Siyaset

SURIYE BAAS REJIMININ CÖZÜLMESI, KURDLERIN KONUMU VE MUHTEMEL BEKLENTILER !

mehmetmufit · 13.01.2006 · 2 görüntülenme

 Yirminci yuzyil Kurd milleti ve siyaseti için bir « cehennem » oldu. Buna mukabil olarak onun dusmanlari için, butun köhnemis sistemlerine ve barbarliklarina karsin soz konusu yuzyil yasama ve ayakta kalma kaynagi oldu. Ancak ; durum degisti artik, dogu-blokunun çokmesi ve soguk savas doneminin kapanmasi, dunya duzeyinde yeni verilerin ortaya çikmasina, guçler iliskisinin ve dengesinin butunuyle degismesine ve yeniden biçimlenmesine yol açti. Kurd milletinin dusmanlari sirasiyla, hesap verme ve çözülme, hatta yok olma surecine girdiler. Onlari ayakta tutan jeostratejik çikarlar artik soz konusu degil, o donem kapandi. Yaptiklari katliamlar ve gerçeklestirdikleri cinayetler yanlarina kalmiyor. Diktatorluk mantiklari uluslararasi hukuk duvarlarina çarparak yok olmalarinin zemininin hazirlanmasina  sebep olmaktadir.Dunyanin degisimi, hiç bir zaman olmamasi gereken rejimleri hangi nedenle olursa olsun yutmasi, ezilen mazlum halklara yeni ufuklar açmaktadir. Dun Irak’ta baslayan sureç bugun Suriye’de baska biçimde devam etmektedir. Suriye, bilindigi gibi ortadogudaki irkçi-fasist cinayet orgutlerinin hep arkasinda olmustur. Kendisi bizzat bir çok siyasi cinayet islemekten çekinmemistir. Filistinli, Lublanli ya diger bir çok cinayet sebekelerine dönusmus ögütleri kullanarak bölgede teror estirmistir. Ama simdi, yapisal handikaplarindan dolayi degisen dunyaya ayak uyduramadigindan artik hesap vermek zorundadir.Saddam rejiminin yikilmasini kendisi için bir firsat sayan Şam diktatorleri, Rusya ve Fransa’nin da destegiyle, Irak’ta ABD’ye karsi « savasa » tutustu. Bunun uzerine, ABD kongresi 11 Kasim 2003’te « Syria Accountability Act » ismiyle bir karar çikardi ve devlet baskani G. Bush’a Suriye’ye yaptirimlarda bulunabilme yetkisini verdi. 11 Mayis 2004’te ise G. Bush hukumeti, Suriye’ye karsi finansman ve ekonomik yaptirim icraatini baslatti. Ancak ; uluslararasi destege gereksinmesi olan bu icraatin basari için G. Bush, Haziran 2004’te Sea Island’ta yapilan G8 zirvesinde Fransa’yla anlasarak Suriye uzerinde baskilari arttirmak amaciyla, Birlesmis Milletler Guvenlik Konseyi’nin, Suriye’nin Lubnan’dan çekilmesini isteyen bir sonuç kararinin çikarmasini önerdi. 2 Eylul 2004’te BM Guvenlik Konseyi, Suriye’nin derhal Lubnan’dan çekilmesini ve silahli milisleri silahsizlandirmasini sart kosan 1556 nolu karari aldi. Birlesmis Milletler kararina mukabil olarak Suriye, Lubnan’da ki konumunu guçlendirmek maksadiyla kendi yanlisi olan cumhur baskani Emil Lahoud’un iki sene daha  gorev suresinin anayasada degisiklik yaparak uzatilmasi dogrultusunda Lubnan parlamentosuna dayatilan karari 3 Eylul’de çikartti. Bunun uzerine basbakan Rafik Hariri istifa etti. Bu arada iki önemli gelisme Suriye Baas rejimini « tuzaga » dusurmustur ; birincisi, Eylul 2004’te Suriye ve ABD arasinda arabuluculuk yapan Daniel Isa ve Martin Andik isimli sahislarin Bachar El- Assad’i ve ekibini Lubnan sorununda desinformationlarla etkileyip yonlendirmislerdir. Baas rejimine karsi muhalefete geçen Suriye’nin ikinci adami olan Abdul Halim Khaddam bu konuda detayli bilgileri basina açiklamistir (*). Verilen bilgilere bakilirsa, sozkonusu iki sahis, ABD’nin Lubnan’i Suriye’ye birakma niyetinde oldugunu, Lubnan’in kendisini ilgilendirmedigini, Irak’ta batmis oldugunu ve çok yakinda savasi kaybedecegini, bu sorun disinda baska bir soruna el atacak durumda olmadigini Bachar El Assad’in kafasina koyarak ikna etmislerdir. Ikincisi, 14 Subat 2005’te Rafik Hariri’yi öldurtmesidir.Bu iki gelisme Suriye’yi tam bir çikmaza suruklemistir. ABD, Saddam’i son derece ince politikalarla tesvik ederek nasil Kuveyt’e saldirtmissa, buna benzer  girisimlerle Suriye’deki rejimin de geriye donulmesi zor olan hatalar yapmasinin zeminini hazirlamistir. Korfez savasindan önce -1991- Kuveyt, ABD için nasil bir « malzeme » olmussa, Rafik Hariri’nin oldurulmeside degisik amaçlar ve politik kontekst içinde ayni dogrultuda benzer bir durumun oldugunu gostermektedir. Bu arada Suriye Lubnan’dan butunuyle çekildi, BM uluslararasi bir komisyon kurarak Rafik Hariri cinayetini arastirma, açiga çikarma ve Suriye devletinin isbirligi yapmasini sagladi. Ancak is burada son bulmuyor ; Suriye bir takim ust duzey devlet yetkililerini gozden çikararak soz konusu anketi atlatabileceginin hesabini yapti ama sorusturma esnasinda açiga çikan bir takim guçlu kanitlar ve Abdul Halim Khaddam’in açiklamalari ve ifadesi Suriye devletinin bu krizi atlatmasinin oldukça zor oldugunu gostermektedir. Birlesmis Milletler komisyonu Bachar El-Assad’in ifade vermesini sart kosmaktadir. Bachar, Rafik Hariri cinayetinin bas azmettiricisi konumundadir. A. H. Khaddam’in açiklamalari ve sahitligi guçlu bir delil olmustur komisyon için. Hadise, hukuki olmakla sinirli kalmaktan uzaktir ; R. Hariri cinayeti siyasiydi ve simdi siyasi bir çozum istenmektedir. A. H. Khaddam, surgun bulundugu Paris’ten Suriye Baas rejiminin yikilmasi gerektigini istemektedir. Suriye’de iktidari ellerinde tutanlar arasinda ilk ciddi bolunme yasanmaktadir. Bilindigi gibi, Khaddam sunni ve Suriye’de Hafez El- Essad’dan sonra gelen iktidarin ikinci adamiydi. Nufuzu oldukça genistir ve dinlenilen asil sahsiyet haline gelmistir. Bachar El- Assad ve ekibinin buyuk hatalar yapmasi onu dahada guçlendirmistir. Ayrica, Suriye’de nufuzu oldukça buyuk olan ve kitleler içinde hala en etkili guç olan « Musluman Kardesler » örgütü Khaddam’la iliski içinde oldugu anlasilmaktadir. Bu örgut, « demokratik » siyasi bir rejim istediklerini beyan etmislerdir. Muhtemelen ABD ve Fransa ile iliski içinde olan bu örgut, Baas iktidarindan kurtulmak amaciyla diger muhalif kesimlerle isbirligine gidecektir, gelismeler bu yonde seyretmektedir.Dis guçlerle birlesen bir iç muhalefet Baas rejimine son verebilir. Ne var ki ; muhalefetin iktidari alabilmesi için ne kadar örgutlu ve hazirlikli oldugu  net degildir. Ayrica, Fransa ve Rusya, ABD ile siki pazarliklar neticesinde bir anlasamazlarsa mevcut rejimin devrilmesini engelleyebilirler. Bu bakima, bir çoklarinin sandigi gibi (sayet beklenilmeyen bir darbe devreye girmezse) Baas rejimi bugunlerde bu iki etkenden dolayi gidici degil. Ama Suriye’deki rejim oldukça zayiflayacak ve sinirlandirilacaktir son darbe vuruluncaya kadar. Suriye’nin baski altina alinmasi ve sinirlandirilmasi, Kurdistan ulusal kurtulus hareketinin çikarlarinadir. Özellikle, Suriye’nin guney Kurdistan uzerindeki baskisi bertaraf olacaktir. Federal Kurdistan hukumetinin daha rahat hareket etmesi, Iran ve Turkiye’ye karsi daha guçlu konuma gelmesine yol açacaktir bu. Ayrica, oldukça daginik ve hala kargasalik yasayan « Suriye Kurdleri »nin toparlanmalarini hizlandirabilir butun bu gelismeler. Iki milyon Kurdun 11 tane politik partileri var ve bunlardan bazilari mevcut iktidarla iliski içindedirler. Bu durumun asilmasi gerekiyor.« Suriye Kurdistan’i », her seyden önce daha cesaretli ve daha açik musterek bir politikaya bir an önce kavusmalari gerekiyor. Yakin bir doneme kadar bir yandan PKK, öbur yanda ise guneyli siyasi partiler « Suriye Kurdistan’i »nin örgutlenmesini baltalamislardir. Kendi  satelitleri haline getirdikleri « bin xet » Kurdleri, kendileri için fazla bir sey yapamadilar. En kotusunude, Suriye iktidariyla tam bir isbirligi yapan PKK yapmistir. Binlerce « bin xet »  gencinin heder olmasina yol açan bu örgut, uzun yillar boyunca tam bir diktatorluk uygulayarak Kurdistan’in bu parçasinda halkimizi sindirdi ve örgutlenmesini engelledi. Bunu hepimiz detaylariyla bilmekteyiz. Fakat simdi bu durum asildi, artik « Suriye Kurdistan’i » « kendisi » için 2004’te oldugu gibi ayga kalkmalidir. Biz Kuzeyli Kurdler, -iç islerine karismaksizin- bu konuda onlarla siki bir dayanisma içine girebilmeliyiz. Kuzeyde toparlanmaya, guçlenmeye paralel olarak dayanisma ve yardimlasma olmalidir. Gelismelere ayak uyduramayacak bir konumda kalindigi taktirde « bin xet » Kurdleri ortaya çikacak olanaklardan yararlanamayacaklardir. Belli ki, « Suriye Kurdistan’i » kuzey ve dogu Kurdistan’indan daha çok erken bir takim demokratik haklarina ve özgurlugune kavusacaktir. O bakima, kesin kes mevcut tikanikliklar ve siyasi belirsizlikler asilmalidir. Yoksa « bin xet »te degisen bir sey olmayacaktir. 12.01.06Mehmet MUFIT

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.