Siyaset

TC YANLIZLAŞTIKÇA SALDIRGANLAŞIYOR.

Þeref Laþer · 05.10.2006 · 2 görüntülenme

  TC. Kürt düşmanlığı politikasını batılı mütefiklerine dayatmakla kendisini tecrite itmiştir. Sovyet blokunun yıkılmasından sonra, batılı devletler artık TC nin kürt imhası politikasına suç ortaği olmak istememektedir. Bugün ortadoğuda değişim motoru olan Kürdistan Kurtulus Hareketinin önünü almak için, bölge gerici itifakının başına geçen TC artık eski mütefiklerinden istediği desteği alamayışı, en azından Kürdistan ulusal güçleri ile başbaşa bırakılması, TC yi korkuya panige itmiş ve saldırganlaştırmıştır. Herkesin zanettiği gibi Türkiye AB ile müzekere sürecinde demokratikleşme yönünde ilerlemiyor, aksine militarizm ve ordu giderek TC yi aksi yönde yeniden yapılandırıyor. Türkiye de derin devlet denen illegal örgütlemelerin ana karargahı olan ergenekon örgütünün başı olan Yaşar Büyükanıt’ın Genel Kurmay başkanlığını ele geçirmesinden sonra, hem orduyu yeniden yapılandırdı, hem ordunun kitle tabanını genişletmek için siyasi partı başkanı gibi çalışmaya başladı ve sivil otoriteyi boşa çıkaran, iktidarı bütünüyle ele geçiren bir bir sürecin startını verdi. Tayip Erdoğan, ABD başkanı Bush ile görüşürken, gerçek iktidar sahibi ve muhatabın benim dercesine hükümete karşı siyasi çıkış yapması bundandır. Türkiyete legal ve illegal bütün paramiliter güçleri temsil eden Y. Büyükanıtın ABD ve AB ye karşı takındığı tavır, bu güçlerin kendi kürt politikalarını belirlemiş olması, Türkiyenin inkarcı ve imhacı kürt politikasına artık destek vermemelerinden kaynaklanıyor. Oysa Türkiyenin temel politikası, kürtleri yok ederek türk ulusu yaratmaktır, batının buna destek vermemesi türk ırkçılarını ve ordusunu saldırğanlaştırıyor. Mam Celal’ın ABD de üst düzeyde büyük ilgi görmesi, ABDnin güney kürdistana verdiği desteğini artırarak sürdürme kararı, Avrupa parlamentosunun ve AB kurumlarının “ kürtler dünyada devleti olmayan en büyük ulustur” kararı, ve TC nin inkarcı politikasına duyulan tepkiler, Güney Kürdistan ın sadece kürdistanın değil, aynı zamanda ortadoğunun çekim merkezi olması, itibarının dünya çapında gelişmesi, Kürdistanın diger parçalarıyla, hızla ve gözle görülür bir şekilde ekonomik, kültürel, siyasal olarak ilişkilerinin gelişmesi ve doğal entegrasyon sürecinin gelişmesi, buna karşılık TC nin eski itibarının düşmesi, ABD nin Kürdistanı TC nin saldırganlığına karşı acıkça desteklemesi, TC yi saldırganlaştırmakta, çaresiz politikasını sürdürebilecek yeni bölgesel ve uluslararası ittifaklara ittiyor. Türkiye ‘de iktidar giderek, Y. Büyükanıt’ın önderlik ettiği militarist güçlerin eline geçiyor. Bu güçlerin kitle tabanı ise CHP merkezli MHP nin ve İP nin başını çektiği kızılelma ittifakıdır. Son dönemlerde hemen hemen bütün kuvet komutanlarının yaptığı siyasi çıkışlar ABD ve AB karşıtı “Anti-emperyalist” “milliyetçi” “tek devlet, tek ulus, tek bayrak, tek dil, tek ülke” söylemleri gösteriyorki, 12 Eylül karş devriminden istedikleri sonucu alamıyan TC bu sefer sol ve milliyetçi bir çıkış hazırlığındadırlar. Solu bu konuda oldukça hazırladılar, sol kemalizmin sınırlarını genişleterek, marksist solun da mirasçılarını kapsıyacak sekilde ittifaklarını kurdular. Bu plan çerçevesinde hareket etmeyen sol güçlere yönelik son dönemlerde yapılan operasyonlar, bunalara legalleşin zorlamalarının dayatılması gösteriyor ki, cuntacılar arka bahçelerini temizlemek, tabanlarını sağlamlaştırmak istiyorlar. Çünkü Kürdistan ulusal kurtuluş güçlerine yönelecekleri zaman, arka bahçelerinde huzursuzluk çıkmasını istememektedirler. Y.Büyükanıtın temsil ettiği paramiliter güçler, PKK nın artık işlevini göremediğini, türkleşmeye istedikleri gibi hizmet edemedikleri, veya kürt hareketini PKK aracılığı ile ve politik yollarla arkadan sarip engelleme yerine, ön cepheden askeri olarak karşılamayı benimsediği için, artık PKK yı devreden çıkarmak istiyorlar. Bu PKK nın sonu demektir. PKK kürt cephesinde çoktan siyasi olarak misyonunu yitirmişti ve Türk cephesinde bir misyon arayışı içinde idi, ne varki türk ordusu bu arayışa bir nokta koydu ve Öcalan ile partisinin hizmetlerine ihtiyacı olmadığını, kendi güçleri ile “kürt sorunu”nu çözeceklerini ilan ettiler. Buda işbirlikçiliğin kaderi. PKK nın ateş kes ilanı genel kurmay kaynaklıdır. Ve Genel kurmayın “kürt politikasının” bir parçasıdır. Kuzey Kürdistanda, örgütlenme alanında önemli gelişmeler olmasada ulusal bilincin gelişmesi, uluslaşma süreci Güney Kürdistanın da etkisi ve PKK nin teşhir olması ile gelişmekte ve TC ile kürt milleti arasındaki köprüler çökmektedir. Bu durum, TC nin artık hakimiyetini eskisi gibi sürdüremiyeceğini göstermekte, kemalizmin türk ulusu yaratma politikasının iflas ettiği, bu politikanın kürtlerin uluslaşmasını kamçıladığını görmekte, panige kapılıp saldırganlaşmaktadırlar. Saldırganlaştıkça dünyaya ters düşmekte ve yanlızlaşmaktadırlar. Eski batılı mütefiktlerinden yeteri desteği alamıyan TC kendi militarist güçlerine devreye sokmakta, yeni bölgesel ve uluslararası itifaklara yönelmektedir. İran, suriye, Rusya ve Çin gibi ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Korkunun ecele faydası yok. Kuzey Kürdistan da ulusal mücadelenin gelişmesi için zemin herzamankinden daha uygun hale gelmektedir. Uluslararası, bölgesel ve ülkede objektif şartlar, mücadelenin yükselmesine uygundur. Sorun subjektif çabalar ve doğru politikalar ve pratiklerdir.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.