Siyaset

SOYKIRIMCI KATİL DİKTATÜR SADDAM HÜSEYİN'İN İNFAZI ERKEN OLDU

Ehmedê Gûlîstanê · 02.01.2007 · 3 görüntülenme

Zira yargılama bir hukuk sorunudur. Eğer Irak anayasasında idam cezası hükmü varsa Saddam’ın cezasının idam olacağı ve bunu defalarca hakkettiğini belirmeliyim..  Duceyil katliamından dolayı  Mahkemenin verdiği karar yerindedir. Ancak Uluslar arası kamuoyu dikkate değer olduğunda Saddam esas olarak Halebce’de yargılanmalıydı.  Buna saygı duyulmalıydı. Ermeni, Yahudî, Hiroşima, Nagazakî sıralamasına Halebce eklenmeli idi. Bu olmadıktan sonra Saddam yargılanmasında vicdanların rahatladığı ya da hukukun yerini bulduğu kanaatinde değilim. Saddam yargılamasında  iş siyasi onaya gelirken bir yöntem hatasının olduğu kanaatini taşıdığımı bundan iki ay evvel yine bu sitede yazdığım bir makalede belirmiştim. Korktuğum oldu. Zira Türk devletinin 182 bin Kürt'ün katledilmesinde ilişkisinin bulunduğu mahkeme oturumundan da ortaya çıkmıştı. Ayrıca kasaplar deresi, Lice, ve 4,500 köyün boşaltılmasında, gerillalara karşı kullandığı kimyasal silahlar, 3.500'î silahsız aydın olmak üzere 50 bin Kürt insanının katledilmesinde Türkiye devleti Saddam ile işledikleri ortaklık Ortadoğu’da hiçbir aklıselimin inkar edemeyeceği bir Kürt jenosididir. Meriwan’da İran'ın kullandığı Kimyasal silahlar Kürt jenosidi olmadığını kim inkaredebilir ki, bunun da yargılamada gündeme getirilmemesi bir o kadar talihsizce bir durum oldu. Dünyada kimyasal silahları kullanmanın Kürtlere karşı da bir insanlık suçu olduğu, bu suçu işleyenlerin yanında kalmaması gerektiği açığa çıkarılmış olsaydı Kürt bağımsızlık mücadelesinin meşruiyetinin yanı sıra, Kürt sorunu ve Ortadoğu’da demokrasiye ve insan haklarına  tutkun bir halk olarak dünya ile çok rahat entegre olacağının mesajını vererek Ortadoğu’da insanlığın geleceğini temsil eder bir devlet (Kürdistan) olduğuna da cihan kamuoyunu da ikna eder  ve dünya insanlık hanesinde güvenilecek merkezlere dahil olurdu.. Böylece Kürdistan dokunulmaz bir coğrafya, bir ülke olarak bağımsızlığını hak etmiş olduğunu vicdanlara çıkarır ve sonucunu kolayca elde etmiş olacaktı.Bu erken infaz bu durumun gündemleşmesini gelecek bir tarihe erteleyeceğinden korkuyordum. Tümden olmazsa da korktuğum oldu.Avrupa, ABD, İran, Suriye ve Türkiye dahil pek çok devletin  bu işin uluslararasına taşınmasına razı gelmeyeceklerini tahmin etmek mümkün idi. Zira pek çoğunun şu jenoside bulaştıkları bilinir.  Güney Kürdistan ve Irak federe Devleti de hedefi fazla genişletmeme uğruna kısa vadeli politikalara, stratejiye oturtulması gereken bu yargılamayı daralana çektiler. Böyle olunca Saddam’ın infazını Şii- Sunni çelişkisine, kavgasına çekerek esas yargılamadan uzaklaştırdılar. Medeni dünyanın normlarını esas alan bir infazdan ziyade Şii-Sünni çatışması gibi bir olguya sıkıştırıldı. Kürtler açısından bu talihsiz bir durum oldu. Yazık oldu. Kürt meselesinin yaygınlaşmasında pek çoğunun rahatsız olacağı ve davanın Lahey’e gitmesini engellemeye çalışacaklarını da hesaplamak gerekirdi. Ancak Kürt siyaset sınıfının Kürt Sorununu uluslararası arenaya "Kürt sorunu Ortadoğu’nun kilit sorunudur." gerçekliğini anlatma imkanını yakalama ve mesajını vererek, idamdan evvel Kürt meselesini tartışmak gerekirdi. Olmadı. Umarım ki bundan sonra diğer jenositçilere dair bu yöntem tercih edilmez. Özellikle Tarık Aziz’in itirafta bulunacağından evvel bu infazın gerçekleşmesi çok daha bir talihsizce oldu.. Cumhurbaşkanı Mam Celal   Talabani’nin hümanist bir yaklaşımla idama imzayı koymaması yerinde bir tutum olmuştur. Çünkü Ortadoğu’da Kürtlerin evrensel hukuka en yakın halk olduğu bu vesileyle örnek bir davranış ve iyi bir mesaj olmuştur. Kürtlerin kin ile değil, mücadelede varacağı hedeflere göre siyasette balans verilmesini sağlamaları önemlidir.  Mam Celal’ın bu tutumu Kürt sorununu Şii- Sünni çatışmasından uzak tutmasına da yardımcı olmuştur. Bu arada daha evvel bu (www.newroz.com) sitede yazdığım yazının gündem açısından önemi nedeniyle yeniden yayınlamakta fayda görüyorum:“Sevgili Kürt Dostları! Kürtler Saddam Hüseyin'in yargılamasında hatalı bir tutum sergilemektedirler. Neden? 1- Saddam Hüseyin,Kürt halkı başta olmak üzere Irak ve Kürdistan’da Sünni Müslüman ve Arap olmayan herkesi yok etmeyi hedef almış ve soykırıma tabi tuttuğu kanıtlarıyla ortadadır. Burada Şii ve Kürtler başta olmak üzere Saddam Hüseyin'in zulmüne uğrayan herkes bir taraftır. Bu açıdan da züllüme uğrayanların Saddam’ı yargılamaması gerekmektedir. 2- Soykırım suçları tüm insanlığa karşı işlenen suçlar olduğu için, bu suçluların uluslararası bir mahkemede yargılanması hukuk gereğidir. Bu mahkeme de birleşmiş milletler gözetiminde Uluslararası Lahey Adalet Divanı olmalıdır. 3- Sedamın alelacele yargılanıp cezasının idam ile sonuçlanmasından ziyade Kürdistan halkının özgürlük mücadelesinin bu yargılama ile meşru olduğu ve Birleşmiş milletlerde Kürdistan ülkesinin Bağımsızlığının onaylanması önemlidir. Saddam’ın bir an evvel cezasının idam ile sonuçlandırılması Kürtlerin bu amacına zarar verebilir. 4- Saddam Hüseyin'in Kürdistan halkının yalnız ve tek soykırımcısı değil, Türkiye, İran ve Suriye diktatörlerinin de hukuki durumunun Sedamdan farksız olmadığı bu mahkemede gündeme alınması ve ortaya konulması gerekmektedir. Bu açıdan tarihten gerçekleşen soykırımlar, tarihleri ve Birleşmiş Milletlerin Soykırım tanımının bu mahkeme vesilesiyle Kürt halkının "yok" edilme "yok" sayma politikalarının deşifre edilmesi gerekmektedir. Bu açıdan, fiziki, Kültürel, ekolojik soykırım tanımlarının sadece BM'nin dosyalarında kalmamalı, Kürt halkına uygulandığı gerçeği gözler önüne sergilenmelidir. 5- Kürdistan’ı sömürgeleştiren güçlerin bu soykırımcı politikalarını uygulayan, destekleyen devletlerin ve şirketlerin deşifre edilerek hak ettikleri ceza ve tazminat cezalarına çarptırılması gereği yerine getirilmesi için tüm Kürtler seferber olmak zorundadır. 6- Hollanda devletinin Saddam Hüseyin’i NBC silahlarının üretiminde kullanmak üzere sattığı malzemeler nedeniyle bir şirketin sahibine verdiği 20 yıllık ceza bu uluslararası yargılamada emsal teşkil edecek durumdadır. Tüm bu olguları uluslararası mahkemede Kürdistanlıların avukatları uluslararası hukuk normlarını esas alarak sömürgeciliği ve dünyada gerçekleştirilen tüm jenositleri teşhir edecek ve bir daha dünyada gerçekleşmeyecek, gerçekleştirilemeyecek müeyyideleri ortaya çıkarmak ve sonuç alıcı politikalar izlemelidirler. Kürtler bu konuda dünyanın tüm hümanist, insan hakları savunucularını ve Saddam karşıtlarını harekete geçirerek Kürdistanlıların 40 milyonluk potansiyel nüfuslarıyla tek devletsiz halk oldukları ayıbını dünyanın gündemine alma mücadelesini, çözümünü ve iradesini ortaya koyma derdini sergilemeli ve de BAĞIMSIZLIK isteğini dünyaya haykırmayı becermelidir. Bu konu bir çerçeve öneri olarak tartışılarak geliştirilmelidir. Dünya bu diplomatik girişimi her zamandan daha çok dikkate alabilecek koşul ve avantajlara sahiptir. Orta doğudaki mevcut savaşta Kürtlerin elde edeceği sonuçlar her zamankinden daha elverişlidir. Saddam Hüseyin'i yargılayan Mahkeme, suçun unsurları ve uluslararası içeriğe tekabül etmesi gereği, mahkemenin belli bir aşamasından sonra "YETKİSİZLİK" kararı vererek dosyayı ULUSLARARASI LAHEY ADALET DİVANINA sevk etmesi en doğru karar olacaktır. Yerel Mahkeme sadece deliller toplayan ve Lahey Mahkemesi’ne sunan bir işlev üstlenmelidir. Kürdistanlılar siyasi bağımsızlıkları için bu davayı bir vesile olarak kullanıp, Birleşmiş Milletler nezdinde Bağımsızlıklarının meşruiyetini dünyaya deklere etmenin çabasında olmalıdırlar... Saddam canisini Kürtlerin başına dünya sardı. Şimdi de bu caniyi kendileri yargılamalı ve Kürt halkının yaralarını sarmalıdır. Saddam topu Kürtlerin elinde değil, dünyanın elinde patlamalıdır. Böyle olması hem hukuki ve hem de Kürt bağımsızlık mücadelesini ilerleten bir vesile olacaktır.”

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.