Siyaset

Türk Devleti Kürd Düşmanlıĝına Devam Ediyor.

rrodaro · 30.11.2006 · 2 görüntülenme

 Türk devlet yetkilileri hem Osmanlıların son dönemlerinde ve hemde Cumhuriyeti kurduktan sonra Kürdlere yönelik inkarcı ve soykırımcı politikalarını sürdürdüler..Türkler, Kürdistan ve Anadolia’da yaşıyan tüm halklara olduĝu gibi Kürdlere karşıda her türlü savaş ve insanlıĝa karşı suçları işlediler.Türk devleti, Kuzey Kürdistanı Kürdlerden arındırarak kendisine vatan oluşturmak isterken büyük bir husrana ve hezimete uĝradı.. Çünkü, Kürdler Türklerin tüm kıyım ve barbarlıklarını aşarak günümüze kadar millet olarak vardılar..Türk devleti bir yandan Kuzey Kürdlerini tüm insani en basit haklardan maĝdur bırakırken, diĝer yandan dünyanın her hangi bir yerinde Kürdlere ilişkin en basit gelişmeninin karşısında oldu.Geçen yüzyılın ortalarında Mısır’daki Kürd radyosunun veya Avrupa’daki bir Kürd derneĝinin açılışını „doplomatik krize“ çevirmesi, Demokratik Kürdistan Cumhuriyeti(Mahabad)nin tasfiye edilmesi için o dönemlerde Ingilizlerle girdiĝi ilişkiler, Saddam rejimiyle yapılan 11. Mart 1970 Antlaşmasını boşa çıkarmak için girdiĝi anti Kürd komplolar buna en basit bir kaç örnektir.Çünkü Türklere göre Kürd diye bir millet yoktu!!!!Dünyanında Türklerin gözüyle Kürdlere bakması gerekiyordu....Türklerin Avrupa’lıların gözlerini boyamak için Kürdlere yönelik yaptıĝı bir kaç kozmetik rütüş hariç tutulursa Türk devletinin Kürdlere ilişkin esas politikası deĝişmemiştir.Ama Türkler, hiç yasal bir dayanaĝı olmayan bu kozmetik rütüşlerin sayesinde Kürdlerin saflarında kendi hedefine varmak için koltuk deĝnekleri buldular..Türk devleti, dünyanın her hangi bir yerinde Kürdlerle ilgili olumlu bir gelişme yaşanırsa, „kendi Kürdlerini“ de etkileyeceĝini, Kürdlere karşı yaptıĝı suçların hesap gününün yaklaştıĝı biliyor..Bundan dolayi TC, 1991 Büyük Raperin’den sonra ortaya çıkan Kürd kazanımlarına karşı her zaman düşmanlık etti...Türk devleti, bir yandan çeşitli bahanelerle Güney Kürdistan sınırına askeri yiĝınaklar, iç operasyonlar ve bomlamaları rütinleştirirken, diĝer yandan Güney Kürdistana yıĝdıĝı ajan şebekeleriyle ve özellikle Türkmen Cephesi adlı Mit örgütlenmesiyle her türlü düşmanca faaliyetleri yürütebildi..2003 yıllının ilk baharında ABD tarafından Saddam’ın kanlı rejimine son verilirken, Türklerin Güney Kürdistan’daki askeri faaliyetlerine de belli ölçülerde sınırlamalar getirildi... Suleymaniye’deki „çuval sendromu“ bu sınırlanmanın açık bir ifadesi olarak gündeme geldi.. Ama, Türk ordu birliklerinden binlerce asker hâlâ günümüze kadar alanda kalabildi..Türk devleti, Irak Anayasası çerçevesinde faaliyetlerini sürdürün Güney Kürdistan’da kurulan ne Kürdistan Parlamentisunu, ne Kürdistan Hükümetini, ne Kürdistan Başkanlıĝını tanıdı...Hatta Mam Celal Kürd kimliĝıyle Irak’a Cumhurbaşkanı olduĝundan dolayı, Türk devleti tarafından tanınmıyıyor..Yani kısacası Türk devleti Kürd olarak varlık gösteren hiç bir şeyi tanımıyor.Türk devleti Güney Kürdistan’da ortaya çıkan Kürd kazanımlarına karşı düşmanlıkla yetinmiyor, o Kürdlere karşı Baas rejiminin uyguladıĝı Araplaştırma ve tahrip politikasınında devam etmesi için elinde ne geliyorsa yapmaya çalışıyor..Türk Devleti Irak’ın içinde bulunduĝu durumdan itibaren Kürdistan’ın federal yapılanmasının artık asgari bir pozisyon olduĝunu biliyor, herkesin konfederal veya baĝımsız Kürdistan’dan söz ettiĝi bir ortamda, Kürdistanı ekonomik, siyasi ve coĝrafya olarak sınırlamaya çalışıyor.Bu anlamda TC, Kerkük bölgesinin Kürdistana geri gelmemesi için sahip olduĝu tüm kozları kullanıyor.Aslına bakılırsa, Türk devleti ekonomik olarak Güney Kürdistan’dan en çok yararlanan ülkedir. Yüzlerce türk şirketi Güney Kürdistan’da yeniden yapılanmaya katılıyor.. Güney Kürdistan pazarları türk mallarının işgaline uĝramış durumdadır.. Güney Kürdistan’ın pazarlarına bakıldıĝı zaman ülkemizin bu alanının Türkiye’nin tipik bir „yeni sömürgesi“ olduĝu imajı insanda hasıl oluyor.Türkler, Güney Kürdistan’da milyarlarca dollar kazanıyor. Güney Kürdistan pazarlarının esası onların elindedir.Ama, onlar meyvesini yedikleri aĝaçı yok etmek istiyorlar...Çünkü , o aĝaç meyve veren Türklerin ezeli ve edebi düşmanı olan Kürdtür.Kerkük meselesinde de bu durum daha açık görünüyor..Türk Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Dışişler Bakanının son dönemlerde Kerkük meselesine ilişkin yaptıkları açıklamalara bakıldıĝında insanın aklı duruyor.Türklerin Anadolia’ya ve Kürdistan‘a gelişleri topu topuna 935 yıldır.. Yani bu topraklara ilk ayak basışlarının tarihi... Kerkük ise Türk askerlerinin gidişleri Çaldıran savaşı sonrasına rastlıyor..Kürdlerin Kerkük’teki varlıĝı ise Kerkük kurulduĝu andan itibaren başlıyor.. Yani Gutilere dayanıyor.Ama, her ne hikmet ise „Kerkük Türkün Yurdu“ oluyor..Türklerin varlıkları gibi tarihleride yalan üzerine bina edilmiştir..Düne kadar ve hâlâ da yaptıkları yalana dayalı propagandalara göre Irak’ta 3 milyon Türkmen yaşıyor ve bunların bir çoĝuda Kerkük’te....Ama, Irak’ta iki seçim yapıldı ve Türklerin ajan örgütlenmesi Arap ırkçı ve faşistlerinin oylarınıda almasına raĝmen %1 oranında dahi oy alamadı.„Irak’ta 3 milyon vardır“ yönündeki Türk yalanı bir iki seçimle su yüzüne çıktı..Türkler, tüm imkanlarını seferber ederek Kerkük şehrinin durumunu normalleştirmeyi ön gören Irak Anayasasının 140.maddesinin uygulanmasını engellemeye çalışıyorlar.Çünkü, Anayasa’nın söz konusu olan maddesi 31 Aralık 2007 yıllına kadar Kerkük meselesinin çözümünü öngörüyor..Türkleri panik ortamına sokan, Kürdlerin tarihsel başkentlerine yeniden kavuşması olayidir..Bundan dolayi, Sezerler, Güller, Erdoĝanlar, derin ve yerüstü Türk devletinin tüm unsurları Kerkük’ün gerçek sahiplerinin yasal kontrolu altına girmemesi için seferber olmuşlardır..Daha önceleri Türkler anti Kürd ve anti Kerkük cephesini oluşturmak için Caferi’yi Türkiye’ye çaĝırdıklarından onun başını yediler.Geçenlerde ise Nuri Maliki’yi Türkiye’ye davet ettiler. Yine Türklerin esas gündemi Kürdler ve Kerkük....Türkler, Maliki’ye Arap ve Kürd halkının ezici çoĝunluĝunun rederandumla kabul ettiĝi Anayasa’nın 140.maddesinden vazgeçin yada erteleyin isteminde bulunuyor..Maliki ise basın toplantısında her ne kadar „Kerkük’ün bir etnik yapılanmanın denetimine girmesini kabul etmeyeceĝiz“ yönündeki anti Kürd söylemine raĝmen „Anayasa çerçevesinde Kerkük sorunu çözülür“ dediĝinden dolayi Sezer verdiĝi randevuyu iptal etti.Sezer, Türk devleti ve hatta Türkleri, Anayasa kavramıyla yanyana getirmek akıl işi deĝildir. Türk devletinin tarihinde verilen sözlerin ve Anayasa’nın bir kiymeti harbiyesi yoktur..Zaten Türk devletinin bir gerçek anayasası olan „Kırmızı kitap“ ve diĝeri ise her on yıldan bir askerin ayaklar altına aldıĝı ve yeniden yazdıĝı paçavra diye iki Anayasası var.Türkler, bir yandan Maliki’yi Irak Başbakanı olarak Türkiye’ye davet ederken, dıĝer yandan ondan bir gün önce Irak Baasçı ve Islamcıların toplantısına ev sahipliĝine hazırlanıyordu.. Bu çevrelerde Endonezya’dan Kuzey Afrika’ya kadar tüm islamcıları toplantısına davet etmişti.Faysal Debax’ın verdiĝi bilgiler göre Maliki daha önce „ çöl fırtınasından“ dolayı Türkiye ziyaretini ertelemişti, sonradanda „Islamcılar ve Baasçıların toplantısından“ dolayi erteleyebilirdi ki, Türk hükümeti bu toplantıyı iptal etti.. Bilindiĝi bu islami çevreler S. Arabistan’da toplanmak istiyorlardı, onlar izin vermediler. Ama Türkiye onlara ev sahipliĝi kabul etmişti.. Yine Faysal Debax Maliki’nin yakın çevresine dayandırdıĝı bir habere göre „Maliki Baĝdat Türkiye Büyükelçisine eĝer siz bu çevrelere Ankara’da toplantı yaptırırsanız, biz de Türkiye Kürdleri için Baĝdat’ta bir toplantı hazırlarız“ dediĝini yazıyor..Sonuçta tüm hazırlıkları yapılan toplantı Türk hükümetinin emriyle iptal edildi.........Ama, Türkler Nuri El Maliki’den aradıklarını bulamadılar..Türkmen Cephesinin başı olan Mit delegasyonda yoktu..Bir de Kürd asılı Dışişler Bakanı Hoşyar Zebari Irak delegasyonunda vardı..Bunların hiç biri Türklerin gönlüne göre deĝildi..Türk devletinin, ne kural, ne Anayasa, ne de uluslararası hukuk diye bir sorunu var... O, herkesin içişlerine karışmayi kendisine hak olarak görüyor...Ama, Türklerin bu tutumlarına karşı bizim içişlerimize karışmayın yoksa „bizde sizin muhalefetiniz destekleriz“ bazında bir şeyler söyleyen Mam Celal’a haftalarca saldırdılar..Ama kendileri Irak ve Kürdistan’ın içişlerine her zaman karışıyor ve kendilerini sorunlarda taraf olarak empoze ediyorlar..Örneĝin: Yarın (30.11.2006 ) „Global Strateji Entitüsü“ Kerkük üzerine bir konferans yapılıyor.. Irak’tan Kürdler hariç tüm çevreler davet edilmiş..Bu da Kürdlere tam bir düşmanlık..Aslında Güney Kürdistan’da bir „Hatay Kongresi“, „Lazistan Konferansı“ veya „Büyük Kürdistan Kongresi“ fena bir fikir olmaz..Ortadoĝu’da konuşulan dil bu... Bu dili bilmeyenleri kimse anlayamaz...29.11.06

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.