Siyaset

Sümer Dili / 3. Bölümün Devami

Yusuf Bülbül · 04.06.2006 · 1 görüntülenme

KURMANCI’NIN SAYMACA DİLLERDEN FARKI VE KURMANCI’NIN ÖNEMİ FARKI: Kurmancı konuşmaya başladığınızda eril - dişil ve tekil - çoğul için ayrıca kelime söylemenize gerek yoktur; Çünkü kullanacağınız kelimelerin içinde eril - dişil ve tekil-çoğul ayırımı yapılmıştır. Örnek:  1.   i ro = gündüz ile ilgili olan kişi, nesne, şey.  Burada / i / harfi tekil ve eril anlamındadır.  Cümle içinde: iva i ro e  = söz konusu bu kişi, şey, nesne; gündüz ki kişi, nesne, şey ile ilgilidir. (eril, tekil)  2. êva ê ro e = söz konusu bu kişi, şey, nesne; gündüz ki kişi, nesne, şey ile ilgilidir. Ê harfleri sözkonusu şeyin, kişinin, nesnenin dişil, tekil olduğunu gösterir.  3.  e harfi ile yazılmış olsaydı “eva e rone ”Çoğul olurdu.  Buna göre, alfabedeki tüm harfler ile üretilecek sözcükler anlamları değiştirilmeksizin â a, e, ê, i, ı harfleri ile ünlendirilerek eril - dişil, tekil - çoğul olurlar. 1. Örnekte görüldüğü gibi, bir konu Kurmancı ile 3 harfle açıklanırken, aynı konu saymaca dil ile 22 harfle açıklanabiliyor.  2. Kurmancı kurulacak her kelimenin ilgili olduğu nesne tek bir harfle veya tek bir heceyle kelime içinde, önünde veya sonunda anlamını bulur. Örnek: toprak, hava, su, tabiat varlıkları, vücut bölgeleri ve eylemler vs. her biri ilgili olduğu konuyu tek bir harf veya hece ile kelime içinde belirtilir. Misal: tsor = kırmızı dut. (t) harfi dut anlamındadır. Diğer bir deyişle, Kurmancı bir kelime “harf bazında“ anlamı önceden belirlenip kullanıma girmiştir. Bunun içindir ki, diğer dünya dillerinde Kurmancı ile aynı anlamda kullanılmaya devam eden sözcükleri tespit etmek kolaydır. Bu özelliği ile de Kurmancı’nın bilim, iletişim, enformasyon, diyalog ve kalıcılık özelliğine yaptığı katkı tartışmasızdır. Saymaca dillerden farklı olan bu kullanım şekillerini herhangi bir konuya uyarladığımızda; sözgelimi eğitime: pedagojik sonuçlarını tasavvur edelim veya herhangi bir konuda yapacağımız yer ve zaman tasarrufunu tasavvur edelim.  ÖNEMİ: Gerçek anlamda ki Kurmancı’nın konuşulduğu bir toplumda eğitim 0 yaştan itibaren kendiliğinden başlamış olur. Annesinden, babasından ve çevresinden duyduğu sesler, eğitime başladığında çocuğun değişime uğramadan öğreneceği sesler olacaktır. Misal: v = açık, s = köpek. Çocuk eğitime başladığında kendisine öğretilecek olan dil bilgisinin tamamını doğal yoldan öğrenmiş durumda okula başlayacaktır. Eğitim süreci ise çocuğa bildiği bir konunun bilimsellik olduğunu kavratacak ve çocukluğundaki parçalı bilgileri bir araya getirmesi işlevini görecektir. “çocukluğumuzda Türkçe eğitim gördüğümüz halde alfabeyi bir birimize Kurmancı öğretirdik, çünkü bu dille daha kolay öğreniliyordu.  Kurmancı’nın saymaca dillere dönüşmesi insanlığın gelişmesinin kaçınılmaz nedeni olmuştur. Ancak, Sümer medeniyetleri(Akad, Babil, Asur, Fenike, eski Mısır, eski Yunan, Latin ve diğerleri) gelişmişlik düzeyi göz önüne alındığında Kurmancı’nın nedenli bir öneme haiz olduğu açıktır. Burada yazdığım ve yazmadığım dillerin de Kurmancı kelimelerinden oluşması, konunun önemini anlaşılır kılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında en ilkel haliyle bile Kurmancı’nın milyonlarca kelimeden oluştuğunu söylemek yanlış değildir. Esasen Sümer halkı, bu çalışmada belirttiğim metodla Kurmancıyı yeniden düzenleyerek kullanıma sunmalıdır. Bu durumda dilin, insanlığın yaratıcı yeteneklerinin geliştirilmesine yapacağı katkıyı tasavvur etmek ise şimdiden imkansızdır. Şu kadarını söylemeliyim ki bilinçli olarak Kurmancı konuşmak, bilinçli bir mantık yürütmeyi zorunlu kılar. Örneğin: Gom = toplanma yeri, GOME = toplanma yerinde anlamındadır. Bu sözcükler Latin dillerine com ve come olarak geçmiştir. Sözgelimi Komünizm fikrini ileri süren fikir adamları Gom, gome veya com, come sözcüklerinden hareketle Komünizm fikrini geliştirmişlerdir. Oysa Kurmancı’ya göre de söz konusu kelimelerden hareketle bu mantıkta bir fikir ileri sürülebilir; Ancak kabul görmesi olanaklı değildir. Şöyle ki: esasen dünya insan için zorunlu gom dur. İnsanlığın sorunu gome(come) (kümeleşmek, toplanmak) değil, sorun bunun tam tersi  “Hûr = özgür: Hû = öğrenmek, R = yol anlamındadır” yol, yöntem öğrenmek veya özgür durumdayken dialogos(diyaloglaşmaktır). Dİ = görüşmek, LOG = yuvarlak, OS = şekli anlamındadır. Yani, toplanıp bir daire oluşturarak tartışmaktır. Başka bir söylemle asırlardır insanlık Teokrasi, Monarşi, Oligarşi(istenildiği kadar çoğaltılabilir) Örneğin: ırkçılık. Soyut değerler çevresinde gome(kümeleşme) durumunda olmasına rağmen doğru bir yönetim şekli tesis edememiştir. Oysa DEMA(o)S: DE = vermek, MA (o) = bize, (S) = özelliği “bize verme özelliği“ anlamına gelen, demokrasiden hareketle Yunan bilginleri Sokrates ve Platon’un diyaloglarında gerçekçi toplum yönetim şekli görülmektedir.  Demos: yeni Yunan dilinde halk anlamına gelir. Bu doğru bir tanımlamadır ancak aynı zamanda da eksik bir tanımlamadır, şöyle ki: demos sözcüğünde ki mo(a)=biz(insan topluluğu) anlamındadır. Bu özelliği ile yeni Yunanca da halk anlamında kullanılması doğrudur ama tam anlamını bulmamıştır. Örneğin: Bana göre Sokrates DEMA = bize verilen, sözünden hareketle şu fikirleri dile getirmiştir. Yorum: Önemli olan bize verilenlerdir. Doğa yalnız tanrılar için değil, bizim için de yaratılmıştır. Doğada var olanları halk üretip tüketime hazır hale getirmektedir. O halde, doğanın ve halkın yarattığı tüm değerler istisnasız her bireye aittir. Ve adil bir şekilde herkese,  pay verilmesi zorunludur. Söz konusu bu gerçekliği, gerçekçi bir yönetim şekliyle sağlayabiliriz. Bunun mantıklı yöntemi de dialogos = toplu halde yuvarlak bir daire oluşturup, görüşüp konuşmak, olmakla birlikte, herkesin yönetim(seçme, seçilme ve denetleme)de söz sahibi olmasıyla mümkündür. Buna göre Sokrates’in adalet anlayışı: kişinin salt bir başka kişi veya kişilerin haksızlığına uğraması ve bu haksızlıktan doğan haklarının verilmesi ile sınırlı değil, kişiye doğal yeteneklerini geliştirme olanağının sağlanması ve doğayı yararlı bir şekilde “doğaya ve başka kişi ya da kişilere zarar vermeden, özgürce kullanma hakkının varlığıdır. Bunun sağlanması herkesin yararınadır. Bu hal tarzının insanlığa faydası sonsuzdur. Örneğin: -         Adalet tecelli etmiş olur.-         İnsanlığın gelişmesini engelleyecek sebepler ortadan kalkar.-         Ütopik fikirlerin gelişmesi daha derinlik kazanır.-         Doğa rasyonel(akılcı) verimli kullanılır.-         Bireyin yararlı yetenekleri gelişir.-         Kavga anlamını yitirir.-         Yaşam anlamını bulur.......  Ekonomik ve Emperyalist gerçekler komünizmden hareketle belirlenmiş olgular değil, dünyada zorunlu gome(küme) halinde yaşamanın bilinçli-bilinçsiz doğal sonuçlarıdır.   KURMANCI’NIN İŞLEVİNİN SORGULANMASI İnsan aklı doğanın her türlü şartında kendi yaşamını devam ettirmesine uygun yaratılıştadır. Dilin işlevi ise söz konusu bu uyum sürecinde insanlar arası koordinasyonu ve iletişimi sağlamak ve de geçmişle geleceğin bağlantısını kurmaktır. Amaç bu ise, Kurmancı başlangıcından itibaren insanlar tarafından binlerce saymaca dile dönüştürülerek bu işlevini devam ettirmektedir. Başarı aranacaksa, bu işlevler Kurmancı ve onu günümüze kadar taşıyan halkının başarısıdır. Başarısızlık telaki edilecek bir konu varsa? O da,  bu düzgün özellikli dilin neden? bu güne kadar gelişme göstermemesi sorusudur.?  Şöyle düşünüldüğünde! Eğer Kurmancı’nın tüm özellikleri bütün insanlık tarafından önemsenip kullanılmış olsaydı, belki insanlık daha başarılı olabilirdi ama aynı zamanda her insanın aynı şekilde düşündüğü, diyaloga gerek duyulmayan bir “anlaşılır monolog“(senin doğrun sana, benim doğrum bana) doğururdu. O halde Kurmancı’nın saymaca dillere dönüşerek işlevini tamamlaması gerekiyordu. Diğer taraftan, her iki dil çeşidi arasında mukayeseli bir başarı araştırması yapılmadan, başarı değerlendirmesi yapmak anlamlı değildir. Kurmancı konuşan halkın başarısız görünümünün nedenleri:  1.      Tek tanrılı din fikrinin doğması nedeniyle, Sümer toplumunun ciddi anlamda fikir ayrılığına düşmesi, 2.      Düzenli eğitim yapılmadığı sürece “Kurmancı’nın özelliği gereği”  kendi içinde kısa zamanda saymaca dil türetmesi,  3.      Sümerler de kültür düzeyinin yükselmesi ve ulaşım araçlarının çoğalması nedeniyle genç nesil Sümer halkının, göçlere maruz kalan ve köhneleşen Mezopotamya’dan, yenidünyaları keşfetme hevesiyle ayrılması,  4.      Kurmancı’nın öneminin bilinmemesi ve saymaca dillerin tekamül sürecine girmesi nedeniyle insanların yeniye/saymaca dile olan rağbeti, 5.      Başlangıçta dilleri Kurmancı olan ve zamanla saymaca dille konuşmaya başlayan medeniyetlerin doğması (Mısır, Fars, Urartu, Hitit, Yunan) nedeniyle Sümerlerin bu medeniyetlere göç vermesi,  6.      Sümer halkının insanlığın gelişmesine engel olacak davranışlarda bulunmaması ve ciddi anlamda insana verdiği önemden dolayı kendilerini ihmal etmesi, 7.      Haz. İsa’nın doğumuna kadar geçen süredeki tarihi ve bilimsel verilerin günümüzde Kurmancı olarak değerlendirilmediğinden doğru sonuçların elde edilememesi,   8.      Özellikle Babil ve Asurlar döneminde Marduk, İşum, İgigu gibi, “isimlerinden zalim oldukları anlaşılan” liğderlerin Sümer halkını canından bezdirmesi.......  KURMANCI’NIN SAYMACA DİLLERE DÖNÜŞMESİ Dünyada ki saymaca diller Kurmancı’nın birer türevidirler. Bu olguyu tüm dünya dillerinde izlemek olanaklı olmakla birlikte, aşağıda örnekler vererek Yunanca ve İngilizce diliyle yaptığım çalışmadan anlaşılmaktadır.  Kurmancı’nın saymaca dillere dönüşmesinin diğer bir kanıtı da, kutsal kitabın söylemidir. Hiç şüphe yok ki “yaradılış destanı kutsal kitap(Enu ma elish) de, Babil Kulesinin yapımı sırasında bozulduğu söylenen dil“ Kurmancı’dır. Söz konusu bozulmanın sebebi de insanların Kurmancı’nın kurallarına bağlı kalmaksızın dilediğince(saymaca bir şekilde) Kurmancı konuşmalarıdır. Bu duruma örnek: Kurmancı ağızlar(şiveler), Yunanca , Farsça, Latince ve diğerleridir. Ama bir gerçek var ki, Kutsal kitabın söylediği olmamış ve düzenli dil bozulmamıştır. Günümüzde de ilkel olarak konuşuluyor.  SÜMERLERİN DİLİ KURMANCI’DIR Irak, doğu ve Güney doğu Anadolu’nun bir bölümünde konuşulan bozuk Kurmancı, Zazaca, Sorani gibi lehçeler tam anlamıyla Kurmancı değildir. Bu ağızlar(şiveler) hızla saymaca dile dönüşmekte olan sıradan diller konumuna gelmektedirler. Bunlar Kurmancı olsaydı, Irak da, Fransa da, İstanbul da, İsveç de ve dünyanın bir çok yerinde ki enstitülerde Kurmancı’yı doğru yazıp doğru yorumlarlardı. Bu enstitülerde yapılan Kurmancı çalışmaları gerçeği yansıtmamaktadır. Ve Kurmancı’nın özelliklerini süratle yok etmektedirler. Doğru çalışma yapılmayacaksa bu çalışmalara son verilmeli ve gereğinin yapılması akademiye bırakılmalıdır. Çünkü Kurmancı bütün insanlığın kültür mirasıdır. İnsanlığın bu dile ihtiyacı vardır. Dilin ve bu dili konuşan halkın teknoloji ile yapılan tahribata karşı koyma yeteneği yoktur. Tahribat başarılı olursa, dilin yeniden düzeltilmesi imkansız hale gelir. Bu güne kadar Kurmancı’nın doğru bir alfabesi ve Gramer çalışması yapılmadığından, gerçek Kurmancı’nın hangi ağız(şive) olduğu bilinmemekteydi, Bu çalışmamanın tamamı(Kurmancı’yı akademide geliştirmek için) Kurmancı’nın genel yapısını açıklayıcı özelliktedir. Irak ve Güney Doğu Anadolu da konuşulan Kurmancı çeşitli nedenlerle(özellikle Saymaca Arap ve Fars dillerinden etkilenerek) saymaca dile dönüşmektedir. Kurmancı’nın saymaca dillere/şivelere bölünmesinin artık kimseye bir faydası yoktur; Çünkü Kurmancı’dan türemiş binlerce dil var. Ve bu diller insanlık için gerekli çalışmaları yapmaktadır; Şayet yeni saymaca dillere ihtiyaç duyuluyorsa, on tane Sümer köyüne bir veya daha fazla insan gönderin. Bir ya da iki yıl sonra bu deneklerin konuştuğu Kurmancı’yı telaffuz ettikleri şekilde ayrı ayrı yazın göreceksiniz ki on tane saymaca dil meydana gelmiştir. Bu deney sonuçları “bir farkla” saymaca dilde de elde edilir. Fark: Sümer köylerindeki deneklerin konuştuğu dil, orijinaline yakın ve anlaşılır olacaktır. Saymaca dil ile konuşan köylere gönderilen deneklerin konuştuğu dil ise orijinaline uygun olmayacak, anlaşılmaz ve karmaşık olacaktır.  KURMANCI YAZILIRKEN ZORLUK ÇEKİLEN HARFLER 1.      â harfi a harfinden farklıdır. Örnek: â harfinde ağız açılarak ve ses gırtlaktan itibaren inceltilerek â = ben, âtê = anne der gibi okunur. A harfinde ise, dudaklar ileri doğru yuvarlak şekilde uzatılarak ve ses kalınlaştırılarak okunur. Örnek: ar = ateş 2.      E harfi ê harfinden ayrıdır. e harfinin ses özelliği, annenin bebeğine söylediği ninni gibi gırtlaktan düz olarak çıkartılan e sesidir.  Örnek: e mın = bana ait olan şeyler, nesneler, kişiler, e wê = şuna ait olan nesneler, şeyler, kişiler.  ê harfinin telaffuzu ise e sesine şekil verir gibi, örnek:  “ê yanê“ sözcüğünü kullanır gibi veya gırtlakta ki  e sesini  ezer gibi elde edilen sestir. Örnek: ê mın = bana ait olan şey, nesne, kişi. (dişil) 3.      U, û , ü Sümerce de bulunan üç ayrı sestir. 1. U kısa ve kalın sesli, örnek: bu = oldu, du = arka, cu = tavukları yeme çağırma sesidir. 2. û u ya göre uzun ve ince, ü ye göre kısa ve kalın bir sestir. Örnek: sar û garm = soğuk ve sıcak. 3. Ü bu gurubun en ince ve uzun sesidir. Örnek: günü = keven (bir tür dikenli bitki) 4.      X harfi ax = toprak, xâ = kendim, xwaş = tatlı, xış = kırmak anlamında kullandığımız sestir. 5.      ...W...v sesinden ayrı bir sestir. Örnek: Wan = onlar, wê = şu (dişil) kelimelerinde olduğu gibi; v harfine örnek: va = bu. 6.       Q harfi qur = kafa, qûl = yara. Sözcüklerinde kullanılan harftir. 7.       sesi e sesine çok yakın özelliktedir. Doğru yazılım etimolojik kökenlerden hareketle anlaşılır. Öğrendikten sonra ayırım kolaydır.  8.      I ve i ayrı morfolojik özellikler taşıyan ve ayrı kullanım yerleri olan Kurmancı harflerdir.   MEZOPOTAMYA’NIN ÇEKİCİLİĞİ Mezopotamya’nın geçmişten beri olduğu varsayılan çekiciliği: toprağın verimliliği, tabiatın güzelliği, mistik özelliği veya tarihi zenginliği değil, diyalog kurmak için özel niteliklere sahip olan Kurmancı’nın sevgi ve barış ortamını yaratmasındandır. Başka bir söylemle her göç hareketi ve karmaşadan sonra bu bölge durulur, yeniden kendini toparlar, barış ortamı hakim olur. Akabinde yeniden göçlere maruz kalır ve yeniden karmaşa başlar. Son üç bin yıllık insanlık tarihinde bu kısır döngü her zaman olmuştur.  ÊA’NIN KURMANCI ALFABESİ  Kurmancı alfabesi günümüzde Irak ve Güney doğu Anadolu’da kullanılan saymaca Kurmancı ağızlarla(şivelerle) yazılmış alfabenin dışında olan ve harf sayısını yeni tespit etmeye çalışacağım Kurmanc alfabesidir. ÊA nın sese verdiği şekillendirmeyi, konuşma ve yazı dilinin mükemmelliğini Kurmancı’da izlemek gerekir. Her bir sesin, yazıda harfin kullanılmaya başlandığı ilk anı ile yazıya geçirildiği zamanı ve şu anki anlamlarını değiştirmeye gerekçe bırakmayacak şekilde düzenlenmiş olmasıdır. Bu çalışmayı ansiklopedilerde “alfabenin kökeni ile ilgili bilgi yoktur” açıklamasını okuduktan sonra araştırma yapma gereğini duymuştum; Çünkü hiçbir bilimsel veri olmaksızın, sadece Kurmancı ve alfabesi öğrenilerek, genel anlamda dil ile Fenike ve Latin alfabesinin neden, nasıl ve niçin sorularına cevap vermek mümkündü.  04.06.06

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.