Siyaset

TC kapılarında Emir Eri Olma Sevdesı

Rojhat Badikî · 21.05.2011 · 2 görüntülenme

TC kapılarında Emir Eri Olma Sevdesı

Geçmişi unutalım! Bağımsız Kürt milletvekilli adayları seçim meydanlarında Kurdistan halkına söylediği bu. İnanılmaz ama gerçek. Kendilerini Kurdistan halkının temsilcileri sananlar, seçim meydanlarında Kurdistan halkına dikte ettirmeye etmeye çalıştığı geçmişi unutalım mesajı aslında geçmişinizi, belleğinizi unutun, sömürgeci Türk devletinin size karşı uyguladığı; jenosidleri, katilamları, işkenceleri, tecavüzleri....vs’ leri, toplumsal benliğinizi unutun demektir. Gerçi bunların Kurdistan halkına dikte ettirmeye çalıştığı celadınıza aşık, kul-köle olun söylemleri, ilk söylem değildır. Daha önceleri TC’ ye olan bağlılıklarını-rüştlerini Avrupa Parlamentusun, BM yaptıkları konuşmalarla da ispatladılar. Sömürgeci Türk devleti işkence yapmaz, Kurdistan sorunu diye bir sorun yok, Türkiye’ nin bir iç sorunu var....vs


Kurdistan ve Türkiye ve diasporada yaşayan Kürt’ lerin önünde bir tarihsel sorumluluk durmaktadır. Seçim sürecini, seçimlerde takınılacak tavır, 7 maddeli ittifak ..vs konularda takınılacak tavır, duygusal-pragmatist yaklaşımlardan ziyade, günümüz değişen dünya koşulları ve Kurdistan ulusal bağımsızlık çıkarları doğrultusunda olmak zorundadır.
Düşman güçler arası çelişkilerden yararlanmak, legal alanları ulusal davamız çıkarları doğrultusunda kullanarak ulusal davaya güç ve dinamizm kazandırmak farklı, düşman güçlerin-sömürgeci Türkiye devletinin yedek lastiği olmak farklı şeylerdir.


Geçmişte olduğu gibi bugünde ağır sorumluluklar önümüzde durmaktadır. Bu güne değin, gerek seçimlere ve gerekse ulusal ittifaklara yaklaşımız, Kurdistan davasının çıkarlarını önplanda tutan ve bu eksende mantıklı-realist tutumdan ziyede duygusal-dar, güce tapma ve kişisel çıkarlar doğrultusunda hareket edilmiştır. Bundan dolayı, aday ve seçim ittifaklarına karşı yaklaşımlarımız dar bir çerçeve içersinde kalmıştır.

Her dönem, seçim arenalarında boy gösterenler, milletvekili olma sevdası ile tutuşanlar, hepimiz tarafından yakınen bilinip tanınmaktadırlar. Adlarını tek tek anmaya da gerek yoktur. Oluşturulmak istenilen Türkishvari sistem orta yerde dururken, kişilerle uğraşmak sağlıklı bir sonuç ortaya çıkarmaz. Bizim esas olarak üzerinde durmamız gereken tutum tek tek kişilerle uğraşmak yerine temsil ettikleri sistemin varmak istediği, yaratmak istediği anlayış, siyasal-politik-kültürel-sosyal sistem olmalıdır. Kurdistan politik arenasına egemen olanlar, yaratmak istediği Türkishvari sistem-Türkishvari tutarsız-dengesiz politikalarla, Kurdistan halkını balık hafızalı konumuna düşürmek istiyorlar. Böyle bir politikanın tutması durumunda ki, kısmen tutmuş, kendilerine sınırsız-hesapsız-sorgusuz hareket etme imkanı yaratma yolunda önemli imkan ve olanaklar sunmaktadır. Bundan dolayıdır ki, tutumlarını sorgulatma, yaptıkları hatalardan dolayı özür dileme anlayışı yoktur.


HEP’le başlayan ve geniş bir alana yayılan legal çalışmalar içersinde yer alanlar, yönlendirici ve yönetici konumunda olanlar hep ayni aktörlerdir. Bu aktörlerin hemen hemen tümüne yakın kesimi, TC’ nin kültürel jenosid sürecinden, işkencelerinden ve cezaevlerinden geçmiştır. Esas sorun burada ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu sorun salt bizimle ilgili ve bağlantılı olmayıp evrensel bir sorundur. Bu kesimler mücadele süreci içersinde elde ettikleri pay-rütbe-itibar-kariyeri ne pahasına olursa olsun koruma kaygısına kapılırlar. İktidara ulaştıklarında; iktidarlarını koruma, iktiadara ulaşma süresinde muhalefet konumunda bulunmaları durumunda da ise iktidarın nimetlerinde yararlanma ihtirasını taşırlar.

Kurdistan’ da legal alanı parselleyenlerin, en büyük hadikapları-zayıf noktaları, kendi halkına hesap verme kaygısı taşımazken, Sömürgeci düşmanlarının- Türk devletinin tüm kaygı ve kuşkularını gidermek için her türlü siyaset-politika cambazlığını yaparlar. Ve giderek te düşmanlarının kötü kopyasına dönüşürler.


Bunlara ve destekçilerine sormak gerekir, bu güne değin legal alanda başarıya ulaştırdığınız en küçük bir hedefiniz, programınız oldu mu? Legal alanda, yasal alanlarda kazandığınız yada programlayıp önünüze koyduğunuz bir bir hedefi başarı ile sonuçlandırdınız mı?


SorulaR daha da çoğaltılabilinir.


Bunların önümüze koyduğu, bize dayattıkları şey Türkishvari siyaset tarzı, demegoji ve hamasettir. Hiç bir şey yapmadan, hiç bir programı hedefe ulaştırmadan, Kurdistan halkının kendi topraklarından özgür ve bağımsız yaşama, Kurdistanlılık aidiyetini geliştirmeden, Türkiyeciliği ve Türkiyecilik aidiyetini geliştirerek, Türkish deyimle çaktırmadan Türkiyeyi ortak vatan yapma ve Türk devletinin bu güne değin Kurdistan halkına karşı uyguladığı politika ve uygulamaları meşrulaştırma misyonunu üstlenmedır.


Ve bütünlüklü bir sistemli bir çalışma içinde yürütülmektdir. Kimi Kürt kökenli aydınlar büyük bir cüretle sıkılmadan, kendilerininde işkence ve cezaevlerinden geçmelerine rağmen israrla Türk devletinin geçmişi ile yüzleştiği sıra Kürtlerde olduğunu, Kürt’ lerin Türk kamuoyuna güven vermelerini gerektiğini söylüyorlar.


Kurdistan halkının manipülasyon salvolarından kurtulması ve Kurdistan ulusal bağımsızlık davasının 70-80’lı yıllar ruhuna ulaşması için, kendi içinde saflaşması ve arınması gerekir. Ulusal birlik-ulusal Cephe...kaygımız olacaktır. Ama bu ulusal birlik-ittifak-Cephe BDP-HAK PAR, Şeraffetin Elçi, Altan Tan olmamalıdır. Bu tür ittifaklar Kurdistan ulusal davasını üstlenmede samimi değildır. Bu tür yapılanma ve kişileri bir araya getiren duygu TC kapılarında emir eri olma sevdasıdır.


Kurdistan politik arenasına egemen olan realite budur. Bunun aşılması, utangaç bir tutum takınmaktan geçmez.




İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.