Siyaset

SÜRECİMİZİN BİTMEYEN SANCILARI! 2

Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme

Yeni dönemin modern araçlarıyla yürümek için hedefi belirlerken ona uygun araçlarını tartışmak durumundayız. Somut olguların siyası çözümü için gayret etmek, çaba göstermek gerek ve bilim kurullarından siyasi kadrolara kadar olan tüm mevzilere karşı titiz davranmak çok önemli bir durumdur.

Kürdistan gibi başından tırnağına kadar derin bir kuşatmanın altında olan bir ülkede ve çevresi savaş çemberiyle kuşatılmış bir yerde olarak savaş yürütmekte olduğumuzu bir dönemde gerek ideolojik, gerekse siyasi durumumuzun en hassas yani dağınık, parça pörçük olmamızda yatmaktadır.

Burada kompleksli davranmamızın olanağı yoktur, çünkü hayat bize bu hakkı tanımıyor ve tanımadığını hep beraber yaşadık, gördük ve bunun yüzlerce örneği de mevcuttur. Ulusal Kurtuluş mücadelesinin zemininde durmak ve onun içeriğine uygun programlarla hareket etmek zorundayız.

PKKnin zemininde durarak hareket etmek Türk sömürgeci devletinin çizdiği sınırlar içine çekilmek demektir. Türk sömürgeci devleti son yirmi yılın en ağır tahribatını PKK eliyle taşıdı Kürdistan a. Legal örgütlenmenin tüm olanaklarını sunarak Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesinin iç dinamikleri parçalanmış durumdadır.

İş burada bitmedi tabi; PKKnin dışındaki var olan Kürd örgütleri sağıyla soluyla bir bütün olarak PKK kopyası durumuna geldi ve getirildi. Kullandıkları kavramlarla, izledikleri örgütlenme biçimleriyle PKK zemininde kaldılar. Gerek iç muhalefete karşı gerekse kendilerinden ayrılanlara karşı aynı zeminde hareket ettiler. Hainlik, ajanlık, işbirlikçi, sübjektif ajan olma, unsur ve bunun gibi kavramları PKK den kopya alarak kendi iç muhalefetine karşı uygulayarak bu yanıyla demokratik zemini parçalamış, yapılan eleştirilere tahammül edemez bir duruma düşerek, KUKM nin iç hukukunu ortadan kaldırmıştır. Onun için Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi PKK zemininden ve onun yörüngesinden çıkmak zorundadır, yoksa gelişme şansı olmayacaktır.

Kürdistan başından tırnağına kadar gerçektir; bu gerçeğin maddi yanına uygun olarak objektif ve sübjektif olguları ayrıt etmek için; gerek uluslar arası gerekse ulusal boyutunu kavrayarak adım atılmalıdır. Her şeyden önce ne istediğimizi açık ve net olarak belirtmek ve onu savunmak durumundayız. Geçmişte yaşadığımız durumun farkında olarak içi boş sloganların, ajitatif bildirilerin ve kof örgütlenmelerin bize neye mal olduğunun anlamak durumundayız artık. Çünkü, içi boş sloganların, kof örgütlenmelerin nedeni bizim yenilgimizdir; biz bu yenilgileri kavrayamadığımız müddetçe bu günkü sürece müdahale etme şansımız yoktur .

Kürd ulusunu acılara sürükleyen, katliamlara götüren politikaların terk edilmesi gerek. Adı var kendisi olmayan örgütler platformuna çıkmak kelimenin tam anlamıyla Kürd ulusuyla dalga geçmektir.. umut olmaktan çıkmış ve içten içe kendini yiyip bitiren ve buna rağmen halen ben olacağım ben olmazsam diyerek ayak diretmenin diğer bir adı süreci boğmaktır.

Hayata yüzümüzü çevirmemiz lazım. Gürül gürül akan dünyanın içindeyiz.. Orta Doğu dünyanın kalbi olarak çarpıyor ve Kürdistan bu kalbin içinde bir yara olarak kanıyor.. Kürdistanın her parçasında farklı bir gelişme mevcut! Her gelişme parça düzeyini aşıp ülke boyutuna çıkabilecek boyutta değil.. Zaten, Orta Doğu dan çıkarı olan güçler başta olmak üzere Kürdistanı askeri işgal altında tutan ülkelerinde istediği ve yürüttüğü politika budur.. parçala, böl yönet ve süreç içinde Kürd diye birilerini, Kürdistan diye bir ülkeyi tamamen ortadan kaldırarak işgali çok yönlü sürdürmek ve işgal edilmiş her parçanın sömürgeci devletlerin bir iç sorunu düzeyine taşıyarak süreçte kendi içinde eritmek durumunu görmek zorundayız!

Kürdistan sorunu ideolojik kavramlar düzeyinde ele alınamaz ve bu anlamda da çözülemez. Kürdistan sornu devasa bir olgudur, tabi, Berlin duvarları yıkılınca altında kalan sarsak sol hemen kendini Avrupaya göre biçimlendirmenin telaşına düşerken tarihe hiçbir not düşmeden olmayan Kürdistanı politikasıyla liberalizmin çarkına kendini kaptırarak piyasa tüccarı gibi ütülü pantolon altına spor ayakkabı giyerek o kapıdan bu kapıya avuçlarında aşınan yakarı isteklerin hiçbir kıymeti harbiyesi olmadığı da ortaya çıktı. Durumunuzu iletiriz (!) diyen kapı görevlilerine teslim edilen yakarılar çöp tenekelerini doldurmaktan başka bir işe yaramadı.. çünkü kapısına gittiğimiz yerler kendi aralarında Orta Doğu başta olmak üzere Kürdistanın petrol kuyularının paylaşmasının hesabını cetvelle, pergelle yapıyorlardı ve biz avuçlarımız patlayıncaya ya ya şa şa diyerek obir taraftan da anti kapitalist naraları ile Kürdistana ulusun sol güçleri birliği çağrısını yaparak hayatın ters yüz ettiği olgularlar bir kere daha Kürdistana yıkım taşınmak istenmektedir.

Mazlum bir ulusun her tarafı yara bere kan içindeyken, onun adına yola çıkanlar kamburlarını çıkararak suç işlemiş mağribi gibi vallahi biz terörist değiliz, biz en büyük demokratız, bizi kabul edin ne verirseniz ona razıyız! diyerek el pençe divan durdular ve sonra da bakın bizim davul zurna oyun havalarımızı ne çok beğendiler! diyerek kendi kendilerine hava atarak, ulusal kurtuluşçu olarak bağımsızlık sloganlarını unuttular..

Değişim süreci uzun dönemdir yaşanmaktadır. Ve bu değişim bizim tüm değerlerimizi alt üst etti. Umutsuzluk, örgütsüzlük, inançsızlık tümüyle bizi etkiledi. Hele Avrupanın sunduğu sosyal olanaklar içinde devrimci değerlerini yitiren militanlar kadrolar derin bir savrulmanın eşiğinde geldi. Örgüt içi baskılanmanın, tahrip olmuş ilişkilerin onlara fazla bir güven vermiyor artık, hele üst düzey kadroların Avrupayı yaşamı ise onlar büsbütün parçaladı.

Avrupayı mesken tutmuş yönetici kadroların bu sürece asil unsur olmalarının dışında önderlik etme gibi yetileri yoktur, çünkü onlar o yeteneği gösterememiştir, bu kesinlikle anlaşılmalıdır. Hele sağa sola çamur atan, mücadele azmi olan insanları küçümseyen , dedikodu yapan, sürece yılgınlık taşıyan ve bağımsız, tarafsız ayaklarına yatanların ise artık bizi terk etmeleri ve o çok bilmiş aydın havaları içinde sömürgecinin Kürdistan da yürüttüğü Kürdü inkar politikasına, Kürdü dilenci konumuna iten politikalarına biraz daha ortak olsunlar.

Hiçbir Kürd politerinin tarafsız, örgütsüz ayakları ile Kürdistan Ulusal Kurtuluş mücadelesinin dayattığı görevlerden kaçamaz ve kaçma hakları da yoktur.

Ne yazık ki bugün geldiğimiz nokta da yaratılan araçlar amacın önüne geçtiği gibi insan da kapitalist pazarın birer malı durumuna düşürüldü, değerleri parçalandı, emeği inkar edildi! Oysa Kürdistan gibi bir ülkede insan önemi vardır ve her Kürd siyasi kadrosu, militanı Ulusal Kurtuluş mücadelemizin göz bebeğidir, öyle bakılmalıdır, farklı düşüncelerinden dolayı imha etmek bizim işimiz değil sömürgeci burjuvazinin işidir, olaya böyle bakmak gerekiyor.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.