BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Yusuf Bülbül · 29.10.2006 · 2 görüntülenme
ZİGGURAT:
Dâ paş Agadanda, Pır wâxte şunda lâ velati Bayibêlê Gırâgıre Konaxa Hûkûmêt lâ mılet pır dain dgırtın. Sewa we mılet ji navi vır Ziggurat Yanê kı: ZIG İ GUR A TÊ, minâ gur i kı zıg têrnabı a tê lênandın. Paş salanva mıleti Sû meran weçend pır pêrışan bu kı, lâ Ziggurata xwâ pır gerin. Ema caka din nedin. Lser we hındı bâ Ziggurate ra Ziyarat gotın. E dâwen kı, paşe bâ Ziggurate ra “Kûlê a Bayibêle” gotın. lâ “Kıtab apiroz” edbe kı dâpaş salanva, wexta kı Kûlê aBayibâlan çêdkrın “dâng kırın arınd weinge lâ hev kâlıvi“ şek, şupe tunı kı âw zımana Kurmance, sâwa we Hek û âdalât (kanun) lâ vır ketie nivist; âw kanunan Kral i Bayibêlan Hâmmurabi çêkrıbun.
Sû merian “Hâft herek arınd adune“ “Baxçe Abe jur iByblan“ (Babilin Asma Bahçeleri) sıfte lâ vedâre çêkırın.
Şorbej eBayibêlaniân, “mesel a buyine enas“ Enu mâ E li ş “nivisandın. Dpaş salanva, sewa kı Sû merian xwadanı lê nâkırı Lâwe İsrâilian gotın Enu mâ eliş mesel ameye.
A SORİAN
Wexta Asorianda hındı lâ sâr Dune pır Mılet emina Sû merian hebun. Ekı lâ Sû merian şor û pırs hukırı çune nav mıleti xwâ hârâki zımâneki xwâ peydakır. Çhin’an û Ãrâbian goria nivista Sû merian âlfâba xwâ çêkrın. Mina Sû merian herek bunâ mâdânietêkê, mina Sû merian cut dkrın, Pez û tereke peyda dkrın. Mina Sû merian âw ji bakıl bun, bâ ilım bun. Bâ Sû merian va gırtın-dain (ticaret) kırın, mıleti kı lâ ser dune hındı tâvlıhev bun, zımane hâv û dwû hudkrın, keçık ddane hev û dwû. Wâlate Asur pır gırbu, hârçi kı gırbun, mâsâl exwâ û dârde xwâ ji pırbun, hen gırbun. Lâ râv rındia enas; xrâwi ji wexta Asorianda hatâ dâr. Gudea, İşum, İgigu, Amurru, Gırtâbullu, quri gur peyda bun. Dânav Asurian da cirit tavıtın.
GUDEA: nav ilı ser: gudea ye ser
İ ŞUM: nav ilı ser: İ şum bu
İ Gİ GU: nav ilı ser, i gi gu bu
A MUR RU: nav ilı ser, Rui xwâ ilı êkı mûri hâtıbu.
GIRTA BULLU: nav ilı sâr; i bulluk bu, imina yengeç* bu, kı enas dgırt hâta kı quştie bernedda.
KURİ GUR: nav ilı ser; Kur igur
KURİ GIR: nav ilı ser; kur igır
Lâ van ek ji MAR DU K bu. Yanê kı: mar idû kur.
Marduk hâta kı buye Sâroki Asorian gırbu; bmaana Ziggurate dayin pır dâgırt, eki nâhâk bu, wexta wi ra mılet lâ cani xwâ bêzar bu. Loma nav “Marduk“ yanê kı mari du kur lenandın.
Sârok erınd ji hatıne sâr Asorian. Navi hınan i hakinae:
NABU: nav il sâr; pır igenc bu, ina bu loma vera Nabu gotın.
ADÃPA: nav ilı sâr; dâpa. loma vêra A kı dâ pa = Adâpa dgotın.
SÃRGAN: Nav ilı sâr; Sâr gan dgotın: xadane gan bu, ilâ sâr gan bu
EKUR: nav ilâ sâr; Bâre bâ saroki ra “e kur“ dgotın.
DUTTUR: navi lı sâr; du T(e) tur.
PE NIG İAN
Wêxta Asorian mıleti Sû merian lâ sâr dune lâ pır şunan gârin. Lâ braitani (İngiltere), lâ Afrikê hâtâ çhin û Hındıstane dâçun tatın, ticarât dâkırın. ilım û irfana xâ goriê we çaqe pırbu. Gırâgıre xwâ û alime xwâ epır çuyubunâ bâr dângızi gâwr, hınâ Sû meri ji lâ vır wâlatâki xwâ çekırın navi xwâ ji Penıgan bun. Yanêkı: e kı nıg pe. Lâ vır hên pır dâ şuxulin, hên pır bâ ilım dkırın, zânaat dkırın, gâmi çe dkırın. Bâ van gâmiân dçunâ Eaurope û Afrike. Tâvlı enas e wandâran bun, ilım dgırtın, ilım ddan. Plâton (alimê Yunan) dâ got, yâde “E lê alı“ eSû merian tatın bâ Sokratês va ilim û irfan dâng dâkırın. Lâ jur mâ kalkır.
Penıgan âlfâba Sû meran amodern apenıgan çekırın. Lâ jur mâ kalkırı bu.
Sümerlerle ilgili olarak yazdığım bu metin dünyanın oluşumundan itibaren tasavvur edilen ve bilinen gerçekleri yansıtsa da, ayrıca bu metinde Kurmancı’nın özelliklerini amatör veya profesyonelce izlemek de gerekir. Kurmancı’nın halk arasında zorlanan belirgin özelliklerinden bir tanesi Bâ, Dâ, Lâ ile BI, DI, LI sözcüklerinin kullanılmasıyla karşılaşılan zorluktur. Burada doğru olan üç özellikten söz edilebilir. Biri: Bâ, Dâ, Lâ sözcüklerinin kullanılmasıdır. İkincisi: başına getirildikleri kelimelerin anlamını bozmayan ve kullanımı kolay olup halk arasında tercih edilen Bı, dı, lı sözcüklerinin kullanılmasıdır. Üçüncüsü: her iki söylemin kullanılmadan sadece B, D, L baş harflerinin yazılarak kelime oluşturmaktır. Bu yöntemlerinin hangisinin kullanılacağına akademi karar vermelidir. Örneğin:
tşt bâ xwâra bâ = eşyaları beraberinde götür
tşt bı xwâra bâ = // // //
tşt bxwâra bâ = // // //
2. Baran ê dâ barı = yağmur yağıyor
baran ê dı barı = // //
baran ê dbarı = // //
3. lâ sâr kanie = pınarın üstünde
lı sâr kanie = // //
lsâr kanie = // //
ayrıca bazı Kurmancı ağızlar(şiveler)de “bo” sözcüğü kullanılmaktadır. Bu yazılış ve söylem şeklinin açıklanabilir bir gerekçesini algılamış değilim.
TÜRKÇE
SEVGİLİ EA’MIZ
TOPRAK, SU VE HAVA
Güneş bir ateş topuydu, büyük gürültü ile patladı ve dağıldı, bu dağılmadan yedi gezegen/yıldız meydana geldi. Bir tanesi de dünyaydı, o zamanlar dünya da bir top ateşti. Dünya yandı soğudu, döndü soğudu, ateş söndü yer meydana geldi su, toprak, hava, dağlar meydana geldi. Dünya yüzeyinde çok çeşitli yaratıklar, canlılar, insan, koyun, sığır, kurt, ayı, sinek, böcek, tavuk, yılan, kuş, dinazor, ot ve ağaçlar meydana geldi. Bu ot ve ağaçların boyları çok uzun oluyordu, bin karışa kadar uzayabiliyordu. Üzerinden milyonlarca yıl geçti, bu ot ve ağaçlar çürüdü petrol olup yeraltına girdi. Dinazor mahlukatının uzunlukları altmış karış, yükseklikleri otuz beş karış oluyordu. Dünya döndü, zaman geçti, dünya döndükçe yer de soğudu. Dinazorlar soğuyan iklime dayanamadı soyları tükendi, otlar kısaldı, ağaçlar küçüldü, dünya yüzeyi bu günkü halini aldı.
İNSAN
Dinazorların yaşadığı çağlarda insanlar da vardı. Birçok milyon yıl dünya yüzeyinde ayı ve kurtlar gibi dolaşıyorlardı. Mağaralarda, ağaç kovuklarında yaşıyorlardı, konuşmasını bilmiyorlardı, maymun gibiydiler, işaretle ve gürültülü bağrışmalarla anlaşabiliyorlardı. Bir zaman sonra bir miktar akıllandılar, artık taşları delip, deliğine ip takıp sapan taşı yapıyorlardı, ağaçtan ok ve mızrak yapıyorlardı, ağaç ve taştan balta yapıyorlardı. Bu aletlerle avlanıp karınlarını doyuruyorlardı.
EA VE SÜMER HALKI
Milyonlarca yıldan sonra, bundan 12-7 bin yıl önce Sümer halkı mezopotamyada yaşıyordu. O zamanlar Sümer bir kadın konuşma dilini yaratıyor. Bu gün konuşmakta olduğumuz Kurmancı o kadının yarattığı dildir. Bunun üzerine Sümer halkı kadına EA ismini takıyor. Yani: E A =A’nın yaratıcısı, sahibi; konuşma dilinin sahibi.
MEZOPOTAMYA
O zamanlar Sümer halkı, çöle düz anlamına gelen po diyorlardı. Günümüzde ağzı körleşmiş/düzleşmiş balta ve kazmaya düz anlamına gelen po denilmektedir. Mezopotamya adının anlamı ve açılımı şöyledir: ME = dişi, ZA = doğum, PO = düzlük, TE = içinda, M = bizim, İA = yer: yani: mezopotamya; başka bir söylemle, Mezopotamya = “dişilerin doğum yaptığı düzlüğümüz“ anlamına gelir. Mezopotamya cennt gibi bir mekandı, her iki tarafında ırmak(Dicle ve Fırat) ın bulunması nedeniyle savunmasız canlılar(koyun, keçi, sığır, tavuk ve eşek vs.) bu bölgeyi kendilerine mekan tutmuşlardı. Bu bölge de soyları tükenmemişti.
EA nın halkı olan “otuz adam“ anlamına gelen Sümerler insan olmanın ve mezopotamya’nın güzelliklerinin farkına vardılar. Sümer halkı artık bilinçleniyor, Mağaralardan ve ağaç kovuklarından çıkarak ağaç, kamış ve taşlardan ev ve kulübeler yapıp içine giriyorlardı. Ateşlerini hiç söndürmüyorlardı gece gündüz yanıyordu. Artık karasaban yapıp öküzlerle çift sürüyorlardı. Buğday, arpa, mısır, soğan, patates ekiyorlardı, düven ve kanı arabası yapıyor ve harman çeviriyorlardı. Harman savurup buğday elde ediyorlardı. Ambar yaparak buğdayı içine koyuyorlardı. Koyun ve sığır sürüleri besleyip sütlerini sağıyorlardı, sütten yağ peynir yapıyorlardı, tavuk besleyip onlara kümes yapıyorlar ve yumurta elde ediyorlardı. Koyun ve keçileri kırkıp yün elde ediyorlardı. Kirmen yapıp, elde ettikleri yünü eğirip iplik yapıyorlardı, iplikle giysiler, halı ve kilim yapıyorlardı. Balık ve keklik avlayıp, Kedi ve köpek besliyorlardı. Atlara ve eşeklere palan yapıp, üstüne biniyor ve odun taşıyorlardı. Elma, hurma, dut ve cevizleri bir arada dikip bahçe yapıyorlardı, bağ dikiyorlardı. Üzüm elde ediyorlardı. kabak, kavun, karpuz, salatalık ekip bostan yapıyorlardı.
Artık kız çocukları ile erkek çocuklarını evlendiriyorlardı. Kızları gelin ediyorlardı. Davul zurna yapıp düğün davetlerinde çalıyorlardı. Düğünlerde türkü söyleyip halay çekiyorlardı, hokkabazlar taklit ve tiyatro yapıyorlardı, gelin ve damadın eline kına yakıyorlardı, damat damın üstüne çıkarak gelinin başına elma atıyordu. Aşk ve sevgi insanın kalbinde zaten vardı ama bu gelişmelerden sonra; aşk ve sevgi kalbin yanında insanın beynine de girdi. Sevinçli zamanlarında türkü söyleyip hikaye anlatıyorlardı, ölümlerde ağıt yakıyorlardı.
Amcamın oğlu kara Yusuf kaval çalıp, şu olayı anlatıp, şu türküyü söylardi. Belliki bu olay ve türkü o çağlara aittir. Çünkü şu anda bizler o şartlara haiz bir yerde değiliz. Atalarımız o bölgeden göçeli asırlar olmuş diyordu.
Olay ve türküsü şöyleydi,
Bir zamanlar bir çoban balık pınarında bir sürü koyun otlatıyordu, iki köpeği vardı biri beyaz biri siyahtı. Bir gün çöl arapları geliyorlar çobanın dilini ve el parmaklarını kesip kollarını bağlıyorlar. Siyah köpeği öldürüp, beyaz köpeği yaralıyorlar ve koyun sürüsünü alıp gidiyorlar. O zamana kadar çobanın ağasının kızı çeşmeden su almaya geliyormuş(kızın başının üstünde de bir elek varmış) çoban ileride çeşmeye hayli uzakmış(dili kesildiği için çobanın sesi de çıkmıyormuş) çaresiz çoban artık ayak parmaklarıyla kaval çalıyor. Ağanın kızı kavalın sesinden çobanın şu sözleri söylediğini anlıyor.
Başı elekli güzel, elekli güzel
Çöl arapları babanın koyunlarını alıp gittiler
Siyah köpeği öldürdüler
Beyazı da yaraladılar
Le le elekli güzel, elekli güzel
Bunun üzerine kız gidip babasına haber veriyor. Artık gidip çobanı eve getiriyorlar.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.