‘’İkiside sağlam Türkiyeciydiler, işi birlikte iyi de götürüyorlardı, ortak amaçları güçlü büyük Türkiye idi ama biri kuralı bozup efendiye saldırınca, diğer Türkiyeci isyan bayrağını kaldırdı. Ve kutsal ittifak bozuldu. ‘’
Türk basınını düzenli takip edip yazılan makale ve tv’ler de yapılan tartışmaları izleyenler; Türk devletinin en zayıf halkasını ve Kurdistan’ a giden bağımsız yolun ne olduğunu çok görürler. Ama, nedense Türk analistlerinin TC açısında yaklaşan tehliklerin ve bu tehlikelerin savrulması için Kürt ( Kurdistan) sorunun çözümü hakkında neler yapılması gerektiği konusunda avazları çıktıkları kadar bağırıyorlar. Biz Kürtler kör ve sağır olduğumuz için söylenileri duymuyor yazılanları okuyamiyoruz!
Türk analistçi yazar-aydın tabakasının belirtiği gibi TC ne aptal ne gelişmeleri algılamıyacak kadar aptal değil. TC, işgal ve talan konusunda zengin bir miras ve tecrübeye sahip. Ortadoğu gibi, süper devletlerin santraç oynadığı bir masada ustaca hamleler yapıyor. 1923 yılından bu yana, TC’ nin geçirdiği bütün evreler önceden planlanmış bir program çerçevesinde yürütülüyor. TC gibi bu coğrafyada adı, işgalcı, talan, katliamlarla anılan insanlık adına hiç bir katkısı olmayan bir ülkenin bu coğrafyada tutunması zor. TC, zorluklarını ustaca planlanmış bir hamle ile zarar görmeden atlatıyor.
TC’ nin zorluklardan başarı ile çıkmasının diğer önemli etkenlerden biri de, Kürtlerin, Kürt politik dünyasının tutumundan kaynaklanmaktadır. Türkler bu coğrafya’ da hakketikleri tarihin çöplüğüne gitme ile tehlikesi ile yüzyüze geldiklerinde, kölelikleri pahasına, Kürt politik dünyası kurtarıcı olarak sahneye çıkmıştır. TC’ nin 1923 öncesi ve sonrası dönemine bakın, Kürtler gibi bu coğrafyanın en eski kadimlerinden başka köle statüsünde kalan bir halk var mı?
Kürt aydının önemli özelliği ; geçmişe yaşanılan olaylara ilişkin analistlerinin kısırlığı ve yarınlara ilişkin analist değerlendirmelerinin körlüğünün önplanda olmasıdır. Türkiye’ de yaşanılan 12 eylül darbesi ve daha sonraki gelişmeler ve günümüzde AKP partinin iktidara taşınmasında hedeflenenlerin ne olduğu konusunda, yetersiz kaldık. Bir anlamda yetersiz olmamızda doğal karşılamak gerek dye düşünüyorum. Çünkü, ulusal ve uluslararası alandaki gelişmeleri irdeleyecek bir thin tank’larimiz yok. verilerimiz genellikle Türk basını ve yaydıkları dezinformasyonlardır.
AKP’ nin iktidara getirilmesinin nedenlerini en güzel Mümtaz Türköne dile getirmiştır. Asılolan devlettir mantığı içersinde AKP’ nin iktidara getirilmesi Türk Devletinin yeni bir yüze olan ihtiyacından kaynaklanmıştır. Bu ihtiyaç, TC’ nin Kurdistandaki uzun savaşında devlet aygıtının yıpranması ve çeteleşmesinden kaynaklanmaktadır.
TC’ nin Kurdistan’ daki savaşı PKK’ nin şikeli savaşına rağmen istediğ sonucu alma isteği Kurdistan halkının sert direnci sonucu yenilgi ile sonuçlanmıştır. Kurdistan halkını teslim alamayan TC, tarihsel deneyimlerinden hareketle, Kurdistan halkına karşı mücadele taktiğini değiştirerek, kendisi açısında fazla tahribkar olmayan yeni savaş taktiklerini devreye sokmuştur. Bunu iki yolla ; AKP ve Kürt siyasi arenasındaki Türkiyeci kesimleri aktifleştirerek uluslararasındaki gelişmeleri kendi lehine sonuçlandırmak ve Kurdistan’daki tecritini ortadan kaldırma yoluna girmiştır.
TC’ nin Kurdistan’ daki sömürge statüsünün devami için Öcalan kliğinin dışında iki yol ; AKP ve Türkiyeci Kürt tayfası kalmıştır. Türk devletinin Kurdistan’ daki varlığı ve meşruiyet dayanakları AKP’ nin Kurdistan’ daki örgütlenmesi ve oy oranın yanı sıra Türkiyeci Kürt kesimlerinin Bağımsız Kurdistan olgusuna karşı Türkiyecilik bendini oluşturması ve uluslararası areneda Türkiyenin Kurdistan’ daki katliamlarını temizleme görevini üstlenmelerinden kaynaklanmaktadır. Türkiye’ nin Kurdistan’ daki konumunun tehlike de olduğunu, TC’ nin Kurdistan’ daki sömürge statünün bitme aşamasında olduğu, Bağımsız Birleşik Kurdistan ayak seslerinin yaklaştığı ve Türkiye’ nin birşeyler yapması gerektiğini Türk aydınları bizzat açıklıyor :
Mümtaz Türköne ; Peki AK Parti'yi iktidarda tutan devletin ihtiyaçları değil mi? Devletin bir şahs-ı manevî olarak varlığı ve çıkarları Türkiye'yi AK Parti'nin yönetmesine ve AK Parti politikalarına bağlı değil mi? Ülkenin çıkarları darbeler dönemini geride bırakmayı gerektiriyordu. AK Parti'ye, Adalet Partisi gibi sınırlı bir iktidarın teslimi yerine, atın dizginlerinin verilmesi bu ihtiyaçtan kaynaklanmıyor mu?
Ahmet Altan: Ortadoğu’nun karmakarışık olduğu ve daha da karışması ihtimalinin büyüdüğü günümüzde Türkiye’yi savaştan koruyacak olan en büyük etkenlerden biri aslında
“ordusunun caydırıcılığıdır”, saldırmayı aklından geçirenleri
“o orduyla savaşa girmek iyi fikir değil” dedirtecek bir ordu gerekir.
Ama öyle bir ordu yok.
Hasan Cemal : Korkarım, bölünmeyecek diye diye bölünecek Türkiye bu gidişle...
Türk milliyetçiliği, muhafazakarlığı bu kafayla giderse, Kürt sorununun varlığını kabul edip çok boyutlu ‘oyun planları’nı,
İngilizce deyişle, ‘end game’leri oluşturamazsa, işte asıl o zaman Türkiye küçülebilir.
’’->
devam edecek.
08.09.12. Genf
rojhatbadiki@hotmail.com