BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat Badikî · 18.10.2007 · 2 görüntülenme
TBMM de savaş tezkeresinin jet hızı ile çıkarılıp, Kürt halkının Kurdistan’ın güneyindeki kazanımlara savaş ilan edilmesi beklenilen bir gelişmeydi. Savaş makesine PKK’ nin bahane edilmesine sömürgeci Türk devletinin kargaları bile gülmekte, PKK gerekçesi inandırıcı olmaktan uzak bir kounumdadır. Bu öngürü sadece Kürt kamuyu tarafından dile getirilmeyip, dünya kamuoyu bunun ötesinde Türkiye’ deki en gerici kesim bile, hedefın, Kürt halkının kazanımları olduğunu çok iyi bilmektedir. Türk devletinin savaş çığırtkanlıkları ‘’kendi sınırları’’ dışında, başka bir ülke ve başka bir halka savaş açmasının doğal karşılanılması ve buna bir tepki verilmemesi, insanlığın temel değer yargıları ile örtüşmemektedir. Türkiye’ deki gerici kesim alenen davul-zurna çalmaları anlaşılır bir şeydır ama diğer taraftan, barış, demokrasi, insan hakları, eşitlik, kardeşlik...vs değerleri kendilerine rehber edinen ve bunun şampiyonluğunu kimseye kaptırmayan kesimlerin sessiz kalmaları düşündürücüdür. İşin realitesi yada utangaç politikalardan uzak bir şekilde sessiz tavırlar değerlendirildiğinde, sessiz kalmanın onay olduğu, sessli bir şekilde destenlenilmeyen hareketlerin içsel olarak desteklendiği aşikardır. Türkiye’ deki demokrat, hümanist, devrimci, liberal, islamcı...vs kesimler, geçmişte olduğu gibi günümüzde de, sömürgeci Türk devletinin utangaç ve gizli destekçisi olma özelliğini her zaman korumuştur. Bu kesimlerden diğer ülkelerdeki demokrat, hümanist, devrimci, liberal, dinci...vs kesimlerin tavırlarını beklemek abestir. İliklerine kadar, ırkçi, şövenist, militarist-yayılmacı kültürle yoğrulanların ( bireysel bazda kimi şahısların bireysel tavırları hariç ) kendi devletlerinin militarist-yayılmacı tutumlarına karşı tavır beklemek, kendi kendini tatmin etmekten öte bir anlam ifade etmez. Egemen sömürgeci devletin emekçi, demokrat kesimlerinin, sömürülen ve ezilen halkla dayanışma içersine girmesi, bu yönde bir tavır takınması, olası olumsuzlukları yarı-yarıya azaltığı genel bir doğrudur. Ama hangi coğrafya yada hangi devlet ve halklar, bu çok önemlıdır. Sorunların çözümü yada kangrenleşmesi, bu sorunun içinde saklıdır. Sömürgeci Türk devletinin, Kurdistan’ daki sömürü şekli bununla ilintilıdır. Türkiye’ deki tüm ileri kesimlerin, Kurdistan’ ı ayrı bir ülke olarak görmeden ziyade Türkiye’ nin bir uzantısı ve doğal bir parçası olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. Kürt’ lerin, sorunların barış içersinde çözülmesi istemi nafile ve karşılık görmeyecek bir temenidır. Türk devleti kendi kamuyonu mükemmel bir şekilde yönlendirebildiğinden dolayı, herhangi bir halk ve ülkeye çok haksız bir temelde de olsa savaş açtığında onay ve destek alabileceğinden emindir. Türk devletinin başka bir ülkeye savaşma açma rahatlığının altın bu olgu olmakla birlikte esas temel olgu, Kurdistan’ ın kuzeyinde Kürtlerin içinde bulunduğu durumdur. Bizim açımızda temel sorun yada diğer bir deyimle yumuşak karnımız, bizim içinde bulunduğumuz konumdur. Eğer Türk devleti çok rahat bir şekilde, hiç bir teredüt göstermeden, Kurdistan’ ın güneyine savaş açabiliyorsa, bizim güçsüzlğümüz ve örgütsüzlüğümüzden kaynaklanmaktadır. Türk devleti teredütsüz, hiç bir engelle karşılaşmadan, rahatsız edilmeden, Pêşxabur’ a dayanabileceğini biliyor. Türk devleti Kurdistan’ ın kuzeyinde herhangi bir engelle karşılaşacağından emin olmuş olsaydı, böylesine rahat bir karar vermeyip, Kurdistan’ ın kuzeyindeki engelleri de ince bir şekilde hesaplardı. Güney Kurdistan’ ın en zorlu koşullarında, hiç teredüt etmeden, Kurdistan’ ın güneyini terk edenlerin, bugün sadece ihalelerden dolayı Kurdistan’ ın güneyine hücüm etmelerindeki kararlılığı, TC’ ye karşı gösterebileceklerini zannetmiyorum. Sadece görüntüyü kurtarmak, daha fazla ihale, daha fazla iş için bir kaç kuru-sıkı, hepsi bu kadar. Buna rağmen Güney 91 Raperîn ruh ve direnişini, TC’ ye karşı da gösterecektir. Her nekadar TC, Amerikana olan dargınlığından ( Ermeni soykırımı karar tasarısının Kongrede kabul görmesi ve Kurdistan’ ın güneyine verilen destek ) dolayı tezkere blöfüne yönelmişlerse de,verilmek istenilen esas mesaj; adam yerine koyulma ve eski ilişkilerin tekrar diriltilme istemi yatmaktadır. Benim kişisel görüşüm, TC’ nin yapmış olduğu blöfün kendilerine çok pahalıya patlayacağıdır. Yanlış taktik yanlış önderlik ve masa başındaki oyunlar dışında, Kürt halkı bu güne değin hiç bir savaşta yenilmedi. Ytere ki tarihsel hatalar tekrarlanmasın, Kurdistan’ ın güneyindeki Onyılların savaş tecrübesi ve özgürlükle yoğrulan yeni kuşak, TC’ ye boyun eğmeyecektir. TC’ nin Kurdistan’ ın güneyine saldırma istemi, hesaplaşmak açısında, Kürtler için tarihsel bir fırsattır. Saddam boyun eğmeyen bu halk, TC’ nin yüksek ateş gücüne rağmen, TC’ ye yenilgiyi tattıracak güç ve inanca sahiptır, bunun tanığıyım ve inanıyorum. Kuzey-Güney, Güneybatı ve Doğunun tek ses, tek kalp ve tek ruh olacağı günler yaklaşıyor, güneş güneyde doğuyor. TC yanlızdır, uluslararası destekten yoksundur....
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.