Siyaset

TANER AKÇAM

Rojhat Badikî · 01.04.2012 · 2 görüntülenme

TANER AKÇAM
Kurdistan topraklarında Doğan ve bir dönem Devrimci Yol`un önemli liderlerinden bir olan Taner Akçam’ ın Taraf gazetesinin yazarlarından Neşe Düzel ile yaptığı söyleşi, Kurdistan’ lı aydın-yazarların dikkatini çekmedi. Oysa Taner Akçam yapmış olduğu söyleşide verdiği mesajlar çok önemliydi. Taner Akçam’ ın verdiği mesajı, bir bireyin bireysel, görüş ve mesajı olarak algılamamak gerekir. Bu görüş ve mesaj; Türk, faşist-dinci- solcu-demokrat- liberal..vs insanların ortak görüş ve düşünceleridır. Değerli İsmail Beşikçi, yapılan söyleşiye tepki verip tavrını ortaya koyup, Taner Akçam’ ı mahkum etti.

Zaten değerli İsmail Beşikçi Hocadan başka tavır da beklenilmezdi. Kürt dostu, Türk aydınlarının tepki vermemesi de normal, çünkü Taner Akçam, Sömürgeci Türk devletinin Türk aydınlarına verdiği görev ve misyonu açık ve yalın bir şekilde dile getirdi.

Türk-Kürt kardeşliği, Kürt-Kurdistan sorunun TBMM içersinde çözüleceğinin bayraktarlığını yapan Kürt, Parti, grup ve aydınlarının da tepki vermeleri gerekirdi. Sadece tepki vermeyip, dostları Türk aydınına da çağrı yapıp Taner Akçam’ın düşünclerini paylaşıp-paylaşmadıkları konusunda kamuoyuna tavırlarını deklare etmelerini talep etmeleri gerekirdi. Bu yönde bir çağrı yapmadıkları gibi kendileri de bu konuda sessiz kaldılar. Sessizlik onay olarak kabul görüldüğünden dolayı, Taner Akçamın görüş ve düşüncelerini paylaşıyorlar.

Neden Taner Akçam’ a tepki vermek gerekirdi? Taner Akçam neyi savundu? Dile getirdiği görüşler kendisine özgür-has düşünceler mi yoksa sömürgeci Türk devlet geleneğinin, Kürt ve Kurdistan halklarına karşı, Türk aydınları aracılığı ile empoze etmeye çalıştığı ince bir ayarmıydı! Çünkü, Taner Akçam’ın dile getirdiği düşünceler, Kürt halkının kendi topraklarında özgür yaşama talepleri karşısında katliamları yeterli görmediği gibi Osmanlı-Türk devletinin işlediği bütün insanlık suçlarının faturasını da kesip, sömürgeci Türk devletini pir u paklıyor.

Taner Akçam’ın, Kürdistan halkına verdiği mesaj çok ince ve kurnazcaydı. Israrla çözümü Ankara’ da arayanlar, Türk-Kürt kardeşliği mesajını dillerinden düşürmeyenlerin, Kurdistan halkının başına ne tür çoraplar örüldüğünün, Kurdistan halkının sonsuza dek sömürge statüsünde tutulması için, yapılan şaklabanlıklar yapıldığının farkında değiller mi? Diye sorasım geliyor. Verilen mesajlara bakılınca, herşey net bir şekilde ortada!

Misak-ı Milli sınırlarının kutsallığı! her Türk’ ün kafasında net. Liberal-demokrat-islamcı yada solcu olması durumu değiştirmiyor. Onlar açısında Misak-ı Milli sınırlarının kapsam alanı içersinde başka halkların toprakları olması pek önemli değil. Onlar açısında önemli olan şey kendi çıkarlardıdır. Çıkarları, başka insan ve hakların haklarını gasp etme meşruiyetini vermesidir. Bundan dolayı ki Taner Akçam çok rahat bir şekilde ‘’ bu günkü sınırlarımız ancak savaşarak elde edildi’’ belirlemesini yapıyor. Bu gelenek orta asya mekezli olup bu gün kendisini Türk olarak tanımlayanlara bir miras olarak kaldı. Başka haklara ait ne varsa ele geçirmenin meşru ve kendine bir hak olarak görmesi. Bundan dolayı ki Çinliler bunları Tur-ki ( Vahşi Köpek) olarak adlandırdı.

Yüzyıllardan sürüp gelen Yaşam tarzı, kültür ve geleneklerinin alışkanlıklarını bir anda değiştirmek mümkün değil. Yüzyılların süzgecinden geçip gelen alışkanlıkların tutuculuğunu unutan yufka yürekli Kürtler nasıl bir kültürle karşı karşıya olduklarının farkında değiller. Öyle bir kültür ve alışkanlık ki, her şeyi kendine hak görme hakkının kendi doğal hakkı olduğu beynine enjekte edilmiş. İşleri iyi yürüdüğü ve onun efendiliğini kabul ettiğiniz sürece iyisiniz ama çelişki başlayınca hainsiniz.

Böyle bir kültürle, herşeyi kendine hak görme kültürü ( hak görmenin-elde etmenin yolu ve araçlarıda doğal olarak, yakma-yıkma-talan etme-öldürmedir. Çünkü siz kendinize ait olmayan başkasına ait olan bir şeyi almaya çalışıyorsunuz. ) ile nasıl bir arada kardeş-eşit ve özgür yaşarsınız. Nitekim Kurdistan doğumlu Taner Akçam, Kürtlerin kendi haklarını talep etmeeri durumunda neyle karşı karşıya kalacaklarını da ihmal etmiyor.

Ama yine olurda devran dönerde Kürtler, Kendi topraklarında bağımsız ve özgür yaşama istemleri ağır basmaları, kendi topraklarını birleştirme ve gerçek kardeşleri ile bir arada yaşama arzuları bastırırsa, bu kez Kürtlere toprakları Hekkari ve çevresi gösterilir.

Bunun içindir ki Türkler her ihtimale hazırlıklı olmak için yoğun bir şekilde Kurdistan topraklarını minimize etme ve Kurdistan şehirlerini Türkleştirme için yoğun bir göçertirme ve asimilasyon politikalarını yoğunlaştırmaktadırlar. İstanbul en büyük Kürt şehiriymiş miş miş....?

Sonuç olarak Taner Akçam’ ın dile getirdiği görüşler ortalama her Türkü’ün ortak görüşüdür. Kürtlerin özellikle Kürt örgüt ve aydınlarının Misak-ı Milli sınırlarına toz kondurmamaları, Kürt-Türk Kardeşliğini dillerine dolamaları ve nihayetinde Kurdistan ve Kürt sorununu toprak ve sınır sorunundan basit bir dil sorununa indirgeyip çözüm kapısı TBMM göstermeleri büyük bir aymazlığın ötesinde Kurdistanı ebedi Türk sömürgesi yapmadır.

İyi anlamak ve görmek, okumak gerekir Tüm Kürt dostlarının ısrarla yeni Kürt kuşaklarının sistem dışına çıkmalarını gelecek ve Türk-Kürt kardeşliği için tehlike olarak görmelerini binlerce defa değerlendirmek gerekir. Onlar yeni Kürt kuşağının Türkiye ile olan bağlarını koparmalarının bağımsız ve birleşik Kurdistan’ ın ayak sesleri olduğunu çok iyi görüyorlar.

O halde sormak gerekmez mi ? Görevimiz bu çatlağı derinleştirme mi yoksa çatlağı küçültmek midır?

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.