Siyaset

Sorunun Adını Doğru Koyalım...!

Rojhat Badikî · 25.11.2010 · 2 görüntülenme

Sorunun Adını Doğru Koyalım...!


Kurdistan ulusal bağımsız mücadelesinde, sorunlar sarmalında, ne yazık ki her seferinde doldur ve boşaltma manevralarıyla, ulaştığımız sonuç ; bulunduğumuz noktanın çok gerisine düşmedir. Her tartışma; sömürgeci güç, basın-yayın, yazar-aydın, bilim adamları ve analistlerinin istedikleri, düzlem ekseninde, bir adım ileri attığımızı düşünürken, düşünce süreci içersinde farkında yada farkında olmadan sürekli iki adım geri attığımızın farkında değiliz. Haklı olduğumuz, haklı olduğumuzu söylemek bile abes olduğu bir pozisyonda, kendimizi savunma posizyonuna düşürmemiz, her atak, her hücum ve suçlamalar karşısında, savunma pozisyonu, karşıyı ikna etme çabası, sürekli mevzi düşürmeye ve ulusal davamızın yara-bere içerinde özsel niteliğini kaybetmeye neden olmaktadır.


Neden geri adım? Ve neden düşmana biat edip, onun bize empoze etmeye çalıştığı ve bu konuda tam takım edevat; planlı ve sistemli bir şekilde bizi içine düşürmeye çalıştığı küçüklük aşağılık psikolojisini; ruhsal ve zihinsel olarak kabul edelim. Vatanı işgal edilen biz, ısrarla biat etmeye çalışan biz, bu garip değil mi?

Neden biz?

Israrla biat ettirilmeye çalışan ve biat etme yarışına giren yine biz! Bu bir savaş yöntemidır. Savaşın, mutlaka top ve tüfekle olması gerekmiyor. Savaş başladı mı, yada bir tarafın diğer tarafa savaş ilan etmesi durumunda, savaşı kazanmak için, bütün yol ve yöntemler uygulamaya konulur ve bunun bir kural kaidesi yoktur. Zayıf ve güçsüz olanlar, kurallardan uyulması gereken uluslararası normlardan dem vururlar.


TC’ nin Kurdistan halkına uyguladığı yol ve yöntemlerin bir benzeri Avrupa yada dünyanın her hangi bir bölgesinde uygulansa, bırakın ezilen halkın bireyleri, egemen devletin bireyleri kendi devletlerine karşı canlı kalkan-siper olurlardı. Ama Kurdistan ve Türkiyede! Bırakın bunu, Türkiye’ de bu tür girişimler bir yana, top-yekün olarak, Türk aydın-yazar-çizeri, bilim adamı, demokratı-liberalı, İslamcısı, Faşisti...vs de facto durumu, Kurdistan’ ın sömürge statüsünü meşru görmemizi ısrarla bize dayatmaktadırlar. Neyin adına, barış-kardeşlik adına....


Barış ve kardeşlik adına neden vazgeçmemizi istiyorlar? Kendileri ile ayni statüde, kendilerinin sahip olduğu bütün haklara sahip olmaktan feragat etmemizi, yani bize dayatılan, Kurdistan olgusunu yok sayma, onun yerine; Güney-doğu anadolu-doğu anadolu dememizi, yani Kemalizmin, yakma-yoketme ve soykırımlarla dayattığı statüyü kabullenmemizi istiyorlar. Bunu kabullenmemiz durumunda, kendileri muhatap olma şansımızi muhatap alınma imkanımız doğar.


Evet, bu da savaşın başka norm ve başka kulvarlarda yani psikolojik alanda sürdürülmesidır. Bu beyinlerin, ruhların esir alınması, köleleştirilmesi harekatıdır. Savaşın, başka alanlarda, askeri alanlardan sivil-demokratik-legal alanlara kaydırılması ve burada svaş sürdürücülerin, pozisyon, kimlik ve konumlarının değişmesidır. Bu uzun soluklu bir savaştır, masrafı az olan bir savaştır. Amaç, sömürge halkın düşünen beyinlerinin esir alınıp köleleştirilmesidır. Bu alanda başarı asağlanıldığı oranda, sömürge halkın beyinlerinin teslim alınması, onun hafiza ve benliğinin yokedilmesi, yerine kendi değer yargısının yerleştirilmesi kolay olur.


Bunda dolayıdır ki, sömürgeci güçler, Sömürge halkına karşı cihad ilan ederken sadece bunu top-tüfekle yapmayıp ek ve tamamlayısıcı olarak ta siyasal-ekonomik-kültürel-psikolojik alanda da savaşın boyutunu genişletir.


Bunlar, bilindik tanınan yöntemlerdir, burada asıl görev, sömürge halk adına yola çıkan, parti, örgüt, aydın, sivil-demokratik örgütlerinin durumudur. Bunların duruş ve tavırları önemlıdır. Özgür-bağımsızlık ve kölelik arasındaki ince ve zayıf nokta budur.


Nasıl bir tavır ? Nasıl bir duruş?


Bize biçilen yol-yöntem-sınırlar içersinde, mücadele ve politika yapmak mı ( Bu sınırlar içersinde yapılan politikaların mükafat ve rüşvetleri vardır) yoksa sorunu doğru bir şekilde ortaya koyarak, adını doğru bir şekilde tellafüz ederek ona uygun bir mücelede yöntemini ortaya koymakla mı soruna yaklaşalım!


Bütün sorun bu?


Ve bu gün Kurdistan’ ın kuzeyine egemen olan, Kemalizmin bize zorla empoze ettiği statüyü kabullenen, Türkiyeyi kendi vatanı olarak gören, Türk bayrak ve diğer sembollerini kendi sembolleri olarak özümseyen, Ankara’ yı başkent olarak gören beyinleri köleleştirilmiş sivil cahşlar ordusunun egemen olmasıdır. Esas sorunumuz bu. Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin en büyük handikapı budur. Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin hedeflerini karartan sivil cahşlar ordusunun, Kuzey Kurdistan gündemine egemen olmasıdır.


Bunlara karşı sağlıklı bir mücadele yöntemi belirlenmeden, mücadele dinamiklerinin kendi ayakları üzerinde diriltilmesi mümkün değildir. Adı geçen beyinsel olarak köleleştirilmiş, sömürgeci güçlerin, Kurdistan’ daki dayanakları etkisizleştirilmeden, kavramlar özüne uygun olarak, maddileştirilemez. Bu ayni zamanda, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin yüzyıllardır süre gelen kronik bir hastalığıdır. Çok hasas, yıpratıcı ve sömürgeci güçlerin en çok yararlandığı ve Kurdistan’ ın bu güne değin Sömürge kalmasına neden olan alandır. İç sorun ve iç çelişkilerin derinleşmesi, bulanıklaşması, sömürgeci Türk devletin istediği ve sevdiği bir ortamdır.


Ama, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin bu temel kronik hastalığı tedavi edilmesi gerekir, bu kaçınılmazdır. Başka bir yolda yoktur. Maalesef, tarihimiz bu konuda esef verici, hiçte hoş olmayan örneklerle doludur. PKK bu konuda canlı bir tarihtır. Kurdistan’ ın güneyinde 94 ve 98 arasında yaşanılanlar orta yerde ve halen izleri silinmiş değildır. Bizler, bu konuda yapılan hatalara düşmememek zorundayız, böyle bir lüksümüzde yoktur.


Sapmalara karşı, Mücadele ama hiç bir Kurd’ın burnun bile kanamayacak, yöntem! Barışçı ve demokratik ve teorik bazda. Kurdistan’ daki Türk devletinin sömürgecilik zincirlerinin kırılması yolunda atılacak ilk adımlardan biri bu ve önümde duran acil görevlerden biri de budur.


Beyinleri esir alınmışlar, AKP ve Gülencilerin yayında CHP’ yi yeniden Kurdistan gündemine sokmaya, Kürt halkına celatlarına yeniden destek verme çabası içersindedirler.


Bu konuyu bir sonraki yazımda irdelemeye, bunun tehliklerini ifade etmeye çalışacağım.....!

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.