Suriye’ de Rejim değişikliği ve Kurdistan
Rojhat Badikî
·
20.11.2011 · 2 görüntülenme
Arap Baharı diye adlandırılan ve Arap ülkelerindeki bir çok diktatörlüğün yıkılması ile sonuçlanan halk ayaklanmalarının, Kürt halkının kendi kaderini belirlemede de bir etkisi olacağı açık. Yıllarca Arap haklarını diktatörlüklerle yöneten aile oligarşisinin son haklarından biri olan Esad ailesinin Suriye’ deki günlerinin sayılı olduğu Baas rejiminin yıkılmasının an meselesi olduğu konusunda herkes hemfikir.
Beşar Esad yönetimindeki Baas rejiminin yıkılmasının yankı ve yansıması başta, Hizbullah-Hamas ve, Lübnan, İran olmak üzere Türkiye’ yi ve doğal olarak Kurdistan’ ı etkilemesi kaçınılmazdır. Esad başkanlığındaki Baas rejiminin yıkılmasının Kurdistan’ ın özgürleşmesi ve Sömürgeci Türk-Faris rejimlerinin Kurdistan’daki sömürge yönetimini çatırdamasının ilk ayak sesleri olacaktır.
Suriye’ de rejim değişikliği ortadoğunun güneşi olan Kurdistan’da, Güneş daha canlı ve daha güçlü ışınlarla doğacak. Bunun herkesten daha iyi bilen TC ve AKP Hükümeti, Suriye’ de reformlar yapılması için Beşar Esad’la kardeşlik-dostluk köprüsünü kurdu. Bu yöntemle sonuç alamayınca, 360 derecelik bir dönüşle Esad karşıtı kesildi.
TC ve AKP hükümetinde bu ani dönüşüm telaşının arkasındaki kaygı Kürt ve Kurdistan sorunuydu. TC, Saddam rejiminin yıkılması ve sonrası gelişmelerden yeterince dersler çıkarmıştı. Bundan dolayı, Suriye’ de rejim değişikliği sonrası, söz sahibi olmak ve Kurdistan halkını soyutlamak için, Suriye rejim muhaliflerinin hamiliğine soyundu. Suriye’ deki rejim değişikliğinin TC’ yi direkt etkileyeceğinden, Kürtleri Suriye yönetiminden uzaklaştırmak için her türlü Osmanlı entrikalarını devreye sokmuştur.
Kürt’ ler, özellikle Güney Kurdistan yönetimi, TC’ nin oynadığı oyunları boşa çıkarmak ve Kürt’ lerin Suriye yönetiminde söz sahibi olmaları için sessiz kalmamalıdırlar. Suriye’ deki rejim değişikliği Güney Kurdistan’ ı da yakından ilgilendirip-direkt etkilemektedir. Bundan dolayı, Güney Kurdistan Hükümeti ve Kurdistan bölge başkanlığı, Mam Celal’ ın izlemiş olduğu yanlış tutumları red ederek, Suriye-Güney Batı Kurdistan’ da yaşan halkımıza ve siyasi-politik önderliğine her alanda yardımcı olup, destek vermelidır.
Irak’ a benzer bir yönetimin, Suriye’ de kurulması başta Güney Kurdistan olmak üzere diğer parçalardaki halkımıza, rahat bir nefes almasını sağlayacağı gibi, Güney Kurdistan’ da batı’ ya ulaşması için yeni bir yol-kanal açacaktır. Böylelikle, Türkiye’ nin Güney Kurdistan’ a karşı kullandığı kozların oranın önemli bir düşüş yaşanacaktır. TC’ nin sınır ve Havayollarını kapatma tehditleri, Suriye’ de rejim değişikliği boşa çıkma ihtimalını doğuracaktır.
Güney Kurdistan yönetimi batıya açılma ve Batı ile doğrudan, Hava, Kara ve Deniz yolu ile iletişim kurma imkanına sahip olacak ve TC’ nin Kurdistan’ a karşı uygulayacağı ambargonun etkilerini zayıflatacaktır.
Artık, Kurdistan politik dünyasi, Sömürgeci devletlerin çıkarları doğrultusunda, sömürgeci devletlerin penceresinden sorunlara yaklaşma, sömürgeci devletlerin gönüllerini hoş tutma politikasından uzaklaşıp, Kürt halkı ve Kurdistan’ın çıkarları doğrultusunda soruna yaklaşıp tutum belirlemelidırler. 2003 yıllında Saddam rejiminin yıkılması ile Bağımsız Birleşik Kurdistan’ a giden yolun önü açılmıştır. Bu yolun tıkanması yada bozulması mümkün değildır. Kurdistani politik dünyasi ve özellikle Güney Kurdistan liderliğinin, Bağımsız Kurdistan’ a gidecek yolun, kısalması yada uzaması noktasında etkide bulunabilirler.
Sonuç itibarı ile, Güney-Batı’ da yaşayan halkımızın mücadelesine içte ve uluslararası alanda yardımcı olmak, destek sunmak vatanı bir görevdir. Güney Kurdistan yönetimi, Suriye’ deki yönetim değişikliği ve yeni Suriye yapılanmasıda, Kürtlerin dıştalanma politiklarına karşı, alternatif politikaları devreye sokmalı ve Güney Kurdistan’ da yaşayan halkımızın sahipsiz olmadıklarını vereceği destekle göstermelidır. Bunun için Güney Kurdistan liderliği Ankara ve Tahran yönetimlerinin gönlünü hoş tutma politikalarını terk etmelidır.
Tarihi sorumluluk bunu gerektiriyor. Bunun gerekleri yapılmaması durumunda gelecek kuşaklar bu günkü Güney Kurdistan önderliğini hayırla anmayacaktır.