Siyaset

Sömürgeciliği ret ediyorum!

bahoz þavata · 13.12.2006 · 2 görüntülenme

Bahoz ŞavataYüzlerce yıldır millet olarak bir yalnızlığı yaşıyoruz. Milletler arası ilişkileri bu bakımdan sorguladığımızda bu gerçek hep altı kalın çizgiler ile çıkıyor. Ne bölgesel politikalarda ne partner dostluklarda dış desteği bulabiliyoruz. Kısmi dostluklar ya beşinci kol hareketi ya da istihbarat teşkilatların ajandası olmaktan öte bir şey değil.Yeniden yeni politikalar ve yeni mücadele tarzları ile sürece müdahalede bulunuyoruz. Fakat örnek aldığımız mücadele tarzları ve politikalar bize has modeller değil. Ve yine bu mücadele tarzlarını ve politikalarını ortaya çıkarmak için geliştirdiğimiz yeniliklerde böyle. Bu makalede örgütlenme modelini ve mücadele tarzlarını ele alırsak şu belirlemeleri ilk etapta görebiliriz. Örgütlenme alanında; geleneksel örgütlenme anlayışımız model olarak klasik Leninst-Maoist ve askeri niteliği bakımından da modern bir demokrasiyi üretmeyi engelleyen gerici bir niteliğe sahip. Tüm Kürt siyasal yapılanmaları üç aşağı beş yukarı bu karakterde. Tepeden inmeci bu yapılar, geri Kürt sosyal yapısı ile buluşan otokratik ve oligarşik örgütlenmeler çıkarmış durumda. Diğer yandan tıpkı sömürgecilerin siyasal demokrasi tarihinin yarattığı örgütlerin benzerini andıran bu yapılaşmalar, kaçınılmaz modeller gibi benimseniyor ve sorgulanmıyor bile.. “Her sömürülen biraz efendisine benzer,” deyişinde olduğu gibi, sömürgecilerin demokrasi anlayışını her gün yerden yere vururken, kendimizin onlara ne kadar benzediğini bir an için durup değerlendirmeyiz. Kim diyebilir ki, bizde ne İttihatçı, ne Baasçı ne de Kemalist anlayış yok diye? Hiç kimse! Bal gibi var.Mücadele alanında; Kürt milli tarihinde gözden kaçırılmaması gereken temel bir eksen var. Kendine dair mücadele tarzları ile hiçbir dönem tarihsel süreci ciddi anlamda zorlamamıştır. Yine kendisini, kendine has özellikler ile siyasal ve örgütsel argümanlar ile organize etmemiştir. Oysa hiçbir dış sosyal model, halkımızın sosyal bedenine uymaz. Vietnam; “Halk Savaşı” stratejisi ile tanınır, Hindistan; “pasif sivil direnişler” ile, Balkanlar; “kitlesel ayaklanmalar ve Ortadoğu; “canlı bomba direnişleri” ile.. Ya Kürdistan..? Şimdilik kendi kimliğini ve mahirliğini henüz bulmamış; “Gerilla Mücadelesi” ve geleneksel “Peşmerge savaşımı” ile.. -Ayrıca bu argümanların bilinçsel ve tanımlayıcı bilgileri ve onları açımlayan kavram ve kategorilerin farklılığı bizimle modern dünya arasındaki yakıştırmaları bakımından da oldukça bulanıktır. Bir çok defa örneğin “küçük burjuva” kavramının ne manaya geldiğini halkımın hangi kesimlerini bu kapsam içinde değerlendirmemiz gerekir noktasında bir çoğumuzun kafası karışır. Yine Gerilla mücadelesine temel olan, mücadele biçiminin bir tarihsel kategorisi olarak “Halk Savaşı” modeli bir mücadele tarzı olarak ne kadar gerçekliğimize uyar? Açıkçası modern dünyanın kavram ve kategorileri özelde pek de bize benzemez. İki yüz yıllık mücadelenin herhalde bize ait olan tek kavramı;“Peşmerge” kavramı. O da, Kürtçe isimlendirmeden öte farklı bir şey değil.- Bu argümanlar ile yola çıkan Kürt milli mücadelesi yenilgilerinde hep kendini sorguladı. Bu çemberi kırmak için Kürt siyasal hareketi olmadık kafa yardı. Hep yeni mücadele modellerine yöneldi. Tercihini hep bölgesel deneyimlerden ve yakın geçmişin dünya milli mücadeleleri deneyiminden aldı. İdeolojik ve politik savunularımızın tarihsel çöplüğünde bu geçmişin belgeleri mevcuttur. Hepsinde de bütün öngörüler milli yalnızlığın aşılması üzerinedir. Lakin istenen ve arzulanan olmamıştır.***Geçen hafta “Bizim için Ankaralar Olamaz” makalesinde “sömürgeciliği ret ediyorum!” diye bir cümle sarf ettim,.. Sömürgeciliği ret ediyorum! düsturu, siyasal yönelimimiz için politik mücadele ve örgütlenme alanında geliştirebileceğimiz bir mücadele tarzı olabilir. Belki de bizi kuşatan çemberleri kırabilmemizde yol olabilir. Mücadelenin baharını, yazını, kışını gören Kürt aydınlarının bu yeni çıkışa önemli katkılarının da olacağını düşünüyorum. Bu mücadele tarzının geliştirilmesi için dünya siyasal tarihinden ve KMKM’den önemli dersler çıkarmış aydınların bu mevzu üstüne bir fikir tartışma platformu öncelikle yaratılmalıdır. Bu düsturda benim geliştirilmesi düşündüğüm politik argümanlar şunl.1. Düşünsel ifadelendirmede sivil insiyatifler, Kürdistan’ın ülkesel ve Kürt milletinin milli kimliğine dair haklarını savunmayı ve bu düşünce ekseninde sömürgeciliği ret ve tecrit eden tavırları geliştirmeyi ayrıca milli yaşamını ülkesel düzlemde tesis etmeyi meşru bir hak olarak kullanır.2. Kuzey Kürdistan mücadelesi artık şehir merkezli gelişecektir. Bu gün Kürt nüfusun %54’ ü şehirlerde yaşamaktadır.3. Kürt demokrasisi, sivil kurumların aşağıdan yukarı yarattığı demokratik örgütlerin milli şuralara dönüşümü ile gelişecektir. Hali hazırdaki örgütler, bu yapılarda, kurumların tüzel şartlarına uyum sağladıkça bu sivil oluşumlarda yer alabilirler.4. Sivil insiyatifler, siyasi insiyatifleri kendisi üretecek ve yönlendirecektir. Kurumsal oluşumların (Askeri, siyasi), mücadele biçimlerini ve geleceğini de bu sivil insiyatifler sağlayacaktır. Öncü parti-örgüt yerini, demokratik sivil insiyatiflere bırakacaktır. Milletin kendi kaderinin demokratik olarak tayini bu sivil insiyatiflerin denetiminde oluşan milli şuralar ile gerçekleştirilecektir. Sivil insiyatifler kendisi üstünde hiçbir kurumu meşru ve iradi olarak önder bir kurum olarak kabul etmeyecektir. Sivil kurumlar kendi insiyatifini ülkesel düzleme yükseltmek için milli meclis şurasını hazırlayabilecektir.5. Milli mücadelenin zemini ülkesel olanı temel alan, milli boyutunu arkalayan bir mücadele tarzı geliştirecektir. Kürt sorunu, Kürdistan'ın özgürleşmesi sorununa bağlıdır. Bu görüş nedeni ile; Ankara, Şam, Tahran merkezli sömürgeci sistemin ülkemizdeki temel dayanağı olan yürütme ve yasama erkini oluşturan herhangi bir seçme ve seçilme eyleminde yer almayacaktır. Bu durum yerel ve şehir meclislerinin seçimini istisna kılar.6. Milli ve ülkesel bağımsızlığın gelişimi sömürgeci yönetimin ülkedeki; sosyal, siyasal, askeri, kurumsal ve kültürel yaşamının reddi ve tecridi üzerine geliştirilecektir. KMKM sinin temel kaygısı olan ülkesel ve milli savunma sorunu, sömürgeci kurumların işlevini bozan meşru savunma olan “Sömürgeciliği ret ediyorum” projesi çerçevesinde kullanılacaktır. Bu maksatla; sömürgeci sistemin parçası olan yapıları her türlü tecrit, ret, benimsememe, dışlama tarzı eylemlilikler ve özgür Kürdistan’ı yaratacak Kürt kurumları yine bu sivil kurumların tasarrufu altında geliştirilecektir.7. “Sömürgeciliği ret etme” mücadelesi bir milli öz savunma reçetesidir. Mücadele sürecinin demokratik, meşru, evrensel insani değerler çerçevesinde gelişimi öncelikle öngörülür. Bu tavır, Kürt halkına yaşatılmakta olan sömürgeci yaşamın reddi ve özgür Kürt yaşamının inşası üzerine kuruludur. Yani ret etme ve özgür olanı kurma birlikte hazırlanmaktadır.8. Kürt milleti özgürlük haklarını istediği gibi kullanma hakkına sahiptir. Sürecin sömürgecilerce şu yada bu biçimde sabote edilmesi karşısında Kürt sivil insiyatifler, kendi mücadele tarzını tırmandırma ve yeni önlemler alma hakkına sahiptir. Özgür Kürdistan yaşamını kurma ve geliştirme tamamıyla sömürgeci yaşamı ret ve tecrit eden Kürt sivil insiyatiflerin anarşi ve kargaşaya düşmeksizin; sömürgeci kurumların yerini dolduracak, yaratmış olduğu özgür Kürdistan kurumları ile yürütülür. Yine bu kurumlarını savunan konumunu elden bırakmaz.9.Kürt sivil insiyatiflerin mücadelesine konu olacak meseleler, sömürgecilerin yasal yaptırımları ile korunmaktadır. Sömürgeci yaşamı ret etmede halkımız için temel sorun budur. Bu suçu işlemek bir genellik arz ettiğinde, sömürgeci yaşamın korunması da zora düşecektir. Bu bilincin yakalanması gerekir. Misal olarak; Kürt ve Kürdistan yaşamı tıpkı ülkemizde yaygın olan kuran kursları gibi, bir ilk adım olarak evlerde Kürtçe eğitim ve öğretim ile kurulabilir. Yine bu tür alanlarda, Kürdistan’i özgür yaşamın ve bağımsızlığın kazanımları öğretilir, sivil insiyatifler kurulabilir. Vergi vermeme, askere gitmeme, devlet kurumlarında çalışmama, bankalar ile ilişkileri kesme, sömürgeci resmi kurumları tecrit etme. Yine sömürgeci yapılar ile iktisadi, siyasi ve sosyal entegrasyonları olan tüm kesimler ile ilişkileri dondurma ve onları tecrit etme eylemler vs geliştirilebilir.. 10. Sivil insiyatifler gizli bir örgütlenme değildir. Her Kürdistan’lının demokratik haklarını ve yine demokratik şartlarda temsil ettiği yapılardır. Toplantıları herkese açıktır. Çünkü kendi meşrutiyetini daha başından dayatan bir yapılanmadır ve sömürgeci yaşamı ret etmeyi alenen kabul edenlerin, meşru insani hakkını kullanma tavrı içinde oluşumuna yön vermektedir.11. Anti sömürgeci mücadele tarzı sivil Kürt insiyatifin denetimi altındadır. Klasik anlamda “Halk Savaşı” stratejilerine uygun düşen temel mücadele biçimi bu mücadele tarzında yoktur. Zora başvurmak ve bunun araçlarını yaratmak yine sivil insiyatiflerin iradi denetimi altında geliştirilir. Şüphesiz ki, gerek iç toplumsal anarşi ve kargaşanın önüne geçmek, gerek sömürgeci işgali yıpratmak ve hakimiyetini kırmak ve oluşan özgür Kürdistan’i alanları korumak için bu tür araçlara gereksinim duyulacaktır. Fakat Sömürge Kürdistan gerçeği dikkate alınırsa, bu türden mücadele tarzları temel kurtuluş ve özgürleşme araçları değildir. Temel olan sömürgeciliği ret eden sivil kuşatma hareketidir. Çünkü Kürdistan, emperyalist devletlerin ve bölge ülkelerinin bir iç sömürgesidir. Bu günün deyimi ile “Küresel sömürge” dahi denebilir. Türkiye, İran, Suriye klasik anlamda işgalci ve asimilasyoncu geri tarihi kimlikleri ile ülkemizde konumlanmış ve kendi entegrasyonunu sağlamaya çalışan sömürgecilerdir. (Halk Savaşı stratejileri kamplara bölünmüş dünyanın stratejik kurtuluş formasyonlarıydı. Her ne kadar KMKM bu zeminin dışında tutulmuş ise de, bu gün gelinen yerde klasik bu formasyonla Kürdistan’da mücadele edilemez. PKK, Halk Savaşı stratejisi ile yola koyulan milli bir harekettir. Dağı, temsil eder. Nitekim PKK nın pratik sahada tıkanıklarının bir nedeni de budur. İster bilinçli ister bilinçsiz olsun sivil muhalefeti geliştirme çalışmalarını yoğunlaştırması biraz da bu yüzdendir. Lakin işe tersten bakıldığı için hiç bir şey doğru yürümüyor. Dağ hep fare doğurur misali. Dağ, artık Kürdistan’da şehri yönetemez. Şüphesiz dağ da, bir insiyatiftir. Lakin kendini yenileyemeyen, tersten kurulmuş, bir yapıdır. Otokrasi yaratmıştır. Bu çirkin imaj, modern dünyada Kürdistan demokrasisi adına iyi bir imaj değildir. Üstelik Kürt demokrasisine darbeler vurmuştur. Dağ, Mutlak savaş (Kürtlerin ve Kürdistan halkının sosyal, siyasal ve ekonomik top yekun anti sömürgeci muhalefeti) ve kaba savaş (Askeri savaş) arasındaki diyalektiği bu günün gerçeklerini dikkate alarak mutlak savaşım alanına teslim etmek zorundadır. Yıpratma savaşından cephe savunma savaşına geçemeyişin nedenleri sömürge konumumuzun kendine özgü niteliği nedeniyledir. Her zaman birileri vanaları kapatabilir. Bir yeri fetih etmek yetmez, korumak da gerekir. Üç buçuk KM’ lik alan savunması olan silahlar ile de fetih edileni savunan bir cephe savaşı üretemezsiniz. Bu gerçeğin altını önemle çiziyorum. Halk Savaşı stratejisi ile askeri üstünlüğü sağlayan Vietnam’ın her türlü silahı vardı. Arkasında Çin ve Rusya bulunuyordu. Ne Kürdistan böyle bir ülke ne de arkasında böyle bir desteğe sahip. Sanki her şey önceden planlanmış gibi; reformist bir takım “kıytırık” haklar ile yetineceğimiz bir askeri senaryoyu yaşıyoruz. Artık dağı temsil eden PKK sanal önderlik misyonu ile sorumluluklarını KMKM’ne temel ve başat kılmaktan vaz geçmelidir. Aksi halde çöküşten kurtulamayacaktır. Yazık oluyor! Mutlak savaşım alanında sömürgeci sistemi ret ve tecrit eden savaşımın temel kılınması gereğinin nedenlerinden biri budur.) 12. Elbette mutlak alan kaba alana ihtiyaç duyacaktır. Onu tasfiye etmeyi de önermeyecektir. Tersine ondan faydalanacaktır. Fakat Kürt demokrasisinin ve bağımsızlığının temel aracı mutlak alan olacağı için kaba alanı zaman zaman bir caydırıcı ve yaptırım gücü olarak kullanacaktır. Milli demokratik devrimin anlamı ve işlevini bir yerde bu tutumu ile Kürt insiyatifi gerçekleştirmiş olacaktır. 13. Kürdistan’i devrim şiarı olmayanların Kürt insiyatiflerinde yer almamaları temel prensiptir. Haklarını demokratik bir ülke zeminde geliştiren Kürt hareketi dünya demokrasi güçlerinin de desteğini zamanla alacaktır.Her millet gibi biz de bağımsız yaşama hakkını kolayca hiçbir güce teslim etmemeliyiz. Bizim kaderimizi biçen terziler bizden olmalı. Dilerim bu tartışmaya katılımlar artar. Yaratılan teorik zenginlikten Kürt aklının dorukları olan bağımsız devlet yakalanır.Sevgilerimle...13,12,06

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.