye bir halkın olmadığını çok iyi bilmelerinden kaynaklanıyordu. Bunu çok iyi biliyorlardı, bundan dolayıdır ki, asimile ettiği, Kürt, Ermeni, Yunan, Çerkez...vs aydınlara ısmarlama Türk tarihini yazdırdılar. Bu  tarihin Kapıkule’den öte geçerli olmayacağını bile bile....uyduruk Ortaasyadan göç etme, Nazım Hikmet Ran deyimi ile Ortaasyadan bir kısran başı Akdenize uzanan bu memleketi kendilerine yurt edinme tarihini uydurdular. Buna ihtiyaçları vardı, bunun için temel hedefleri, Kurdistan, Ermenistan ve Anatolia halklarını soykırımdan geçirmek ve kalanların ise beyinlerini yıkayıp, hafızalarını silmekti. 84 yıldır bu konuda ‘’başarılı’’ bir politika uyguladılar. Kendilerini Türk diye lanse eden tüm kesimler aralarındaki farklı çelişkilere rağmen, Kemalizmin ‘’ Türk ulusu’’ projesini Anatolia, Kürt, Ermeni, Rum, Çerkez ve diğer milliyetlere empoze ettiler. Ulusal haklarını savunan kesimleri, Emperyalizm uşakları ve ilkel milliyetçi diye dıştaladılar. Kemalist ideoliden kaynağını alan İslamcı, solcu, demokrat, ilberal..vs kesimler Kürt halkı içersinde büyük tahribatlar yaratmalarına rağmen tümünü diğer halklar gibi esaret altına alamadılar.  Kürt’ler karşısında plan ve proğramlarını tam olarak yaşam geçiremeyenler, Kürt’ leri önce Kart-Kurt, sonra Kuyruklu ilan ettiler, şimdi de kardeş oldular ve şimdi de Kürt ve Türkler arasında evliliği teşvik etmek için bütün kozlarını oynuyorlar ki, biz etle tırmak gibiyiz deyip yarım kalan planlarını uygulasınlar.... Sömürgeci Türk devletinin bu uygulamalarına paralel, İslami kesim Ümmetçilik adı altında Türk-İslam sentezi, Solcu kesimler ise Kürt halkı içersindeki dinsel mezhep Alevi-Şafii çelişkilerine oynadılar. Antep, Maraş, Malatya, Sivas, Elazığ..vs şehirlerde, Kürt Alevi kesimleri içersinde Mardin, Siirt, Diyarbakır Şafii Kürtlerin anti proğanadası yapılacak çelişkiler derinleştirilip, Alevilik Türklüğe mal edilmeye yada Aleviler Kürt ulusal kimliğinden uzaklaştırılıyordu. Son dönemlerde, Türkiye’da başlayan  DNA gen araştırma ile soy-sop arama merakı, Türk Halkı yada Türk ulusu kavramını tuz buz ediyor. Türk’ lüğün ne ucube garip bir uydurma yaratık hikayesi olduğu diğer bir deyimle Türk ulusu, Türk milleti diye bir millet olmadığı bilimsel verilerle ortaya konuluyor. Türk ulusu, Türk halkı teorisini ortaya atanlarında böyle bir halk olduğu konusunda inançları yoktu, ama sorun bu değildi. Temel sorun, Kurdistan, Anatolia ve Ermanistan ülkesinin yerli halklarını yok etmek, soykırımdan geçirmek ve bu temel üzerinde kendi devşirme konumlarını örtbas edecek bir şeye ihtiyaçları vardı. Tam bu noktada Ortaasyadan gelme Türk boyları teorisi ortaya atıldı. Oysa Ortaasyadan gelen yer-yurt kavramını bilmeyen, Kültür ve uygarlıktan uzak, yaşamlarını at sırtında halkları talan eden, her tarafı yakıp yıkan bu grup yada grupçukların temel özellikleri lejyonerlikti. Bu grup ve grupçukların, Kurdistan, Ermenistan ve Anatolia’ da tek bir dikili bir taşları ve toprak için dökülmüşbir damla alın terleri bile yoktu. Olmayan bu ucube yarattığa bir geçmiş, kültür, tarih, dil, uygarlık gerekliydi. Bunun içindir ki önce bu toprakların esas sahipleri yok edilmeli yada kendilerine Türk deyip asimile ( beyaz jenosid) olmalıydılar.  Türklük yada Türkiye’ liliğin gerçekliği buydu ve bu temel üzerinde, diğer halkların imha ve inkarı üzerinde inşaa edildi. Bu gerçekliği dile getirmenin ırkçılık yada milliyetçlikle hiç bir ilgisi yoktur. Biz bu coğrafyaya Türkiye yaşayan halka da Türk desek bile bilimsel olgular bunu red ediyor. Bilimsel olgular bu coğrafya da yaşayanların başka yerden gelmediklerini gelenlerin oranının % 5-10’ u geçmediğini ifade ediyor. Türklük ve Türkiyelilik kavramı eşittir soykırım ve inkardır. Bundan dolayıdır ki daha önce yazdığım makalelerde Türkiye kelimesinin halkların mezarlığı ile eş anlamlı olduğunu  Türk ve Türkiyeliliğin halkların imha ve inkarı üzerinde şekillendiği, bunu çağrıştırdığı, aklı selim insanların, tüm demokratik kurum ve kuruluşların bu gerçekliği kabullenmeleri gerektiğini ifade etmiştim. Türk ve Türkiyelilik, bu coğrafyada yaşayan yerli halkların boyun, el ve ayaklarına takılan kölelik zincirlerinin birer halklarıdır. Bu kavramlar tarihin çöplüğüne atılmadığı sürece, bu coğrafyada yaşayan halklar arasında, bariş, kardeşlik bağları gelişmez. Barış ve kardeşlik bağları gelişmedikçe halkların özgür ve bağımsız bir şekilde birlikte yaşamaları mümkün değil ve bu sistemden sistemi yaratan ve yaşatanlar saltanat ve hüküm sürecektir. Türk ve Türkiyeliliği yaşatan sistem ve semboller, kölelik, soykırım, talan ve yağmanın sembolleridir, ona saygı duymak kendini red etmenin ötesinde, yok edilen asimile edilen halklara saygısızlık ve onlara karşı işlenen suçlar iştirak etmektir. Hiç bir Kurd’ ın Türk ve Türkiyelilik kavramlarına yaklamlarımızdan dolayı bizi eleştirme hakları yoktur. Biz gerçekleri dile getiriyoruz ve gerçeklerin temsilcisiyiz bu konuda bizi eleştirenler ise katillerine hayranlık duyan kurbanlıklardir.   Yanlız olmadığımı biliyorum yanlız kalsam bile bu görüşerimden asla taviz vermeyeceğim.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.