BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
bahoz þavata · 24.04.2006 · 2 görüntülenme
Bir teoriysen için eylemden önce fikir vardır. Bir politikacı için ise, nesnel gerçeklikte gerçekleşebilir fikir vardır. Çünkü tüm teoriler gerçeklik karşısında grileşir. Hele sosyal hareketlerde bu durum oldukça göze çarpar. İnsanlar umduğu ile değil bulduğu ile yetinmek zorunda kalır. Bizlerin umduklarının haddi hesabı yok, bulduğumuz ise biraz mahzun bir mutluluk.. Teorilerin insanı ile politikanın insanı birbirine benzemez. Birinde “dağ kımıldamaz,”* kişiliği biraz mollalık vardır, diğerinde, “kıvraklık” tavrı ukala ve fütursuz kişilik öne çıkar. Biri hayallerinin, diğeri tasarılarının insanıdır. Her ikisi de halktan ayrı bir konumda olduğunu sanır. Aslında bir arada olduğu kümeyi, grubu, halkı, milleti vs. oluşturan herhangi bir fertten farklı bir konumda değildirler. Ama onlar öyle sanır. Küçük bir farkla, yaptığı işte ustadırlar. Eğer ustalık öncülükse ve bunda başarılıysalar öncülüklerine bir diyeceğim yok. Yok eğer konumumuz farklıdır, diyor, bir molla ve günü kotaran gibi davranıyorlarsa söylenecek çok şey var. Geriye dönüp geçmiş hengameye baktığımızda istenilir ve öne çıkan mesleğinde başarılı teorisyenleri ve politikacıları yaratamadık. Başarısızlıkların ardı sıra başarıyı yakalamak için üstelik kendimizi pek derinlemesine sorgulamadık. Sözlerimizin başında belirttiğim gibi; eylemden önce fikir vardı, biz onu hep unuttuk. Sanki hayat bizle yaşandı ve bizimle bitecek. Tıpkı “Neyse fikrin, odur zikrin.” deyişinde olduğu gibi. Yıllardır zikrettiklerimiz, bizler için hala en doğrular ise, yeniden memleketi keşfetmeye gerek yok deniyorsa, aslında bu sancılarla hayatı sürdürmek isteyenlere bir diyeceğim yok. Yok eğer, “değişmeyen tek şey değişim” hadi bu sorgulamaya başlayalım, yeter artık! deniyorsa, yeni bir heyecan ve mutluluğa koşacağız. Belki herkesin beğendiği, yeni teorisyenler ve politikacılar yaratacağız. Buna fazlasıyla ihtiyacımız var. Geleneksel kader birliğimizi aynı çatı altında bir araya getirmek için veri, tanı, dayanışma vs. ortaklıklarımızın olduğu bir potada büyüdük. Sırtımızı geleneksel olana dayayıp, ilerisi için yeni perspektiflerimizi sunmalıyız. Elbette geleneksel olanı da sorgulayarak. Bu potayı kaybedersek çok yazık olur. Bu yuvadan az kuş kaçmadı. Gelecek için geç kalmış sayılmayız, olgunluk döneminin tam eşiğindeyiz. Bünyemin artık bir çok şeye yanıt veremediği fakat bilgi ve tecrübelerimi hala kullanabileceğim o hınzır beynim ile sizlere belli başlıklar altında düşüncelerimi sunmaya çalışacağım. Dünden bu güne ideolojik ve politik durum ve yönelim, yeni verilerin ışığında tarihsel geçmiş, çağdaş siyasal yapılanmalar, ülke bütünü ve parçalarının birbirine politik uyumu, temel ve öncelikle merkezileşen politikalar, mücadele araçları ve biçimleri ve Kürt politik yapılarının siyasal analizi vs. başlığı altında benim bundan böyle makalelerimde ele alıp sorgulayacağım konular olacak. Her hafta bu beyanda çıkacak yazılarımda dilerim, düşünsel bir zenginlik sunarım. Bunu siz okuyucularının takdirine bırakıyorum.*Çin Atasözü
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.