BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Sinan KARAÇALI · 14.12.2006 · 2 görüntülenme
ABD ara seçim sonuçlerını „kırmızı çizgilerimiz geri geliyor“olarak algılayan sömürgecilerimiz yeniden Güney Kürdistan üzerindeki emellerini seslendirmeye başladılar. Hele Beker-Hamilton paşaların yumurtladıklarını kendilerine gün doğmuşa yorumladılar.Daha evel "Yozgat’la Kerkük’ün kaderi bir olacak" diyen kontr-gerillacı katil Mehmet Ağar, bir gazetecinin "Denizlili tekstilci Musul ve Kerkük’te malını gümrüklü mü satacak?" sorusuna "İnsan kendi toprağına gümrüklü girer mi?" der..Hükümetbaşı Recep Tayyip Erdoğan, katilbaşını tamamlar.. ABD'nin Irak’taki askerlerini Güney Kürdistan’a çekme düşüncesini , “ABD askerinin Kuzey Irak'a kaymasını şahsen yanlış bulurum. Orada sıkıntı yok ki, askeri sıkıntı olan yerde tutsunlar” derken Türk egemenlik sistemim emellerini seslendirmektedir. Çünkü ABD askerlerinin Güney Kürdistan’a yerleşmesi hesaplarını bozar, ellerini, ayaklarını bağlar. Katilelebaşıları bunu gördüklerinde sıkıntıları burdan başlar.Onları özel harpçı katil Edip Başer, tamamlar. “Bölgesel Kürdistan hükümeti toplantılara temsilci göndermek istedi, bizimle aynı masaya oturamayacaklarını söyledik.” der.Amaç Kürdleri dünyada izole etmektir. Bu anlayışlarına çift yönlü işlerlik kazandırırlar. Bir yanda din kardeşliği kisvesi altında Kürdleri herkesten uzak tutmaya çalışırlar. Öte yandan Kürdlerle yakın ilişki içinde olanlara “biz eski müttefiğiz, bizi bırakıp niye Kürdlere bu kadar yakın duruyorsunuz” serzenişinden bulunurlar.Lobilerini harekete geçirirler.Kendi adına Beker-Hamilton paşaları konuştururlar. Sömürgecilerimizde Kürd takıntısı var. Kürd gören sömürgeci öküz görmüş öküze döner.Sömürgeciden “Kürt sorununu çözün” diyen Kürd çevreleride sömürgecinin elini güçlendirir.Sömürgecinin Kürdistan sorunu karşısındaki tutumu inkar ve imha üzeri şekilenmiş olduğunu bilmez gibi davranirlar. Bilmezler miki, sömürgeciye göre „Kürt sorunu“ yok ve tüm politıkalarını bu anlayış üzeri inşa ettiklerini?Sömürgecinin bu politıkada zaman zaman şıkıştığı dönemlerde olur. O zaman sorunun varlığı dil ucuylada olsa kabul edildiğide olur. Fakat bu kabul anlık ve gelip geçicidir. Dil ucu ile olsa sorunun varlığını kabulu bile “tek millet, tek devlet, tek bayrak” ile ifadelendirilir.Lozan’dan beri bu politıka güdülür. Bunu “ulusal güvenlik” gereği olarak algılar ve uygularlar.Bu nedenle sömürgecilerimiz sadece kendi devlet sınırları içinde hapsettikleri Kürdlerin varlığına karşı değil, aynı zamanda, „dünyanın neresinde olursa olsun Kürdler lehine gelişecek her oluşuma karşıyız“ politıkanın sürdürücüleri haline gelmişlerdir. Güney Kürdistan’daki Kürd kazanımları karşısındaki tutumları bunun sonucudur. „Girdik ha gireceğiz“ histerik tutumlarının nedeni budur. Ha bunu yapabilirler mi? Dünyanın şu an ki koşullarında biraz zor olsada sömürgecilerimiz bu amaçlarından vazgeçmiş değildirler. Buldukları ilk fırsata bunu uygulamaktan bir an teredüt etmeyeceklerini görmek gerekir. Böyle bir fırsat doğar mı, doğmaz mı bu ayrı bir mesele.Kürdler, savunma durumundadır.Saldırı karşısında savunma avantalj değil, dezavantajdır. Yaygın değişle „en iyi savunma saldırıdır.“ Bu nedenledir ki, sömürgecilerimiz haksız olmalarına karşın Kürd milletine karşı daima saldırı halindedir. Onlara kazandıran, Kürd’e kaybetirende budur. Sömürgecilerimiz saldırdığında Kürd, „aman etme kardeşlik yara alıyor“ bildik ezberi kaybetiren politıkadır. Bunun zararları ne zaman anlaşılacak?Sömürgecinin saldırı nedeni açık. Onlar, Kürd milletinin egemenlik hakkını gasbetmeyi kendilerine hak biliyorlar. Buna karşın silahlı direnen Kürdleri „bölücü terörist“ ilan ediyorlar. Bilindik Kürd çevreleri de sömürgecinin minderinde kaybettiren Kürd’ün rolünü üsleniyorlar. Sömürgecinin Kürd’e biçtiği rolü oynamak kaybetirir.Bunun içinde Kürd’ün kendi minderi olması gerekir.Başka çareleride yok.Olmadığı içindşr ki, daima elinde silah savaştılar.Büyük bedel ödemelerine karşın başarıya ulaşamadılar.Çünkü dünya bu savaşta sömürgecilerimizin yanında yer aldı.Onlarda kendini dünyanın kabadayısı sandılar.Astılar, kestiler, ama asmak kesmekle Kürdleri bittiremediler.Ama Kürdlerin kin ve nefretini kazandılar.Birde dünyanın tepkisini.Dünya eski dünya değil. Fakat yekparede değil.Sömürgecilerimizin “asarız, keseriz” tavrına dur diyen bir dünya olduğu gibi, destekleyen Beker-Hamilton paşalar dünyasıda var.Bu dünya “İsrail, kısa zamanda yeryüzünden silinecek” diyen Ahmedinejadlarla “yakın ilişki kurulsun” diyen dünyadır.Sömürgecilerimizin “asarız, keseriz” politıaka ve uygulamalarına onay veren dünyadır.Sömürgecilerimiz ve onlara destek veren çevreler artık “asarız, keseriz” tehditleri ile bir yere varamayacaklarını anlamalı.. Geçmişlerine bakmalı. “Asarız, keseriz” tehditleriyle neyi çözdüler ki, bugünden sonra çözsünler. Yaptıklarıyla acı ürettiler. Halklar arasında kin ve nefret büyüttüler. Eğer bir başarıdan bahsedilirse bu konu da üstlerine yoktur. Peki bu, ne zamana kadar devam edecek?14 Aralık 2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.