BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
BAWER ÇÝYAZAN · 29.04.2007 · 2 görüntülenme
Bir dönem NATO'da bulunmanın avantajlarını kulanarak ve ABD'nin kesin desteğini arkasına alarak darbe yapan ve sağa sola ahkam kesen Türk ordusu artık sivil iktidarlara söz geçiremeyecek bir seviyeye indi. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ordunun ve onun sivil temsilcisi CHP'nin tavrını hepimiz biliyoruz. Topluma 'Şeriat gelecek' korkusunu yayarak, Kürt sorununun çözümü yolunda ortaya çıkan yumuşamayı tamamen bertaraf etmek isteyen bu iki güç elbirliğiyle darbe yapmak istiyor. Ancak CHP ve ordu daha ilk gün ABD'den ve AB'den bu girişimleri için red cevabı aldı. ABD artık eskiden bu tür durumlarda Türk ordusuna verdiği açık desteğini geri çekmişti. Genelkurmay ve 'sivilkurmay' yalnız kalmıştı. Yarım milyon askerini Federal Kürdistan sınırına yığan Türk ordusu şimdi ne kadar yalnız olduğunu daha derinden fark etti. Her zaman söylediğim gibi, yine tekrarlamak istiyorum. Kürt halkı için şu içinde bulunduğumuz dönem en olgun dönemdir. Kürt halkının bölündüğü dört parçada birarada fikrini daha da gündemleştirme ve bağımsız bir toprak parçasını saunma zamanıdır. Ankara ve İstanbul'da zorla yapılan mitingler Türk ordusunun itibarını geri getirmeyecek. Çünkü dünya ekonomi çevrelerinin artık Türk ordusuna ihtiyaçları kalmadı. Türkiye'deki ekonomi çevreleri dahi artık orduyu umursamıyor. Ordunun AKP'ye karşı yayınladığı 'darbe' bildirisine, AKP de aynı sertlikte cevap verdi. AKP orduya rest çekti. Ve ordu bu reste rağmen darbe yapabilecek güçte değil, çünkü arkasında eski dostları yok. Sayın Mesut Barzani'nin ve diğer Kürt önderlerinin söylemleri AKP'nin orduya yönelik resti aşabilmelidir. Şu bilinmeli ki, kürt sorununda muhattap asla ordu olmamalıdır. Kürt önderlerinin en büyük hatası bugüne kadar sivil kesimi değil sürekli askeri muhattap almalarıdır. Ve siyasi değerlendirmelerin döne dolaşa askerlerin yaptığı açıklamalar etrafında odaklanmasıdır. Kendini dünyanın efendisi sayan ve son yayınladıkları bildiride 'Ne Mutlu Türküm demeyen düşman kalacak' şeklinde ırkçı açıklamalarda bulunan Türk ordusunun içindeki zaafiyeti son Osmanlı çırpınışına benzetiyorum. Bu çırpınış Osmanlı'yı içindeki girdaptan çıkaramamıştı. Çok açıktır ki, Türk ordusu artık yalnızları oynuyor ve her çırpınışı onu saplandığı çamura biraz daha gömüyor. Atatürk'ün büstü üzerine kof bir düzen inşa eden Türk ordusunun söyleyecek ne bir sözü ne de eylemi kaldı. Bundan sonra itibarını geri getirmek için Kürtlere saldıracak. Hem kendi içindeki Kürde hem de komşu ülkelerdeki Kürtler ordunun baş düşmanları arasında yer alacak. Ve bu politika sürekli ön palana çıkarılacak. Ancak bu çabalarında da yalnız kalacakları, dünyanın bir Kürt katliamına izin vermeyeceği çok kesindir.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.