TC, Güney -Batı Kurdistan ve KAWA
Rojhat Badikî
·
10.10.2012 · 2 görüntülenme
İçinden geçtiğimiz sürec, büyük sarsıntılarla değişim sürecini ezilen ve sömürülen halklar lehine fırtınalar yaşatırken, Kurdistan halkının bu süreçten nasıl geçeceği, süreci nasıl değerlendireceği orta yerde duruyor. Günümüzde yaşanılan değişimler, sık aralıklarla yaşanılmayan, yaşanıldığında beraberinde getirdiği değişimlerin yanısıra; haritaların yeniden çizildiği, bağımsız ülkelerin çoğaldığı ittifak ve öncelliklerin farklılaştığı yeni bir döneminde habercisi oluyor. ,
Değişim anındaki momente hazırlıklı olmak, onu yakalamak ve kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilmek için gerekli donanıma sahip olmak gerekir. Böylesi bir donanıma sahip olmayanların, hüsran yaşaması kaçınılmaz. Kurdistan'ın diğer parçalarının aksine, Kurdistan'ın güneyinde (Güney Kurdistan) bu tür değişimlere hazırlıklı olabileceğini ummuyordum. Ama ne yazık ki yarattıkları sistem ve bağımlılık ( Türkiye-İran arasında bölünme) ilişkileri, ekonomik palazlanma ile benim açımda büyük bir hayal kırıklığı oldu.
AKP kongresi öncesi ve sonrası yaşanılan tiyatro gösterimi, Kurdistan halkının nasıl büyük bir oyunla karşıya olduğu, İmralı adasında " PKK başkanı Öcalan' ın tecritinin" büyük bir yalan olduğu Öcalan kardeşin gizli! ziyaretinin önceden hazırlanan senaryo çerçevesinde olduğu net bir şekilde ortaya çıktı. TC' nin zirvesindeki iktidar değişiminden dolayı yaşanılan efendi değişikliği ve yeni efendinin hizmetine girme sürecini Kürdistan halkına dayatma sürecinin pratiğe geçirme sancılarıdır.
Leyla Zana'nın geçmişte yaptığı açıklamalar, kendiliğinden bağımsız açıklama olmayıp Öcalan’ ın kensine verdiği bir görev olduğu son gelişmelerle daha da netleşiyor. Öcalan Leyla Zana aracılığı kendi müritlerine saf değiştirdiğini ve yeni efendilerinin AKP ve Gülencilerin hizmetine geçeceği mesajını verdi. Leyla zana’ nın jet hızı ile Gürcü originli Türk başbakanı Erdoğan'la görüşmesi, Leyla Zana’ nın ateşkes yapılması, Kürt-Kurdistan sorunun barışçı yollardan savunulmasından değil, kendisine yüklenilen görev gereğiydi.
Sömürgeci Türk devleti eninde sonunda kapılarına dayanacak ‘’ Arap Baharına’’ hazırlıklı olmak için, çeşitli manevralara girişmesi, Kürt halkının ‘’Arap Baharından’’ etkilenmesini önlemek için elinde bulundurduğu kozları piyasaya salarak, yaklaşan tehlikeyi önlemeye çalışıyor.
Arap baharının, Ortadoğu kapısına dayanması doğal olarak Kürt-Kurdistan sorununu da tetikleyip, TC’ nin Kurdistan’ daki sömürge yapısının çatırdamasına ve TC için tehlike çanlarının çalmasına neden olacaktır. Kapıya dayanan tehlikeyi savuşturmak, Kurdistan’ daki sömürgeci yapısını korumak için, eldeki kozları piyasaya sürüp bilinç kırılmasını yaşatmak için Kürt ayağına oynaması
TC' nin versiyonlu uygulaması, Arap baharı ile yaşanılan rüzgarın genelde Kurdistan özelde ise Suriye deki gelişmelerin, Güney-batı Kurdistan halkının lehine gelişmesini engellemektir.
Suriye ve Güney-batı Kurdistan bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp uluslararası bir sorun olmuş ve sorunun çözümü de uluslararası boyutta olacağı kaçınılmazdır. TC' nin kaygılanıp ecel terleri döktüğü nokta da budur. Suriye ve Güney-batı Kurdistan sorunun uluslararası areneda ele alınması ve Suriye'nin yeniden yapılandırılması durumunda, Güney-batı sorunun masaya yatırılması ile Güney-Batı Kurdistan resmi bir statüye kavuşması ile TC’ nin alanı daralacaktır.
TC’ Güney-Batı Kurdistan’ da Kurdistan halkının lehine gelişecek olası gelişmleri önlemek için iki strateji belirlemiştır. Birincisi; Abdollah Öcalan’ ın konuşturulması, Güney-Batı Kurdistan’ a talimat yağdırması diğeri de ‘’insani’’ yardım adı altında Güney-Batı’ yı da kapsayacak ‘’ güvenlikli bölge’’ adı altında Kurdistan’ ın güney batısını kontrol altına almak istemesi.
PKK genel başkanın tekrar piyasaya sürülmesi, PYD’ nin israrla tüm Kürtleri birleştiren değerlerden kaçınması ve onlara tavır takınıp, Apo ve PKK bayrak ve sembollerini taşıması, TC’ ye uluslararası alanda önemli kozlar sunmaktadır. Apo’ nun piyasaya sürülüp, Güney Batı Kurdistanlılara talimatlar yağdırması, YPK’ nin israrla PKK vari hareket etmesi, TC’ nin bir çıkmaz ile karşı karşıya olduğunu da işaret etmektedir.
TC’ nin telaşı, uluslararası koşulların Kurdistan halkının lehine döndüğü, Türkiye etiketli yada diğer parçalardaki Kürt liderlerinin sıkla dile getirdiği uluslararası koşulların, Kurdistan kurumasına engel olduğu tezi günümüzde hiç bir dayanağı kalmamıştır. Koşullar ve uluslararası gelişmeler, Kurdistan halkının altın devrinin başladığana da işarettir.
Peki biz buna- bu altın çağını yakalacayak inançlı-kararlı bir örgütlülüğr sahip miyiz ?
Kurdistan halkının lehine gelişen olay ve olguları, özgürlük ve bağımsızlığımız için kullanabilir miyiz? Değişim rüzgarını Kurdistan halkının özgürlük ve bağımsızlık hallerini realiteye dönüştürecek alt yapıya, siyasi-politik örgütlülüğe sahip miyiz daha doğrusu değişim rüzgarını, Kurdistan davasını bağımsızlıkla sonuçlandıracak siyasi-politik örgütlenmeye ve bunu hedef alacak bir anlayışa sahip miyiz sorusuna ne yazik ki evet demek oldukça güçtür.
Bunda, bizim, şuanda siyasi arenada olmayan KAWA’ nin hiç mi suçu yok....
devam edecek....
10.10.2012
Genève
Rojhat Badikî