BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Uluslararasý Politik ve Stratejik Araþtý · 05.06.2007 · 1 görüntülenme
Son olarak Ankara Ulus’taki canlı bomba terör saldırısı, bunun haricinde son iki ayda eyleme geçemeden yakalanan 10’a yakın bombalama eylemleri ile bir arada düşünüldüğünde adeta PKK terör örgütünün de askerimizi Kuzey Irak’a çekmek için ekstra gayret sarf ettiği gözlemlenmektedir. 2002 genel seçimlerinden bu yana etnik Kürt partilerine olan yönelim her seçimde biraz daha azalmaktadır. Bu erimenin önüne geçmek için PKK’nın silahı kullanarak Kürt-Türk çatışması yaratarak önümüzdeki seçimlerde özellikle Büyükşehirlerde yaşayan kürt kökenli vatandaşlardan oy almak şeklinde bir strateji geliştirdiği görülmektedir. DTP yetkililerinin “güneydoğuda yükselen İslamcılığa karşı işbirliği yapmak istediklerine yönelik açık beyanlarının olduğu da görülmektedir.” Bu da Güneydoğu da önümüzdeki seçimler süresince bekledikleri oyu alamayacakları kaygısı taşıdıklarını göstermektedir. Bu nedenle de PKK’nın seçimlere kadar şiddeti artırarak DTP’ye oy kazandırmak eğiliminde olduğunu göstermektedir. Kuzey Irak’taki terör yuvalarına sadece “güvenlik” “terör sorunu” yaklaşımı ile yaklaşacak olursak tartışmayı “müdahale yapalım” “işi bitirelim” basitliğine indirgemiş oluruz ki bu konuda şimdiye kadar var olan yaklaşımlar da maalesef konunun sadece güvenlik bağlamlı ele alındığını göstermektedir. Ulusal güvenlik söz konusu olduğunda atılan her adımın tüm disiplinler ve olaylar çerçevesinde çok daha geniş ve tüm etki yönleriyle ele alınması ve buna göre adım atılması gerekmektedir. Ulusal güvenlik sorunları sadece askeri stratejilerden ibaret olmamalıdır.Ekonomik açıdan bakıldığında ise konu sadece Kuzey Irak'taki Türk şirketlerinin ekonomik yatırımları ve Güneydoğu'daki birçok ailenin oradan gelir elde etmesi kısırlığında değerlendirilmekte, bunun Türkiye'nin ekonomik güvenliği/güvenilirliğine nasıl bir etkisinin olacağı tartışılmamaktadır. Şimdiye kadar yapılmayan politik analiz ise böyle bir savaşın Kürt milliyetçiliğini nasıl etkileyeceği konusundaki eksiliktir.KUZEY IRAK’TAKİ MEVCUT YAPITürkiye'den bakıldığında Kuzey Irak ile ilgili yapılan analizlerde totalik bir yaklaşımın olduğu görülmektedir. Buna göre; iki aşiret reisi ABD’nin denetiminde, bir bağımsız devlet kurup Kerkük petrollerini de eline geçirerek bölgelerini bir çekim bölgesi haline getirip “Büyük Kürdistan” kurmak için sistemli bir şekilde çalışmaktadırlar. Bu yaklaşım iki aşiret reisinin duruş ve düşünceleri açısından doğru bir değerlendirme olabilir. Ancak bu yaklaşımdaki sorun sosyal sorunları statik ve blok halinde değerlendirip Kuzey Irak'taki bütün olan biteni, ekonomik, siyasal, dinsel ve global gelişmelerden çıkararak bindirilmiş kıtaların kaba milliyetçilik hamlelerine indirgemektedir. Oysa tıpkı her sosyal/siyasal olayda olduğu gibi Kuzey Irak'da da gelişmeler bu kadar keskin, betonlaşmış ve bloklaşmış değildir. Örneğin; Kuzey Irak’ta Barzani ve Talabani ye karşı bir İslamcı Kürt muhalefeti doğmuştur ve son dönemlerin yükselen değeridir. Özellikle Barzani’nin tahtı için tehlikeli olan bu Kürt elitistleri, Barzani’yi milliyetçi söylemler yapmaya zorlamaktadır. Bir başka anlatımla, Barzani kendi gücüne karsı yükselişte olan İslamcı Kürtçü muhalefeti Milliyetçi söylemler ile ötelemeye çalışmaktadır. Kuzey Irak’ın Erbil kentinde bir Fransız şirketi “American Village” adı altında bir bölgede inşaat yapmaktadır. Fransız şirkete neden American Village adını koydun diye sorulduğunda “bunu Kürtler istedi onlar bu konuda çok istekliler” yanıtını veriyor. Yine benzer bir örnek, Bölgedeki Kürt üniversitelerinin en fazla istediği eğitim açılımları, bir Amerikan üniversitesi ile anlaşma imzalayıp Amerikan Üniversitelerini bölgeye çekmektir. Bunu yapamıyorlarsa ikinci stratejik adım ABD’li üniversite hocalarını kendi üniversitelerinde ders verdirmeye özendirmektir. Bu konuda örneğin; Kürt Sorunu üzerine uzmanlığı ile bilinen Denis Natali’nin Kuzey Irak’ta ders veriyor olması bir örnek olarak sanırız yeterli olacaktır. Kürtler zihinsel olarak ABD' ye aşırı derecede bağlanmışlar ve bölgedeki ekonomik operasyonlar yabancı şirketlerin kontrolünde sonucunu çıkarmak çok zor olmayacaktır. Bunun orta ve uzun vadedeki sonuçlarına bakıldığında Kürt milliyetçiliği evriminin nasıl olacağı iyi değerlendirilmelidir. Yurtdışı kaynaklı sıcak para, imar , silahlanma vb ile tekrar yurtdışına çıkmaktadır. Bu şekilde Kuzey Irak’ta “bağımsızlık” yerine orta ve uzun vadede “tam ve koşulsuz bağımlılık” söz konusu olacaktır. Bu da şimdiden Kürt Milliyetçilerini rahatsız edecek boyuta ulaşmaktadır.KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİKuzey ıraktaki Kürt milliyetçiliği Avrupa'daki en yakın örnek olan Liechtenstein Milliyetçiliğine dönüşebilecektir. Bunun da ana eksenin coğrafik belirleyicilik ve var olan bir devletçilik yapısı oluşturur. Şu anda Kuzey Iraktaki Kürt milliyetçiliği yeni bir evrimle aşamasındadır. Bu nedenle yapılacak bir askeri müdahale Kürt milliyetçiliğini yeniden düşman ilan edilen “Barzani” 'nin etrafında toplanması sonucunu doğurabilir.Bu durumda özellikle vurgulanması gereken bir başka nokta da dış-düşman olgusunun yaratılmasında en keskin rolü bir halkın diğer halk ile yaptığı savaşlarda oynadığı görülür. Sırp milliyetçiliğinde başlangıç tarihinin Kosova savaşında Türkler ve Sırplar arasındaki savaşın üzerine üretilmiş mitlerin etkisi bu milliyetçiliğin keskin ve dışlayıcı bir milliyetçilik olmasındaki etkisi büyüktür. Yine Yunan milliyetçiliğinde Türk Yunan savaşı, Bulgar milliyetçiliğinde buradaki Türk - Bulgar mücadelesi, Ermeni milliyetçiliğinde 1915 olayları “time collapsing” etkisi yaratmıştır. Yani tarih bu topluluklar için bu noktada donmuştur ve milliyetçilik mitleri bu tarihler üzerine üretilmiştir.Oysa Kürt milliyetçiliğinde Kürtlerin başka bir milletle, İran, Türk, Arap ile yaptığı bir savaş yoktur. Her ne kadar Kürtlerin Irak, Türkiye ve İran’a karşı terör eylemleri ile hareketleri olmuşsa da bunlar bir millete karşı değil; ya bir diktatöre ya da bir sisteme karşı yapılmıştır. Kuzey Irak'a şu anda yapılacak tek taraflı bir müdahale buradaki Kürtler ile Türk ordusunu karşı karşıya getirme tehlikesini içinde barındırmaktadır. Bu da Kürt milliyetçiliğinde dönüm noktası olacak bir tehlikeyi içinde barındırmaktadır. Olay sadece bir güvenlik sorunu olmanın çok ötesindedir. Bir gelecek sorunudur. ÖNERİLER• Ulusal güvenliğimiz ilgilendiren bu konuda ABD ve bölge ülkeleriyle en üst düzey sıcak temas sağlanmalıdır. ABD ile net olarak müttefik ilişkisinin sınırları çizilmeli ve her iki tarafta buna uyması hususunda sürekli diyalog içinde olmalıdır. Tam güven ilişkisi sağlanmalıdır. Bu hususta birebir lobi yapılmalıdır.• Mutlaka Kuzey Irak’a müdahale kararı alınması gerekiyorsa bunu hem uluslararası arenaya hem de kendi vatandaşlarımıza ve de özellikle Kürt kökenli vatandaşlarımıza iyi anlatmak gerekir.• Olası müdahale kesinlikle coğrafik bir sınırlılık içinde olmalı. Eğer PKK’nın terör başları halkın içinde yaşıyorsa ki bu çok büyük bir olasılıktır bunlara karşı yapılacak operasyonlar çok ama çok sınırlı nokta atışı şeklinde olmalıdır ve sivil halkın zarar görmesi kesinlikle ve kesinlikle önlenmelidir.• Kuzey Irak’a yapılacak bir müdahale Kürt milliyetçiliği için gerekli onan mitlerdeki “öteki” unsurunun “Türkler” üzerinde kurulması sonucunu doğuracaktır. Gelecek nesillerin elinde her zaman istedikleri yere çekecekleri ve lobilerle kullanacakları bir silah verilmemelidir. • Özellikle terör örgütünün bilinçli olarak artırdığı şiddet nedeni ile böylesi bir müdahale gerçekleşirse bir takım kışkırtmalar ile büyükşehirlerimizde Kürt - Türk çatışması çıkma olasılığı vardır.• Önümüzdeki seçim sürecinde olası müdahaleler DTP’ de Meclise girmek isteyen Kürt politikacıların oylarını artıracaktır. Bu nedenle özellikle terör üzerine yapılan gergin konuşmaların kime yaradığı iyi değerlendirilmelidir. • Kuzey Irak’la olan ilişkilerimizde özelikle Barzani, saldırgan bir üslup izlemekte. Bu tutum Barzani’nin diplomasi bilmediğinden değil, kendi adına çok iyi bir strateji takip ettiğinden kaynaklanmaktadır. Barzani, Türk düşmanlığıyla Kürt milliyetçiliğini ön planda tutmakta ve Kürt milliyetçilerinin merkezine kendisini konumlandırmaktadır.Yurt içinde bu müdahale nedeni ile ilan edilecek olası bir OHAL ya da SIKIYÖNETİM “Kültürel milliyetçiliğe” dönüşmek üzere olan Kürt milliyetçiliğinin yeniden “Siyasal Milliyetçiliğe” dönüştürme tehlikesi oldukça yüksektir. Bu nedenle yurt içinde hangi şartlarda olursa olsun bir OHAL ya da SIKIYÖNETİM ilanına kesinlikle ve kesinlikle izin verilmemelidir.03. 06. 2007Aktifhaber”den Akt.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.