BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
R.Rodaro · 06.11.2007 · 2 görüntülenme
Türk devletinin Güney ve Kuzey Kürdistan sınır boylarına yüzbinlerce asker yığması ve ardından Türk Parlamentosunun Güney Kürdistan’a askeri saldırı için “Tezkere” çıkarmasıyla birlikte “Kürd-Türk çatışması” tüm dünya kamuoyunun gündemi oldu... Türkler, tüm askeri ve sivil kurumlarıyla, sözde farklı ideolojilere sahip partileriyle ve “Mehmetçik Basını”yla Kürd milletine karşı psikolojik linç harekâtını giriştiler... Türk devletinin bu kadar saldırganlaşmasının esas nedeni, Güney Kürdistan’da var olan Kürdistan Federal devletinin tüm bölge devletlerinin yüzyıllarca başaramadıkları gelişmeleri bir kaç yıl içinde gerçekleştirerek tüm bölge devletlerine örnek bir “devlet yapılanması” olarak ortaya çıkmasıdır... Ayrıca Kürdistan’daki ekonomik, siyasi, kültürel, eğitim ve sağlık alanlarındaki gelişmeler, bölgeyi gezen tüm yabancı gözlemcileri hayret içinde bırakıyor... Bir çok diplomatik ve siyasi çevre, bir dizi handikaplarına rağmen, Kürdistan’da yaratılan bu “Kürd Mücizesinin” Irak Araplarına kurban edilmemesi gerektiğini ve teşvik edilmesi hususunda düşünce beyan etmeye başladı... Böylece, Güney Kürdistan Hükümeti, tüm Arap- İslam dünyası için ve Kürdistanı işgal eden Türkiye, İran ve Suriye devletleri için “potansiyel bir tehlike” olarak ortaya çıkmaya başladı... Söz konusu devletler, çağın gereklerini ve koşullarını gözönüne alarak, kendilerini yeniden gözden geçirme yerine, “kendi halklarına kötü örnek” oluşturabileceğinden dolayı Güney Kürdistan Hükümetine düşmanlık yapmaya başladılar... Özellikle Kürdistan’ın farklı parçalarını sömürgeleştiren Türkiye, İran ve Suriye gibi devletler, “kendi Kürdlerine” “kötü örnek” oluşturduğundan dolayı Güney Kürdistan’da açılan Pandora kutusundan çıkan “Kürd kötülüğünü” yeniden kuruya koymaya çabalıyorlar.. Suriye ve İran gibi devletler ABD’nin terör listesinde olduklarından dolayı fazla etkileri yok.... Bu devletler içinde AB ve ABD ile uzun yıllara dayalı ilişkilere sahip olan Türk devleti, tüm imkan ve olanlarıyla “Anti Kürd Cephesinin” şampiyonluğuna soyundu..Türk devleti tüm dünyaya ve özellikle ABD’ye “Ya Türkiye ya Kürdler” tercihini dayatmaya başladı... Türklerin aktüel durumu böyle okumaları ve başkalarından bekledikleri şey, Kürdler ve Türkler arasında tercih yapmalarıdır..Türklerin yaşanan gelişmeleri bu şekilde koymaları ve dünyaya empoze etmeleri Kürd milleti için bulunmaz avantajlar ortaya çıkardı.. Türk devletinin saldırgan tutumu ve dünyaya empoze etmeye çalıştığı Kürd düşmanı seçeneği sayesinde Kürd meselesi tüm dünyaca tartışıldı... Dünyanın en büyük basın ve yayın organları Kürd meselesini mercek altına aldılar... Belki, ilk defa Kürd meselesi bu kadar sık, Kürdlere ve haklarına sıcak bakan yazılar dünya basınında görüldü..Güney Kürdistan Hükümeti bir taraf olarak, Türklerin saldırı tehditleri altında bir “ huzur ve barış bölgesi” olarak milyonların bilincine yerleştirildi.. Kürd Hükümetinin saldırgan tutumuna karşı çıkanlar, Kürdistan Bölge Hükümetini korumaya aldılar, savundular ve ona resmiyet kazandırdılar... “Türk-Kürd” ikileminde, yok sayılan Kürd bir mazlum taraf olarak ortaya çıktı... Dünya, Türkleri Kürdlere tercih etmedi.... Bu noktada Türk devletinin 100 yıllık siyaseti iflas etti.. Dünya Kürdleri, Türk devletinin Kürdistan halkına ve kazanımlarına karşı giriştiği saldırgan tutuma karşı “Ulusal Birlik Ruhu” ile hareket ettiler.. Türk devletinin son saldırgan tutumu Kürdlerin “ulusal gururunu” kamçıladı..Kürdler millet olarak, dünyadaki farklı ideolojilerden gelen tüm kesimlerin sempatisini topladılar... Hatta, Irak savaşı sırasında “Kürdlerle yol ayrımına” gelen sol örgütler bu sefer Kürdlerle birlikte Türk ırkçılarına karşı sokaklara döküldüler. Türk Genelkurmay’ın “ ulusal refleks” göstermeye çağırdığı Türk ırkçıları kullandıkları dil, giriştikleri saldırgan tutumlarıyla kendi kendilerini teşhir ettiler. Bush ve Erdoğan görüşmesinde patlama noktasına gelen “Türk balonunun” havasını almak için bazı “icazeler”in verildiği görülüyor.. Türkler, Güney Kürdistan Hükümeti ve Kerkük’ün geleceğine ilişkin Kürdlerin başı üzerinde Demokles kılıcı olmaya devam edecekler.. Türklerin esas amacı: Kürdleri birbirine düşürmek, Kürdlerin birbirini kırdığı bir ortam oluşturmaktır.. Kürdistan parçaları arasında düşmanlık tohumlarını ekerek, Kürdleri “Kurdkûjî” ortamına sokmak istiyorlar.. Bana, TC tarafından Güney Kürdistan işgali ve “Kurdkûjî” arasında tercih yapılmam istenirse, S. Muhtedi gibi birincisini tercih ederim... Kürdler mevcut olan potansiyelleriyle birlikte hareket ettikleri taktirde, ulusal birlik ruhuyla davrandıkları zaman tüm işgalleri bertaraf ederler... Tersi ise tam bir ulusal trajedi olacaktır.. Bu noktada Kürd milletinin ulusal birliği hayati önemdedir... Bu süreçte Güney Kürdistan siyasal önderliğinin omuzlarına büyük görevler düşüyor.. Biz Kürdler olarak çok hassas ve riskli bir süreçten geçiyoruz... “Kürd-Türk Çatışmasının” propaganda boyutunu Kürdler kazandı, yada bu süreçte Kürdler kazançlı çıktı.... Bundan sonra ortaya çıkacak savaşta dahil tüm kritik anlardaki başarının olmazsa olmazı Kürdlerin birliğidir.Kürd kazanımlarını koruma ve Kürdlerin ruyalarını realize etmek için ABD ve dünyanın ileri ülkeleriyle ilişki artı Kürdlerin birliğini garanti altına almak gerekir...
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.