Siyaset

Tahran'ı yıkmak hiç kolay olmayacak

Christian Science Monitor · 21.02.2006 · 2 görüntülenme

Ukrayna veya Gürcistan'da görülenler gibi bir ayaklanmayı İran'da oluşturmak, tek başına hareket eden ABD'yi çok zorlar İsrail'e yeniden tehditler savurmak ve uranyum zenginleştirmeye yeniden başlamakla, İran liderleri 'rejim değişikliği' için hedef alınmalarını çok daha kolaylaştırmış oldular. Başkan Bush'un çarşamba günü Kongre'ye İran'da siyasi muhalefet yaratmak ve 'İran halkının isteklerini desteklemek' amacıyla daha fazla parayı hızla onaylamasını istemesi, böyle bir durumda sürpriz olmuyor. Bush, geçen ayki 'Ulusa Sesleniş' konuşmasında doğrudan 'İran halkına' seslenerek 'küçük bir dinci elit kesimin' nükleer silahlar edinmesini, 'halkını tecrit etmesini ve baskı uygulamasını' önlemek için 'dünyanın öbür ucundan bile olsa yardıma koşacağını' söyledi. Apaçık rejim değişikliği çağrısında bulunmasa da İranlılara şunu dedi: "Kendi geleceğinizi seçme hakkınıza saygı duyuyoruz." Geçenlerde Ukrayna veya Gürcistan'da görülenler gibi bir ayaklanma da İran'da oluşturmak, hele operasyona kendi başına kalkışırsa, ABD için kolay iş olmayacak. Dahası Tahran'ın tepkisi tehlikeli olabilir. Clinton yönetimi zamanında yapılan buna benzer bir girişim, İran'ın ABD menfaatlarına yönelik terör saldırılarını desteklemesiyle son bulmuştu. İran, Irak'ta çoğunluğu oluşturan Şiiler yoluyla, Irak'ta da sorun çıkarabilir. Öte yandan Kongre'den istenen yeni miktar oldukça zayıf. İran'daki demokrasi programlarına harcanmak üzere mevcut 10 milyon doların 85 milyona çıkarılması isteniyor. Yönetim ayrıca siyasi muhaliflerin, hükümet dışı örgütlerin ve sendikaların doğrudan sübvansiyonu üzerindeki kısıtlamaların da kaldırılmasını talep ediyor. Paranın çoğu, ABD uydularının Farsça programların 24 saat boyunca yayımlanmaya başlanmasına ve İranlıların internet erişiminin geliştirilmesine harcanacak. Bu tür çabalar, İran'ın 1990'lardaki reform hareketinin, baskılar nedeniyle yaşanan acılar ve İran'ın çarpık anayasasının devamına dair iç anlaşmazlıkların ardından tekrar canlandırılabileceği varsayımına dayanıyor. Rejimin 2005 seçimlerinde 2 bin 500 adayı yasaklamak durumunda kalması, halkın şu anki hissiyatının en iyi göstergesi olarak kabul ediliyor. Başkanlık seçimlerinin ilk turunda reformcu adayların oyları toplamda 17 milyona ulaşırken, muhafazakâr adayların oyları 11 milyonda kalmış, dahası 20 milyon kadar seçmen tepkisini sessizce göstererek, oy kullanmaya bile gitmemişti. İran'da Polonya'nın Dayanışma'sı gibi barışçı bir hareketi yönetecek Lech Walesa tarzı bir şahsiyet bulmak pek mümkün görünmüyor. İran'ın otoriter rejimlerle dolu uzun tarihi, ardında böyle bir hoşgörüyü uzun süre kaldıramayabilecek bir kültür bıraktı. Yine de son reformcular, kadınları kamu hayatına daha fazla katılmaya teşvik ederek izlerini bırakmayı bildiler. ABD'nin İran'daki eylemcilere gizli desteği, halk üzerindeki baskıları daha da artırma riskini taşıyor. Böyle bir destek bilhassa, Reagan zamanında Orta Amerika'da komünistlerle savaşmak için kurulanlara benzer paramiliter gruplar oluşturursa, tehlikeli olacaktır. Bir yandan mollaları halktan ayırmaya çalışırken, diğer yandan da Birleşmiş Milletler'in nükleer program nedeniyle İran'a yaptırım uygulamasını sağlamaya çalışmak, Bush'un bu aşamada yapabileceği en iyi şey olur. Bush bölgeden sorumlu bakanını bu hafta, İran'ın yarattığı 'stratejik sorun'a karşı çıkmak için destek bulmakla görevlendirdi. Kendisi de Rusya, Çin, Hindistan ve diğer güçleri, İran'a karşı bir uzlaşma sağlanması için ikna etmeye çalışıyor. Bush şimdiye dek bu çabalarında ABD kamuoyunu da arkasında buldu. Ancak bu desteği kaybetmemek, dolayısıyla savaştan uzak durmak için çok dikkatli olmalı. (17 Şubat 2006)

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.