Siyaset

Son zo, oxir be lo...!

bahoz þavata · 22.01.2007 · 1 görüntülenme

Son zo, oxir be lo...!

   Soykırımlar coğrafyasında tek başına soykırımcı geleneğe karşı savaşan ey Hrant, kahramanlık çağının tükenmediğini ölü bedenin ile ispatladın. Ermeniler adına belki son zo’sun. Her kahraman gibi amacına vardın. On binler “bende Ermeni’yim!” diyerek arkandan haykırdı. Gün be gün azgınlaşan Türk şoven milliyetçiliğinin yükselen dalgasını kırdın. Şoven Türk milliyetçiliği ile uzlaşanları utandırdın, toplumun her kesimini kendi milliyetçilikleri ile yüzleşmesini sağladın. Belki de soykırımcı geleneği olan bu coğrafyada yaşayan insanlara, halkların dostluklarının elzem olması gerektiğinin kapısını araladın. Şimdi sıra geldi soykırımcı devlet sistemlerine... Soykırımcı geleneği hala yaşatan devletlerin ortadan kaldırılması lazım. Türkiye Devleti, Ermenistan Devleti hala soykırımcı geleneği ile hesaplaşmadı. Birisi İttihatçı diğeri Taşnak kafası ile bu geleneği kurdular. Dün nasıl ki Kürtleri, Ermenileri, Rumları kıyımdan geçirdiler, bu gün de aynı zihniyet devam ediyor. Ermenistan; kendi Kürtlerini ve Azerilerini, Türkiye; kendi Ermenilerini ve Kürtlerini kıyıma uğratıyor. İşte en önemli gerçek bu. Yüz yıldır bölge devletlerinin kendini savunma konseptisi ile oluşturduğu soykırımcı politika, kitlelere şırınga edilerek hala linç kültürüne ve kıyıma dönüştürülüyor. Bir mücadele tarzı, kitlelerin malı haline gelince kıyımların ne şekle dönüştüğünü bilmeyenimiz yok. Ya dedemizden bu hikayeleri dinledik ya da dün Seyrantepe’de olduğu gibi, gün be gün yaşamaya başlamıştık zaten. Sorun da burada..Bazılarımız sevgili Hrant, senin duruşunu kavrayamadı. Bizler senin duruşunda; insan haklarını öne çıkaran ve soykırımcı geleneğe karşı duruşun ile en azından her gün Türk metropol şehir ve kasabalarında Kürtlere yönelmiş olan linç yönelimlerinin kırılmasında bir düşün ve eylem ortaklığı bulduk. Dünün bu topraklarda ki Ermeni soykırımını dillendirmen, her gün yeni bir tartışma cephesi yarattı. Tabulaştırılan, konuşması yasaklanan bu meseleler aktüel yaşamın parçası haline geldi. İnsanlar kendilerini sorgulamaya başladı. Soykırımcı geleneği ifşa eden tartışmalar yaygınlık kazandı. Hiç olmazsa halklar arasında dostlukların ne olduğu, öneminin ağırlığı ön plana çıktı. Sosyal ayıp, siyasal ayıpların ne olduğuna dair düşün alanında bir bilinç gelişimi oluştu. Böylece bu demokratik düşünceler anti-soykırımcı tavrı nesnelleştirdi. Öldürülmüş naçiz bedenini televizyonlarda gören, sel olup akıp, sana koşan insanlar işte bu on binlerdi.. Senin belli bir mevzide uyanmasını sağladığın insanlardı. Her gün linç edilme, kıyıma uğrama gerginliği altında yaşayan yığınlardı..Bütün hayallerin ötesinde, bütün kurtuluş argümanlarının ötesinde birilerinin, faşist milliyetçi kesimlerin, soykırımcı geleneği olan şoven devletin terbiye edilmesi gerekiyordu. Öldürülüşün, biraz da olsa işte buna vesile oldu.***Lakin korktuğumuz başımıza gelmek üzere sevgili Hrant, soykırımcı devlet, dünya kamuoyunda kendini aklamak için, sana tarihte görülmemiş korkunç bir iki yüzlülük ile cenaze merasimine katılarak sahip çıkmak istiyor. Bir yandan büyüttüğü, beslediği faşist soykırımcı geleneği ile yetiştirdiği katili hain ilan ederken, diğer yandan seni, kendi şehidi olarak lanse etmeye yelteniyor.Bu iki yüzlülüğe ortak olanlar var. Senin cenaze merasimine katılarak yüzsüzlüğünü saklayanlar var. Burada bir gariplik var. Ah !kardeşim ah!.. Her kesime, yüzünün diğer yanına da tokat atmasına biraz da sen izin verdin. Arkandaki tarihin karanlıklarında yüz binlerce katledilmiş Ermeni’nin, Kürdün, seni gibi yüz binlerce yetimin, hala korku ile kimliğini bu ceberut toplumda saklayan milyonların hesabını şimdi kim ile göreceğiz? Sevgili Hrant kim ile?  Yine büyük bir soru işareti çıktı karşımıza.Hiç gereklimiydi; Fransız parlamentosunun aldığı karara karşı çıkmak. Artık düşün, söylem ve siyasi terbiyenin kıstaslarının olduğu bu dünyada, soykırımı savunmanın ya da Ermeni soykırımını inkar etmenin düşünsel özgürlüğü olur mu? Ya da özgürlüğü ve kurtuluşu için savaşan Kürtleri emperyalizmin işbirlikçisi gibi göstermek. Ne kadar doğruydu? Emperyalistlerin, Kürtler için bu coğrafyaya gelmediğini en az bizim kadar çok iyi biliyordun. Kürtler, onlar bu coğrafyayı botları ile çiğnemeden de bu savaşımlarını veriyordu. Ayrıca tarihsel misyonunu oynarken niçin Ermenilerin de Kürtlere yaptığı soykırımdan bahsetmedin, bu günkü Ermenistan’ın geçmişte Kürdistan coğrafyası üzerinde şekillendiğini dillendirmedin. Biz senin gibi de yapmıyoruz. Suyun her iki tarafını da görüyoruz. Lanetliyoruz, Ermenileri soykırıma uğratan Osmanlı Devleti’ne yoldaş Kürtleri, lanetliyoruz, Kafkasya Kürtlerini soykırıma uğratan Ermenistan’ı.. Sen tarihin bu yüzünü keşke dillendirebilseydin. İşte o zaman daha da büyüyecektin bizlerin gözünde..Her neyse! Varsın bunlar senin olsun bu gediklerin.. Türk halkı henüz Ermeni katliamını bilir. Nereden bilsin Kürtlerin tarihini.. Onların derin yaralarını.. Bu eksikliklerin seni küçültmez. Bizim yaralarımıza da merhem olan soykırımcı Türkleri, şoven devleti, Türk milliyetçilerini onurlu duruşunla utandırman yeter. Gerisini de bizden birileri halleder. Zo’ları bitirdik, zaten sıra siz lo’larda..! demiyorlar mı? Her şeyi de sen üstlenecek değilsin ya.. Gerisini de biz lo’lar üstleniriz. Sağlık olsun.Kızının deyişi ile katilin canavarlara seslenerek, tamamlamak istiyorum: Ey Soykırımcılar, “Şimdi, kanınız daha mı temiz oldu?” Son zo, oxir be lo...!

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.