BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Newroz Com Çalýþanlarý · 09.06.2007 · 2 görüntülenme
Varlığını ve Türklüğünü Kürd milletinin ve diğer azınlıkların yokluğu ve ceseti üzerine inşa eden Türk devleti, son dönemlerde anti Kürd politikalarını en üst ve en pervasız boyutlara çıkarmış bulunmaktadır.. Türk devleti bugün “tarihi haksızlıklar” neticesinde soykırımlarla yokettiği, Rum, Ermeni ve Lazların yurdunu kendisine vatan ederek, işlediği ve hesabını vermediği insanlığa karşı suçlardan da cesaret alarak Kürd milletine karşı ekonomik, siyasi, diplomatik ve askeri imkânlarını kullanarak tüm alanlarda bir savaşa girişmiş bulunmaktadır..Türk devleti kuruluşundan beri Kürd milletini tarih sahnesinde silmek ve millet olarak ortadan kaldırmak istedi... Kürdler, Türk barbarlarının soykırımlarında milyonlarca insan kaybetmelerine rağmen, bugün yine binlerce yıldan beri üzerinde yaşadığı topraklar üzerinde tüm dünya halkları gibi kendi devletini kurarak özgür bir şekilde yaşamak istiyor..Türk devleti, 1991 yılında Güney Kürdistan’da “Büyük Raperin” ile Enfal ve kimyasal silahlar eşliğindeki kıyımları bertaraf ederek ortaya çıkan Özgür Kürdistanı yoketmek için tüm imkânlarını kullandı.... Türk devleti Saddam yönetimindeki Irak, İran ve Suriye devletleriyle doğrudan ortak hareket ederek Güney Kürdistan’da ortaya çıkan Kürd yapılanmasını yoketmek istedi.. Ama, 2003 yılında Saddam’ın kanlı rejiminin yıkılmasından sonra, Suriye ve İran’ın ABD’nin “kara listesinde ” oluşundan dolayı Türkiye devleti geçmişte Kürdistan’ın diğer parçalarındaki Kürdlerin özgürlük girişimlerine karşı dolaylı aktif imkânlarını kaybetti.... Bundan dolayı Türk devleti 2003 yılından beri açık olarak Güney Kürdistan’daki Kürd siyasal yapılanmasını yoketmek için bir taraf olarak ortaya çıkmaya başladı.. Türk devleti, bağımsız Kürdistan bir yana, Kürdlerin kendi ulusal haklarını korumak için Araplarla Anayasal bir zeminde ve federal bir yapı içinde birlikte kalma girişimlerine karşı dahi düşmanca ve yıkıcı faaliyetler içinde oldu.. Türkler, “federasyon” meselesinden “petrol yasasına”, “Irak’ın kimliğinden”, “ Kerkük meselesine” ve “Peşmergelerin askeri güç” olarak varlığını sürdürmesi hususuna kadar tüm alanlarda hem Irak içinde, hem bölgede ve hem de uluslararası arenada Kürdlere karşı bir taraf olarak çalıştı.. Türklerin istediği eski Saddam rejimini yeniden tesis etmek ve Kürdlerin ulusal kurumlarını yok etmektir..Tüm dünya devletleri, Federal Irak sınırları içinde Federal Kürdistan Hükümetini tanırken, Hewlêr’de Temsilciliklerini açarken, Kürdistan Hükümetiyle bir dizi ekonomik, siyasi ve diplomatik antlaşmalar yaparken, Türk devleti Kürdistan Hükümetini tanımıyor, temsilcilik açmıyor ve ilişki kurmuyor. Ama, Türkler Güney Kürdistan’da yeni inşa faaliyetlerinde, petrol araştırmalarında ve ticarete aslan payına sahip olmalarına rağmen bu anti Kürd ve inkarcı tutumlarını sürdürüyorlar.. Türk devleti, Güney Kürdistanlıların mevcut olan anayasal kazanımlarını yoketmek için Bağdat’taki Anayasa değişiklikleri için hem Irak’ta ve hemde dünya arenasında büyük bir çaba içindedir... “Baker ve Hamilton Raporu Suudilerin parasıyla ve Türklerin kafasıyla” hazırlandı, Kahire’deki anti Kürd toplantının bir ayağı Türk devletidir.. Uluslararası Kriz Grubu’nun anti Kürd raporları, Ankara ve İstanbul “Kerkük Konferasları” ve “ Irak Toplantılarının” mimarı Türk devletidir...Çünkü Türkler , Kürdlerin ulusal varlığını ve özgürlüğünü kendileri için “kırmızı çizgi” ilan etmiş; dünyadaki dost ve düşmanlarını Kürdlere ve Kürdlerin ulusal özgürlüklerine karşı tavır kriterine göre tespit etmekteler..Türk devlet yetkilileri bir çok defa açık bir şekilde Kürd devleti, “Etyopya”da yada “Arjantin”de kurulsada karşı olacaklarını deklere etmişlerdi...Bugün gelinen aşamada Türk devleti Güney Kürdistan’daki Kürd kazanımlarını askeri olarak yoketmek istiyor... Hiç olmasa askeri tehdit ve şantajlarla Kürd kazanımlarını kuşa çevirmek istiyor..Türk devleti yüzbinlerce askerini Kürdistan yığmış, Kürdistanı açık bir askeri kışlaya çevirerek Güney Kürdistan’ın bir çok bölgesine yönelik top saldırılarına ve bombardımana tabi tutmuştur... Bugün Türk devletinin Şırnak, Siirt ve Hakkari bölgelerini “yasak bölge” ilan etmesi bize Türk devletinin geçen yüzyılın başında Kürdlerin soykırımını yaptığı “yasak bölgeler” siyasetini hatırlatmaktadır... Sason, Dersim, Koçgiri, Ağrı ve Şeyh Said hareketi esnasındaki “yasak Bölgeler”.....Türk devletinin bugün Kürdistan parçaları arasındaki geçiş, stratejik ve aynı zamanda askeri olarak kalb olabilecek bir alanı “yasak bölge” olarak seçmesi, bölge Kürd halkını devlet terörüyle sindirmesinin arkasında büyük haince planlar vardır.. Türkler Güney Kürdistan’a yönelik her hangi bir askeri saldırının Kürdistan Başkanı sayın Mesud Barzani’nin “ bizim cesetlerimiz üzerine geçerler...... Kerkük karışırlarsa bizde Diyarbakıra karışırız” deklerasyonuna karşı alınan tedbirlerdir.. Çünkü Kürdlerin kıblesi olan Özgür Kürdistan’a yönelik bir Türk askeri saldırısı tüm dünya Kürdlerini tek bir ulusal cephede toplar... Bu savaş, bir Türk-Kürd savaşı olacak.... Savaş cephesi sadece Güney Kürdistan olmayacak Kürdlerin bulunduğu tüm alanlar savaş cephesi olacak..... “Iraklı”, “İranlı”, Suriyeli”, “Rusyalı” ve “Avrupalı” Kürdler bu savaşı bir varolma yada yokolma savaşı olarak görmek zorundalar.. Güneydeki Kürd kazanımlarının yok olması tüm Kürd milleti için Kürdlerin geleceği ve ulusal varlığı için bir felaket olacak.. Türk devletinin İmralı kölesiyle Güney Kürdistan’daki kazanımlarımıza karşı hazırladıkları tuzağa kendileri düşecektir... Kürdistan’ın özgürlüğü için dağa çıkan Kürd gençleri silahlarını Özgür Kürdistan’a çekenlere yöneltecekler...Devrimci Yurtsever Kürd Kamuoyu!!!!Türk devletinin kuruluşundan beri Türk ordusunun karşı savaştığı, soykırıma uğrattığı tek millet Kürdlerdir... Türk ordusunun harabeye çevirdiği, “açık askeri bir kışla” haline getirdiği ülke Kürdistandır.. Bugün bu ordunun esas çekirdeği ve kademelerinde yer alan subayların hepsi elleri Kürd kanına bulaşmış ve Kürdlerin katilleridir.. Bugün bu Kürd katillerine ve onların her türlü yapılanmasına karşı Kürdler tarihsel bir sınavla karşı karşıyalar.. Kürd kıyımının başı Büyükanıt’ “iyi çocukları” yetmiyormuş gibi, şimdi Kürdlere karşı “ kitlesel refleks” çağrısı yapıyor...Kürdler, kazanımları ve ulusal varlıkları tehlikede olan bir millet olarak Türk barbarlarının bu anti Kürd girişimlerini boşa çıkarmak için birlikte hareket etme, imkanlarını birleştirme, koordineli hareket etmek zorundalar... Tüm dünyanın gözü Kürdistan’da ve Türk işgalcilerin hareketine kilitlenmiş durumdadır... Kürdler Türk sömürgecilerine karşı “Ulusal ve Haklı Reflekslerini” dışa vurmalı ve sokaklara yansımalıdır... Çünkü Türk devletinin yoketmek istediği bizim ulusal umutlarımızdır...
Newroz Com Çalışanları09.06.07
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.