ABDULLAH GÜL’ÜN „KAYSERİLİ“ ATASI ŞÊX ÎBRAHÎM HUSEYÎN SÎWASÎ KÜRD OLMASIN?
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
berwarto · 19.12.2008 · 2 görüntülenme
Türk 'aydınları' ve Ermeniler'e özür borcu.
Onlar borcunu ödeye bilir. Yaptıkları katliamsa, soykırımsa, elbette böyle bir tavır takınmaları doğal.
Acaba Kürdlerden de özür dileyecekler mi? Hiç sanmıyorum.
Kürd'lerin beklentilerine gelince; hem Ermeniler'in hem de Türk'lerin kendilerinden özür dilemesidir.
Ermeni'ler, söz konusu tarihte Kürdistan'ın; Erzrom, Muş, Qers, Bedlis, Wan, Agirî ve daha bir çok il ve ilçesini de içine alan alanlarda
Büyük Ermenistan projesini gerçekleştirmek için,
Taşnak önderliğinde, örgütlenme içindeydi.
Şerafedin Elçinin de, imzaladığı bu özür belgesi, Kürdlerin tavrı olmalı mıdır?
Osmanlı ve TC nin oyunları ve senaryoları sonucu oluşturulan Hamidye Alayları,
eğer bu oyunda yer almışsa bu bir; olası Kürd ayaklanmalarına önlem, ki;biliyoruz
Balkanlar ve Arabistan da uluslaşmaya giden devletleri.
Arnavutluk, Bulgaristan v.s Kürdlerin de sırada olduğunu bilen Osmanlı,
böylesi bir teşkilanmaya gitti. İki; Çarlığın olası saldırıları ki Ermenileri de öne sürerek ...
Buna rağmen Kürdler bu soykırımda, Ermenilere sahiplenmiştir.
Nemır Barzani, 500 peşmergeyle Ermenilere yardım için Güneyden yola çıkmıştır.
Dersim de, kafileler halinde Ermenistana güvenlik içinde ulaştırılmıştır.
Şahin beyler, Bınxete de Ermenilere yene kucak açmıştır.
Yer yer Taşnak önderliğinde, Serhed'de Kürdlere karşı, sürek avı, vur kaçla eylemlere geçmişlerdir.
Kürdlerin, kendilerini savunması da kaçınılmaz hale gelmiştir.
Paris konferasına katılan Kürd Şerif Paşa ile Ermeni temsilcisinin anlaşamamasının nedeni,
Büyük Ermenistan içinde gösterilen Kürdistan şehirleridir.
Kürdlerin de böylesi bir 'özre' imza atmasını hangi bağlamda ve nasıl algılamalıyız...Anlamakta zorlanıyorum.
Bu elbette katliama uğrayan halklara alkış bağlamında ele alınmamalı. Nerede ve kim katliama uğramışsa sahiplenmek elbette erdemdir.
Ama Türk aydınlarının imzasında, Kürd kanı gibi Ermeni, Süryani, Rum Pontus... kanı da bulaşmıştır.
Bu imzanın yanında, Kürd aydını imzası iğreti duruyor.
Siz ne dersiniz?
not; uzunca bir süredir pek vakit bulup yazamadım. Biraz da hakaret ve küfürlere varan yazılar, Forma yazmamı da engelledi dersem yanılmış olmam.
Selam ve saygılar..
Dema we xweş.
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Aso Zagrosi · 3 yıl önce
Brahim Ziravav · 4 yıl önce
Brahim Ziravav · 6 yıl önce
Anonymous · 17 yıl önce
Dema Xweş Kek Berwato İyi bir noktaya değindiniz, ezilmişiğin ve ezmenin psikolojileri çok farklı olmakla birlikte, bana göre tek amaca, ezenin amaç ve çıkarlarına hizmet etmektedir. Biz Kürt' ler içersinde başlayan Ermenilerden özür dile ve bu konuda tüm Kürt halkını suçlama kampanyası, bir kaç yurtsever kişinin karşı çaıkması ile biraz duruldu ama halen bu potansiyel halen içimizde bulunmaktadır. Türk aydınlarının Ermenilerden özür dile kampanyasi deyim yerin ise tam iki yüzlü şarlantanca bir özür dile, gerek Osmanlı ve TC' nin Kurdistan Anatolia, Ermenistan halklarına karşı giriştiği jenosid hareketini tüm sonuçlari ile birklikte af etttirip unuturma hareketetidır. Eger Türk Aydınları geçmişle hesaplaşmak istiyorlarsa, gerek geçmişte ve gerekse günümüzde Kurdistan halkına karşı yaptığı Jenoside karşı artık adı özür dileme mi olur başka bir şey mi olur bir set oluşturma kampanyası, yaşama geçiriler. Ermeniler bu topraklardan silindi yüzyılardır KüRT HALKI SİLİNMEK İSTENİLİYOR..... Eğer Türk aydınları bu konuda samimi iseler boyunlarındaki prangaları çıkarmak istiyorlarsa, İnsanlık tarihinin temiz sayfasında yer alıp kirli yüzlerinde kurtulmak istiyorlar, Kurdistan halkına karşı her alanda yapılan jenodise dur demek için barikatlar oluştururlar. Türk aydını gıda besinini TC' nin sömürge sisteminden aldıkları için Kürt halkı ile dayanışma için bu tür girişlerde bulunmazlar, çünkü kaybedecekleri bir sömürge vatan ve halk var... Li gel rêz u silav Goran Amedî
Hanife · 17 yıl önce
Dogrusu benim kendi arsivimde olan ve 1915-1916 yillarinda konuyla ilgili New York Times ve Washington Post'da cikan haberleri okuyabilmis olsaydiniz ne dusunurdunuz cok merak ediyorum. Ben o haberleri okudugumda kelimenin tek anlamiyla dehsete dusmus ve butun benligimle isyan etmistim, boyle bir vahsete nasil goz yumulur diye. Ermenilerin o icler acisi durumunda kendine guzel Bir Ermeni kadin 'ganimeti' kapma yarisina Yahudilerden tutun da Araplara kadar o cografyadaki her ulus katilmis. Daha sonra bazilarinin kacabildigi bu 'ganimet' kadinlarinin anlattiklari da vardi haberlerde. Henuz 'soy kirim' tanimlanmadigi, kriterleri henuz oturtulmadigi icin olsa gerek ki, o donemin gazetelerindeki bu konuyla ilgili haberinlerde Kurdler basrolde. Kurdler icin kullanilan 'barbar, cahil, yabani' tanimlari ise emin olun burada sayabileceklerimin en hafifi. Neyseki Allah'tan sonradan soykirim tanimi yapildi, kriterleri ortaya kondu da atalarimizin bazilarinin tetikci olarak katildigi bu vahsetten bizlerin sorumlu olmadigi ortaya cikti. Yani suclanmamamizi atalarimiza degil, bati dunyasinin degerlerine borcluyuz. O yuzden iciniz rahat olsun, soykirim tanimina gore Kurdler bu isin sorumlusu olarak tutulamaz, TC ne kadar istese de. Zaten cok degil bir 10 yil sonra Kurdlerin de ayni akibete ugramasi, bu vahsete katilan bazi Kurdlerin piyon oldugunun en iyi gostergesi. Bu konuda Kurdlerin en iyi savunucusu hic kuskunuz olmasin Ermeniler. Cunku onlar tetikcilerin degil arkasindaki azmettiren gucun sorumlu tutulmasini istiyorlar. Ama butun bunlarin hic biri benim kisi olarak Ermenilerden binlerce kez ozur dilememe engel degil. Hanife
Pötürgeli · 17 yıl önce
Ezilmişlik psikolojisi insanlara kendi tahmini zor suçlu ilan etme, aşağılama, yargılama vs. durumlara sürükler. Kimi Kürd aydın kesimlerinde olduğu gibi. Hele bir de nenesi Ermeni olursa deyme benim duygularıma. Bir de Hanife gibi ABD'de yaşar ve kaçıncı derecede ingilizçe bilirsen basarsın kalayı ve ortamı toza-dumana katarsın. Hele Hek'tende kesin destek geleceğinide bildin mi bu işi birazda duygu sömürüsü yaptın mı dediklerini doktora tezine bile çevirebilirim hissine bile kapılabilirsiniz. Hata bu işi ahlaki değerlere bindirebilirsiniz. Çok bilmiş cahileri oynadığınızın farkına bile varmıyabilirsiniz. Hata ortada oynayan tehlikeli oyuna dikkat çeken Kürdlerin boynuna ahlaksızlık zırhını geçirip ne kadar ahlaki kişilikler olduğunuzu ilan edip kendi kendinize paye biçebilirsiniz. Fakat konu o kadar basit değil. Çok çetrefili. İki ucu kanlı. Bir ülke -Kürdistan- ve üzerinde birden fazla millet -Kürd, Ermeni, Asuri-Suryani ve sayısız azınlık- yaşıyor. Bu topraklara hakim olmak için hem sahiplerinin kendi arasında ve hemde dışarda gelen işgalçiler arasında kanlı savaşlar olmuştur. Yerliler arasındaki savaş bu toprakların kimin vatan edineceği savaşıdır. Gönül arzu etsindiki birlikte kardeşçesine yaşayıp ortak vatan edinsinlerdi. Ama öyle olmamış. Ermeniler hem batı dünyasından, hem de Çarlıktan aldığı söz ve pratik destekle Kürdlere karşı savaş açmış. Ermeniler, millet olarak siyasileşmiş, örgütlenmiş ve milli devletini kurma peşine düşmüş. Ama tarihin hiçbir döneminde bu topraklarda çoğunluk sağlıyamamış. Realite bu olsada çoğunluk sağlamanın yolu var. Organizeli isen ve birde devlet kurmak için herşey mübah diyorsan çoğunlukları azınlık, azınlığı çoğunluk katına çıkartırsın. Ermeni hareketlerin plan ve projeleri buydu. Bunu Çarlık gücüne dayanarak uyguladılar. Çarlık orduların başında subay olarak Kürdistan'a girdiler. Yanlarınada Taşnak çapulcularını katarak Kürdleri kadın, ihtiyar, çocuk demeden katlettiler. 1. Dünya savaş öncesi, savaş süresi ve sonrasında 700.000 Kürd'ün olduğu gerçeği ortada. Bunlarda belgelidir. Hanife kızımızın arşifi eksik. Bir de Çarlık ve SSCB belgelerine baksa ondan sonra bırak başkalarının kendisini, kendi söylediklerinin kendisini yaraladığını görecektir. Ortada bir oyun dönüyor. Sahi bayram değil, seyran değil, bu zırtaboz Türk aydınları neden bu özür dileme oyununu sahnelediler. Önce bunun bir arka bahçesini anlıyalım. Biz buna kafa yormadan; “Hop hop bizi unutunuz. Biz de varız. Biz Ermeni katili Kürdlerin torunlarıyoz. Bizi listenin başına yazmayı unutmayın“ diyenlerin niyetleri sorgulanmaz. Niyet çok iyi de olabilir. Fakat denilenin bir milleti soykırım gibi bir suça ortak edilme gibi bir boyutu varsa oturup düşünmek lazım. Bunca laftan sonra; “Ben ne yaptım ki, insan olarak tepkimi belirtim“ gibi masumiyet zırhına sığınmakta işlenen şuçu hafifletmez. Her neyse! Konu nazik...
Hanife · 17 yıl önce
Sn. Pötürgeli, Yani bunca lafa ne gerek vardi ki? TC"nin politikasini aynen alip kendimize gore uyarlayalim deseydiniz de ben sizin ne demek istediginizi anlardim. Siz de bu kadar zahmete girmemis olurdunuz. TC'nin basaramadigini bizim nasil basracagimizi anlatsaydiniz tartisma daha ilginc olabilirdi aslinda. Boylece ben de sizin Kurdlerin cikarini nasil korumayi planladiginizi anlamis olurdum. Cunku bana gore sizin onerdiginiz yontem Kurdlerin bastan kaybedeceklerini bile bile lades demesi gibi geldi de. Sevgiyle kalin, Hanife P.S. Ingilizce bilmek kotu bir sey olmadigi icin o konuda soylediklerinizi ovgu olarak kabul ediyorum. Tesekkur ederim.
HeK · 17 yıl önce
bu mantik da cok ilginc dilinn kemigi mi var sundur sundur konus. sen bana sunlari soyle elbak in guneyinde koca bir kilisenin geride kalmis mihrabina yuz surenler nereye gitti? hepsini tork jandarmasi mi oldurdu? kardesim siz saf olabilirsiniz benim birici elden dinledigim hikayeler var nasil felah kesildigine dair. bir suru ivir zivir toplu psikolji analizi yapmissin ne icin torklarin kestanelerini uc bes cit arazi icin guzel bir genc kiz icin torklarin kestanelerini alan kurdleri savunmak icin. dun de bugunde vardir bu tur hem de tomarla. yesilin alaattin kanatin oteki teteikcilerin ciktigi gibi. ulus fanus icinde halis yaratiklardan ibaret bir sey degil katili capulcusu okuzu de olur-bunlar her yerde her ulusta olur. ulus guzel olusturulrsa bu vahsiler katiller okuzlar hakim olmaz kurdler kuracaksa boyle bir ulus kurmali-bunun icinde tarihindeki pis bolgelerio de kabuletmeli.
Yezdan HAT · 17 yıl önce
Hak ve hukuk uğruna karşılıklı savaşa evet ama güçlü durumda iken sebep ne olursa olsun soy sop düşmanlığı yapıp katliam yapmak ancak vahşi dürtülerini kaybetmemiş insan denilen yaratığa dairdir.İster direk yapsın ister gaza gelip birileri tarafından kullanılsın farketmez.Bunlar birazda din iman gazlanmasına dayanıyor malesef. Yanlız unutulmaması gereken bir durum daha var.Lütfen Ruslar Kurdistana girdiğinde Ermeni dostlarımızın da nasıl gaza gelip neler yaptığını birileri biraz değinsin bakalım.Çok temiz kokuların çıkacağını hiç sanmıyorum. Son söz bütün kötülüklere aynı mesafede lanet olsun! évar baş.
Hanife · 17 yıl önce
Sn. Yezdan HAT, Ben bizzat dedesi bu katliamda aktif olarak yer almis bir Kurd arkadasimdan dinlemistim dinin nasil kullanildigini. Dedesi o zamanlar 14-15 yaslarinda bir cocukken eline bir silah verilmis ve 'oldurecegi her Ermeni icin cennete gidecegi' soylenmis. O da onune geleni oldurmus, sayisini bile hatirlamiyor kac Ermeni oldurdugunu. Bir tek oldurdugu 8 yasindaki Ermeni cocuguna uzulmus o kadar digerleri icin yasadigi surece en kucuk bir vicdan azabi dahi duymamis. Yani din farki tepe tepe kullanilmis bu vahsette. Simdi hangi akla hizmetle 14-15 yasindaki cahil Kurd cocugunun yaptiklarindan bizler ulus olarak tutulabiliriz? Bu benim bizzat bildigim somut ornek oldugu icin verdim, boyle ornekler kim bilir ne kadar var. Ama Kurd tarafinin hic de soykirimin en ince ayrintilarina kadar planlayacak durumda olmadigini da cok net olarak ortaya koyuyor. Ama olayin insani boyutunu dusundugunuzde tablo cok korkunc. Yani benim ornek verdigim dede, ailesini oldurdugu bir Ermeni kizini kendine 'es' olarak aliyor. Ve o kadincagiz ailesini olduren erkek tarafindan bana gore her gun tecavuze ugruyor, dogum kontrol hapi da olmadigi icin cocuklar doguruyor ve torunlari oluyor. Arkadasim bir gun bile hatirlamiyor nenesinin kendilerini sevdigini. Kadincagiz nefretle bakarmis onlarin hepsine. Sizi bilmem ama ben bu olayda kadincagizin yasadigi cehennem hayatina takilip aliyorum, kendimi bir saniye icin bile onun yerine koymaya dahi cesaret edemiyorum. Bu korkunc tablo karsisinda kalkip da 'onlar da bizi oldurduler' diye bir savunmanin ne kadar aciz kaldigi da ortada. Olayin insani yani kesinlikle her savunmanin icinde olmali. Bu bir secenek degil, zorunluluk. Sevgiyle kalin, Hanife
Ézdi $ér · 17 yıl önce
Isvicreli tarihci Hans Lukas kieser,in yazmi$ oldugu "DER VERPASSTE FRIEDE " türkce versiyonuyla " Iskalanmi$ Bari$" adli kitabi acilen okumalarini tavsiye ederim... Bu yilin ba$larinda yine Ermeni Soykirimi ile ilgili bir tarti$ma olmu$tu, hatirliyorsaniz.. Bu tarti$malarda Ben "Hamidiye Alaylari 1-2-3-" $eklinde bir yazi dizisi asmi$tim hem burada hemde Malame sitesinde. Ayrica yine 1914-1915 Ermeni Jenosidinde Kurdlerin durumu adinda bir yazi asmi$tim. Bu yazimi bugünkü tarti$malara katki sunmasi dilegiyle ilave ediyorum...
Ézdi $ér · 17 yıl önce
Tarihin kanli sayfalarinda kisa gezintiler: 1914-1915- Ermeni Jenosidinde Kürtlerin durumu; Kasim 1914,ten beri Erzurum bölgesindeki Ermeniler ciddi bir kötü muameleye ugratilmadan bosaltilmaya baslanmisti, 8 Nisan 1915,te sira Maras civarindaki Ermeni $ehri Zeytun,a geldiginda katliamlar basliyor. Tüm Kadin ve cocuklar Konya,ya gönderildi, öldürülmekten kurtulan erkekler de Suriye cölüne, Halep,in 300 Km dogu-güney-dogusundaki Deir-ez-Zor,a yürümek zorunda birakildilar.Haziran basinda Zeytun,un ismi Süleymanli olarak degistirildi. Ermenilerin evleri ve topraklari Makedonya,dan gelen muhacirlere dagitildi. ...Türk osmanli dahiliye nezaretinin (ici$leri bakanligi) her yere (Akdeniz kiyisindaki Kilikya,dan karadenize kadar uzanan tüm dogu bölgesinde, Adana, Diyarbakir, Mamuretullaziz(Elazig bn.), Bitlis, Erzurum,Sivas gibi büyük sehirlerden Samsun ve Trabzon,a kadar her yerde telgrafla belirtilen ayni prosedür isliyordu. Ermeni Aileleri en kisa zamanda umuma acik bir meydanda toplatiliyor, daha sonra erkekler hemen ayriliyor ve oradan uzaklastiriliyor ve yakinlarda bir yerde öldürülüyorlardi. Kadinlar ve cocuklar ihtiyaclari yeterince karsilanmadan ve genellikle cikartilan agir güclükler altinda yaya olarak Halep,in dogusundaki Deir-ez-Zor veya Rakka Cöl kamplarina yada Musul,a gönderiliyorlardi. Pek cogu yollarda öldü, bir kismi cinsel tacize ugradi ve öldürüldü, bir kismi yol boyunca ucuz isgücü yada güzel olan kadin ve kizlar es olarak müslümanlara satildi. (Kieser, sayfa. 479-480.) Suriye cöllerindeki kamplara sag ula$anlarda uzun yolculugun verdigi yorgunluktan hasta ve bitap dü$mü$, adeta ya$ayan ölü gibi hasta ve peri$an bir $ekilde tutulmu$, esaret altindaki bu insanlardan etrafa yayilan kokularin artik dayanilmaz derecede etrafi rahatsiz ettigi ve bu yüzden kamp sorumlusu Mutasaffif (vali) tarafindan öldürülmeleri emri verilmi$ ve bu insanlarda guruplar halinde kamp di$ina cikarilip öldürülmü$, cesetleride Firat nehrine atilarak kendilerince mezar kazima zahmetinden kurtulunmu$tu. (Kieser,in kitabindan) Osmanli dahiliye naziri Talat Pa$a,nin 1916 sonlarinda dogu vilayetlerine yaptigi teftis gezisi onu izledigi etnik demografik politikalarinin ne kadar „isabetli“ olduguna ikna etti ve adamlarinin fedakarligi gögsünü „iftiharla“ kabartti. Talat mekke $erifine gönderdigi Telgrafta genelleyici dinsel kavramlar kullaniyordu ve nasil bir temizlik harekati yaptigindan bahsediyor ve Hiristiyanligin yok edildiginden bahsediyordu. Anadolu ve Kürdistandaki Ermeni varligi geni$ ölcüde yok edilmi$ ve Ermenilerin mal varligi Müslümanlarin eline gecmi$ti. Talat,in bahsettigi bu Müslüman kategorisi icine Kürtler girmiyordu. Bu talan edilen ganimeti geni$ ölcüde üst düzey memurlar, subaylar aralarinda payla$mi$lardi. Türk ordusunun akut ia$e sorununun hemen hemen tümü Ermeni halkinin tariminin ve ticaretinin gasp edilmesiyle giderildi. Kieser,in anlatimina göre bu tehcirler,den Kürtlerde yeterince nasibini almi$ti. $öyle diyor Kieser; „1916 yazina kadar misyon istasyonlarindan sistematik ölüm yürüyüslerine ve katliamlara dair cok sayida rapor geldi. O tarihe dek Ermeni halkinin büyük bir kismi yurdundan sürülmüs, elit tabakasinin tümü ve erkeklerin büyük cogunlugu fiziksel olarak yok edilmisti. Zanaat dallarindan birinde yaptiklari is veya hekim olmalari nedeniyle bosluklari doldurulamayacak olan az sayida erkegin tehcire tabi tutulmayanlari Müslüman adlari almaya zorlandilar. Ayni durum geride kalan kadin ve cocuklarin büyük kismi icinde gecerliydi. Cok sayida Misyoner; Kürtlerinde etnik haritada yapilan bu zorunlu degisiklikten etkilendigini ve yerlesim bölgelerinden uzaklastirildiklarini belirtiyordu.(!!!!) (Kieser, sayfa.483) „ Birinci Dünya sava$ina Alman imparatorluguyla ittifak yaparak giren ittihat ve terakki diktasi altindaki osmanli devletinin bu sava$ta milyonlara varan Kürt,ü askere alarak sava$in ön cephesinde kirdirdiginada $ahit oluyoruz. Örnegin;Enver Pa$a,nin kücük asya ve kafkasya müslümanlarini büyük türk ülküsü adiyla birle$tirmeyi amaclayan ve bu amacla Rus ordusuna kar$i gönderdigi 100.000 (Yüzbin) ki$ilik 3.Ordusunun büyük cogunlugunu Kürtlerin olu$turdugunu ögreniyoruz., Bu Ordunun onda dokuzu yani 90.000 (doksanbin) asker, 3 haftalik bir süre icinde sava$ ve soguktan kirilir. Bu Olay Sarikami$ olayi olarak Kürtler hic anilmadan tarihe gecer. Kieser,in anlatimina gore 1914-1922 yillari arasinda Anadolu ve Kürdistan nüfusunun ücte birlik kismini yitirmi$ti ve bunun yarisindan fazlasi sava$a bagli nedenlerle ölenlerden olu$uyordu. Kieser, in aktardigi rakamlar bu 8 yillik sava$ta ölen Kürtleri veTürkleri ayirmiyor. Ama bize cok net ipuclari veriyor. Irkciliga dayanan Milliyetci duygulari her$eyin üzerinde olan ittihatci türk-osmanli devletinin Ermeniler kadar Kürtlerede dü$manca baki$i bu sava$larda genel olarak verilmi$ olan ölen Türk ve Kürtlerle ilgili rakamlarin agirlikli olarak Kürtler aleyhinde oldugu kesindir. Cünkü seferberlik adi altinda Kürdistanda bütün erkekler zorla askere aliniyor, gönüllü gitmeyen erkeklerin evleri derhal aninda ate$e verilip öldürülüyorlardi. Misyonerlerin anlatimlarina göre bölgede erkek namina sadece kücük ya$taki cocuklar ve agir hasta ihtiyarlar kalmi$ti. Bu 8 yillik sava$ta 621.831 Osmanli askeri (488.257 kadari hastaliga bagli olarak) ve yakla$ik iki milyon sivil Türk ve Kürt ya$amini yitirdi diye aktarilmi$tir.(sayfa 507) Bu ölen askerlerin yarisindan cogunu Kürtlerin olu$turdugu kesindir. Cünkü türklerin iddialarinin aksine sava$in en $iddetli kismi Kürdistanda Ruslara kar$i giri$ilen sava$larda gecmi$tir, yine Osmanli Ordusu saflarinda ittihatci Osmanlinin sava$tigi heryere Kürtler asker olarak götürülmü$tür. Ayrica sivil kaybi olan iki milyon kaybin büyük cogunlugunu Kürtler ve diger etnik halklardan (Arap)Müslümanlar olu$turmu$tur. Ölen bu sivillerin coguda tehcir edilen ve yollarda katledilen , yada sava$ sirasinda aclik ve hastaliktan ölen Kürtler oldugu kesindir. Devam edecek. 17.03.2008 Ézdi $ér
Ézdi $ér · 17 yıl önce
1920-21 Koçgiri İsyanı ve Sonuçları 8 Aralık 1920 tarihinde İsyan liderleri Mustafa Kemal'e Serv Antlaşması'na dayanarak Diyarbakır, Mamuretüleziz, Van ve Bitlis yörelerini kapsayacak bir Kürdistan talebinde bulundular, aksi taktirde silahlı mücadeleye başvuracaklarını açıkladılar. Tarihin kanli sayfalarinda kisa gezintilere devam: 1920-21 Kocgiri Isyani ve sonuclari: 1915 Soykirimiyla Ermeniler „temizlenmi$“ sira Alevi ve Sunni Kürdlere gelmi$ti. Osmanlidan devralinan Türk üniter devletinin kar$isinda Kürd-Alevi bagimsizlik hareketi yükselmeye ba$liyordu. Kocgiri isyaninin en temel özelligi Kürd ulusunun kendi kaderini tayin etme hakkina dayanmasi ve bunu acik bir $ekilde talep etmesidir. Wilson Prensiplerinin (özellikle 12. Maddenin) uygulanmasi talep edilir. Ayni siralarda Istanbul yönetiminin kar$isinda ittihatcilar Mustafa Kemal önderliginde Ankara hükümetini kurmu$ ve Mustafa Kemal Erzurum –Sivas Kongrelerine Kürd ileri gelenlerini cagirir. Entrikaci Mustafa Kemal,e güvenmeyen Kocgiri isyan lideri Ali$er Mustafa kemalin Sivas Kongresine davetini kabul edip tek ba$ina Kongreye katilir ve kendi görü$lerini aciklar: Sultanin yönetimindeki Osmanli federasyonu cercevesinde bir Kürd Özerkligi isteyerek Istanbul yönetimini Mustafa Kemal yönetiminin kar$isina cikartiyordu. Alevi olan Ali$er Mustafa Kemal,in kendisini Ankara,daki Millet Meclisi,nin ba$kan adayi olarak gösterme teklifini geri cevirip, kasim 1919,da Sunni Istanbul yönetiminin madalyasini kabul etti.(!) Ali$er yönetimindeki Kocgiri-Dersim Kürdleri Kemalist hareketin kendi cikarlarini temsil etmedigini , Sivas kongresinden cikan kararlarla iyice anlami$lardi. Cünkü O kongreden kuvayi milliye denilen ittihatci kemalist zihniyetin „üniter devlet“ hedefi karari cikiyordu. Daha önce ve daha sonralari yapilan tüm Kürd isyanlarinin en devrimci ve Ulusal istemleri en cok öne cikan isyan KOCGIRI ISYANI,dir. Kocgiri Isyani, Wilson Prensipleri,nin Kürdlerin kendi kaderlerini tayin hakkina dayanan dü$üncesiyle cagda$ ve moderndi. Sadece Alevi Kürdlerin katilmi$ oldugu bir isyan olmasina ragmen isyan Liderleri kendilerini Ubeydullahin oglu Seyit Abdulkadir tarafindan Istanbulda temsil edilen Kürdistan Teali Cemiyetine bagli hissediyorlar, Istanbulda yayinlanan Kürd gazetesi Jin,i okuyorlardi. Wilson Prensipleri nin izahati Jin gazetesinin sürekli konusuydu.Kocgiri- Dersim isyani lideri ve Kürd-Alevi özerklik hareketinin ba$ ajitatörü Ali$er, Kürdistan Teali cemiyeti ba$kani Abdulkadir ile sürekli temas halindeydi. Ali$er kar$i konulmasi gereken bir tuzak olarak gördügü Kemalist harekete kar$i halki örgütleyip direni$e cagirdi. 8 Aralik 1920 tarihinde Isyan liderleri Mustafa kemal,e Serv antla$masina dayanarak Diyarbakir, Mamuretüleziz, Van ve Bitlis yörelerini kapsayacak bir Kürdistan talebinde bulundular, aksi taktirde silahli mücadeleye ba$vuracaklarini acikladilar. Mustafa kemal Ali$er,den sonra, özerklik hareketinin ikinci önemli lideri Nuri Dersimi,yi tutuklattirir, ancak Dersimin en nüfuslu lideri Seyit Riza,nin baskisiyla birakmak zorunda kalir. 14 $ubat 1921 yilinda Mustafa kemal 6. Süvari Alayi Kocgiriye gönderir.Kürdler türk gücleriyle girdikleri cati$madan muzaffer olarak ayrilir ve 7 mart,ta Ümraniye meydanina Kürt bayragi dikerler. Bu yenilgiden sonra Ankara hükümeti daha büyük bir gücle Kocgiri üzerine Ordu gönderir ve 1921 yilinin ilkbahar aylarinda isyan bastirilir, köyler yakilip yikilir ve Kürdler katliamdan gecirilir. Bu Dersim kiriminin ilk basamagiydi. Kürdlerin tecrit edilmi$likleri, a$iret yapilari, modern örgütlenme ve sava$ araclari eksiklikleri yüzünden Kocgiri Kürd-Alevi bagimsizlik hareketi en ba$indan yenilmeye mahkumdu. Kar$ilarinda Kürdistanda sava$a hazir orduya, i$leyen bir memur aygitina, modern silahlara ve haberle$me araclarina sahip türk sünni hareketi bulunuyordu. Kocgiri hareketinin kanli bir $ekilde bastirilmasindan sonra Ekim 1921,de Millet Meclisinde birkac Kürd milletvekili, devletin kari$tigi bu korkunc olayin $effafla$tirilmasi gerektigini savunarak acik görü$me yapilmasini istediler. Kocgiri tarti$masi sonrasi Kürd meselesi de gecici olarak bir tarti$ma konusuna dönü$mü$tü. Kurulu$ a$amasinda olan ve destege büyük ihtiyaci olan Mustafa Kemal yönetimindeki Kemalist hükümetin genlerinde bulunan hile yoluna ba$vurmaktan ba$ka caresi kalmami$ti. „..1922 ba$larinda, Millet meclisi, bir komisyon tarafindan Türkiye Kürdistani,nin özerk yönetimi icin hazirlanan plani görü$tü. Bu plana tekabül eden yasa tarasisi, 373,e kar$i 64 oyla kabul edildi. Yasa yerel bir Kürd Parlamentosunu ve Kürd okullari kurulmasini öngörüyordu,. Resmi Dil Türkce olacakti ve tüm önemli makamlar Ankara,nin denetimine tabi tutulacakti....“ (*) Kemalist rejim bu gecici karari bir oyalama araci olarak kullanarak 24 Temmuz tarihli Lozan Antla$masina kadar Kürdleri oyaladi. Lozan antla$masiyla uluslararasi tehlikeyi bertaraf eden Kemalist rejim , gercek niyetini artik göstermenin zamaninin geldiginin bilinciyle tek ulus, tek dil, tek din, tek devlet ayaklari üzerine oturtulan ve „Egemenlik, kayitsiz $artsiz türk milletinindir“ barbar ve irkci sloganinda ifadesini bulan „Üniter türk devletinin“ ilanina gitti. 08.04.2008 Ézdi $ér (*)Robert Olson,un (Emergence of Kurdish Nationalism) adli kitabindan sayfa 40. Ayrica bakiniz; Hans Lukas Kieser,in Iskalanmi$ Baris adli kitabi. Sayfa.573.
berwarto · 17 yıl önce
HEK ve Hanife'nin yerinde olsam, biraz daha yukarıya çıkar Kürdistana öyle bakarım. Hatta, olanak varsa eğer Apolloya atlar çok daha yukarıya çıkarım...! Bu arkadaşların anlatımına göre, Ermenileri Kürdler katletmiş gibi bir sonuç ortaya çıkar. Yani Xalıt bege Cıbri, Agıri ulusal hareketinin başı Bro Heske Telli, esas suçlu olanlardır. Bu gün TC ordusunun temelini oluşturan ve esas vurucu gücü, yene Kürd Memo'lardan oluşmaktadır.Acaba Hanife'nin dili varmıyor mu söylemeye; Ula Memo, neden kardeşini vuruyorsun...! Şimdi TC ordusunun işgalci karekterini vurgularken, Kürd Memo'yu nereye koyacağız.Hamidiye alaylarını TC ordusundaki Kürd Memoyla da kıyaslamıyacak mısınız?!! Ama dikkat edilirse, bu Memo emir eridir ve her nekadar tetikçiyse de, millet TC ordusu demekte...Yani Tetik çektirene yüklenmektedir. İşin esası da budur. Hamidye Alaylarını, ya da HEK in deyimiyle ipini koparan çapulcular, Ermeni'leri katletmiştir.Ki; bu çapulcu kavramı da Türklere aittir.Zira TKP dahil, sağ ve solun Kürd başkaldırılarını; şaki, eşkiya, gerici köylü, feodal, çapulcu olark değerlendirdiğini Hanife ve HEK in bilmemesi ne acı. Kürd milletinin bir mensubu olarak, Ehmede Xane nin söylemlerini; varolmanın, ulusalcı atılımın da temel felsefesi olarak bilir ve söylerim. Zahmet olmazsa, bu arkadaşların Kürd tarihini bilince çıkarmaya çağırıyorum. Kendi kürd tarih tezine sarılmaları en doğru olandır. Meselelere hümaniter,ezilmişlik, mazlumane duruşla ele alınmaz. Ezdi Şer gibi ben de kendi kaynaklarınızı, araştırmalarınızı temel alarak olay ve olgulara bakınız derim.. Size ben de bir kaynak vermek istiyorum. M. Kalman'ın Agri DÃrenişi ve yene Ihsan Nuri Paşanın kendi kaleminden Ağrü dağı İsyanı ki okumamışsanız önerim Ehmede Xanê'nin Mem û Zin'eni bir kez daha okuyunuz. Biraz kendi tarihinizi kurcalayınız, göreceksiniz ki; hiç te çapulcu değildirler. Çapulcuya karşı asalet sahibidirler. Saygilar...
Kajin · 17 yıl önce
Bazıları haklı, bazıları haksızda bulsam. Örnek bir tartışma. Kırıcı değildi.. yıkıcı değil. Tek bir küfür yok.. bilenen imzalar. bizim böyle tartışmalara ihtiyacımız var.. Yarın ki tüm tartışmalara örnek olacak tartışma.. Elinize, beyninize sağlık.. Kajin