BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
M.KOBAL ARYALI · 25.04.2009 · 2 görüntülenme
"Sefer TURAN 13 yaşında bir çocuk. TC panzerine, polisine taş atınca, kalaşnikof dipçiğiyle ölesiye dövülüyor. Boynu ve kaburgaları kırılıyor, kafası parçalanıyor. Sefer TURAN şu an ölümle pençeleşiyor ! Kendisinin dışında ikisi ağır altı çocuk daha yaralanıyor. Peki ardı akası kesilmeyen bu vahşet manzaralarını izlemekle mi yetineceğiz" ?Türk Başbakan Dr. Refik Saydam, Ocak 1939'da "A'dan Z'ye her şeyimiz bozuktur." Demişti. Türkiye'de 23 nisan, çocuk bayramı olarak kutlanıyor. TC yöneticileri bu sene kendi çocuklarının bayramını Kürt çocuklarına işkence ederek kutladılar. Emirlerindeki polis, jandarma kuvvetleri, Kürt çocukların kafalarını parçalıyor,kollarını kırıyor ve öldürüyorlar.! Çünkü Kürt çocukları Türk işgalini taşlıyorlar. Türk İşgal ordusu, "Goo Homme" diyorlar. Çocuklar;Türk ordu ve polis güçlerinin Kürdistan'da işgalci olduklarını anlıyorlar. Kürt polisi ve jandarması olsaydı, kendilerine bu muameleyi yapmayacaklarını biliyorlar.TC, ordsuyla, bürokrasisiyle, hukuksuzluğuyla ve her türlü işleyişiyle Kürtlere yabancılar. Kürdistan'daki varlıkları askeri zora dayalı olduğunu kendileride biliyorlar. Sürekli tedirgin, saldırgan ve jizofrenik bir ruh haline sahip olmalarının nedeni budur. Bu ırkçı ayırımcı faşizan zihniyet; aynı gün Mersin'de Muş'lu iki ailinin lincine dönüşüyordu. Muş'lu aileler, yakın akrabalarıyla, polis ablukasında mahaleyi terk etmek zorunda kalıyorlar. TC, hilleleri bol bir entrika geçididir. Önce tezgah kuruyorlar, sonra uyguluyorlar. Sokak fasistleri, jandarma, sivil ve resmi polis herkes rolunu ezberlemiş bir tiyatro misali. Senaryo malum, Kürtler; potansiyel suçlu. Bu vahaşet, her yerde farklı biçim alarak uygulanıyor. Şehirlerinden linç ediyorlar. Diyarbakır'da, Batmanda, Mardin de Kuzey Kürdistan'ın bir çok bölgesinde onlarca Kürt çocuğun öldürülmesiyle, yüzlercesinin yaralanması ve tutuklanmasıyla devam ediyorlar. Bu sömürge siyaseti son derece planlı ancak dengesiz bir sindirme ve yok etme siyasetidir. Türk polisi bir gün Kürt çocuklarına çikolata dağıtıyor, bir gün top oynuyor. Bir başka gün kemiklerini kırıyor ve öldürüyorlar. İşte türk işgalciliği, böyle bir dengesizlik üzerine kurulmuştur. DTP'li Millet Vekillerin çocuk katliamına dikkat çekmek için, 23 nisan'da sömürge parlamentosunda oturma eylemi başlatmaları, keza Kürd çocukların 23 Nisan'ı protesto etmeleri ve halkın işgal operasyonlarına sesiz kalmamaları isabetli ve demokratik bir haktır. Buna uygun bir ulusal program geliştirilmelidir. Türkiye halkı, basın-yayın ve medya yöneticileri üç maymunu oynamaya devam ediyorlar. Demokratlar, aydınlar bu vahşeti izlemekle yetiniyorlar. Çünkü zulme uğrayan Kürtlerdir. ! Dahası, AKP, CHP, SP ve benzer sömürgeci partilere Kürtleri devşirten, onlara hizmet eden, vekil ve tüccar Kürtler bu durumu sesizlik içinde izliyorlar. Halen TC'nin işgalci niteliğini açıktan savunmuyorlar. Kürtlerin esaret altında kalmalarından utanç duyulmuyor. Gerçeklerden uzak ve hiç bir anlam ifade etmeyen birlik nutukları tekrarlanıyor. Böyle eşitsiz, dengesiz, ulusal hak gaspına dayalı bir "birlik" dünya'nın neresinde görülmüş ? Anlaşılan Kürtlerin bir kısmı iğfal edilmiş. Bir bölümü ise sömürgeciliğe alıştırılmış, sindirilmiştir. Belli bir kesimi ise korkutulmuş cahil ve çaresiz bırakılmıştır. Ulusal bilince sahip veya politize olmuş yurtsever Kürtler ise merkezi bir ulusal birlikten yoksun bırakılmiştir.Bu sorunların çözüm yolu birlik içinde isyan ve ulusal ayrılığın net bir programla masaya yatırılmasıyla giderilir.Yoksa TC yöneticileri sizinle oynamaya ve Kürt çocukların kafalarını parçalamaya devam edecekler. TC son otuzbeş yılda doksan binden fazla Kürt öldürdü. Biz kardeşiz palavraları hiç bir sey değiştirmedi? İşgale karşı devrimciliğinizi, ulusal reflekslerinizi yitirdiniz mi bir müddet sonra sizde alışırsınız. Bakın Türkiye'de Kürtlere işkence etmek, öldürmek herkes tarafından normal ve sıradan bir durum gibi karşılanıyor artık. Sefer TURAN 13 yaşında bir çocuk. TC panzerine, polisine taş atınca, kalaşnikof dipçiğiyle ölesiye dövülüyor. Boynu ve kaburgaları kırılıyor, kafası parçalanıyor. Sefer TURAN şu an ölümle pençeleşiyor ! Kendisinin dışında ikisi ağır altı çocuk daha yaralanıyor. Peki ardı akası kesilmeyen bu vahşet manzaralarını izlemekle mi yetineceğiz ?Sanki Türk özel timleri sadece Kürtleri öldürmek için eğitilmişler. PKK'nin tek taraflı ateş etmeme kararı topyekün saldırı ve operasyonla karşılanmıştır. Kürtlere karşı, Genelkurmay,Hükümet merkezli bir operasyon konsepti başlatılıyor. Hakkari'de DTP 'ye yönelik operasyon ve tutuklamalar işgal manzarasında sürdürülüyor. Kürt halkı; TC'nin işgalci bir devlet olduğunu ve kendilerine yabancı olduğunu mevcut uygulamalarla anlamıştır. Kürtler; devlet zulmunü kepenk kapatarak,çocuklarını okula göndermeyerek, demokratik gösteri hakkını kullanarak isgalcileri karşılıyor olması önemlidir, ancak ulusal önderlikten yoksundur. Kürt çocukları; anne,baba, abi ve ablalarına yapılan insanlık dışı muameleye sesiz kalmamaları insani bir reflekstir. Kürt çocuklarını, türk işgaline alıştırma çabaları sonuç vermemiştir. İşgalci Türk ordusunu, polisini taşa tutmaları TC yöneticilerin yüreğine oturmuştur. Kürdistan Liderlerinden, Seyit Rıza; "Siz bizi aldatınız, öldürüyorsunuz, bu bize dert oldu. Bizde size boyun eğmeyeceğiz. Buda size dert olsun." sözü Kürtlerin parolasıdır. Kürtler, direniş evresini artık aşmalılar. Dün Dıyarbakır'da, Batman'da ve diğer Kürt kentlerinde çocukları öldüren zihniyete daha etkili bir cevap verilseydi, bugün kendini Hakkari'de tekrarlamayacaktı. Türk sömürge Valisi, Muammer Türker'in bu vahşeti, sıradan bir olay gibi ele alması, Kürtlerle alay amaçlıdır. Bu vahşi uygulamaların karşılığı bir özel tim katili hakkında disiplin soruşturması değildir. Bu kelle avcıların Kürdistan'da defedilmeleri şarttır. Aynı muamele Vali'nin çocuğuna uygulansaydı tavrı böyle mi olacaktı ? Bu katillerin yüzü gizlenmemelidir.Basına yansımalı, tanıtılmallı ve teşhir edilmelidirTürk subayları sağ yakaladıkları Kürt gerillaların kafalarını gövdelerinden ayırdıktan sonra kelle avcılarına, Gerillaların kanlı gövdeleri üzerinde hatıra resimleri çektiriyorlar. Bu türk sömürge siyasetin ne ilk nede son ahlaksızlığı oldu. Kürtlere duyulan nefret ve tahammülsüzlük sınırsızlaşarak tc'nin kültür siyasetine dönüştü. Aslında bu tablo, Türk işgalin bitişidir. Bu çete, mafiya devleti çocuk kıyımıyla işgalin son manevralarını vermektedir. Kürt köylülerini helikopterlerle dağlara vadilere atarak, failli meçhul olarak sayan bir devlet, köylülere dışkı yedirerek kendini kabul ettirme çabası sonuç vermemiştir. Maaş verdikleri köy korucularına bile kendini anlatamayan, güven veremeyen bu devlet Kürtleri yönetemez artık. Türk derin devleti ile resmi devleti arasında yaşanan iktidar kavgasının Kürtlere hiç bir faydası yoktur. Türk yöneticilerin; hükümetide muhalefetleride Kürtler üzerinde uygulanan metodlarda hemfikirler.İnkar, sürgün, kaçırtma asimilasyon,Toplu katliamın kürdlere uygulanması ortak istekleri oldu. Kürtlerin cografyasında bombalanmadık bir karış toprak bırakılmadı. İşkenceden geçmeyen, yaralanmayan bir Kürt aile ferdine rastlayamazsınız. Sadece seksenden bu yana öldürülen ve kayıp edilen Kürtlerin sayısı, doksan binden aşağı değildir.Türk Cumhuriyet yöneticilerin tarihi, Kürtlerin belleğini karartma tarihidir. Kürtlere karşı potansiyel bir ırkçılık ve kinle dolmuşlar. Kürtlerin hak arama ve gösteri çıkışları vahşice bastırılıyor. 23 nisan'da,13 Yaşında ki, Sefer TURAN'a uygulananlar, bütünün sadece küçük bir parçasıdır. Kürtler, bu orta çağ zihniyetine topyekün bir karşı koyuşla TC'yi Kürdistan'da silebilirler.Yoksa kölelikten kurtulamazlar.Türkiye'de;"egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." söylemi büyük bir yalandan ibarettir. Gerçek egemenlik Kürt çocuklarını öldüren, kafalarını parçalayan, Gerillaların kafalarını, kulaklarını kesen. Kürtleri gruplar halinde öldüren, Küzey Kürdistan'ı ceheneme çeviren TC yöneticilerinindir. Egemenlik; Genelkurmayların, yeraltı cephaneleriyle ünlenen Emekli generallerin, halen işbaşında olan katil devlet bürokratlarındır. Egemenlik; Çelenk sunma törenine katılmayan,operasyon ve çocuk kıyımını protesto eden; Diyarbekir Belediye Başkanı Sayın Osman BAYDEMIR'in duracağı yeri gösteren tabelayı ayağı ile iterek tahammülsüzlüğünü, seviyesizliğini gizlemeyen, Korgeneral, Rasim Aslan gibi ciğeri beş para etmez soysuzlarındır. Kemalist Cumhuriyet,kul kültüdür ve dünyada emsali kalmamış bir ırk fasizmidir. Kürt Millet bünyesi bu ırkçiliğa, işgale alışamadı. Bu gerçeği kabul edecekler... Kürt Ulusun hak eşitsizliği, ayrılık nedeni olacaktır. Kürdistan Ulusal egemenliği, Ulusal Bayrağı Türk sömürge işgal sistemin Kürdistan'da son bulmasıyla hakim olacaktır. Bu çocuk katillerine inanmayın...Medkobal@hotmail.fr
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.