BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Sinan KARAÇALI · 12.10.2006 · 2 görüntülenme
Fransa Parlementosu, 12 Ekim 2006 tarihli oturumunda Ermeni soykırımını yok saymaya cezai müeyide getirdi.Bu olumlu bir gelişme. Soykırımı gerçekleştiren taraf olan Türkler, yasanın parlementoda geçmemesi için resmi ve sivil kurumlarıyla, sağ ve sol çevreleriyle bir seferberlik başlatmışlardı. Nedensiz değildir. Dünün soykırım gerçekleştirenlerin varisleri “devletin bölünmez bütünlüğünü koruma” adına bugünde soykırımı politıka edinmişler.TC, Fransa parlementosunda yasanın geçmemesi için her yola başvurdu. Bunu ikiyüzlüce, fikir özgürlüğü ile çelişiyor zırhına bürünerek yaptı. Bir taraftan demokrası, fikir özgürlüğü havarisi kesilirken diğer yanda santaj ve tehditi elden bırakmadı.Yasanın Fransa parlementosunda geçmesi halinde buna misileme olarak Fransa’nın Cezayirde gerçekleştirdiği soykırıma ilişkin hazırladıkları önergeleri meclislerine taşıyacaklarını, bitmiş ihaleleri iptal edeceklerini, yenilerine Fransa şirketlerine yasak geçireceklerini, Fransa malarına boykot edeceklerini, Fransa vatandaşlarına vize uygulayacaklarını ve dahası “Fransa bu tasarıyı yasalaştırırsa, halkın tepkisini kontrol edemeyiz” denilerek Fransa vatandaşlarına karşı can güvenliklerine yönelik tehditlerini en yüksek yetkililer ağzında dile getirdiler.Aslında bu, bir korkunun yüksek sesle ifadesiydi. TC üzerinde giderek ağırlaşan uluslararası baskılar sonucu çaresizliğe sürüklemekte ve giderek saldırganlaşmasına yol açmaktadır. Kaygılarında haksız da sayılmazlar. TC, bu gelişmelerin nereye varacağını çok iyi bilmektedir. Soykırımın kabullenilmesi demek doğal olarak TC’nin varoluşunu tartışma masasına getirmek demektir. Bunu bilen TC daha işin başında gelişmeleri barajlama çabasını vermektedir. Tüm dünyaya karşı bunu ne zamana kadar sürdürebileceği merak konusudur.TC’nin bu tutumundan vazgeçmesi şimdilik beklenilmemeli. Bu, Türkiye’de köktenci bir değişim sonucu ancak göndeme gelebilir. Bu da bugünden yarına olacak bir şey değildir.Sözkonusu yasanın Fransa parlementosuna getirilmesi karşısında TC’nin iktidar ve muhalefet çevrelerince bir seferberlik başlatılmasının anlaşılır bir yanı var. Ama aynı tavrı bazı Ermeni, Kürd ve Türk aydın ve politik çevrelerindende geldi. Bu ikincilerin gerekçesi kendilerince farklı siyasi kaygılardan kaynaklansada hepsinin ortaklaşa vardıkları sonuç “düşünce özgürlüğüne kısıtlama getirdiği”nden hareketle karşı çıktılar.Bu doğru bir tutum mu? Elbete değil. İnsanlık suçu olan soykırımın inkarna karşı cezai müeyideye başvurmak düşünceyi kısıtlama olarak değerlendirmemek gerekir.Soykırımı inkar etmek, soykırım suçuna ortak olmak olarak kabul etmek gerekir. Çünkü gerçekleşmiş soykırımı yok saymak yeni soykırımlara davetiye çıkarmaya hizmet eder. Bu nedenle soykırım inkarını suç saymak ve buna karşı cazai müeyide getirmek doğrudur. Bunun düşünceyi sınırlamakla ilişkisi yoktur.Fransa parlementosunun Ermeni soykırımını inkarına hapis ve para cezası getiren yasayı kabulenmesi takdire şayan bir karardır. Temenimiz bu kararın bir an önce hükümet tarafından seneto gümdemine getirmesi, orada onaylanılması ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak yürürlülüğe girmesidir.12 Ekim 2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.