Siyaset

Son Tartışmalar Üzerine

R.Rodaro · 01.02.2007 · 2 görüntülenme

    Son dönemlerde Newroz Com yazarları arasında bazen aşırıya kaçsada çok enteresan bulduĝum bir tartışma yapılıyor. Aslında bu tartışmalar Hrant Dink’in Türk devleti tarafından vahşice ortadan kaldırılmasından sonra Türk yada Türk devletine ve Hrant Dink’in cenaze töreninde atılan „Hepimiz Hrant’ız“ ve „Hepimiz Ermeniyiz“ sloganlarına karşı Kürd yaklaşımına ilişkin daha önceden de var olan tartışmalara bir üst boyut kazandırdı.. Kürdler kendi ulusal hakları için mücadele ederken, katliamlara ve soykırımlara tabii tutulurken Türk halkını yanında bulmaması ve kendi devletinin arkasına kilitlenmesi sorunu beraberinden Türklerin tutumuna ve şekillenmesine ilişkin sorgulamayi da getirmiştir.Gerçektende dünya sömürgecilik tarihine ve sömürgecilere karşı baĝımsızlık mücadelesi veren halkların tarihine bakıldıĝı zaman, sömürgeci ülkelerin halklarının bazen bir kesimi bazende büyük çoĝunluĝu kendi iktidarlarına karşı direnişe geçip, „bizim adımıza bu suçları işleyemesin!!!“ diyerek ezilen halkların saflarında yer aldıklarını görüyoruz..Ama Türkiye’de hatta yurtdışında yaşıyan „Türkler“ Türk devletiyle tüm temel konularda aynı refleksi gösteriyor..Ermeni, Kürd ve Asuri soykırımları meselelerinde, Yunanlara, Araplara ve Farslara karşı yaklaşım, Güney Kürdistan ve Kerkük meselesinde devlet ile Türk halkı bire bir aynı yaklaşımı gösteriyor..Elbette yer yer aykırı denebilecek sesler çıkıyor.. Ama, geçmişte çıkan bazı „aykırı seslerin“ daha sonra doĝrudan devlet endeksli olduĝu ortaya çıktıĝı andan itibaren bir dizi Kürd yurtseveri „yeni aykırı seslere“ karşı ihtiyatlı davranmak zorunda kalıyor..Aslında sorun „Türk kimliĝinden“ ve Türklerin son bir yüz yıl boyunca bu toprakların gerçek sahiplerini fiziki ve kültürel olarak soykırıma tabi tutarak ve onları yok ederek bu toprakları kendisine „anayurt“ ilan etmesinden kaynaklanıyor.Ittihat ve Terakki döneminden başlayarak günümüze kadar aynı ırkçı gelenek tüm imkanlarını kullarak bölgeyi Türkleştirmeye çalıştı.. Türk devletinin kurucuları bir yandan bölgedeki tüm halkları fiziki olarak yokederken, diĝer yandan kıyım ve kırımlardan saĝ kurtulanları Türkleştirmeye çalıştılar..Mevcut olan „Türk kimliĝi“ aşaĝıdan yukarıya doĝru evrimleşerek, doĝal sürecini izliyerek oluşan bir kimlik deĝil, aksine yukarıdan aşaĝıya doĝru zorla ve terörle oluşturulan bir kimlikti.Kemalistler iktidara sahip olduktan sonra Türkiye dedikleri toprakları adeta açık bir zindana çevirdiler.... Denetim altına aldıkları tüm bölgeyi ateş ve demirle yönetiler.. Bu esnada Türkiye’de kalan „herkes Türktür“ yada „herkes mahkumdur“ tercihini tek taraflı ve şiddetle empoze ettiler.„Türk kimliĝi“ Kemalistler tarafından zindana dönüştürülen bu topraklarda herkesi prokust çarkına yatırarak zorla ve kanlı bir şekilde oluşturuldu... Kemalistler bir yandan, zindana kapatılan herkesin tarihle olan ilişkilerini kopardı, diĝer yandan „Ne Mutlu Türküm Diyene“ ve „Bir Türk Dünyaya Bedeldir!!“ şiarları altında var olan tüm ulusal ve dinsel kimlikleri yoketmeye çalıştılar..Böyle bir ortamda başka bir ulusal ve dinsel kim ya küfür yada hakaret olarak kullanılmaya başlandı ve bu kimliklere sahip insanlar horlanmaya başlandılar.. „Kahpe Yunan“,Ermeni dölü“, „Yezidi oĝlu Yezidi“, „Dürzü oĝlu Dürzü“, „Allahın Kürdü“, „Kiro“ vs.. vs.. vs... diye..Şimdi Kürdlerin kendi kimliklerine sahip çıkması ve bu yöndeki mücadeleleri kan temelinde oluşturulan „Türk Kimliĝini“ açmazlarla karşı karşıya bırakıyor ve bu konudaki sabit düşüncenin ezberini bozuyor..Aslında geçenlerde Hrant Dink’in cenaze töreninde „Hepimiz Ermeniyiz“ söylemine karşı Türk devletinin farklı kademelerinin rahatsızlıĝının altındaki gerçek, „Türk Kimliĝinin“ dışında başka kimliklerin çıkışı karşısındaki korkularından kaynaklanıyor... Kürdler, Ermeniler, Asuriler, Çerkezler, Arnavutlar, Boşnaklar, Lazlar, Abazalar, Araplar ve diĝer azınlıklar kendi kimlikleriyle ortaya çıksalar, „hayir biz Türk deĝiliz!!“ deseler, „Türk Kimliĝi“ masaya yatırılır ve bu kimlik altında diĝer halklara karşı işlenen suçların dosyası ortaya dökülür. Bu anlamda ve ezilenden yana zulme ve zorbalıĝa karşı Kürdler „Biz Ermeniyiz!“ diye sokaklara dökülüyorlarsa doĝru yapıyorlar.. Çünkü bu tutum bir anlıkta olsa kanlı bir kimliĝe karşı ezilen ve horlanan bir kimliĝe sahip çıkma girişimidir.. Buna baĝlı olarak Veysel ve Goran arkadaşların Kürdlere karşı katliamların yapıldıĝı, 250 askerin Güney Kürdistan sınırına yıĝıldıĝı, Güney Kürdistan yönetiminin her gün tehdit edildiĝi bir ortamda bir Türkün „ben Kürdüm“ diye sesini yükselmeyişi yönündeki sahtekarlıĝa dikkat çekmeleri yerindedir.Aslında „Türk Kimliĝini“ oluşturan devlet, kendisine boyun eĝen, her dediĝini „vatan ve millet“ için yapan, devleti kutsal gören, tam kendisine göre bir millet yaratabildi..Türk devleti bir asır boyunca devşirdiĝi yapılara dayanarak, dış güçlerinin hepsi „Türkiye Düşmanı“ ve içerde devlette karşı çıkan „herkes hain“ perspektifine dayanan bir eĝitim sistemiyle robot bir toplum yapısını oluşturdu..Başka halkların cesetleri üzerinde kendisine „son Anayurt“ oluşturanlar, „Türkten başka Türkün Dostu Yok“, iç ve dış düşmanlar son Türk devletini de yıkmak istiyorlar propagandasıyla esir aldıĝı bir toplumu yeniden rehabilitasyona ihtiyaç bir konuma getirdi..Bugün Türkiye’de devleti ve milletiyle herkesin gördüĝü ortak düşman, hâlâ kendi toprakları üzerinde yaşıyan, sayısal olarak belkide TC’nin „sınırları“ içinde en homojen ve en büyük etnik yapılanmayı teşkil eden, „dil bakımından büyük bir asimilasyonla karşı karşıya kalan, ama ulusal bilinci yoĝun olan“ Kürdlerdir.Kürdler, tüm dünya halkları gibi kendi baĝımsız devletini kurmak istiyor.. Bugün dünyanın nerede olursa olsun Kürdlerin yeniden dirilişi önünde en büyük engel ve en büyük düşman Türk devletidir.Mevcut olan durumda Kürdler kadar sayısal olarak büyük, devletsiz hiç bir millet yoktur.. Güney Kürdistan hariç hâlâ dünya Kürdleri çaĝdaş köleler durumundalar.. Sevgili Goran arkadaşın sömürgecilerin „Kürdlere karşı barbarlıĝını“ dile getirmesi yerinde bir tespittir.. Çünkü sömürgeciler milyonlarca Kürdü yok ettiler, binlerce Kürd yerleşim birimlerini harabeye çevirdiler ve hâlâ milyonlarca Kürdü köle olarak kullanıyorlar.. Kölelik şartlarında yaşıyan bir millet „erdemli“ olamaz.. Kölenin erdemliĝi olamaz.. Eski Yunan Filosoflarından Protagoras „erdemli olmak kendini yönetmektir“ diyordu.. Yine eski Yunanistanda erdemlilik „yetkin yurttaş niteliĝi“ sayılırdı.. Biz Türk devletinin barbarlıĝindan, zulmünden ve köleliĝinden ve yaşadıĝımız yabancılaşmadan kurtulduĝumuz ve „kendimizi aştıĝımız“ andan itibaren bu özelliĝe kavuşuruz..Sevgili Şavata’nın „Kürd ırkçılıĝını“ keşfetmesi duygusal bir ortamda ortaya çıkan bir yanılsamadır. Sevgili Mufit ise her ne kadar duygusallıktan uzak tartışmaya katıldıĝını söylüyorsada bu tartışmalarda „ suç olan ırkçılık yapıldıĝını“ söylüyerek verilere dayalı olmayan bir tespitte bulunuyor..Newroz Com’da çıkan sevgili Veysel’in „Ben Irkçıyım!!!“ makalesindede böyle bir şey yok.. Bu makale biraz Nazım Hikmetin „Ben vatan hainiyim“ şiiri üslübüyle yazılmış, Türk devletinin Kürdistan’daki vahşetini anlatan „ eĝer buna karşı çıkmak ırkçılıksa ben ırkçıyım“ bazındadır. Yoksa Kürdlerin kafataslarını ölçen ve „Kürdleri üstün ırk“ diye lanse eden bir tutum yok.. Kaldiki Kürdler, zulme ve vahşette karşı bir var olma yada yok olma savaşını veriyor. Kürdler iktidar kurup başka halklara ve yapılara karşı dinsel, etniksel arındırma yapmıyorlar. Türk devletinin Kürdistan’da yaptıĝı kıyımları bitimlemek için Yaşar Kemal dahi Türkçenin Piri olmasına raĝmen „kelime bulmaktan“ zorlanıyor..Türk devletinin kanla oluşturduĝu „Türk kimliĝi“ çevresinde varlıĝını, son Türk devletinin varlıĝını korumayı askere teslim etmiş ve hâlâ kolon psikolojisinden kurtulmayan, kendisinden olmayan herkesi düşman gören bir halk ile karşı karşıyayız.. Ermenilere, Kürdlere, Rumlara ve Asurilere karşı yapılan soykırımlara karşı sessiz kalmanın dahi suç olduĝu realite ortadan dururken ve bugün sokaklarda kendisinden olmayanı linç etmeye çalışan bir toplum ile karşı karşıyayız. Bu durum bugün bir realitedir. Yarın nasıl olur, bilemem.. Ama, hayallerimizi gerçeklerle karıştırmamak lazım.. Ayrıca Mufit arkadaşın cellat ile kurbanın „aynılaşması“ tespiti yerinde deĝildir... Türk devleti, milleti arkasına ve hatta önüne alarak Kürdlere ve diĝer azınlıklara karşı her türlü suçları işliyor... Bizden bazı arkadaşlar işlenen bu suçları ve yapanları bazı uc kelimelerle tanımlamaya çalışıyorlar.. Ne yapalım bizim Picaso’muz yok ki Guernica’yi yapsın ve dünyaya mal olsun. Guernica katliamını yapanlarla Picaso’yu aynılaştırmak pek mantıklı deĝildir.Aslında biz Kürdlerin sorunu kendimizle „otekiler“ arasına sınır ve gerekirse kültürel ve tarihsel duvarlar örme sorunumuz var..Bu bir yurtseverlik görevidir.. Kürdlerin millet olarak dünyanın tüm özgür halkları gibi kendi özgür dünyasını ve yuvasını kurması gerekiyor.Bunun anahtarıda Kürd dilidir.. Biz, Türkçe düşünerek, Türkçe yazarak Türklerin bize kurduĝu tuzaĝın içine ve onların magnetik alanın içinde yer alıyoruz..Böyle bir ortamda bırakın ırkçı olmayi, milliyetçilik ve yurtseverlik meselesi dahi uzaklarda kalıyor..01.02.07R.Rodaro „

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.