Siyaset

Sorun demokrasi mi?

bahoz þavata · 22.10.2006 · 1 görüntülenme

 Bazı şeyleri birbirine karıştırmamak gerekir. Yönetim modelleri ne olursa olsun herkes kendi bacağından asılır. Sorun demokrasi de değil. Ya da halkın, herhangi zümre yada sınıfın yaratacağı demokrasiler de değildir. Ayrıca dış bir siyaset olarak günümüzde geri kalmış ülkelere bir sistem olarak demokrasi dayatılan değildir. Bir yerde küresel emperyalist kapitalist sistemin ihtiyacı olan siyasal sistemi dayatma ve ilerici görünümlü bir demokratik kılıftır.  Bu model güncel küresel modeldi, artık demode olmaya başladı.Görünümler yada içerikleri ne olursa olsun gerçek, bu politikaların daima çıkarlar üzerinden şekillenmiş olduğudur.  TC'nin Kıbrıs 'ı işgali, nasıl ki; "Barış Hareketi" şeklinde lanse edildi, ABD'de bölge petrolleri üzerindeki hakimiyetini de, "Demokrasi Savaşımı" şeklinde lanse etmiştir. Almanya Lenin'e para vererek, onu Rusya'ya göndermeye yardımcı olurken, Rusya'nın saldırılarını kırmayı hesaplamıştı. Bunu da Brest-livosk Antlaşması ile Lenin'den elde etmiş oldu. Alan memnun, satan memnundu. Bir şeyleri satmak için bu örnekleri sunmuyorum, dış ilişkilerin karmaşıklığını göstermek için benzetme yapıyorum. Dış dayatmalara bu karmaşık pencerelerden bakalım. Diplomasi tarihi, stratejik dostluklar yerine güncel ve acil olan çıkar ortaklıklarına öncelik tanır. O halde biraz diplomasi yapalım..Diplomasiyi öğrenelim.  Dış ilişkilerde, milletler arası eksende buluşmak bir çok çıkar bileşkelerinin ifadesi olan siyasal ortak bakışların yan yana gelişi ile sağlanır. O halde her parçada kiminle nereye kadar dostluk ve dayanışma geliştirebiliriz onu tanıyalım.Hamilik yada vasallık arayışları ile oluşabilecek dayanışmaların da belli bir siyasi çerçevesi vardır. Önemli olan bu tür ilişkilerde ortaklığın ya da dayanışmanın nereye kadar olduğunu kestirmektir. ABD yada AB' nin Kürtler ile olan ilişkilerini tarihsel olarak, alanı bakımından, bölgesel niteliği bakımından sorgulamak gerekir. Doğuda, Güneyde ve Kuzeyde nedir ve nereye kadardır. Bunları doğru tespit etmek gerekir. Yalnız bunları da değil, günümüzde devletler kadar milletler arası ilişkilerde milletler arası şirketlerin dahi geliştirdiği dış siyasetler var. Bunları yabana atmayalım.Daha önemlisi Kürtlerin kendi ayakları üzerinde durabilme yetenekleridir. Ya da bu maksatla savaşım gücüdür. Her siyasal iktidarın şekillenişini bu tayin edecektir. Özerklikten, Federasyondan, bağımsızlığa uzanan siyasal iktidarları oluşturma çabası bu nesnel koşullardan ayrı ele alınamaz."Demokratik" olan dış değişimlerin ve dayatmaların biz Kürtlere her alanda reformist karakterde olduğunu daha önceki yazılarımda kaleme almıştım. Durum tespiti dış ilişkilerde oynak karekteri nedeniyle güncel olarak değerlendirilmesi yapılması gerekir. Bu alanlardaki görüş ayrılıkları fikir ayrılığı değildir. Sağlıklı tespit, oldukça dikkatli olmayı gerekli kılar.Mesala bana göre, Kürdistan’ın kuzeyi Rusya için güvenlik kuşağı durumundayken, Güney, tüm batılıların jeo-stratejik güvenlik kuşağındadır. Buradaki savaşım yerel olanla Batılılar arasında iken, Kuzeydeki, bölge devletleri ile TC arasındadır. Aradaki farklılıklar siyasal sürecin farklılığını da beraberinde taşır. Bu tespitler bir başka arakadaşa göre farklı olabilir. Önemle üzerinde durmak gerekir. Her neyse, daha detaylı yaklaşımlar ile bu konuları ele almak gerekir.Basit bir metot olarak, her parçada milletler arası, bölgesel, yerel ve çatışmaların niteliğine uygun politikalar geliştirmek en doğrusu. Kendi imkanlarımızla mücadeleye gelince, orada amaçsız ve abartılmış talepler ile siyaset yapmak yerini acı bir hayal kırıklığına bırakabilir. Ayağını yorganına göre uzatan, temel amaçlarında ucu açık iktidar olmayı elinde tutan siyaset geliştirilmelidir. Bu tutum ya da metod geleneksel metodumuz değildir. Fakat kendiliğinde bazı Kürt aydınlarınca dillendirilen metoddur da. Özellikle Güney Kürdistan Bölge Devletinin oluşum süreci ve KDP ve YNK'nın kullandığı ve bir çok Kuzeyli aydının benimsemeye başladığı mücadele metodudur.Bu tavır geleneksel ilkelerimize de ters bir durum yaratmaz. Görünümde reformist tutum içinde olmak geleneksel siyasal tavırlarımız nedeniyle kuşkulara sebebiyet verebilir. Bence, Güneylilerin tutumu örnek gösterilerek, bu gereksiz çıkışlarda önlenebilir. Önemli olan yapılan siyasetin iktidar şansını artırabilme ve ilkesel amaçlara yaklaşabilmektir.Onurla ölünür ama akılla iktidar olunur.Sevgilerimle.. 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.