BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Þ. LAÞER. · 06.11.2005 · 2 görüntülenme
Kürt politik kesiminde, dünyanın genelinde olduğu bir anti –sosyalizm rüzgarları esiyor. Bunun birçok nedeni vardır. Sosyalizmin 1990 lardaki genel çöküşü kadar uluslararası ve bölgemizdeki sosyalist, komünist hareketin kürdistan ulusal kurtuluş hareketine karşı takındığı olumsuz davrında etkisi büyüktür.Özellikle de son dönemlerde arap,fars ve türk sosyalistlerinin Güney kürdistandaki olumlu gelişmelere karşı tavırları, ABD ırak işgali, tartışmaları ve tavırları yeni bir boyuta taşımıştır. Anti sosyalist kampanyaya katılmış olmamak için bölge deki eğemen ulus sosyalistlerine demokratlarına yönelik eleştirilerimi değişik şekillerde dile getirmeye çalıştım. Daha çok kemdimize yönelerek, kürt sosyalist hareketinin geçmişteki hataları üzerinde yoğunlaşmaya çalıştım. Başkalarının hatalarını sıralamak çok kolay ama bunlar bizim kazancım degil, bizim kazancımız kendi hatamızı gidermekle olur. Başkalarının negatifi bizim pozetifimiz degil.Geçmişte birçok şeyi paylaştığımız, aynı dilde konuştuğumuz türkiye solunu veya sosyalist güçlerini anlamakta zorlanıyorum ve buda bizim geçmişteki hatalarımızda biri olarak kabul etmekten başka bir seçenegimiz de kalmıyor. Kürt ulusal kurtuluş hareketine karşı bu kadar inatça bir tavır içinde olmak hata kendi gericilerini miliyetçilerini geride bırakan bir düşmünlık beslemek anlaşılır değildir. Diyorlarki Kürt önderliği ABD ile işbirliği yapıyor ve biz amerikan emperyalizmine karşı savaşıyoruz. Doğru değil ve samimi davranmıyorlar. Kürt hareketi milliyetçi de oldu bunlar tavır aldı, sosyalist de oldu bunlar tavır aldı. Bugün ABD ile ittifak yapmaz zorunda kaldıysak onların bu olumsuz konumlanışının rolü büyüktür. Türk Arap ve Fars eğemenleri ve devletleri kürt hareketine karşı savaşırken, sosyalistleri de kürt sosyalist hareketini tecrit etmeye çalışıyordu ve halen de bunu yapmaktadırlar. Yüzelli yıllık ulusal kurtuluş hereketimizi bir tarafa bırakalım. Son on onbeş yıllık gelişmeleri kronolojik olarak hatırlıyalım. 1990 öncesi Irak BAAS rejimi kürdistanda dünyanın gözleri önünde kimyasal silahlarla, enfallerle soykırım yapıyordu. Kürtler BAAS ve ABD ittifakına karşı savaşıyorlardı. Arap türk ve fars sosyalist hareketi kürt ulusal kurtuluş hareketine ve kürt sosyalist hareketine karşı tavır içinde idi ve aynı dönemde Eritre batı-sahra Filistin ulusal kurtuluş hareketi ile Nikaragua sandinist hareketi için dayanışma kampanyaları yürütüyorlardı.1990 da ABD Iraka saldırınca kürtler bu savaşa taraf olmadılar. Bu dönemde kürdistanda yapılan soykırımlar sonucu etikin bir savaş gücü de kalmamıştı. Az çok örgütlü bir güç olan ve içerde yeniden örgütlenen sosyalist komala örgütü idi. ABD nin bütün kışkırtmalarına rağmen kürtler bu şavaşa taraf olmadılar. O dönemde komala Kürdistan ulusal kurtuluş hareketinin sorunları kadar, uluslararası sosyalist hareketin içine düştüğü sorunlarla da ilgiliydi. Birinci körfez şavaşında ABD nin yedeğine düşmüş olmamak için en uygun an olan savaş anında ayaklanmadılar ancak ateş ilan ettikten sonra kendi savaşını başlattılar.1991 martındaki ulusal ayaklanma sosyalist önderlikli idi.Savaşı başlatan ve ayaklanmaya önderlik eden sosyalist Komala idi. Komala öndeliği savaşı başlatırken, ABD ye değil, esas olarak kürt halkının gücüne ve ırak sosyalist ve demokratik güçlerine güveniyordu. Kürt halkı çok kısa bir zamanda sömürgeci Baas güçlerini kürdistanda kovdu ancak ırak sosyalist ve demokratik güçleri iktidar için ayaklanma başlatmay yerine sadamın kürt ayaklanmasına karşı harekete geçmesini sadece seyrettiler ve kürt halkıyla dayanışma içine girmediler. Türkiye suriye ve iran devrimci demokratik güçleri de sosyalist önderlikli kürt ayaklanmasıyla dayanışma içine girmediler. Hatta türkiye sol hareketi ayaklanmayı Amerikan kışkırtması olarak değerlendiriyordu. Bizzat ayaklanmayı yöneten kadrolar bir taraftan Sadamın güçlerine karşı savaşırken, bir kulagı Telsizlerle kürdistandaki gelişmeleri yönlendiriyorken, diger taraftan sosyalizmın son kalesi olarak adlandırılan Arnavutluktaki karşı devrimi, AKP kadrolarının tutuklanmasını tartışıyorlardı. Ama dünya ve bölge demokratik güçleri kürtlerin cığlıklarını taleplerini duymak istemiyordu. Bölgedeki bütün güçler, sağcısıyla solcusuyla hepsi, hatta PKK ayaklanmasının bastırılmasına seyirci kaldılar zımnen desteklediler. ABD ve Arap devletleri türkiye ve İran kendi denetimi dışındaki bu ayaklanmanın bastırılması için Sadama destek sundular. Bütün karşı devrimci güçler Kürt ayaklanmasına karşı uluslararası capta işbirliği yaparken, anti emperyalist olduğunu iddia eden güçlerde niyetle olmasa bile fiilen onların yedeğinde hareket ettiler ve kürt ayaklanması çok kanlı bir şekilde batırıldı. Beş milyon insan katliamdan kurtulmak için göçettti. Daha sonra ABD kendi denetiminde güvenlikli yerler oluşturarak Sadamın güçlerini güneye çekilmeye zorladı. Kürtler ABDnin desteğile kendi yönetimini oluşturdular. Ama artık komala etkisini ve gücünü yitirmişti zaten kadrolarının birçoğunu Kerkük savaşında kaybettmişti.bu yaşam savaşında kim yardım ederse onun desteğini redetme lüksü yoktu kürtlerin. BM ambargosu, ABD ve Sadamın ve bölgedeki sömürgeci devletlerin ambargosu kürtleri zaten perişan etmişti. Bugün kürt yöntemini ve hareketlerini eleştiren sosyalist güçler kürt halkıyla dayanışmaya gelmediler, eritreye yaptıkları yardımları yapmadılar. Bütün bunları bırakalım olayları doğru dürüst ögrenmediler, burunlarının dibindeki bu gelişmeyi emperyalistler, sömürgeciler dinciler zamanında gördüler, ya yanında ya karşısında yerini belirlediler ama sosyalist güçlere sesimizi duyuramadık. Onlar bizi değil kendi sömürgeci basınlarının yönlendirmesi ile kendi sığ bilgisizliklerini pekiştirdiler. Ve hala da kürdistan da dün ne oldu bu gün ne oluyor yarın neye gebedir bilmiyorlar. Tutturmuşlar, feodal hareket, aşiret liderleri, ilkel milliyetçilik, emperyalizm işbirlikciliği vs. Gidiyorlar. Kendilerine de bize de yazık ediyorlar. Bu tutumları ile kendileri sömürgeci devletlerin, ırak özgülünde sadam rejminin işbirlikçileri konumuna düşmektediler. Kaldı ki kendilerine sosyalist diyen bazı güçler, anti emperyalizm kisvesi altında kendi gericileri ile milliyetçileri ile devletleriile itifak etmiş durumdadırlar. Aslında bunların tavır aldıkları emperyalizm ve işbirlikçilik değil, kürt ulusal hareketidir. Madem emperyalist işbirliklçilerine karşı tavır almak istiyorlar, o zaman kürt ulusal hareketi ile dayanışarak, türk eğemen güçlerine -ki yıllardır emperyalizmin saldırgan gücüne karakolluk görevi yapmışlar- karşı savaşmalıdırlar. Aksi halde kendileri emperyalist işbirlikçilerinin işbirlikçileri olduklarını kabul etmek zorundadırlar, söylemleri de öylece muamele görecektir. Emperyalizmle işbirliği konusunu ayrı bir başlık altında incelemek gerekir. Emperyalizm 1900lerin emperyalizmi değildir. Dünya yüzyılda çok değişti ve yeni siyasal haritalar, güçler devletler ortaya çıktı. Bugün kapitalist emperyalist sistem dışında başka bir sistem yoktur. Sosyalist sistem çöktügünden bu yana artık dünya kapitalist sistemin başındaki güçler onlarla birlikte hareket eden güçler tarafından yönetilmektedir. Kürtler bu dünya da yerini almak istemeleri kadar doğal bir şey olamaz. Başka bir sistem yok ki tercihmizi kulanalım.veya bizin başka bir sistem yaratma çabalarımıza, bizi eleştirenler destek vermedilerki kendi sistemimizi yaratalım. Kendi başımıza da bunu yaratacak gücümüz yok. Bu konuda bizi eleştiremezler. Dolayısıyla kürtler bir taraftan mevcut dünyanın siyasal, ekonomik sistemi içinde yerini almaya çalışırken diğer taraftan da bölgedeki demokratik sosyalist güçlerle dayanışma içinde ortadoğunun devrim ve demokrasi merkezi olmaya çalışıyor. Orta doğu yu ileri götürecek merkez Kürdistandır. Ancak dar milliyetçi yaklaşımı aşamıyanlar bunu göremezler.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.