Siyaset

SÜRECİMİZİN BİTMEYEN SANCILARI! - 3

Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme

SÜRECİMİZİN BİTMEYEN SANCILARI 3

Türk Sömürgeci devleti, gelişen Kürd ulusal hareketinin Güney ayağıyla Lozan antlaşmasının geçersizliğinin yaşanacağı korkusuyla derin bir açmaza girmiştir! Güney Kürdistanın uluslar arası meşruiyeti ile Sevr antlaşmasını geri getirileceği telaşını duyan T.C sömürgeci devleti sağıyla soluyla devletinin bölünmezliği nakaratını tutturarak, Kürdistanı reddedip Kürd ulusunu varlığını inkar eden Lozan antlaşmasına dokunulmaması için yeniden ulusalar arası alanda şoven ve ırkçı bir tutum sergilemeye çalışması karşısında biz bugünkü süreçte geldiğimiz nokta da çok geri ve dağınık bir konuma sahip durudayız.

Kuzey Kürdistan Ulusal Kurtuluş Hareketinin iç dinamiklerinin parçalanmasından doğan durum, Türk sömürgeci devletinin sağıyla soluyla var olan kurumlarıyla Kürdistanı ikinci kez işgalini derinleştirme hedefiyle ; bu Temmuz 22, 23, 24,tarihinin 82. yıl dönümü de Lozan antlaşmasının uluslar arası meşruiyetini yeniden sağlama olanağının önünü açmaktadır.

Bugün Kuzey Kürdistan ulusal kurtuluş hareketi derin bir kuşatmanın altındadır ve bu kuşatma çok yönlü sürdürülmekte.. Biz bu kuşatmayı nasıl kıracağız? Bu kuşatmanın kırılması için hangi araçlarla yürüme şansına sahibiz ? Sürecimiz derin bir boğuntuyla sürüyor, bunu sorgulamak gerekiyor..

Diğer bir şey de Lozan kölelik antlaşmasına karşı doğan ve ulusal bağımsızlık savaşı olarak tarihimizde önemli bir yere sahip olan Koçgiri Halk Hareketini Lozanla birlikte ele alarak uluslar arası güçlerinde konumunu açığa çıkarmaktır. Çünkü bu süreç sorgulandığında görülecektir ki, Küristanın dört parçada merkezi bir karargaha ve dolaysıyla da ulusal peşmerge ordusunun örgütlendirilmesine ihtiyaç vardır. Bunun yolu da Sevr antlaşmasıyla belirlenen ve uluslar arası hukukla da oluşturulan Kürdistan devletinin meşruluğunu gündeme taşırarak savunmaktan geçmektedir . Lozan kölelik antlaşmasına karşı, ki aslında 21 Mart 1925de hesaplanan ayaklanmanın ( elim bir kaza sonucu 7 Mart 1925 de başladı ) esas yanı 10 Ağustos 1920de imzalanan Sevr antlaşmasının 25 Kasım 1922 de ortadan kalkmasını kabul etmeyerek bağımsız bir Kürdistanın kurulması amaçlı olmasıydı.

Başta Bolşevikler olmak üzere ABDde dahil o dönemin emperyal devleri tarafındanKürd ulusu uluslar arası alanda yalnızlaştırıldı. Ve Kürdistan dört parçaya bölüştürülerek uluslar arası sömürge bir duruma getirildi.

Olaya bu çerçevede yaklaşıldığında Lozana karşı olmak için karşı olmak değil, asıl olarak Lozan antlaşmasıyla meşru Kürdistan devletinin hukuki varlığının ortadan kaldırıldığını savunarak 1925 de başlayan Koçgiri halk hareketiyle Kürdistanın dört bölgesinde süren birbirinden kopuk fakat birbirini besleyen ulusal bağımsızlık ayaklanmalarının tarihteki yerini tartışarak karşı olmak gerekiyor. İşte bu tartışmaların bize sunacağı perspektif doğrultusunda Kürdistanda yeni adımlara doğru evirilmemizi sağlayacaktır.

Lozan tartışması Koçgiri Halk ayaklanmasından bağımsız ele alınamaz, çünkü, Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi tarihinde çok önemli bir yeri ve boyutuna sahiptir. Bu Ulusal Hareketin gelişimi, süreci o dönemin Dünya koşullarıyla birlikte gelişen politik hattının da bir aynasıdır aynı zamanda. Çünkü,Dünya da ki saflaşmanın da anahtarını sunuyor bize.

Gerekse iki kutuplu dünyanın arasında geçen Pazar paylaşımı ve kendilerine uygun yönetimlerle oluşacak devletlerin saflaşması, gerekse ulusal kurtuluş mücadelesini yürüten bölgedeki mazlum halkların da kaderinin hangi boyutlarda kilitlendiğinin de bir aynası olarak kendini bize sunmuştur.

Burada dikkatimi çeken şey Koçgiri Halk Hareketinin boyutu ve dönemin uluslar arası durumu yeterlice bilince çıkarılmadığıdır ve bu konuda yeterli bir çalışma da yürütülmemiş. Yürütülense çok sınırlı ve zayıf kalmıştır.

Her şeyden önce Kemalizmin anti-emperyalist, ulusal kurtuluş savaşı yürüttü safsatasını boşa çıkarmanın en iyi yolu da Koçgiri Halk Hareketinin durumuyla birlikte uluslar arası durumun bilince çıkarılmasıyla derinleştirile bilinirdi ve bu yanıyla Sevr anlaşmasında Kürd devletinin resmi statüsünün Lozan da nasıl inkar edildiği de ortaya çıkarılarak bize uluslar arası alanda derin mevzilerin sağlanmasına yol açacaktı. Biz bunu sürdüremedik. Bizim yetersiz olan çabamız Türk devletinin resmi ideolojisinin ürettiği , gerici feodal, dinci bir ayaklanma dır tezinin bu kadar derin ve ağır olarak hayat bulmasına neden oldu.

Bir kere şu gerçeğin altını çizmek gerekiyor ki Koçgiri Halk Hareketi bölgesel istemleriyle değil ulusal istemiyle uluslar arası bir konuma sahip olması açısından çok önemli bir yerde durmasıdır ve hareketin evrensel düzeyi onun bir başlangıç olarak Koçgiriden Ağrıya, Güney Kürdistan dan Dersime kadar olan Kürdistanın genelini kapsayan bir ulusal hareketin yayılması, Ağrıda Xoybun örgütlenmesi ile başlamış Güneyde Mahmut Berzenci Doğu da Simko ile devam etmiş Barzani ile sürmüş, Dersimde Seyit Rızaya kadar bir sürecin gelişim ve dönüşümüne öncülük etmiş bir hareket olarak uluslar arası güçler dengesinde mihenk taşı olmuştur.

Diğer ve temel bir şey de Koçgiri Halk Hareketi Bolşeviklerin, Ulusların Kendi Kaderini Kendilerinin Tayın Etme Hakkı konusunda savunduklarında samimi olmadığını, aksine emperyalist-kapitalist sistemle aynı düzeyde hareket ettiklerini ve Ermenistanın İşgalinde bir fiil birinci derecede rol oynadıkları gibi Kürdistanın sömürge durumuna gelmesini sağlayan koşulların oluşumunda da ağır rol oynadıklarını da ispatlamıştır. Bu anlamıyla Koçgiri Halk Hareketi çok iyi bir şekilde incelemeye ve araştırılmaya tabi tutulmak durumundadır.

Versay konferansında İngiltere temsil heyetinin sınırlar konusundaki danışmanı komutan H.M.V. Temperley Barış konferansının tarihi adlı yapıtında altıncı bölüm syf 85 86 da şöyle der;
1920 nin sonbaharında ve kış başlarında Kızıl ordu ve Türk Ulusal Ordusu beraberce bir taaruza giriştiler. Kazım Karabekir ( Türk Komutanı) Karsı ele geçirdi. Diğer yandan zaten Azarbeycanı almış olan Sovyet birlikleri, Gürcistan dolaylarına gelip kuzeyden Ermenistanı işgal ettiler..
Bolşeviklerin ; Ulusların Kendi Kaderinin Kendisinin Tayin Etme Hakkı olarak tanıdıkları şeyin özü işgal ettikleri ülkelerde kendilerine bağlı (sömürge) iktidarları oluşturmalarıydı ve işgal edemedikleri (Örneğin Kürdistan gibi) ülkelerin bağımsızlık savaşlarının uluslar arası desteğini kesilmesinde önemli rol sahibi olmuşlardır.

(sürecek)

Metin ESEN

SÜRECİMİZİN BİTMEYEN SANCILARI! - 4'DE Kürdistanda Bağımsızlık savaşımızda Peşmerge'nin rolünü tartışmaya çalışacağım.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.