Siyaset

Sorunun Adını Doğru Koyalım...!- 2

Rojhat Badikî · 05.12.2010 · 2 görüntülenme

Sorunun Adını Doğru Koyalım...!- 2


CHP’ nin Kurdistan’a taşınması için yapılan rütuşlar, AKP’ nin Kürt havarisi olarak lanse edilmesi ve bu düzlem üzerinde yapılan tartışmalar, Kurdistan halkının ve Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin, siyasal-politik barometresi açısında bir sondajdır. Kürt ( Kurdistan ) sorunun çözümü ekseninde Kürt ve Türk çevrelerinde yürütülen tartışmalar ve tartışmaların içeriği verilmek istenilen mesajlar da ‘’ Kurdistan denilen bir ülkeyi unutun ve Türkiyeciliğe entegre olun ve Türkiyeyi kabeniz yapın’’ gerçekliği ortaya çıkıyor. CHP, MHP ve diğer güçler ne düşünüyor tartışmasını bir yana bırakıyorum, çünkü bu güçler, çekirdekten yetişme Kürt halkının yeminli düşmanlarıdırlar. Bu ve bu tür güçlerin Kurdistan hakkında, görüş ve düşüncelerinde esneme olabilir mi şeklinde düşünmek bile zaman kaybında öte bir şey değildır.


Asıl üzerinde durulması gereken, son dönemlerde Kürt ( Kurdistan ) sorunun çözümünün ateşli savunucuları olarak Kurdistan ve Türkiye gündemini işgal eden, Kürt ve Türk kesimlerinin, öne sürdüğü ve savunduğu düşüncelerin, Kurdistan’ ın sömürge statüsünün korunması yada bu statünün daha modernize edilerek, Türkiye’ nin güçlü bir emperyal devlet olması doğrultusunda olmasıdır. Kürt halkının dostları oldukları ve bütün sempozyum ve tartışma platformlarında Kürt halkının haklarını savunduklarını ( Türkiye’yi Türkiye yapan hiç bir değer ve sembolleri tartışma konusu yapmayan, Kürt sorununa da insan hakları ve basit bir dil sorunu, ekonomik ve sosyal bir sorun olarak görme anlayışları…) iddia ettikleri bir süreçte bile TSK’ nin işgalcı bir güç olduğu gerçekliğini dile getirme bir yana, TSK’ nin PKK karşısında gösterdiği zaafların en büyük eleştirmenleridırler. Gerçekten, Kurdistan sorunun çözümünün taraftarları olsalar, ilk adımları, TSK’ nin Kurdistan işgalcı bir güç olduğuna vurgu yapar. TSK’ nin PKK’ ye karşı verdiği mücadele ! de içine düştüğü zaafiyetlerden dem vurmazlardı.


Özellikle Ahmet Altan’ ın TSK karşı eleştirileri, TSK’ nin işgacı militarist bir güç olduğunu vergulamaktan ziyade neden fazla zaiyatlar verdiği yönündedir. İşgacı TSK’ nin Kurdistan çekilmesini değil, hata yapan general, subay vs’ lerin görevden alınması ve daha donanımlı bir şekilde PKK’ ye karşı mücadele etmesinin ateşli savunsudur. Bütün makaleleri bir bütün içersinde okunursa bu daha net bir şekilde görülecektir. Ve bu kesimler her şart altında güçlü, emperyal bir TC savunucusudurlar. Bunların tutum ve taktıkları hümanizm maskelerini bir yana bırakıyorum, çünkü sorun içseldir. Bunların cesaret aldıkları dayanak, çeşitli Kurdistani kesimlerdir.


Kürt ( Kurdistan ) sorunun çözümünün TC’ nin özüne dokunmadan, ve bir kaç yapısal reformlarla sorunu geçiştiren, Kurdistan sorunun, toprak ve bağımsızlık sorunu olmadığını Kurdistan halkına dayatan Kürt dostlarının tutumu bir yana, esas kilit nokta, kırılma noktası, Kurdistan parti, örgüt ve aydınları duruş ve tutumlarıdır. Sorunun kırılma yada yeniden kendi ayakları üzerinde durmada temel noktasındaki handikap, Kurdistani kesimlerin gösterdiği duruş ve sorunun çözümü için dayattıkları formulasyonlardır.


Kurdistan ve Türkiyeli aydınlar tarafından tartışılan ve Kurdistan halkına çözüm olarak dayatılan ; Barış, Af, Türkiyelilik vatandaşlığı, Anadilde eğitim, demokratik anayasa, kültürel haklar ( Anadilde eğitim kavramı başlı başına çok soyut bir kavram. Anadilde eğitim hangi sınırlar çerçevesi içerinde yapılacak, içerik ve kapsam soyut !)…..vs kavramlar, tek tek ele alınıp incelenildiğinde, Kürt sorununda çözüm diye lanse edilen formulayonlar aslında Kurdistan sömürge yapısına dokunmadan, Kurdistan ve Türkiye ilişkilerine yeni bir dizayn, Sömürge-sömürgecilik içeriğinin özüne dokunmadan yeni bir yeni bir şekil vermekten öte bir amaç taşımıyor. Kendi Kürtleri ile, Anakarayı Başkent gören, Türk bayrak ve sembollerini tartışmayan Miska-ı Milliyi esas alan yeni bir sözleşme yapmak. Bu sözleşmeye dayanarak, uluslararası alanda, kendi sömürgecilik konumuna meşruiyet kazandırmak.


Sık sık kullanılan ‘’ Barış ve Af’’ kavramları ele alındığında bile, TC ve onların temsilcilerinin Kurdistan halkını nasıl tuzaklı ve mayınlı bir yoldan geçirip yara bere içersinde bêçare kalacak şekilde Kurdistan halkına istemlerini kavul ettirme çabaları açık bir şekilde ortaya çıkacaktır.


Bir sonraki yazımda dillerde düşürülmeyen AF ve BARIŞ kavramlarına değinmeye çalışacağım.


rojhatbadiki@hotmail.com

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.