BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Meletis Ý. Meletopulos · 31.10.2007 · 1 görüntülenme
Başta Kuzey Irak konusu olmak üzere zıt çıkarları bulunan ABD'yle Türkiye'nin arasının açılması Doğu Akdeniz'de boşluk yaratacak. Dolayısıyla Atina'nın değeri artacak Türkiye hiçbir zaman Batı dünyasıyla iç içe değildi. 1. Dünya Savaşı'nda ABD, Britanya ve Fransa'nın rakibiydi. 2. Dünya Savaşı'ndaysa 'marifetli bir tarafsızdı'. Soğuk Savaş'ta NATO üyeliği karşılığında devasa ekonomik kazanımlar elde etti, Kıbrıs ve Ege'deki keyfi hareketlerinin yanı sıra, topraklarındaki nüfuslara yönelik baskılarının hoşgörüyle karşılanmasını sağladı. 'İki büyük askeri koalisyon bir çatışmayla karşı karşıya kalsa Türkiye Batı dünyasına katılır mıydı?' sorusuna hâlâ yanıt yok. Aslında, yanıt büyük olasılıkla 'hayır' olmalı; çünkü TBMM İncirlik Üssü'nün Irak savaşında kullanılmasını reddetti. O andan beri Türk-Amerikan ilişkileri aşamalı ama dönüşü olmayan olumsuz bir yörüngeye girdi. İlişkilerde son zamanlarda açık bir kriz yaşanıyor; büyükelçiler çağrıldı, karşılıklı uyarılarda bulunuldu. Irak'ta başarısızlıkla karşılaşan ABD, fiilen özerk Kürt bölümünü gözbebeği gibi koruyor, Amerikan ve İsrail yatırımları bu 'devletçiği' tamamen değiştirmiş, yeni rolünü oynayabilmesi için onu çağdaş bir 'devlet'e dönüştürmüş durumda. Böylece, Ortadoğu'da, güçlü bir müttefik, ileri bir karakol, İsrail'i koruyacak bir barikat, petrol kontrol merkezi kuruluyor. Türkler için Irak Kürdistanı Kemalist devleti parçalamaya yönelik dinamizme sahip. Türkiye'nin doğu bölgesinin yarısında yaşayan Kürtler, Irak'taki Kürt nüfusun devamı. Doğudaki illerde Türk devleti işgal gücü olarak algılanıyor.ABD ve Türkiye'nin çıkarları zıt, bu nedenle bir uzlaşma sadece geçici olabilir, iki tarafta da karşılıklı kuşku yerleşmiş durumda. Ancak iki ülkenin arasının açılması Doğu Akdeniz'de büyük bir jeostratejik boşluk yaratıyor. Bölge bir istikrarsızlık alanına dönüşüyor, Batı kontrolünden uzaklaşıyor. ABD, NATO ve AB, tarihte dünyaya hâkim olan güçlere Avrasya'nın kontrolünü sağlayan jeopolitik devamın güçsüz kalması veya kopmasıyla karşı karşıya gelmiş durumda. Bu çerçevede Yunanistan Batı için büyük değer kazanıyor. Yunan devleti, bazı koşullar altında bu ortamdan yararlanarak rolünü artırabilir. Atina rolünü Batı'nın büyük karar merkezlerine katılımla artırabilir ancak bu, Yunan siyasi sisteminde köklü siyasi ve idari değişiklikler gerektiriyor. (Yunan gazetesi, Cenevre Üniversitesi'nde öğretim görevlisi, 29 Ekim 2007)
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.