SÜKRÜ GÜLMÜSTEN DEVRIMCI IFTIRALAR

Delil Dersimi · 17.04.2009 · 1 görüntülenme

Öncellikle herkese selam ve saygilar.
sükrü gülmüs adindaki sahsi hepiniz tanirsiniz,amci ve hedeflerinide az cok kürd milleti ögrendi,kime hizmet ettigi konusunda önümüzde binlerce örnekler var,bunlari es geciyorum cünkü sükrü gülmüsün maskesi zaten düsmüs ve kendisi aciga cikmis bulunmaktadir.

en az öcalan kadar hesap vermesi gereken biridir,sahte cezaevi direniscisi bir sigara ve ekmek icin arkadaslarini yari yolda birakan bu zevatin ne oldugunu kendi yazilarinda görmek mümkündür.
daha önceki yazilarindada anlasilacagi gibi cezaevinde hic bir direnise katilmamis,ve hep arkadaslarindan uzak durmustur,hayrilerin direnislerinin arkasina siginarak kendini konusturmaya calisan bu sahtekar utanmadan eski cezaevi arkadaslarina ve direnenlerede iftira atmaktan geri durmamistir,kendisine sen nasil direndin sorularinada hep hayrinin direnisinin arkasina saklanarak hayri biliyordu demekten baska hic bir cevap vermemmistir.

yeri gelmis mazlumun sehadetini bosa cikarmak icin mazlumun sehadetini kizkardesine yapilan alcakca muameleye baglamis,yerri gelmis mazlumu kendine kalkan ederek ilahlastirmistir,yine hayriyi kendi lideri görmsside kendi cözülüsünü maskelemek icin kulanmistir ve kullanmaya devam ediyor.

ta o dönemlerden beri mehmet senere karsi kin ve nefret duyan bu sahis senerin katledilmesinide dile getirirken mehmet senere camur ve cirkef atmaktan geri kalmamaktadir.
bu gün yazdigi bir yaziyi okuyunca beynimden vurulmusa döndüm.
belki bir cogunuz mehmet seneri tanimadiniz,kisiligini bilmediniz ama bana göre her kosulda korkusuz devrimciligin sembolüdür mehmet sener.

mehmet sener bu kisliksizin serokuna bas kaldirdigi dönemde bu kisiliksiz mehmet senerin katledilmesine direk destek vermistir,elbette bu detsek karsiliksiz kalmamis ve ödüllü türkiye basin yayin kurulu baskanligi olmustur.
(BU BASIN YAYIN KURULU DEDIGIMIZ SEY PKK ICINDE gereksiz ve kendini yere atanlarin duraklari olarak bilinir(
dikkat edin pkk tarihinde hic bir zaman basin yazinin basina gercek anlamda yetkin birileri atanmis degildir,bu gun bile basinin basindakilerin yuzde doksani gereksizlerden olusmaktadir.
yani bu basin yayin denen meret gereksiylerin duragidir,sukrude gereksiyin biri oldugu icin o g;reve atanmistir.

bu sukrunun direnis ve her b.. bilen tavrini izi takip edenler sukrunun aslinda hic bir sey bilmedigini anlayacaklardir.
bunuda geciyozurum artik kurd milleti sukrunun ne mal oldugunu biliyor.
gelelim sukrunun bu gunku yazisina.

bu yazida senerin katledilme tarihinde orhan aydinla ocalanin yaninda oldugunu soyleyen bu kisi orda senerin katledilmesini nasil onayladiginida itiraf etmektedir.

yine kisiliksizligini konusturarak senerin aslinda kadin duskunu oldugunu alcakca ifade etmekten geri kalmamaktadir.

buna ilaveten senerin katilleri ile gorustugunu soyleyerek bir sey bildigiuni ima etmektedir ama senerin katledilmesi olayi sukrunun soyledikleri ile uzaktan yakindan ilgisi yoktur.

sukrunun senerin katledilmesi ile ilgili yaziisina gecmeden ;nce senerin katledilmesi olayini olaya vakif sahitleri ile birlikte yazma geregi duydum bu bir insanlik g;revidir ve bende sukru gibilerinin gercek kahraman ve ;nderleri nasil bel altindan vurdugunu ispat edecegim hemde sahitleri ile birlikte.

4 kongerde sener ile birlikteydim,su anda yasayan onlarca insan da var,bunlarin basinda botan,ebubekir,bilge,sari baran,serhat,ve benzerleri hepsi sahittir,kongereden sonraki sürectede sari baran haric diger bütün komuta kademesi ve kongerden sonra haftanin bölgesinde kalan kadrolarin bir cogu seneri kimlerin katlettigini bilir.

sener ve sari baran tutuklu iken faik tarafindan yardim edilerek ayrilmislardir,daha sonra güneykurdistanda dohukta kalmis ve pkk vejini kurmuslardir,bu aralarda pkk den ayrilanlarin bir cogu ilk durak olarak bunlarin yaninda yer almislardir,bu ayrilanlar arasinda tekrar daga dönenler olmustur ve sari baran ve senerin durumu hakkinda bir cok bilgide getirmislerdir.
yine bu sürecte botan tarafindan sari baran ve seneri infaz etmek icin gruplar dahi kacma maskesi altinda sener ve baran ile iliskiye girmislerdir ve yanlarinda kalmislardir.

baran ve seneri infaz etme firsati bulamayan bu maskeli kackinlar tekrar daga geri dönmüstür.
dohukta kaldiklari sürec icerisinde bir cok basarisiz girisim söz konusudur,bunlardan biri baranin evine yapilan baskindir,bu baskinda sari hüseyinin esi fehimada yaralanmistir,ama sener ve baran kurtulmaslardir bunun gibi onlarca yönellim daha dohuktayken olmustur bunlarda 4 kongerde pkk üyelikleri düsürülen ve cephe görevi verilen botan ve bilge tarafindan yapilmistir.
bence artik botan ve benzerleri sükrü gülmüs gibilerine cevap vermek zorundalar bu cevabi sari baranda vermek zorundadir.
bir ilave yapmak istiyorum,sükrü gülmüs kendi sitesinde yazmayan sari baran,ferhan,dr süleyman ve benzerlerinide sürekli tehdit etmektedir,bunun icin benide kullanmak istemistir.
benim sükrü ile paylastigim bir cok bilgiyi sari baran,ferhan,dr süleyman gibilerine tehdit ve santaj araci olarak kullanmaktan geri kalmamistir,sari barana benim kendisiyle paylastigim bilgileri santaj araci olarakkullanmis ve sari barana senin hakkinda elimde dosya var diyerek santaj etme cüretini göstermekten geri durmamistir.

sükrü gülmüs bizim bilgilerimizle bir cok eski pkkliyi tehdiot etmis,santajla kendi sitelerinde yazmalarini dayatmistir.
yine akif hasan ile ilgili elimde olan bir bilgiyi kendisine karsi kullanmistir ve akif hasanin telefonunu kendisinden izin almadan bana vermistir.

bununla akif hasani kendi tarafina cekmek istemistir.
yine ferhan ile ilgili kendisiyle paylastigim bir infazin bilgilerini bir cok platformda ferhana karsi kullanmak istemistir,ama ben bunlarin hic birini kabul etmeyecegeimi ancak kendim istersem bunlari onaylayacagimi kendisine söylemis santaj ve tehditlerden vazgecmesini istemisimdir.

bienim sükrü gülmüs ile ters düstügüm taraf bu santaj ve tehditlerdir,sükrünün bazi kisisel bilgileri santaj araci olarak kullanmasini asla kabul etmedim.

bunuda belirtikten sonra senerin katledilmesi olayina gelelim.
sener vuruldugunda ben haftanindeydim,eski bir yaramin rahatsizlik vermesinde dolayi tedavi görüyordum,o gün mehmet senerin katledildigini hastane cadirinda havaya sikilan kutlama kursunlariyla ögrendim,daha sonra yer gök biji serok apo inlemeleri arasinda bende cadirdan ciktim,ve senerin kamislida öldürüldügün+ü duydum,botan ve bilgede zaxodaydi,yarim saat gecmeden güneykurdistanin behdinan bölgesinde sehir faliyeti yürüten bütün kadrolar karargaha geldi,cünküp senerin vurulmasindan dolayi güneykurdistan hükümeti kadrolari tutuklayabilirdi,ben bu ara yönettim cadirina gittim ve cumanin telasli oldugunu sezdimcuma senerin vuruldugunu,vuranlarin suriyeyi terk etmek üzere dicle nehir kenarindaki bir köye geldiklerini ve derhal buraya ulasmalari gerektigini söyledi,bunun telasi icindeydi.

ertesi sabah uyandigimizda seneri vuranlarin kampa geldigini gördüm.
gelenler sag salim kampa yetismisti ve kahramanlar gibi karsilanmislardi.

bu gelenlerden iki kisiyi taniyordum bunlardan biri yadênin oglu dedikleri daha cocukkken öcalanin yaninda yetismis olan öcalanin bir dönem soförlügünü yamis olan orhanin kardesi orhandi,onunda adi orhandi.
bu orhanin gercek adini unuttum,ama yadênin oglu öcalanin söförü orhanin kardesi dedinmi,senerin ölümüne kadar akademi ve güneykurdistana giden her kes tanir.
anneside o zamanlar güneybatikurdistanda yasiyordu.

diger tanidigim ise muhyettin idi,kendisi deriklidir,bir abisi ya 89 yada doksanda sehit düsmüstü,merkezi ismailin kardesiydi,yine ablasi sozdarda önemli görevler üstlenmmis yedek merkez komite üyeligine kadar yükselmisti,muhyettinide dedgim tarihlerde güneybati ve akademide bulunalarin hepsi tanir,bu iki kisi ailece pkk ye katilmis,ve ccocukluklari öcalanin yaninda gecmisti.

ortada sükrünün dedigi gibi hic bir urfali yoktur.
orhan ve muhyettini ben akademiden ve güneybati faliyetlerde taniyordum,bir nevi cocukluk arkadaslarimdi,cocuklugumuzuzun bir kismi birlikte gecmisti.

acik ve net belirteyimki senerin vurulmasini büyük bir eylem ve büyük bir ajanin vurulmasi olarak degerlendiriyordum,cünkü seneri sadece kisa bir süre görmüstüm ve oda toplasan bir kac haftaydi.
yani senerin vurulmasini hakli görüyor ve o zaman idrak edemiyordum.

daha sonra hastane cadirinda muhyetin ve orhanla cok konusma firsatimoldu,muhyettin ile ayni kampin yönettiminde yer aldim ve senerin vurulmasini tam olarak kendisinden dinledim.

eylem ebu adnanin sayesinde gerceklesmisti,muhyettin ile orhan ebu adnan ile birlikte senerin kaldigi evekadar gidiyor,evi gösterip cevrede muhebarat ile güvenliklerini sagladiktan sonra kapinin önüne soförlü bir zirhli mersedes birakip kendisi eylem alaninin biraz disinda eylemin sonuclarini bekliyor,muhyettin ile orhan iceri girip sener ve dilani tariyorlar daha sonra cikip kapidaki soöförlü ve calisir vaziyetteki mersedese binip dicle nehir kenarindaki derik ilcesine bagli endiwer köyüne gelip bir gün kaldiktan sonra zaxoya geciyorlar ve ordanda osman adindaki güneyli bir milisi vasitasiyla haftanine geliyorlar.

bu arada eylemden sonra ebu adnan muhabarat ile senerin katledildigi eve giriyor ve suriye devleti adina sorusturma yapiyor.
olayin gelisimi aynen böyledir ve ne bir eksik nede bir fazlasi vardir.

simdi sükrü gülmüs bu olayi anlatirken bile aslinda hic bir seybilmedigini bilmiyor,evet sükrü öcalanin yaninda olabilir,ama seneri vuran urfaliyla konustum demesi tamamen yalandir ve iftiradir,sükrü aslinda bunu aciklarken senerin vurulmaolayinda kendi payini saklamanin derdindedir.

nedenine gelince?
senerin katledilmesi olayindan önce samda büyük bir haraketlllik var,ebu adnan ve akid ömer adindaki kürd dostu ve suriye istihbaratcilari senerin kamisliya geldigini öcalana bildiriyorlar,öcalanda kesin imha talimatini veriyor,bu yogun haraketlilik yasanirken sükrü gülmüs her gün öcalanin yaninda bir canta olarak dolasiyor,ve senerin katledilme emri verildiginde yani orhan ve muhyettin infaza gittiklerinde öcalanin yanindan kalkip gidiyorlar,sükrü gülmüste o zaman öcalanin yanindadir,ama isin önceside vardir,sener vurulmadan önce derikte eski bir cephe calisani olan ve bütün ailesini bir dönemler pkk nin hizmetine sunan senerin ayrilmasindan sonra senerci oldugu icin infaz edilen cuma adinda bir sahis var,ve sükrü bu cumanin snerci oldugu icin vuruldugunuda cok iyi biliyor,nedense bundan hic bahsetmiyor.
demem o ki senerin vurulmasinda sükrü gülmüsünde parmagi oldugu gercegi hic bir zaman göz ardi edilmemeli,sükrü senerin talimatiyla cezaevinde yanliz kalmistir,distalanmistir,partiden uzaklastirilmistir,hatta sorusturmaya alinmistir,senerin infaz edilmesine en cok sevinen öcalan ise öcalandan daha cok sevinen sükrü gülmüsün kendisidir.
sükrünün senerin öldürülmesine sevinmesine binlerce neden vardir.
neden sükrü gülmüsü bu infazdan uzak görelimki?
kendi mücadele arkadasini kadina karsi zaafi var,doxinsisttir diyen bir sükrü var karsimizda.
not..senerin katledildigi silahin markasinida biliyorum,o silahlari gördüm

iste sükrünün makalesi burda okuyunca belki ne yazdigim anlasilir.

Devrimcilik’ ünvanının yanına şunu da ekliyorum. ‚Devrimci-itirafçı!..’ Öcalan'ın stratejik ajanlığına karşı; halkıma, insanlığa, gerçeğe ve gelecek kuşaklara devrimci-itiraflar yapıyorum. Yapmaya devam ediyorum. Çünkü artık şuna inanıyorum. Bu gökkubbe altında herşey açık olmalı. Devrimci ilkelerimin başında şunu yazmayı bir şart olarak görüyorum.

----------------------***-----------------

1995'lerde, Avrupa'da çıkan Özgür Ülke Gazetesi'nde rahmetli ve değerli kardeşim Burhan Karadeniz benimle bir ropörtaj yapmıştı. Çok zor koşullarda ve kendini dayatarak yayınlattı. Ordaki ropörtajda benim için ‚Devrimci Gazeteci Şükrü Gülmüş’ diyordu.
Bu onların değil, sevgili Burhan Karadeniz'in belirlemesiydi. Ben onlara göre; ‚Ser-OK'larına karşı çıkan, eleştiren ve işe yaramazın tekiydim. Okuduğumda gülmüş ve garipsemiştim. İçimden de ‚Aşk olsun sana Burhan aşk olsun. Demek sevgime sadık bir arkadaşmışsın’ dedim. Evet bu az şey değildi. Benim gibi bir adamla ropörtaj yapmak, ‚Devrimci Gazeteci’ demek ve bunu gazetede yayınlatmak az şey değildi.
Şimdi ben kendimi aynen Burhan'ın gördüğü gibi görüyorum.
O yok. Onun yerine de ben tuşlara vuruyorum.
‚Devrimcilik’ ünvanının yanına şunu da ekliyorum.
‚Devrimci-itirafçı!..’
Öcalan'ın stratejik ajanlığına karşı; halkıma, insanlığa, gerçeğe ve gelecek kuşaklara devrimci itiraflar yapıyorum. Yapmaya devam ediyorum. Çünkü artık şuna inanıyorum. Bu gökkubbe altında herşey açık olmalı. Devrimci ilkelerimin başında şunu yazmayı bir şart olarak görüyorum.

Hedefine Apo ve Apoizmi koymayan hiç bir birey, örgüt, hareket ve parti iflah olmaz!..

85 yıllık ömrü olan Kemalizm ile Apoizm bütünleşti. İlk başlarda Kemelizm'e bir tepki ve karşı koyuş hareketi olarak çıkan Abdullah Öcalan ve onun teşkilatı, süreç içinde gerçek yüzünü gösterdi. Kemalimz'in ve Kuzey Kürd Özgürlük Hareketinin önünde en büyük engel durumuna geldi. Ben bu engeli asıl hedef haline getirdim. Çünkü Kemalimz; eskimişti, yıpranmış, çivisi çıkmış, şirazesi dağılmıştı. Türkiye'de bunun önemli payandaları hala var. Ancak ülkemiz Kürdistan'da bunun asamesi okunmuyordu. Halkımız arsında Kemalizm yerle yeksan edilmiş. Kazancı Bedih bile onu turabiye çevirmişti. Ama Öcalan ve onun Ankara Şurekası, bunu tersine çevirdi. Neo-Kemalizm'e kan, can verdi. Artık Apoizm, Kürdistan'ın Kemalizmidir. KCK=CHP, Abdullah Öcalan=Mustafa Kemal'dir.
Bu nettir.
Gerçektir.
Ancak, üstü biraz Kürdlükle cilalıdır. Türk Solculuğu ne ise, ’Apoculuk' da odur. Hafif kazıyın hemen ne olduğu ortaya çıkar.
Özünde ikisi de, dört dörtlük faşist bir karektere sahiptir.
Yani CHP; altı okuyla, Deniz Baykal'ıyla, icaraat ve söylemiyle, Devlet Bahçeli'yide geçen bir faşist bir partidir.
Peki o zaman KCK'nin, Abdullah Öcalan'ın durumu ne?
Bana göre aynı taraktan,aynı kaynaktan beslenen ‚kısmi eksileri ve farklılıklarıyla- birer faşist partidir.
Bu nedenle artık Atatürk ve Öcalan, CHP ile KCK birlikte anılmalıdır.
Kürt görünümlerine, Kürdçe söylemlerine bakarak aldanmayalım.
Aldananlar varsa yazık. Uyanlar varsa, vicdan değil cüzdan öndedir.

*

Ahmet Altan'a Teşekkür Ederim(!)

Neden mi?
Nedeni çok basit. Eğer o Abdullah Öcalan ve Mandela'yı karşılaştırmasaydı, gündeme taşımasaydı; bizim bunları söylememizin bir kiymet-i harbiyesi olamazdı. Aslında -gerek bilerek, gerek bilmeyerek- sayın Altan yine Kürd ve Kürdistan davasına hizmet etmiştir.
Kemal Dino'nun yazısına yer vermek zorunda kalmıştır. Böylelikle Öcalan ve Öcalanist düşünce sahiplerinin de rengini belirleme, sözlerini söyleme ve bunu yayınlama hakkı mecburiyeti hasıl olmuştur. İşte teşekkürüm bu yüzdendir. Şimdi ben yıllardır bana dayatılan ve bu nedenle hederken bir de beter bir azap içine giren Şener Ailesi'nin de tüm fertlerini rahatlatacak bir açıklama yapmak zorundayım. Ki ben bunların içinde hala birazcık akli meliklerine sahip Şerif Şener'e şunu önerdim.
‚Gelin ana merkez ve hedefe Abdullah Öcalan'ı koyun. Abiniz, kardeşiniz ve büyük değeriniz/değerimiz Mehmet Cahit Şener'in katil ve katillerini isteyin. Cenazesini isteyin. Ben tanıklık yapmaya hazırım’ dedim. Ama onlar buna gelmediler. Bazıları gibi Abdullah Öcalan'a karşı gibi durup, sadece saman alevi gibi parlamayı daha yararlı gördüler.
Bu nedenle ben; Mehmet Cahit Şener'in katli dönemindeki tanıklığımı; halkıma, kamuoyuna en açık haliyle yapmacağım.

*

Bir Alçak Daha Gitti!...

Yıl 1992.
Yer: Suriye/Başkent Şam.
Biz Abdullah Öcalan'ın evindeyiz.
Bir oda. Karşı koltukta oturan Abdullah Öcalan. Karşısında ben ve Orhan Aydın var. Konuşuyoruz. Ben ve Orhan yatağın kenarına lütfen oturmuşuz. Öcalan karşımızda evin sahibinden çok; buyurgan bir eda ile saçma-sapan –her zamanki- kelalaka konulardan dem vuruyor. Biz de dinliyoruz. O ara Suriye Kürdü Muhafız Hamit içeri girdi. Heyecanlıydı. Gelip Öcalan'ın kulağına bişeyler fıslıdadı. Öcalan'ın şeş-beş gözleri fıldır fıldır oynamaya başladı. Elindeki kehribar tesbihi sağ elden sol avucuna atarak,
-Bir alçak daha gitti! dedi.
Biz ne olduğunu bilmiyoruz daha. Ben Orhan'a, Orhan bana baktı. Orhan'da bet benz kalmadı. Limon sarısı bir surat oluştu. Ben ona ’Sakin ol hele bakalım' dedim. Ardından Öcalan'ın nazik bir yerinden giriş yaparak;
-Başkanım sanırım bu sevinciniz önemli bir hedefin vurulmasıdır, dedim. Öcalan bana baktı, baktı ve derine gitti. Kendisini kaybetti.
-Tabiii.. O alçağı hiç biriniz durduramadınız. Ama ben ne yaptım? Onunla ilgilendim. Yakınlık gösterdim. Yanıma oturtum. Ayakkabılarını bile bağladım. Ve onu çözdüm. Adam zeki, adam kurnaz. Sizin gibi mi? Bin tanenizi cebinden çıkarırdı. Ona imkan olanak verdim. Ona Avrupa'yı önerdim. Git. Her olanağı sana açarım, dedim. Ama o ne yaptı? Gitmedi. Beni dinlemedi. Benim apoletlerime, benim yerime göz dikti.
Bunu bikez daha söylüyorum. Hepiniz bilin ve öğrenin!.. Ben buraya bileğimin hakkıyla geldim. Benim yerime göz dikecek olan beni tepeler ve gelir. Öyle kolay kolay olmaz bu. Benim apoletlerimi sökeceksin haa.. Ben seni omzuma koyacağım haaa.. Alır sen bok çukuruna atarım. İşte senin yerin burası. Git, geber bakalım. Geber de benim yerime göz dik. Yok öyle sen yoruldun. Seni ruhani lider yapalım. Sen bizim Humeynimiz ol.. Ben bu numaraları yutmam. Karşında çocuk mu var. Sen bu çocuk halinle beni mi kandıracaksın...
Mesele anlaşılıyordu.
Yine bizden biri gitmişti.
Ve bu kesin Mehmet Şener'di. Artık buna şüphem kalmamıştı. Ama bu sefer benim içime bir kurt düştü. ‚Nerde, ne zaman ve nasıl vurdular?’
Aksine soramıyoruz da. Evindeyiz. Onunla eşit şartlarda da değiliz. Bunu sormaya kalkıştığımızda başımıza neler geleceğini tahmin bile edemiyoruz. En uygunu biraz rahatlamasını beklemekti.

O çıktı. Odasına gitti. Biz evde olanlarla fısır fısır konuşuyoruz. Helîn var. Zehra var. Hamit var. Ben Muhafız Hamit'e yanaştım.
-Ne iş Hamit? Nerde vuruldu Şener?
-Kamışlı'da...
-Bizimkilerden bir zaiyat var mı?
-Yok. Ama böyle şeyleri ne sen sor, ne ben yanıt veririm. Başkan duyarsa beni de seni de mahfeder..
Sustuk. Kimsede çık yok. Bıçak vursan kimseden kan çıkmaz.

Ben Ölülere Karşı Savaşmam!..

Ertesi gün, kütüphaneye geçtim. Kapıyı kapattım. Daktiloyu alıp raporumu yazmaya başladım. 11 yılı 11 sayfada yazdım. Bitirdim. Okuyurdum ifademi. O ara kapı zorlandı. Baktım kendisi. Açtı ve beni gördü.
-Ne yapıyorsun burda?
-Raporumu yazıyordum başkanım.
-Acelelesi yok. Zamanın var. Acele etme, yazarsın.
Oturdu. Sakinleşmişti. Bana kadın üzerine bazı sorular sordu. Tek tek yanıtladım. O zaman da ‚tamam Cezaevi İç Örgütü benim hakkımda raporlar yazmış, buraya kanısına kapıladım. Neden olmasın ki? Karasu'nun bir cezaevinden bir başka cezaevine yazdığı raporun orjinalı burda onun eline geçiyorsa... Mehmet Şener'in tüm ifadeleri dosya içinde bana sunuluyorsa.. Bu adam neler bilmez ki.
Şener konusuna geldi.
Ben tek cümleyle yanıt verdim.
‚Başkanım ben ölülere karşı savaşmam. Sanırım dün Şener vurulmuş. Benim için artık bu dosya kapandı.’
Bana bu konuyla ilgili hiç bir şey demedi.
Çünkü ben artık neden İzmir'den buraya getirildiğimi anlamıştım. Beni Şener'e karşı sahaya sürecekti. Ve ben Batmanlı, Şener Batmanlı... İçerde birbirimize karşıydık. Benden daha iyi ona karşı koyacak bir enayi bulamazdı. Peki ama ben Şener'i vurur muydum?
Bunu çok düşündüm.
Evet Şener'e karşıydım. Onun içerdeki icaraatlarına baktığımda hiç de hoşnut değildim. Karasu'yu yöneten oydu. Karasu bir kuklaydı. Ama asla ve asla onu vurmazdım. Şener ne hain, ne ajandı. Sadece bazı temel konularda anlaşamıyorduk. O hala bu işin liderliğini yapamayacak kadar ham ve çocuktu. Ben asla ve asla Şener'i bir halk ve dava lideri, hele de Kuzey Kürd Hareketinin lideri görmedim, görmezdim. Ama yetenekli bir gençlik kadrosuydu. İyi bir lider yanında usta bir kalfa olurdu.

Kadınlara düşkündü.
Siyaseti iyi biliyordu.
Mazlum'un öğrencisi olacak kadar politik uyanıklığı vardı.
Ancak, zaaflıydı. İlk polis sorgulaması ve cezaevindeki bazı suçları onu çok zorlardı. Ben onu lider olarak görmezdim. Ama onun da onlarca kadrosu vardı. Bence Öcalan'la yetki paylaşımı istedi. 4. Kongre'de:
‚Başkan da kongreye karşı sorumludur. Gelir ve giderin hesabını vermesi lazım..’ demesi bile kellesinin gitmesine yeterdi. 4. Kongre delegeleri onu yanlız bıraktı. Bu onun için bir şans olabilirdi. Bence Şener Öcalan'ın tartışmasız lider ve hesap sorulmayan adam imajını sarstı. Bu da olumlu bişeydi. Parti ya parti olurdu yada Öcalan’ın bir tarikatı. Nitekim Şener vurulunca ikinci şık devreye girdi. Parti, parti olmadı ve parti; Abdullah Öcalan'ın şirketi oldu.
Öcalan Şener'i kendi bahçesinde kendisine karşı asla yaşatmazdı.
Suriye gibi bir yerde; hem Şener hem Öcalan fazlaydı.
Şener kime dayanacaktı?
Kendi kadrolarına ve kendi Kesire'sine( Sakine)’ye mi? O konuda da başarılı olamamıştı. Çünkü Öcalan üç şeyi kimseyle paylaşmazdı.
Bir Para
İki Kadın
Üç İktidar.
Bunların da ne olduğunu daha önce yazdım. Para.. Kadın.. İktidar yerine Karizmayı koyun. İşte Öcalan PKK'si.. Dünyevi bir teşkilat/örgüt ve bir tarikat.. Kim bunları bırakır ki?

Muhabarat'ın Bilgisi, Urfalının Sadakatı

Şener'i vuranı da biliyorum. Onunla da konuştum. Benimle ülkeye giriş yapan bir Urfalıydı. Cesur ve mert biriydi. Benimle uzun bir zaman sorgulamada kaldı. Onun üzerine tek bir ifade vermedim. Berbar bir karakola götürülürken bile ‚Hocam, polistan Akrebi kapayım. Vuralım bunları kaçalım’ demişti. Benim değil kaçmaya, yürümeye bile takatım yoktu. ‚Bırak kalsın. Ceset gibiyim. Nereye giderim bu halimle’ dedim.
Bana güveniyor ve seviyordu.
Şener operasyonunu bir bu yüzden, bir de ona karşı olduğumu bildiğinden söyledi.
‚Hocam bize bilgi El Muhaberattan geldi. Kamışlı'da bir dairede kalıyorlardı. 5. kattaydılar. Kapıyı vurduk. Silahla anında müdahele ettik. Kadın kendini Şener'in önüne attı. O da bizi taradı. Tesadüfen tuttuğum kelşe çarptı kurşunları. Yoksa ben de gidiyordum. Sonra orda halletik işlerini’ demişti.

Bu olayı bilip de yaşayan tek insan bu adam.
İkincisi Muhafız Hamit ve elbette Abdullah Öcalan...
Son Söz:
Öcalan yanlız Şener'in değil, onlarca arkadaşının, yoldaşının ve sıradan insanın katilidir. Katiller baş durumunda. Tapılan durumunda. Onu herkes birine benzetiyor. Ahmet Altan Mandela benzetmesi yapınca herkes hopladı. Sahi bu Mandela'nın arkadaş katilliği var mı? Bazıları lider olunca insanları vurma hakkı mı elde ediyorlar?
Bunu sormak gerekir?
Ve sanırım bir yerde okumuştum.
‚Liderler, sıradan insan değillerdir. Onlar davalarına kavuşmak için insan vurma hakları var’ deniyordu. Yoksa Abdullah Öcalan bu söyleme mi yaslanıyor? Bilemiyorum. Ama ben bir liderin arkadaş katilliğini asla ve asla benimsemiyorum. O lider de olsa bana göre bir katildir.
Ve ben katilleri baş görmem. Onları izlemem.
Bu da benim en doğal hakkım.
Olmaz olsun ne böyle lider, ne de onun sunacağı ülke ve özgürlük.
Katllerimize tapmamızı kimse bizden isteyemez. Ama onlar isterlerse baş tacı edebilirler.
Bu da onların sorunu.
17 Nisan 09

İlgili

Yorumlar (3)

Anonymous · 17 yıl önce

Delil arkadas aslinda Sukru bir cok olay hakkinda hic bir sey bilmedigini biliyor. Ama bilmedigi konularda ahkam keserek, olayi bilenlerde tahrik olup o olay oyle degil boyle oldu. diyerek Sukrunun istedigi noktaya geliyor. Iste Sukru Sener olayinda oldugu gibi bos atip doluyu tutmak istedi, Ve emelinede ulasti. Onun bilmediklerini siz acikladiniz. Sukrunun santaj olayi yeni bir sey degildir. PKK de kalan her kesten bilgi almaya calisir. V ogrendiklerinide baskalarina karsi kullanir. Sukru sadece bildiklerini degil duyduklariylan yola cikarak senaryo;ar gelistirir. Bunun adinada dagdan gelen haberler adini verir. Sanki dagdaki gerilla ile iliskisi varmis havasi yaratir. Yoksa sukru yillardir yazip ciziyor, Ama PKK icinde fazla yasami yok. cezaevi ve sonrasi kisa sure akademi. buda sukrunun hic bir seyden haberinin olmadigini gosterir. Senerin cezaevi ve sonrasinda bir numarali dusman goren basta sukrudur. 11 yillik cezaevi yasaminda Sukru Senerle tek kelime konusmamistir. Sener hakkinda yazilip cizilenlerin cogu sukrunun raporlarindan alinmadir. Senerin oldurulmesinden hemen sonra sukruyle mail yolu ile gunlerce tartismistik. Hatta benim yazdiklarimida yazarak Iste biz PKK lilerin yazilarinida yayinliyoruz. Bizde ozgurluk var diyerek beni gaza getirmeye calismisti, ve kendisinide ozgurlugun savunucusu olarak gostermeye. Bugun Ocalana "Ocalan'a katil" diyen Sukru kisa surede olsa sorumluluk yaptigi bolgelere bakildiginda, brakujiyi baslatan KUK PKK catismasini sukrunun sorumlu oldugu mardin bolgesidir. Fakat bugun kiritmaktadir. O zamanda Gunluk OCalan talimatlari gelmiyordu her halde. Ordan hilvan ve siverek pratigine gonderilmis. Ordanda Hic kimseye haber vermeden gorev yerini terk ederek Mardine kacmis ve ordaki KUK PKK catismasini tirmandirmis. Bence Sukru bir yerlerinide yirtsa bu tur olaylari yazmamak gerekir. zaten zamani geldiginde bu tur olaylar gun isigina cikar. sizinde bu tur olaylari yazmaniz zaten sukru ve benzerlerinin arayipta bulamadiklari firsattir. Cunku onlarin elinde fazla bilgi belge yoktur. Olanlarda cogu saibeli olduklari icin inadirici olamiyorlar. Kimleri kast ettigimi siz biliyorsunuz... Selam ve saygilarimla

Anonymous · 17 yıl önce

Delil arkadas aslinda Sukru bir cok olay hakkinda hic bir sey bilmedigini biliyor. Ama bilmedigi konularda ahkam keserek, olayi bilenlerde tahrik olup o olay oyle degil boyle oldu. diyerek Sukrunun istedigi noktaya geliyor. Iste Sukru Sener olayinda oldugu gibi bos atip doluyu tutmak istedi, Ve emelinede ulasti. Onun bilmediklerini siz acikladiniz. Sukrunun santaj olayi yeni bir sey degildir. PKK de kalan her kesten bilgi almaya calisir. V ogrendiklerinide baskalarina karsi kullanir. Sukru sadece bildiklerini degil duyduklariylan yola cikarak senaryo;ar gelistirir. Bunun adinada dagdan gelen haberler adini verir. Sanki dagdaki gerilla ile iliskisi varmis havasi yaratir. Yoksa sukru yillardir yazip ciziyor, Ama PKK icinde fazla yasami yok. cezaevi ve sonrasi kisa sure akademi. buda sukrunun hic bir seyden haberinin olmadigini gosterir. Senerin cezaevi ve sonrasinda bir numarali dusman goren basta sukrudur. 11 yillik cezaevi yasaminda Sukru Senerle tek kelime konusmamistir. Sener hakkinda yazilip cizilenlerin cogu sukrunun raporlarindan alinmadir. Senerin oldurulmesinden hemen sonra sukruyle mail yolu ile gunlerce tartismistik. Hatta benim yazdiklarimida yazarak Iste biz PKK lilerin yazilarinida yayinliyoruz. Bizde ozgurluk var diyerek beni gaza getirmeye calismisti, ve kendisinide ozgurlugun savunucusu olarak gostermeye. Bugun Ocalana "Ocalan'a katil" diyen Sukru kisa surede olsa sorumluluk yaptigi bolgelere bakildiginda, brakujiyi baslatan KUK PKK catismasini sukrunun sorumlu oldugu mardin bolgesidir. Fakat bugun kiritmaktadir. O zamanda Gunluk OCalan talimatlari gelmiyordu her halde. Ordan hilvan ve siverek pratigine gonderilmis. Ordanda Hic kimseye haber vermeden gorev yerini terk ederek Mardine kacmis ve ordaki KUK PKK catismasini tirmandirmis. Bence Sukru bir yerlerinide yirtsa bu tur olaylari yazmamak gerekir. zaten zamani geldiginde bu tur olaylar gun isigina cikar. sizinde bu tur olaylari yazmaniz zaten sukru ve benzerlerinin arayipta bulamadiklari firsattir. Cunku onlarin elinde fazla bilgi belge yoktur. Olanlarda cogu saibeli olduklari icin inadirici olamiyorlar. Kimleri kast ettigimi siz biliyorsunuz... Selam ve saygilarimla

KALAN Dersim · 17 yıl önce

Sayin Delil Dersimli, Dogrulari yazmissin,innaniyorum ancak Sukru Gulmus Devrimci iftiralarin yaninda onune kim gelirse gelsin aham kesiliyor. Cunku gulmus bir zamanlar bildigin gibi PKK nin ust duzeyinde calisan bir kisi olarak nitelenirken,sonra birden ne olduysa orgut icinde kacip Kurdleri Jiteme ve MIte ile Veli kUcuk lere yani derin devlettin icinde calistigi aciktir. Kendisi ne oldugu aciktir bence ama bildigi tek sey once kendi siyle birlikte daglarda olusan pKK leri sikayet edip ve hatta hangi siyaset olursa olsun onlarin yeri ve mekanlarini Mite bildirip ,hatta faaili mechul cinayetlerin icinde calis tiginida bazi yurtsever dostlarin yazilarinda okumaktayim. Su an bildiginiz gibi Derin Devlettin kemalist fasistlere Kurd Yurtseverleri iftira attip onlarin hakkinda olumsuz sekilde iftira surdugunu okuyorum kendi yazilarinda yani sikayet ettiginden bahs etmedigini ancak sullalesini ve gecmislerini neyse bir Kurde ne dusuncede olursa olsun bir Kurd olarak kim yaparsa yapsin karsisinda olurum. Benim icin Kurdum diyen her Yurtsever bu Ulusun mucaadelesiyle var demeliyiz. Bence gorduk bugun fasist irkci MHP ile BBP si yeri geldilerimi Turklukten vaz gec medikleri gibi biz halk olarakta oyle oldugumuzda guclu oluruz. Iste CHP ,MHP nin acikca verdikleri milliyetci ve kemalistci dusuncelerine bakacak olursak onlardan ders almaliyizki ,Kurd halkida milliyetcisi,sosyalisti,muhafaazakari,liberali ve onunuze hangi dusunce olursa olsun bizimde bu acidan bir guc yaratmaliyiz. Ama bakiyoruz Sukru Gulmuse ne yaptigi acikca ortdada oldugunu ve kimlerle is birligi olarak calistigini goruyoruz boyle ihaanetci olanlarin Kurd halkina yarari olmadigi gibi zararli oldugunu untmamaliyiz. ben Halkimin oldugu butun Ulusal davaya bakanin yaninda ve onlarla olmaktan gurur duyarim. Ama bugun derin devletin icinde faaili mechul cinayetleri billerek isliyen hayinlerin icimizde yeri olmadiginada karari vermeliyiz. bu gunlere bakiyoruz TC devletti su son gunlerde bilincli olarak Kurd halkimizin uzerine gitmek suretiyle oyunlarin oldugunu bu oyunlarin hepimizi ilgilendirdigini yarin da bakalim ne olacagini gorecegiz.Bu bir tehlike isarettidir,Turk devletti biz ne savunursak savunalim hepimize dusman oldugunu goruyoruz. Iste Sukru Gulmus gibileri kullanarak keklik misali seklini yaratigini buda kendi Ulusuna acikca ihanettin var oldugunu ,arkasinda Mit ,Jitemin ve Ergenkoncularin var oldugunu unutmamak gerekir. Sonuc olarak bizim bu topraklarin ugruna asla dusmana taviz vermemeliyiz birlik ve beraberligimizle cok seyleri kazanacagimizida unutmamaliyiz.Selam.

Anonymous · 17 yıl önce

Baslik yanlis! Söyle olmaliydi: Sükri Gulmus´ten KARSI-DEVRIMCI IFTIRALAR - Pishko

Anonymous · 17 yıl önce

Delil bilmedigin birseyide ben yazayim sana Sukrunun Sener yoldasa olan kini cezaevinde basladi nedenide senere bir pusulanin yere dusmesi nedeni ile suclama yapmistir bu suclamasiv cezaevi merkezi tarafindan haksiz bulundu ve iftira olarak degerlendirmeye tabi tutuldugu icin sukru uzun bir sure tecrit edildi ve bundan dolayi senere karsi hep intikam icin kollarini sivadi. Fuat cavgunuda doldurusa getirip iceride sener karsi ve cezaevi merkezine karsi ic eylemlere girdiler. Bundada basarili olamyinca bu kez partiden bir butun olarak atilan sukru cezaevinden ciktiginda izmire gitti. Sener cezaevinden sonra akademideyken onu cok kez akademiye cagirdilar gelmedi cunku sukru sener yoldasin akademide komutanlik yaptigini biliyordu onun oldugu yere gelmedi. Ne zaman senerin ayrildigi haberi duyulmaya basladi bu kez öcalandan cok sukru senerin vurulmasi icin ve bizzat onun tutuklanip yargilamasi icin izmirden cikti sama kadar geldi. Gelmesinin tek amaci seneri yargilayip vurmakti. Ama o sama ulastiginda sener yoldas kamislida katledilmisti ve öcalandan cok sukrunun kendisi bizzat bu vurulmasina cok sevinmisti ama yinede seneri kendisi vuramadigi icin bir yenilgiye ugramisti. ve akademi ortamina döndugunde sukru cezaevi merkezinde olan tum arkadaslara karsi korkunc iftiranameler yapmis ve senerin ajan olduguna yönelik 90 sayfalik raporu(!) diger adiyla iftiranameyi yazan bas yazar sukrunun ta kendisidir ve bundan dolayi öcalan tarafinda mukafatlandirildi. Sukru gulmus bugun gelmis diyor daglari ben yaratim oysaki SUKRU GULMUS ASIL DEVRIMCILERIN BAS KATILIDIR.