BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Ahmet ÖNAL · 23.10.2006 · 2 görüntülenme
Kutsal Hawar’a el attım. Latini ve Arap alfabesiyle Kürtçe yazılar, bir de Fransızcaya çevrilmiş.. 1932 de yayımlanmaya başlanmış Kürtçe dergiyi karıştırdıkça Editörü Mir Celadet Ali Bedirxan’a hayran kaldım. Birinci cildinnin sayfalarını çevirirken gelip Nemirê Miksê’nın yazısına takıldım. Çünki Miks; Feqiyê Teyran’ın, Xan Mahmûdê Miksê’nın, Hemzeyê Miksê’nın de yaşadığı diyardır. Nemirê Miksê yazısında I. Dünya Savaşı’ndan ve Toci yaylasından bahs etmiş. Yazıyı okuyunca Bingol, Şerefdin ya da Kanireş dağ ve zozanları gözlerimin önünde canlandı. Ağır ve derin hayallere daldım. Hayallerim beni İstanbul’dan koparıp Bingöl yaylalarındaki koroya kattı. Bir kaç dakika içinde fikir ve aklım, o yaylalara, soğuk suların başına ve küçüklüğümün geçtiği o diyarlara götürdü. Yaşamımın her karesi yeniden gözlerimin önünde canlandı. Her karesinde hasret, sevinç ve yetişemememin dayanılmaz acısını çektim. Sayısız his ve hayallerle Bingöl dağları kafamda yeniden canlandı... *** Bingol / Kanîreş/ Şerefdîn dağları Çewlîk(Bingöl), Erzrom(Erzurum) ve Mûş (Muş) arasına yerleşmiş. Bölgedeki suların çoğu bu dağda/dağlarda çıkar. Hiç kuşkusuz bu dağlara “suyun anası” demek asla abartılı olmaz. Zira Murad, Pêrî ve Aras nehirleri bu dağdaki kaynaklardan oluşur. Murad suyu dağın güneydoğusundaki kaynak suların birikiminden oluşur. Muş, - Çewlîg ve Harput’a doğru vakur ve sesizce akar. Pêrî nehiri de dağın kuzey batısındaki kaynak ve su birikintilerinden oluşur. Erzincan istikametindeki dere ve vadileri yararak kendisine yol açarken akıntısı gürleşip hızlanır. Kanîreş (Karlıova)ten Çêrme (Yedisu)ye - Kelğaş deresinden- Kiğı’nın dogusundaki Seleng’den geçerek Horhor çayını kendine katar. Karakoçan (Depê) ve Yayladere (Xolxolê) arasında sınırdaşlık yapar. Bingöl sınırının kuzeybatısını terkettikten sonra Harput ve Dersim’e de sınırdaşlık yapar, Munzura yönelir.. Dağlarından ismini alan Munzur da süt gibi akan kaynaklarından aldığı suyu ile Harput istikametine doğru yol alır. Murad, Bingöl ve Palo’ya hayat vererek ağır ağır Koyê Sipî(Ak dağı)nin kuzeyınde ve dağa paralel Harputa doğru akar. Üç su, Keban’da birbirlerini karşılayarak içiçe karışır. Artık üçünün toplamı Fırat’tır. Fırat ihtişamdır. Tıpkı bir yılan gibi o vadilerde Malatya ve sonra Harrana doğru nazlanarak sıyrılır. Sonra ta Dijleyi, Zapı içine alıp kabul eder. Irak, İran’a sınırdaş ve savaşına neden olan Şatülarap olur. Bingöl dağlarında kaynağını alan bu su, inatla pek çok cephede hayatımıza irademiz dışında akar. Bazen baraj ve elektirîk olur evlerimizi aydınlatır. Bazen bağ, bahçe olur, soframızda zengin yeşillik olur. Bazen bu su; yüzyılımızın Ortadoğu’sunda savaş sebebidir ve canımızdan akan kan olur. Dağımızda çıkan su, elalemin kavgasıyla bazen de ülkemizin viraneye çevrilmesine ve kürdün penaber olmasına vesile olur. İşte şu Bingöl Dağı’nın kaynaklık ettiği su/sular bölgeye mudahalenin sebebi olur. Ama Bingöl’lü bu akan suyun yarattığı çelişki, çatışma ve üretimden ne kadar haberdar. Bilinmez!Aras’ın anası da Bîngol dağıdır. Bingöl dağının Çilkanî’sinden (Kırk kaynak) oluşur. Ağrı ve Ermenistana doğru yol alır. Ancak Ağrı Dağı ülkemizin en heybetli ve yüksek dağıdır. Aras’ın Kafkasyaya geçişine musade etmez. Aras çaresiz güney doğuya yönelir. Bir süre ülkemiz ve Ermenistan arasında sınırdaşlık yaptıktan sonra doğuya yada Hazar denizine yönelir. Fars ve Îran Azarbeycan ovasını yeşillendirdikten sonra Hazara varır. Bingöl Dağı’ndan çıkan sular mertçe Ortadoğu’ya hayat katıyor... Bingöl’de çıkan Murad, Pêrî ve Aras kadar, bir de yeraltında aynı büyüklükte akar suların aktığı iddia edilir. *** Bu dağ Şerefdin dağıdır. Bazen Bingöl ya da Kanireş isimleri ile de dillendirilir. Güneşin doğuşunun farklı bir seyirliği vardır Bingöl ve Nemrud dağında. Kor kızıllığın karanlığı yararak ufuktan çıkışı doğaya berak bir aydınlık saçarken, gökkubenin derin yukseklığine doğru açılışı yüzlere gülümseyiş katar. Bu seyırliği görmek üzere dunyanın pek çok yerinden turistler akın etmek için programlar yapar, ancak programlar “güvenlik” gerekçesine takılıp Bingöl yolcuları “bu yıl olmadı umarız bir dahaki yıla” deyip başka istikametlere yönelir.Tüm çatışmalı haline rağmen Bingöl dağları yazın pek cıvıldır. Kışın ise yaşam ölüdür bu dağlarda. Sonbaharda uğurladığı koçer ve Bêrtilere sabırsızlıkla ve karşılıklı bekledikleri baharla içten kucaklaşmak isteyip açarlar. Amaaa!!!.. Onlarda artık yönlerini başka başka istikametlere verdi... Yüreklerinde ise serin Bingöl yaylalarının hasreti her of çekişte bin dert açar büğürlerinde...
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.