BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Spartakus Kardoxi · 14.10.2008 · 2 görüntülenme
Son PKK eyleminden sonra Türk devleti tüm kurum ve kuruluşlarıyla Kürdlere karşı nasıl bir tutum takınacakları farklı boyutlarda ve zeminlerde tartıştılar. Kapalı kapılar ardındaki esas tartışmaları bir kenara bıraksak Türk basınında son dönemlerde Kürdlere ilişkin yüzlerce makale yayınlandı ve hâlâ da yayınlanıyor.. Bilindiği gibi geçen yılın Ekim ayında Türk Parlamentosu, Türk askerlerine Güney Kürdistan’a askeri operasyon gerçekleştirmesi için“Tezkere” kanalıyla icaze vermişti. Türk ordusu aldığı icazeye bağlı olarak hem karadan ve hemde havadan Güney Kürdistan’a yönelik yüzlerce saldırıda bulundu. Bu saldırılara karşı ilk başlarda Kürd çevrelerinden bazı sert tepkiler geldi, ama süreç içinde Türk saldırıları kanıksandı ve habitus haline geldi.. Yüzlerce saldırı oldu..Yüzlerce Kürd yerleşim birimi yerle bir edildi ve Kürd köylüleri tarihi yerleşim birimlerini terkettiler..Buna rağmen, Kürdler dünyasından fazla bir reaksiyon gelmedi ve sessizlik dönemi başladı..Hiç bir şey olmamış gibi davranıldı.. Güney Kürdistan’ın bir dizi stratejik alanında ağır silahlarla donatılmış 9 askeri üssü, Kürdistan Parlamentosunun kararına rağmen yıllardan beri varlıklarını sürdürüyor.Kürdler Türk saldırılarını kanıksadıkları gibi, dünyada kanıksadı..Kürdler ses çıkarmayınca niye dünya Kürdlerin yerine ses çıkarsın? Son PKK eylemiyle Türk devleti yeniden harekete geçti..Bu sefer, geçmişten farklı olarak Güney Kürdistan Yönetimiyle bir araya gelme yolunu seçmişe benziyor.. Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani’ye Türkiye’ye davet ediyorlar..Bağdat’ta Türk temsicilerinin Kürdistan Başkanı Kek Mesud Barzani ile görüşeceğinden söz ediliyor..Hâtâ Türk Cumhurbaşkanı Gül’ün Bağdat’tan sonra Hewlêr’e geleceğinden söz ediliyor..Ne oldu? Türkler, Kürdlerin yokluğu üzerine bina ettikleri tarihi politikalarını değiştirdiler mi? Türkler, Kürdistan hükümetini tanımaya mı karar verdiler?Bu son bir yıl içinde ne değişti? Bana göre Türk devletinin Kürdlere ilişkin temel stratejisi değişmiş değildir. Türklerin Kürd milletine dair stratejisinin laboratuarı ve barometresi Kuzey Kürdistandır.. Türk devletinin Kuzey Kürdlerine karşı yaklaşımı ortadadır.. Açmayada gerek yok.. Çünkü, tüm Kürd yurtsever çevrelerce bu gerçekliği biliyor.Kuzey Kürdlerine karşı inkarcı davranan ve askeri çözümden başka hiç bir şey düşünmeyen Türk devleti, Güney Kürdistan’a karşı yaklaşımını değiştirebilirmi? Hayır!! Geçen yıl “Tezkere” öncesi ve sonrasında Türk devleti çok büyük koparmıştı.. Bu yıl ise farklı bir üslüp kullanıyor. Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik bu son girişimi, diplomatik açılımlarını nasıl açıklayabiliriz? Türk devletinin bu son girişimi “bayram değil seyran değil eniştem neden beni öptü” söylemini akla getiriyor..Aslında TC’nin bu son girişimi Kürdlere ilişkin değişmeyen stratejisini güçlendirmek için “yeni” bir taktiktir.. Türk devleti bu son bir yıl boyunca geçmişte sorunlu olan ilişkilerine çeki düzen verdi.. Türk devleti, Amerika’nın Ortadoğu ve Kafkasya’daki son politkalarından yararlanarak kendisini yeniden toparladı. Bir yıl öncesi kadar güvensiz değil.. Amerika’nın Kerkük referandumun ertelenmesinde oynadığı rol ve bu son bir yıl boyunca Amerika’nın denetimi ve gözetimi altında Türk devletinin Güney Kürdistan’a yağdırdığı bombalar bu rahatlanmaya kaynaklık etmektedir.. Ayrıca Güney Kürdistan yönetimi Kürd halkının temel istemleri konusunda Bağdat yönetimiyle farklı dilleri konuşuyorlar.. Peşmerge, Petrol, Kerkük ve diğer işgal altındaki bölgelerin geleceği gibi temel sorunların hiç bir çözülmedi.. 22 Temmuz’da gördüğümüz gibi Güney Kürdlerine ve kazanımlarına karşı Irak’ın içinde güçlü anti Kürd bir cephe oluşmuş durumdadır.. Hatta “Xaniqin krizi”inde görüldüğü gibi Araplar Kürdlerle kozlarını askeri olarak çözme eğilimi içine girdiler. Irak içindeki bu gelişmelerin de mimarlarından olan Türk devleti, resmi olarak tanımadığı, her türlü açık ilişkiden kaçtığı Güney Kürdler ile “diplomatik” yollarla sorunları çözmek için bir araya gelecek..Güney Kürdleri, Amerika’nında baskısı altında bir çok cephede savaş ortamında bulunmaktadır. Bu anlamda Güney Kürdleri zayıf bir pozisyondadır..Türk devleti, Güney Kürdlerinin bir dizi sorunla boğuştuğu bu ortamda yararlanmak amacıyla “yeni” bir taktikle devreye girdi.Güney Kürdistan’da bir yıl öncesine oranla PKK’ye karşı tepkilerde yoğunlaşmış bulunmaktadır.. Bir yıl önce “PKK Avukatı” gibi konuşan Kürdistan Kültür Bakanı sayın Felakedin Kakayi susmuş durumdadır. Kürdistan basınında PKK’nin bu eylemleriyle “Türk devletini Güney Kürdistan üzerine saldırdığını” ve “ Güney Kürdistan kazanımlarını yoketmek için bahaneler” yarattı yönünde yazılar çoğalmaya başladı. (KDP tarafından çıkarılan Hewlêrpost’ta bu son bir kaç gün içinde çıkan Rêbwar Kerim Weli’nin “PKK kime hizmet ediyor”?; Cemal Abdullah’ın “PKK niçin böyle yapıyor”? adlı makaleleri bir çok yazı içinde sadece iki örnek)..Eğer sağlıklı bir şekilde ele alınmasa Türklerin bu “yeni taktiği” Kürdler ve Kürd kazanımları için ölümcül olabilir..Çünkü, TC’nin esas amacı: “Peşmerge güçlerini PKK ile savaş ortamına sokmaktır”!!!Güney Kürdleri bu tip “Türk oyunlarına ” geldikleri andan itibaren “siyasi intihar” etmiş olurlar. “İmralı” büyük dizayinine endeksli PKK, Güney Kürdlerine ve kazanımlarına saldırırsa tahribatlar hafif olur... Kuzey’de dahil olmak üzere tüm dünya Kürdleri Güney Kürdistan kazanımlarını destekleyecekler. Ama, Güney Kürd Yönetimi TC ile beraber dağdaki Kürd gençlerine karşı savaş ortamına girerse büyük bir darbe alır.. Kuzey ve Güney Kürdleri arasında düşmanlık had safhaya varır.. Bugün tüm dünya Kürdlerin “kabesi” olan Hewler “Türk işbirlikçisi” bir merkez olarak anılır. Bugün tüm dünya Kürdlerinin büyük umutlarla baktıkları ve kendi lider ve önderleri olarak gördükleri Güney Kürdistan Siyasal Önderliği” tüm itibarını kaybedecektir. Kürd’ün eliyle öldürülen her Kürd Kürdistan bağrına saplanan bir hançer olacak.. KDP ve YNK “Kürd iç kavgasının” yarattığı tahribatları kendi acı tecrübeleriyle herkesten daha iyi biliyorlar.Güney Kürdistan yönetiminin Türklerin bu “Yeni Taktiğini” tarihi Kürd bilinciyle sağlıklık bir şekilde değerlendirerek boşa çıkarmasını umuyorum.. Baban Hükümetinin Nali ve Kurdi ile birlikte 3. büyük şairi Salim “Cennet yolu Tahran’dan geçse dahi gitmem”!!!Aynı şey Ankara için de geçerlidir..Türklerin bu yeni girişimi Kürde tuzaktır.. Silav14.10.08Spartakus Kardoxi
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.