TALABANİ:SEN DAĞDAN İN, BEN SENİ HAPSE ATAYIM OLMAZ TABİKİ

Akt Rêzan Ardar · 17.10.2009 · 1 görüntülenme

TALABANİ:SEN DAĞDAN İN, BEN SENİ HAPSE ATAYIM OLMAZ TABİKİ

-Türkye başbakanı Erdoğan'ın Iraka gelmesiyle, gelen çok sayıda gezateci Kürdistanlı Liderlerle görüştü. Irak Devlet Başkanı Celal Talabani Kürt açılımı konusunda iyimser olduğunu belirtti. Başkan Barzani öldürülenlerden üçü benim öz kardeşimdi

BAĞDAT
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'yle önceki gün öğle ve akşam yemeklerini birlikte yedik. Öğlen yemeği Selahaddin'deydi ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani'nin davetlisiydik. Akşam yemeği ise Talabani'nin Bağdat'taki resmi ikametgâhındaydı.
Çarşamba günü akşamüstü Erbil'den Bağdat'a Cumhurbaşkanı Talabani'yle birlikte uçtuk.
Akşam yemeğinde Celal Talabani her zamanki gibi konukseverdi, konuşkandı. Benim Kürtler isimli kitabımda yazdığım bir olayın bilmediğim bir boyutunu kendisinden dinlerken Cengiz Çandar ve Soli Özel'le birlikte çok güldük.

Kürt yok diyorsunuz ama...
1960'ların başında Mısır.
Kürtçe bir radyo yayına başlar. Ankara rahatsız olur. Kahire'deki Türkiye Büyükelçisi randevu alıp Başkan Nasır'a gider, hükümetinin rahatsızlığını iletir.
Nasır da şöyle der:
“Hem Türkiye'de Kürt yok diyorsunuz, hem de buradaki Kürtçe yayından rahatsız oluyorsunuz, bu nasıl iştir?..“
Büyükelçi bunun üzerine Türkiye'de Kürtlerin bulunduğunu söylemek mecburiyetinde hisseder kendini. O zaman da Başkan Nasır, çekmecesinden bir kâğıt çıkarır, bizim büyükelçiye uzatır:
“Şu kâğıdın üstüne ’Türkiye'de Kürtler vardır!' diye yazıp bana verin, ben de o zaman Kürtçe radyoyu kapatacağım.“
Kahire Büyükelçimiz, ıkınır sıkınır ve bunu yapamayacağını söyler.
Başkan Nasır'dan bunu bizzat duyduğunu söyleyen Celal Talabani, “Nereden nereye...“ derken haklıydı.
1991 yılı başında, Cumhurbaşkanı Özal döneminde Ankara'ya nasıl ilk kez gizliden gizliye geldiğini, bu yüzden Özal'ın muhalefet tarafından nasıl ’vatan hainliği’yle suçlandığını anlatırken zamanın ne çabuk geçtiğini, birçok şeyin nasıl değiştiğini bir kez daha düşündüm.

Muhatabı kaymakamlardı
Nasır'la, Çu En Lai'yle, Nixon'la, Kissinger'la yaşadıklarını bize keyifle ve zekâ pırıltılarıyla anlatan, Demirel'in ’Kürt realitesi'yle Tansu Çiller'in başbakanlığı dönemindeki ’Bask modeli'nden söz ederken ince ayrımlara özen gösteren ve Türkiye'ye bir zamanlar gizlice girebilen, sınır boyunda ancak kaymakamlara muhatap edilen Celal Talabani bugün Irak'ın Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyor.
Bir ara şöyle dedi:
“Bir zamanlar Kürtlerin dağlardan başka dostu yoktur derdik. Bugün artık öyle değil.“
Salı sabahı Mesud Barzani'yi dinlerken de içimde benzer duygu ve düşünceler uyandı.
Çarşamba sabahı Irak Kürdistanı'nın Selahaddin kentindeki Başkanlık Sarayı'ndaki makamında Cengiz Çandar'la birlikte sorularımızı yanıtladıktan sonra Kuştepe Katliamı'nı anlattı bize. Yıl 1983, Irak.
Saddam Hüseyin kuvvetleri Barzan aşiretlerini basıyor. 14 yaşla 90 yaş arasındaki tam 8 bin erkeği topluyor, Kuştepe mevkiinde bir kampa koyuyor. Ve bir gün Saddam tek bir emirle bu 8 bin kişiyi katlettiriyor.
Öldürülenler arasında Mesud Barzani'nin kendi ailesinden 37 kişi var.

Büyük acıya soğukkanlı duruş
Mesud Barzani, “Öldürülenler arasında üç kişi de benim öz ağabeylerimdi“ diye ekledi. Saddam'ın Kuştepe Katliamı'nı Barzan'ı gösteren bir fotoğrafın önünde Barzani'nin kendi ağzından dinlerken, dikkat ettim, yüz hatlarında en ufak bir kımıldama yoktu. Böylesine acılar yaşayan bir insan da bugün Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanlığı koltuğunda oturuyor.
Barzani, Talabani'den farklı. Daha mesafeli, yüzü fazla gülmeyen, az ve öz konuşan, kendi iç dünyasını ele vermek istemeyen, içine kapanık bir karakter yapısı var.
Kendisiyle ilk mülakatımı 1993'te yapmıştım, Dohuk kentinde. Ama her seferinde dikkat etmişimdir, gülüşüne hiç tanık olmadım. Ara sıra şöyle bir gülümserdi, o kadar.
Ama çarşamba sabahı Cengiz Çandar'la benim karşımda daha farklı bir Mesud Barzani vardı. Sık sık gülümsedi, hatta arada güldü. Daha da ileri gitti, bunca yıldır ilk defa yemek daveti de yaptı. Bunları kendisine yemek sırasında ve de Celal Talabani'nin, Behram Salih'in, Sefin Dizayi'nin, efsanevi peşmerge lideri Kosrat Resul'un ve kurmaylarının önünde anımsatınca, tepki göstermedi, güldü, hatta kendisindeki bu değişimi kabullenir gibiydi. “Türkiye'yle ilişkilerde kış geride kaldı, şimdi bahar vakti“ sözünü tekrarladı.
Başbakan Erdoğan'ın dün yaptığı bir günlük Bağdat ziyareti öncesinde Mesud Barzani gibi Celal Talabani de olumlu mesajlar verdi Türkiye'ye. Bağdat'ta çarşamba akşamı birlikte yediğimiz yemek sırasında özetle şunları söyledi:
“Ankara'nın Kürt açılımı konusunda iyimserim, umutluyum. Bu kez çözüm yolunda gerçekten ciddi bir adım atıldı. Anlaşılan mutfakta bir şeyler pişiyor.“
Talabani, Kürt meselesiyle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Gül'ü, Tayyip Erdoğan'la hükümetini ayrı bir yere koyuyor. Bir ara dikkat ettim, şöyle dedi:
“Kemalizmden gelmiyorlar. İslamcı gelenekten geliyorlar. Sanıyorum bu yüzden de Kürt meselesine yaklaşımları da farklı...“
Talabani çok fazla ayrıntıya girmek istemiyor ama, Türkiye'de bugün artık askerin de bir değişim içinde olduğunu dikkatli bir dille belirtiyor.

’Başka çareleri yok' mesajı
PKK'nın silah bırakmaktan ve dağdan inmekten başka bir çaresinin kalmadığını üstü örtülü de olsa söylüyor. Bu açıdan İmralı'nın, yani Öcalan'ın da Kandil'e, bir başka deyişle PKK'nın dağ kadrolarına sözünü geçirebilecek tek adam olduğuna da işaret etmekten geri kalmıyor.
Ancak bu konuda, yine üstü örtülü biçimde, Ankara'nın af dahil bir şeyler yapması gerektiğini belirtiyor Talabani.
Şöyle demeye getiriyor:
“Sen dağdan in, ben de seni hapse atayım, olmaz tabii... İnmez o da...“

Salih'in ’af' yorumu
Kürt açılımının başarısı için af, eve dönüş konusunun ne kadar önem taşıdığını salı gecesi Erbil'de, Kosrat Resul'ün evinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin yeni Başbakanı Behram Salih'ten de dinledik. Çok fazla ayrıntıya girmek istemedi. Ama af konusunu gündeme getirirken kısaca şöyle dedi:
“Küçük bir bölümü Avrupa'ya, bir Kuzey ülkesine gönderilir. Büyük bölümü Türkiye'ye gider. Bir kısmı Irak Kürdistanı'na entegre edilir. Geri kalanı da İran'a, Suriye'ye... Af konusu, adını ne koyarsanız koyun işin püf noktası...“
Yeni hükümeti kurmanın son aşamasına gelmiş olan Behram Salih, Kürt açılımıyla birlikte kaçırılmaması gereken ’stratejik bir an'dan, ’tarihi bir fırsat'tan söz ediyor.
Selefi Neçirvan Barzani de öyle.
Behram Salih'ten önce Başbakanlık koltuğunda oturan Neçirvan Barzani, Ankara'daki Kürt açılımıyla birlikte önemsenmesi gereken kritik bir döneme girildiğini belirtirken, Ankara'yla aralarındaki ’stratejik diyalog'a değindi. Bunun bir süredir daha çok kapalı kapılar arasında yürütüldüğünü söylerken, iki tarafın yakınlaşmaya başladığını belirtmeyi ihmal etmedi.
PKK için dağ zorlaşıyor

Gelişmeler ilginç...
Amerika Irak'tan çekilmeye hazırlanırken bölgede ister istemez bir şeyler değişiyor, değişecek.
Bu ’bir şeyler', PKK'nın manevra alanını daraltırken, daha fazla dağda kalmasını zorlaştırıyor.
Yine bu ’bir şeyler', Ankara'yla Irak Kürdistan yönetimini birbirine yakınlaştırıyor.
Erdoğan hükümeti eğer Kürt açılımını doğru adımlarla ileriye doğru götürmekte kararlı davranırsa, ufak ufak yaşanmakta olan barış süreci bölgenin barış ve istikrarına, Türklerin de, Kürtlerin de hayrına olan yeni gelişmelere kapıyı açabilir.

kaynak Türkye milliyet gazetesi

İlgili

Yorumlar (1)

Akt Rêzan Ardar · 16 yıl önce

ERDOĞAN BAĞDAT'TA TÜRK SAVAŞ UÇAKLARI KÜRDİSTAN SEMALARINDA Peyamner PNA Türk savaş uçakları Kürdistan sınırlarını geçti ki Türkye Başbakan'ının Iraka ziyareti sırasında Türk ordusu sınır ihlali yapıyor. Bugün saat 11:10 ’da Türk savaç uçakları Sidekan ve Kandil semalarında görüldü. Sidenak yöneticisi Muslıh Zırar PNA'ya yaptığı açıklamada “ uçaklar bir süre bölge üzerinde uçtular ve bu bölgede yaşan halk arasında baniğe neden oldu“dedi Ajansımızın eline ulaşan bilgilere göre sidekan nahyesinde 114 köy Türk askerlerinin yapacakları operasyon veya hava saldırısı nedeniyle korkuya kapılmış ve köylerini terk etmek için hareke geçmişler. Zırar “ elimize ulaşan bilgiler doğruldutusunda uçaklar hiç bir bölgede bomla yapmamış, sadece keşif amaçlı uçuş yapmış ola bililer“dedi. Türk ordusu şuana kadar Irak hava sahası sınır ihlali konusunda bir açıklama yapmış değil. Irak'ta bulunan Amerikan askerlerinin görevlerinden birde Iraka dışardan yapılacak müdahleler ve saldırlar karşısında korumaktır ve Amerika siyasi olarakta Irakın egemenlik haklarının ihlalini engelleme konusun da söz vermiş. Irak ve Kürdistan Sınırlarının ihlal edilmesinin Türkye Başbakanı Erdoğa'nın Irak ziyaretine deng gelmesi ayrıca dikkatçekici bir durum arzetmektedir. Türk parlenmtosu ve hükümetü Türk ordusunun Irak sınırlarına operasyon yapmak için tezkere süresini kısa bir süre önce 1 yıllığına uzatmıştı.

Anonymous · 16 yıl önce

İSRAİL BASINI TÜRKİYE'Yİ TOPA TUTTU Peyamner PNA İsrail'in tüm sivil kuruluşları ve basını türkyeye çok sert eleştiriler yaptı. Türkye'yenin İsraile karşı aldığı tavır konusunda özelliklede Türkye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan suçlanıyor. Ancak araştırma kuruluşları bunu tanışıklı bir dövüş olarak değerlendiriyor. İsrail'li siyasi kaynaklar açıklamalarında Erdoğan'ın İsrail ile Türkiye'nin arasının bozulmasına neden olduğunu belirtiyorlar. Kısa bir süre önce İsrail'in Mearif gazetesi Türkye ve İsrail dışişleri bakanlılarını sorunun halladilmesi için mektuplaştığını duyurdu. Yine bir İsrail gzatesi olan Yedi ot Ehronot artık İsrail'li turistlarin türkye ye gitmiceklerini duyurdu. Davos toplantısında Recep Tayip Erdoğan İsraile çok sert eleştirilerde bulunmuştu.İsrail Türkye zıtlaşması bu açıklamalarla başlamıştı. Ancak bazı araştırma kuruluşları Türkye'nin bir anda sertleşmesinin nedeni olarak Amerika'nın bölgeden çekildikten sonra Türkye'nin rol üstlenmesini istediği ve bu nedenle Türkye İsrail yarattıkları sunni bir tartışma ile arap kamu oyunun Türkye'ye karşı güven duymasını sağlamak olduğunu belirtiliyor.Yani zıtlaşmanın anlaşmalı olduğu ve sadece Amerika'nın çekildikten sonra uygulamak istediği projelere zemin hazırlamak oduğu belirttiliyor.