Siyaset

Türk Devletinin Şefkatlı Adaletine Sığının!

Rojhat Badikî · 06.02.2012 · 2 görüntülenme

Türk Devletinin Şefkatlı Adaletine Sığının!


Bir dönemdir yazmadan Kurdistan ve dünyada gelişen olayları takip etmeye çalıştım. Kurdistan ve Ortadoğuda değişen-değiştirilen gündemin hızına yetişmek mümkün olmadı. Sindirilip hazmedilmeyen bir gündem doğal olarak mide bulanıklığını da beraberinde getiriyordu. Özellikle, Ankara merkezli gündem belirleme taktik ve stratejileri, bugüne dek arapsaçına dönüşen sorunlarımızı daha da karmaşık ve içinden çıkılamaz bir duruma getirmesine rağmen yinde de, Sömürgeci Türk devletinin niyet ve amaçlarının ne olduğu konusunda bazı ipuçları gün gittikçe daha da belirginleşiyor.

Her şey hızlı gelişiyor, Malatya da Kimyasal silahlarla yakılıp katledilen Kürt gerillaları, ardında genişletilen KCK operasyonları ve Roboske katliamı şimdi de failleri belli cinayetlerin açığa çıkarılması Sömürgeci Türk devletinden adalet bekleme, beklentileri....

Aslında, Roboske-Hrant olayında Türk aydınlarının tavrı konusunda bir makale yazmak istiyordum, ama gündem sürekli hızlı bir şekilde değiştiğinden, gündemin güncelliğini kaybetmemesi için hıza uyarak-gündem değiş(tiril)meden failli belli cinayetlerin, TBMM İnsan hakları Komisyonun ‘’ terörden dolayı yaşam haklarının ihlalini araştıran’’ alt komisyonu tarafından araştırma; amaç ve niyetleri üzerine bir kaç satır kaçınılmaz oldu.

Konuya girmeden, Sömürgeci Türk devletinin amaç ve niyetlerine değinmeden önce, bir-iki konuya değinmek istiyorum. Bu bir bakıma, gereklidir de, son dönemlerde Ankara kaynaklı ve Türk basın, aydın-yazar-çizerinin gündemleştirdiği ve Türk basının köşelerinde yer kapan Kürt kökenli ‘’ Aydınların’’ sık sık dile getirdiği ‘’ şu şöyle olmasaydı böyle olurdu yada tam AKP iktidarının Kürt sorununda açılım yapmak istediği bir sırada, şu olay bu olay herşeyi engelledi, diyerek topu Kürt sahasına atmalarının ne denli riyakar-yalan ve sahtekarlık olduğunun örneklerine değinmek istiyorum.

Gerçi, Türk basınında köşe kapan Kürt ‘’Aydın ve Politikacıları’’ da biliyor ki söylemlerinin gerçeklikle bağdaşmadığını ama el mahkum! Misyon ve görevin gereklerini getiriyorlar, getirmek zorundadırlar, onları bir gecede yukarı çıkartanlar, bir gecede de aşağı indirebileceklerinin bilindirdedirler. Osmanlı-Kürt ve Türk-Kürt tarihinde buna benzer binlerce örnekler vardır.

Pekala, PDK-İran, Komala’nın Sömürgeci İran devletine, YNK ve PDK’ nin Sömürgeci Irak devletine karşı silahlı mücadeleyi tüm alanlara yaydığı dönemlerde, Kurdistan halkının etnik yapısını, kültürel haklarını anayasal alanda tanıdığı Kurdistan olgusunu resmen kabul ettiklerini, Irak devletinin daha da ileri giderek, Hewler de Kurdistan parlamentosunun temellerini attığı, resmi olarak Kürt ve Kurdistani! tanıdıklarını, bilirler. O halde, Sömürgeci Irak ve İran devletlerinin, Kürtlere tanıdığı hakların! Kırıntısını Türkiye sınırları! İçersinde tanımıyor yada Kürt tarafını resmi olarak muhatap almak sürekli kaçınıyor.

Bu sorunun yanıtını Ankara’ yı kıble olarak işaret edenlere bırakıyorum!

Asıl konuya dönersek, Sömürgeci devletin resmi kurumu TBMM İnsan hakları Komisyonun ‘’ terörden dolayı yaşam haklarının ihlallerini araştıran’’ alt komisyonun, niyet ve amacı ne-dir. Bu dönemde neden bir böyle bir komisyonun kurulmasının gereği duyuldu. Gerçekten, TC değişiyor mu? Yoksa yeni bir misyon peşinde mi? Eğer değişiyorsa, Kürt-Kurdistan sorununda bir adım atmak ve Türkiye’ yi uygar-demokratik ülkeler seviyesine ulaşmak istiyorsa, neden sık sık ‘’terör-terörist ‘’ organizasyonların engel çıkardiği demegojisini yapıyor. Yukarda, İrak ve İran öneklerinde değindiğim gibi kendi yandaşları Kürtlerle masaya oturup bu konuda bir adım atabilir! Buna hazır kesimler esas duruşta beklerken, hatta PKK bile fitine konuyu kapatmaya hazırken, neden -neyi bekliyor!

TC’ niyetinin ne olduğu neyi hedeflediği amacının ne olduğu biraz tarih bilenler, TC’ nin kuruluşu ve günümüze değin izlediği politikları takip edenler, sahneletilmek istenilen Hacivat-Karagöz tiyatro oyunun farkına varırlar. Osmanlıdan günümüze değin işlenilen ‘’ Devlet Baba’’ ‘’Devletin Ana Şefkatı’’ ‘’ Devlet Baba Suç İşlemez’’ ...vs ‘’ Devlet-Şeriatın kestiği Parmak acımaz’’ psikolojisinin neyi hedeflediği konusuna yabancı olmazlar.

Devlet Baba TBMM meclisi aracılığı ile kötü adamların işlediği suçları araştırarak ne kadar Baba olduğu, Baba şefkatı ile tüm evlatlarına eşit yaklaştığını 7 düvelle göstermek istiyor.

Kimin cinayetlerini araştırarak kamuoyunun vijdanını rahatlatmak istiyor. Daha doğru bizzat katil olan adalet dağıttıcı, adalet uygulayıcısı olabilir mi? Hakların soykırımı temelleri ile inşa edilen ve yaşamı başkalarının red ve inkarı temelinde inşa edilen bir kurum, kendi varlığına son verecek gerçeklerin ortaya çıkmasına izin verecek mi? Evet bunları yapacak bir kurum tarih sahnesinde yer almış mı?

O halde sorun ne? Neden durup duruken Failli belli cinayetlerin araştırılması histerisi ortaya çıktı? Bu cinayetlerin kim ve kimler tarafından neden niçin işlenildiği bilinmiyor muydu? Bilinmeyen yada bilmediğimiz yeni bir şey mi var? Failli belli cinayetlerin ‘’ aydınlığa’’ kavuşturulması için TC hakem rolüne soyun(dur)uyor. Bu TC açısında bir başarıdır, TC’ nin bugüne değin yaşaması ve Kurdistan’ın sömürge statüsünde bile görülmemesi, TC’ nin Osmanlı’dan devraldığı mirası nasıl başarılı bir şekilde koruduğunu, TC’ nin Kürt halkının elit tabakasını nasıl esir aldığını ve onu planlarının başarılı bir şekilde kullandığınınbir resmidır.

TC tarafından yönlendirilen, PKK’ nin kuruluşu birlikte Denge Kawa’ nin önder kadrosu Ferit Uzun’u öldürmekle işe başladığı bilinmeyen bir sır değildir. TC tarafından kurulan ve Kurdistan ulusal mücadalesinin dumura uğratılması ve Kurdistan demografyasının bozulması ve asimilasyonun sürecinin hızlı bir şekilde tamamlanması için taşaron olarak faaliyete geçirilen Ergenekon, Hizbullah, Jitem...vs örgütlerin TSK’ nin belli bir kanadına bağlayarak TC devletini aklama girişimlerini siyasi körlük değilse hangi iyi niyete hangi niyetle açıklamak gerekir! TC’ nin tarihi ve üzerinde şekillendiği yapı budur, bu hiç bir değişmedi. Dönemsel olarak hazir vaziyete bekletti ihtiyaç durumuna göre harekete geçirdi. Hiç kuşkunuz olmasın, bir takım insanların içeriye atılması, TC’ nin değiştiği sonucunu çıkarmaz, Kurdistan ulusal davasında avantajlı konumunda olduğunu düşündüğünden safra kesesini temizliyor.

TSK, CHP ( Kürt kökenli Kılıçdaroğlu, Tekin, Tanrıkulu...vs lere rağmen) MHP ... parti ve kurumlar Kurdistan halkı nezninde teşhir olmuşlardır. Bu kurum ve örgütlerin Kurdistan halkını TC sistemi içersinde tutacak inandırıcılığı kalmadığından TC’ nin son kozu AKP kalmıştır. TC, AKP’ yi yedek güç Kürt kesim ve bireyler aracılığı ile Kurdistan halkı nezninde kurtarıcı rol oynama pozisyonuna sokmaya çalışmaktadır. AKP yedek güç Kürt kesimlerin aracılığı ile Kurdistan da Gülen hareketi ile birlikte başarı sağlarken Türkiye’ de de iktidar olmuştur. Şimdi de, uzun yıllar Kurdistan halkının iradesi olarak yansıtılan PKK’ nin Kurdistan halkına karşı işlediği suçları açığa çıkarma roluna soyunmuştur. Kürt temsilcilerini! Birbirine vuruşturarak, Kürt halkını sisteme bağlama; bilinci ve zeki bir plan.

Kısacası, Sömürgeci Türk devletinin TBMM insan hakları komisyonu aracılığı ile yürüttüğü çalışmaları bir kaç ana başlık altında toplarsak:

  1. Kurdistan' da yıpranan tecrit ve teşhir olan sömürgeci Türk devletinin bir takım kurum-kuruluş ve örgütlerin yerine AKP ve Fettullah Gülen hareketini angaje etmek ve bu iki yapı aracılığı ulusal ve uluslararası alanda Kurdistan ulusal davasının lehine gelişen gelişmelerden TC’ yi en az zararla sıyırmak ve Kürt halkını yeniden sömürgeci sisteme entegre etmek.
  2. Kurdistan halkının temsilcileri diye lanse ettirdiği Kürt kökenli örgüt ve bireylerini çatıştırmak ve Kurdistan ulusal davasını ve dava insanlarını basitleştirmek-itibarsızlaştırmak, Kurdistan halkının özgüvenini kırmak.
  3. Kürt kökenli örgüt ve birelerini çatıştırarak kendilerinin planlayıp organize ettiği katliam ve cinayetleri, Kürt kökenli örgütlere yükleyerek kendisini uluslararası alanda temize çıkarmak ve kredibilitesini yükseltmek.

TC’ nin ana hedefi budur. TC” nin planlarının bozulması, Kurdistan ulusal davasının yeniden ayaklarının üzerinde dikilmesi için fedekar bilinçli uzun ve yorucu örgütlü bir çalışmaya ihtiyaç vardır. Kurdistan politik arenasında yer alanların Kurdistan ulusal davasına yapacakları bir katkı olmadığı gibi, davanın özünden uzaklaşması, ulusal bir dava olmaktan çıkıp Türkiye’nin bir iç bireysel sorunu olması yönünde önemli katkılar sunmaktadırlar. Bu günkü tartışmaların boyutuna bakıldığında TC’ ye hakem rolunun verilmek istenilmesi, TC’ den adelet beklentisi içersinde olunması yaşadığımız trajediyi gözler önüne seriyor.


İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.