Türk Parlamentosu, Kürtlerin Kölelik Semboludur...!
Rojhat Badikî
·
03.06.2011 · 2 görüntülenme
Kurdistan’da ilginç seçim çalışmalarına tanık oluyoruz. Gerek sömürgeci güçleri temsil eden partilerin ( AKP-CHP-MHP...vs) ve gerekse Kürt halkını temsil ettikleri iddiasında olan BDP-HAK PAR ve KADEP ‘ in seçim propağandalarının bir noktada aynılaşıp ‘’ Türkiyelileşme’’ ekseninde hız alması ilginçtır.. Tartışmalar, meydanlardaki ajitasyonlar, daha çok kim daha ‘’ Türkiyecidır’’, ‘’kim daha çok Misak-ı Milli sınırlarına sahip çıkıyor’’ ‘’Kim bölücülük yapıyor’’..vs’ ler üzerinde yürütülüp, Türkiyeciliğe sahip çıkma yarışmasına dönüşmüştür. Bu eksende yürütülen tartışma ve hodri meydanlara, naralarına ben sömürge Kurdistan’ın bütün şehirlerine girerim sen giremezsin kabadayılıklarını da eklemek gerekir.
Bu yürütülen tartışmalar sistemli ve planlıdır. Bunların bu temelde yürütükleri tartışmaların temel bir hedefi olduğu da açıktır. Sömürgeci Türk devletinin temsilcilerinin, sömürge Kurdistan’ ı fethetme ve Türk bayraklarını Kurdistan’ ın en ucra köşelerine taşıma, Kurdistan halkının değerlerini ayaklar altına alma, Kurdistan’ ın özgürlük ve bağımsızlığı uğruna şehid düşenleri aşağılama yarışlarına karşılık, Kürt temsilcilerinin söylemleri ise tam bir şaklabanlıktır.
Kürt halkının temsilcileri oldukları iddiasında oların ‘’Devlet istemeyiz, Kürtler kendilerine bir devlet sunulsa dahi bunu kabul etmeyecekler’’ söylemlerinin de bir hedef ve amacı olduğu açıktır. Kurdistan halkının ulusal bilicinde, kırılmalar, ruhunda derin tahribatlar oluşturmanın dışında kendini inkar, kendi tarihini inkar, verilen mücadeleleri ‘’terörist’’ kategorisine koymanın dışında, kendi ülkesinin-Kurdistan’ ın varlığını inkar etmektir.
Sömürgeci Türk devletinin planlayıp sahnelediği ‘’ Demokrasicilik’’ oynundan yararlanmak ve onu kendi davasının çıkarları doğrultusunda kullanmak, her yurtsever Kurd’ın görevidır. Bunun kullanılması, mücadeleyi bütün alanlara yaydırılması ve bu mücadelenin uluslararası platformlarla buluşturulması, şühpe yok ki, Kurdistan ulusal bağımsızlık davasının kazanılması için iyi bir fırsattır.
Sömürgeci güçleri kendi silahları ile vurmak bir mücadele yöntemi ama tümü değildır. Burada sorun, düşman güçlerin çelişkilerinden yararlanmak değil; asıl sorun çelişkilerden yararlanmak, ulusal mücadeleyi geliştirmek adı altında, sistemin bir parçası, sistemle bütünleşmek, Kürt halkını sömürgeci sisteme mahkum etmek, Kurdistan halkı adına sistemin kendilerine sunduğu imkanlardan yararlanmak olmuştur. Kurdistan ulusal sorunun çözümünü sistem içinde aramak politikaları, Kurdistan ulusal mücadelesinin en büyük zaafı olmuştur.
Kurdistan ulusal davasında, sistem içi çözüm arayışları bugüne değin sömürgeci güçlere, Kurdistan ulusal davasını uluslararası arenadan tecrit etme imkanı sunmuş ve ulusal mücadeleyi yenilgiye uğratma zemini sunmuştur. Kurdistan ulusal mücadelesinin her bir başkaldırışı, devrim ateşinin yeniden yakılmasının ardındaki başarısızlıkların temel etmeni, Kurdistan ulusal dava savunucularının, Kurdistan sorununu israrla, Sömürgeci devletlerin bir iç sorunu olarak algılamalarından kaynaklanmaktadır.
BDP, HAK PAR, KADEP ve temsil ettikleri geleneklerin, gerek ulusal soruna bakış açıları, TC sınırlarının dışına çıkmamıştır. Kurdistan ve Türkiye’ de yapılan genel ve yerel seçimlere bakış açıları da bu yönde olmuştur. Hedefleri, TC’ ye Kurdistan’ da meşruiyetlik kazandıran TBMM’ ye gitmenin dışında başka bir amaçları olmamıştır. Bu doğrultuda kullandıkları dil, zikzaklarla dolu, bir adım ileri beş adım geri olmuştur. Çizdikleri zikzaklara rağmen bazı konularda istikrarlı davranmışlardır. TC’ nin sömürgeci karekterine, Misak-ı Milli, tek devlet, tek bayrak, tek marş...vs konularda, TC’ nin ‘’ meşruluğuna toz’’ kondurtmadıkları gibi, Kurdistan halkını laf cambazlıklarına boğdurarak gerek ulusal baz ve gerek uluslararası alanda, Kurdistan’ ın-Kürt halkının kendi topraklarında özgür ve bağımsız yaşama hakkını red ve gasp etmektedirler.
Bu süreçten sonra nüfüsları, on binleri geçmeyen hakların kendi devletlerini kurdukları dönemde, Kürt’ lerin yönlerini sömürgeci güçlerin başkentlerine ve onların meclislerini bir kurtuluş kabesi yapma lüksleri yoktur. Güney Kurdistan örneği canlı bir örnektir. Kürt temsilcilerinin küçük bir azınlık olmaktan kurtulmayacakları sömürge parlamentolarını, umut ve çözüm kapısı olarak göstermek hatadır. Kürt temsilcilerinin olmayacağı sömürge parlamentolarının Kurdistan temsilciliğinin hiç bir meruiyeti olmacaktır.
Ayrışan-ayrılan yolları, Kurdistanilik yerine Türkiyecilikle birleştirme zihniyetleri, tarihin çöplüğüne gömmek, Bağımsız ve Birleşik Kurdistan yolunda önemli bir dönemeç olacaktır.