TSK,AKP ve Öcalan Paradoksundan kurtulmaliyiz

Tansiyonu yüksek balyoz · 26.12.2009 · 1 görüntülenme

benim iki gözüm,yerden göge kadar haklisin.bende hem seker hemde tansiyon var bilesin.beni mahzur gör.hani diyorum sinirlenmeyeyim ama olmuyor.tansiyonum yükselince ne yapayim ,gündemi her hafta isgal eden o alcak,karanlik birine vurup geciyorum.
dayanismayin kendimce birer sunumunu yaparken burda,gündemi sabote eden her kanlik olusuma karsi durusu sergilerken, hem tansiyonum hemde sekerim tavan yapiyor.

Rojhat Badikî

Bir dönemdir, Kurdistan ve Türkiye' de tansiyonlar bir yükselip bir düşüyor. Sömürgeci Türk devletinin hükümeti tarafından belirtilen ’'Açılım'' söylemlerinin ardından, Kürt' ler muhatap alınmadan, Kürt dünyası üzerine fırtınalar konuluyor. Türk kesimi her zaman olduğu gibi geleneği bozmayarak, Kürt ve Kurdistan sorununu doğru bir şekilde adlandırmayarak; Kürt sorunun çözümünü ’' Büyüyen demokratikleşen ’'Türkiyenin'' Dünya sahnesinde yerini alması çevçevesinde beyin jimnastiği yarışını başlattılar. Tabii, bu arada Kürtlerin nasıl davranmaları gerektiği şeklinde akıl hocalığından vazgeçmeyerek, bu işi bir koru şeklinde sürdürüyorlar.

Kürt' lerin, sömürgeci ülkenin aydınlarına, politik örgüt ve partilerin, demokratik-sivil kitle örgütlerinin yardımlaşma ve dayanışmalarına ihtiyaçları yok mu? Olduğu açık, kimsenin bunu red etme gibi bir lüksü de olamaz! Ama, burada sorun, Kürt' lerin ihtiyaç duyduğu dayanışma, ''Büyüyen, gelişen, dünya hegemonyasında pasta peşinde koşan Türkiyenin yolunun açılması'' değil. Kürt' lerin ihtiyaç duyduğu, Kürt halkının ve Kurdistan coğrafyasının işgal altında olduğu realitesinin Türk halkına ifade edilmesidır. Kürt' lerin ihtiyaç duyduğu insani - evrensel dayanışma budur. Türkler, kendi soydaşlarından, Kurdistan, Türkiye' nin işgalı altında olduğu realitesini duymalıdır, bilmelidirler. Böylesi bir adımla, Sömürge Kurdistan ile Sömürgeci Türkiye arasındaki sorunların çözümü için sağlıklı ve mantıklı bir adım atılabilinir! Sömürgeci devletin Türk aydınları, tarihsel alanda sorumluluklarını yerine getirmek, suçun ortağı olmaktan kaçınmak, evrensel değerleri korumak-sahip çıkmak istiyorlarsa, sorunu sömürge-sömürgeci ilişkiler statüsünde ele almak zorundadırlar. Türkiye ve Kurdistan arasındaki sorunlar bu eksen temelinde ele alındığında, sorunun çözümü için ilk adım atılır; İki devlet-iki halk.

Sömürgeci Türk devletinin, her Kürt kelimesini ağızlarına alışlarında, yankısını farklı bir şekilde, Kürt ve Kürt kökenli* aydın-yazar-çizer, örgüt, parti....vs le buluyor. Kürt ve Kürt kökenli kesimlerin tutum, davranış ve reflesleri, sistem içersindeki konum ve posizyonlarına göre değişmektedir. Kimi Kürt Kökenli kesimlerin refleksleri, harekete geçişleri, adetta TC' den gelecek işarete göre belirlenmekte. TC' nin her ‚''Kürt' ler kardeşlerimizdir, tarihsel şu bu bağlar'' ile başlayan nakaratlarına, sarılarak, Kürtleri sömürgeci sisteme entegre etme, Tc' nin ne kadar şefkat-merhametli olduğu propağanda furyalarına başlarlar. Doğal olarak bu kesim, sömürgeci sistem içersinde nemalanmakta, Sömürgeci sistemin Kurdistan ve Türkiyedeki işbirlikçi kesimlerin temsilcileri pozisyonda bulunmaktadırlar. Bu kesimler, harekete geçmeleri ile birlikte, Kurdistan ve Kürt halkının, ekonomik, siyasi, politik, kültürel...vs ''geriliğini'' sürekli demoklesin kılıcı gibi salayarak, Kürt' lerin Türkiye' ye muhtaç olduğunu vurgulamaktan geri durmamaktadırlar.

Bu ikili ilişki sürecinde, sömürge-sömürgeci devlet ilişkisinde, esas handikap, esas sorun, Kurdistan ulusal mücadelesi arenasında, Kurdistan ulusal davasını omuzlama iddiasında olanların pozisyonudur. Bana göre, Kurdistan ulusal mücadelesinin derin açmazı, esas sorunu burada, Kurdistan ulusal davasının savunucularının posizyonudur. Sömürgeci Türk devleti ve savunucularının görevi, her türlü ayak oyunları ile, Kurdistan' ın sömürge statüsünün devamıdır. Kurdistan sömürge statüsünün sürmesi, sömürgeci devletin Kurdistan' daki bütün kurum ve kuruluşlarını meşrulaştırma için bütün hünerlerini ortaya dökerler. Zorlanmaları, ayrışmaya doğru gitmeleri, Kurdistan ulusal mücadelesinin seyir ve konumuna bağlıdır. Bu anlamda, esas olarak Kürt birey, aydın, örgüt, partilerinin, geleneksel, olayları geriden takip etme, yorumlama, tavır belirme konumlarında uzaklaşmaları gerekir. Kurdistan ulusal güçleri, olayların arkasından sürüklenen, kuyrukçu, pozisyonundan, kendi tavrını koyup gündemini belirleyen, Kurdistan ulusal davasının zaferi için, plan proğramı olan bir pozisyonda olmak zorundadır. Bir ülkenin, bir halkın kurtuluşu için, bu bir zorunluluktur.

Gündemi belirleyemeyenlerin, gündemi bir başkaları tarafından belirlenir. Bizim bu gün yaşadığımız konum ve pozisyon budur. Hiç bir gündemimiz yok. TC' nin sömürgeci kurumları ve onun '' İmralı Tutsağı'' arasında oynan komedya da boğulmuş bir durumda bulunmaktayız. Gündemimiz, tartışma konularımız, TC ve ardılları tarafından belirleniyor. Bizim yapabildiğimiz, belirtilen, oluşturulan kısır döngü içersinde tartışılıp boğulmak, ileri yönelik pratik adımlar atmamak. Moton, olayları uzaktan analiz etme, yorumlama durumumuz sürdüğü oranda, yabancılaşma ve güven erasyonu derinleşecektir.

Doğal ki, kuyrukçu, olayların peşinden sürüklenen bir pozisyondan kurtulmak için, planlı ve proğramlı olmak gerekir. Bu ülkenin, Kurdistan' ın özgürlük ve bağımsızlığı için bir reçetemizin olması gerekir, onu uygulamak içinde bir organizasyonun olması da şartır. gelişmiş demokratik ülkelerde, en küçük aile işletmesi olan pansiyonlarda dahi, bir organizasyon, hesap-kitap, işin muhasebesi vardır. Bunlarında tekabül edeceği örgütlülük. Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin sorunu, örgütsüzlük, var olan örgütlerin, örgüt önderlerinin güven sorunun olmasıdır. Suçu, Öcalan-PKK'ye, TC, TC basınına, aydınına yüklemekle, sorun çözülmüyor, güven bunalımı aşılmıyor.

Başka da bir çözüm yolu yok, bunları aşmak, Kurdistan ulusal mücadelesini rayına oturtmak zorundayız. Kurdistan ulusal sorununun, Sömürgeci Türk devlet kapılarında yalvar-yakar sorunu olmadığını vurgulayanların, geçmiş hatalarını samimi bir şekilde sorgulamaları ile ileriye yönelik adımlar atılabilinir. Büyük bir ulusal felaketle karşı karşıya olduğumuz, oluşturulan kaos ortamı, ve Kürt halkının yeniden sisteme entegre etmenin planlanıp uygulandığı bir süreçte, önemli sorumlukları bilince çıkarılmak zorundadır. Kürt halkı ve Kurdistan coğrafyasının temel dokusu adım adım, sistemli bir şekilde yok ediliyor.

TC' nin, Kürt halkı ve Kurdistan coğrafyasını kırıntılara dönüştürmek çabası içersinde , bu amaçlada Kurdistan ulusal davası saflarında büyük gedikler açtığı da unutulmamalıdır. Yarın çok geç olmadan, bir araya gelmenin, yol ve yöntemlerini bulmak zorundayız. Çok cılızda olsa, büyük sorun ve açmazlarla da karşılaşırsak, başka da seçeneğimiz yok.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.