BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Abdullah Saydin · 16.08.2006 · 1 görüntülenme
Yeni Dünya Düzeni kurulurken çağdaş gelişmelere direnen Din eksenli ideolojilerle; ortaçağdan kalma sömürgeci ve diktatoryal yapıların bertaraf edilmeleri evrensel uygarlığın ortak sorunu olarak kendini dayatmıştır. Hiçbir şeyi artık eskisi gibi düşünemeyiz. Kalıbı kırılan güç büyük desteğini dışardanda alsa eski statüsünü koruma yada, statüsüne dönme imkanına sahip değildir. Ortadoğuda yerinden oynanan taşlar yerinden oynatılmaya devam edilirkende yeni yerlerine henüz tam olarak yerleştirilemediler. Eskimiş, yıkılma zamanı gelmiş iktıdarların korunabilmek için zimnen yada fiilen cephe oluşturduklarını, hatta çoğunlukla uluslar arası terörizmden medet umduklarına şahit oluyoruz. Müslümanlığı dinsel bir farklılıktan ziyade egemen bir güç olarak Dünyaya hakim kılmaya çalışanların niyet ve yaklaşımı diğer güçler tarafından yakından izlenmektedır. Dinler yada uygarlıklar arası ortak yaşamda eşitlik ve ortak mesafenin dışındaki yaklaşımlar ortak yaşam birliğini bozar; olası ihtılaflara yol açar. Müslümanın kuralı, Hırıstiyanın yüceliği yada Musevinin üstünlüğü iddiası gibi yaptırıma-baskı unsuruna dönüşen güç karşı güçle hatta kendi içindeki unsurlarla çatışması kaçınılmazdır. Yüzlerce yıllık bilgi ve birikimin eseri sosyal evrelerle ileri bir merhaleye ulaşan ülkelerden (AB-ABD-Japonya vb) kopya ederek ve satın alarak teknolojiyi kullanan İranın molla rejimi, Arapların Şeyh-Kral ve Emirlikleri gibi ülkeleri her hangi bir üretici yada üretım ilişkisi içinde değerlendırmek mümkün değildir. Allahın vergisi enerji kaynaklarını (petrol-doğal gaz vb) kullanarak ve satarak mirasyedi hovardalığını Din ile kamufule etmektedirler. Ortadoğunun Şeyh-Kral-Emir yada Türkiyedeki gibi Jakoben Askeri diktatörlerin geçmışte koruyucu güçleri ve esas dayanakları olan düzenli orduları ABD teknolojisi hatta bizzat askeri eğitimi ile oluşuyordu. Bugün statükoları söz konusu olunca çizgi dışında güç olabilmenın çaresını ABD ye alternatif uluslararasılaşan terörizme sığınarak yada yanına alarak birbirleri ile ittifak halınde karşı olduğunun somut örneklerini sergilemektedırler. Evrensel anlamda sanayi ve teknolojik gelişmelerin içinde yer almayan yada katkı sunamayan bu diktatörlüklerin hedefleri fiziki güç ile elde edebilecekleri din eksenlı Dünya hakimiyetidir. Peşinde koştukları ittifakın işaret ettiği yer coğrafyalarından başlamak üzere dalga dalga yayılma hedefleridir; Satırbaşları ile özetlemeye çalıştığım fotoğrafın her karesı başlı başına bir konu olarak değerlendırmekte yarar vardır. Ancak bu yazıda özellıkle son savaşta zalimi veya mazlumu ile her birisi kendisini muzafer ilan ettiği galip ile mağlubu arayacağız Ortadoğuda başta İranın icazetiyle her milliyetten Şiilerden oluşan Hizbullahın ABD-AB-Rusya vb ülkelerce yayınlanan uluslar arası terörizm listesinin başlarında yer aldığını biliyoruz. Silahlı gayrı meşru bu din ideologlarının Lübnan gibi yapay ülkelerde İsrailin karşısında yer alan ve giderek parlementoya kadar çeşitli devlet kademelerını işgal ettikleri, taraftar toplayarak saldırı hazırlığında propogandalarının hedefine siyonizmi ve anti Amerikancılığı koyduğunu artık aleni olarak söylüyordu. Milli bir niteliğe sahip olmayan, istemleri ile haklı bir gerekçesi olmayan fundamentalist bu güruhun fanatik şiilerın dışında destek bulmaması gerekir iken başındaki sakallı Nasrallahla beraber İsrailin harekatından sonra adeta kahraman ilan edilmesinin çok farklı nedenlerinden söz edebiliriz Başta Türklerin başını çektığı Ortadoğu gericiliğinin politik birliği ile geliştirilmek istenen ABD ve İsrail karşıtlığının altında BOP nin odak noktasına Kürdler için öngörülen özgürlüklerin gündemde olması yatmaktadır. Hizbulallah denilen hizbül şeytan , yada onların mazlum halk oldukları üzerinde kurulan ittifakın hak ve özgürlükler karşısındaki tavrı ile tamda bu noktada Dünya gericiliğinin ana eksenini oluşturdukları yeterince açık değilmidir Hizbullahın ve Suriyenin yanında ittifakçısi ve destekçisi olduğunu ilan eden İranın Cumhurbaşkanı her defasında ‘İsraili haritadan silmek üzere yok etmek istediklerini’ açıklaması, akabınde uranyumu zenginleştırerek Dünyayı yok edebilecek kadar tehdit eden bir güç haline dönüşmesi bazı ‘hümanist’ bayları hiç ilgilendırmıyorsa İsrail başta Lübnandaki Hizbullaha yönelmek üzere başının çaresıne bakmasında mahzur yoktur. İranın bu tehditi karşısında gıkı çıkmayanlar tehdit edilenlerın yok edilecekleri daha önceki pratiklerinden bilinmektedır. Bunlar ‘kadın-çocuk-yaşlı değilmidirler, insan değimlidirler- tahrip edilen hatta imha edilmek istenen doğa değilmidir? Bu nasıl vicdan, bu n asıl hümanizm?.. Bakın buraya kadar hiç Kürdlerın milli menfaatlerınden, uluslararsı ittifak zorunluluğundan bahsetmedım. Bekaa vadisinde bilerek yada bilmeyerek Suriyeden tehlikeli tarlalara sürülen 23 Kürd köylüsü İsrailin ateşıne hedef olarak hayatlarını kaybetmışlerdır diğer bin küsür can gibi. Bu savaşın kaçınılmaz cilvesidir. İnaniyorumki İsrailli asker dahil kimse bu sonucu istemez. Cihad için kendisine bomba sarıp patlatan yada şehit olacağım diye öne atılan fanatiğin dışında. Füze Rampalarını halkın yaşadığı mahallelere kurulanlar bu savaş makinelarına yönelınce kışla olmayan bu yerlerde sivil halk zarar görür hesabı içinde olması elbetteki beklenır ancak karşıda savaşanlar bir devlet statüsünde yada meşru bir güç değilki Cenevre savaş sözleşmesının şartları istensınSavaştan haberdar olan Türk ordusu İran ve Suriye ile ittifakında cephedeki yerini aylar önce Güney Kürdistan sınırına yığınak yaparak almıştı. İsrailin saldırısı ile birlikte hareketlendi İranla ortaklaşa PKK lı gerillalara karşı diye güneye yer yer girerek topçu ateşı ile dövmeye hala devam ediyor. Medyası ile bir ay boyunca her gün Lübnanlı ölü yada yaralı çocukları göstererek dramatize ettiği propogandada son günlerde yoğunlaşan çatışmalarda ölen asker cenazelerınıde ekleyerek ABD-İsrail ve Kürd karşıtı kamuoyunu hazır hale getırıyordu. Kabaran öfke; içinde ve yanıbaşında yer alan Kürdlere karşı birikmeye devam ediyor. Filistinde iktidara gelen suni dinci Hamasın Milli Kurtuluş mucadelesi vardır demek yanlış olur. Hamas ta tıpkı Hizbullah gibi dini eksenli uluslararsı , silahlı terörist bir güçtür. Kurtuluşunu hedeflediği Müslüman aleminın İsraili yok etmeye yönelık ideolojisi gayrı meşru sayılmasına yeterli nedendır. Filistinin yeni statüsünü kabule yönelık devletleşmeye doğru olan yolda bu halkın istemlerını dumura uğratmayı becerebilmiştır. Bir ayağı yasal iktıdarda iken diğer ayağı illegal mücadele ile bireysel terör faaliyetlerını sivil İsrail halkına yönelık sürdürmektedır. ‘Humanistlerımızce’ unutulmaması gereken şey çoğunluğu oluşturan ve iktıdarda olan İslam fundamentalisti arap ırkçılarının kendilerıne bomba sarıp İsrail halk otobüsünde patlatan militanın yanında yer alıp almama meselesıdır. Afganistan-Pakistandaki El Kaidenın desteği İngiltereye sivil uçakları hedefleyerek binlerce masum insanı havada imha etmeye hazırlanırken suçüstü yakalanmaları ile bertaraf edılmıştır. Talibanın bombacı çoğunlukla sivil halka yönelık saldırıları; Irakta çeşitli renklerde fundamentalistin karşılıklı camilere dahi yönelerek bombalı imha saldırılarına benzeri ülkelerdende örnekler sunmak mümkündür. Cepheye şimdilik Sosyalizmin enkaz kalıntıları Dünyanın en geri ülkelerı sıralamasında ilk sıralarda yer alan militarist Kuzey Kore-Venezuella ve Kübayı katmayalım. Ölüm döşeğındeki Kastroya ziyarete giden Çavez dönüp ülkesınde işe başlayınca ciddiye alınıp alınamayacağını göreceğız. Dönelım Lübnana yapılan saldırının sonuçlarına… İsrail Lübnana kaçırılmış askerlerını bulma amacını öne sürerek asıl varlığına kasd eden Hizbullah mevzilerini ve füze rampalarını bombalarken medyada ‘biz mağduruz, bizi öldürüyorlar, kadın çocuk demeden katlediyorlar’ diyen Hizbullah yanlıları savaşın bitiminde enkazlara dönerken zafer işareti yapıyorlardı, biz kazandık diyorlardı. Bu nasıl kazanmaktır? Ölürken, enkaza dönerkenmi kazanılıyor acaba? İsrailin ise biz kazandık derken neyi elde ettiğini çok iyi fark edemedım ancak savaşı başlatan ve hedefını ABD ile birlikte belirleyen bu tarafın nasıl kazandığını görebilmek için önümüzdeki günlerdeki gelışmeleri izlemek lazım. &; Abdullah Saydın
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.