Siyaset

SÖMÜRGECİ DİKTATÖRLÜK MEYDANI -HÜR KÜRTLER PARTİSİNE- BIRAKMIŞMİYDİ?

Abdullah Saydýn · 12.07.2006 · 1 görüntülenme

SÖMÜRGECİ  DİKTATÖRLÜK  MEYDANI -HÜR KÜRTLER PARTİSİNE-  BIRAKMIŞMİYDİ?--          Yeni doğan legal kürd partisi bu alandaki ihtiyaca cevap vermek içinmi kurulmuştu;  yoksa TC parlementosuna  yeni namzetler taşıma sevdasımıydı Ankara Hiltonda 400 kişiyi bir araya getıren heyecan? Yazı boyunca bu soruyu doğrudan aramayacağız ancak siz her satırda bu soru ile ilgili düşünecek, muhasebesini yapacaksınız.            Öncelikle sömürgecilerin meydanında kendileri at oynatmaktadırlar; kendilerinin tökezledikleri yada olmadıkları zamanlarda ise onların yedekleri hazırda bekliyorlar. Yedekler, yedeklerin yedeklerinin dahi sırasını beklediğini unutmamamız lazım. Peki Kürdlerden yedek için bir takım kurulurmu? Elbetteki kurulur ancak zaptu rapt altına alınmış, yapacakları kanunlarla sınırlı kontrol dahilinde hizmet erbabı gözü ile bakılabilecek yedeğin ne zararı kolabilirki.            Davetli olduğumuz  Hür Kürtler Gurubunun’  toplantısına giderken Ankaranın Tandoğan meydanında geçiyorduk  Ebedi Şef M.Kemalın atadığı Ankara valilerinden Nevzat Tandoğanın ünlü sözünü hatırladım ‘bu ülkeye  bir Komunist parti gerekiyorsa onuda biz kurabiliriz’  demişlerdi.Tarih için   rakam vermeden önce şunu söyliyelim bu ibarenın  yazıldığı  tarih matbuatta bir mezar karikatürünün üzerınde  ‘muhayyel Kürdistan burada meftundur’ sözleri   Kürdler  için  son söylenenlerin   olduğu tarihti.               Yaşadığı coğrafyada  diğer farklılıkları bitirenler için  görünürde belirgin   üç tehlike kalmıştı.Bunlardan  Müslümanlık hızla devletleşiyor resmileşiyordu, Komünistlerden  tükenenlerın kalıntılarına Kemalist ideolojinin bekçiliği verilmişti kimisi  ‘kızılelmacı’ olarak görevlerıne devam etmektedırler. Konumuz küllerinden yeniden doğan Kürdler:                             Türkiyedeki resmi devlet ideolojisinin farklılıklara tahammül etmediği, yasalarındada bunlara müsaade edemeyeceğini tarihten beri gelen ve geleceğe doğru uzanan stratejisinde ortaya konulmuştur.  Fırsat bulursak bilgilerinizi tazelemek için Kürdistanın özellıkle yakın tarihini ve uluslar arası koşullar içerısınde TC ye biçilen rol ile  kendisinin belirlediği gelecek için  strateji  bilgilerını sizlerle paylaşmaya çalışacağız.                                                        Bir taraftan Apocuları ve onların yasal uzantılarını tümüyle içinde erıtmeye çalışırken  diğer taraftan ‘dış etkilerle’ ortaya çıkmakta olan Kürtlere karşı her zamankinden daha çok hassastır.  Teslim alınmış Kürdlerden kendilerini inkar etmelerini bekleyen Türk yönetimi inkardan öte yol olmadığını anlayınca  potasında erittiği teslimiyetçi ve inkarcılara yenilerini farklı bir alanda eriterek ilave etmeyi hedeflemiş olduğunu görüyoruz.            Apoculara bağlandıktan sonra uçurumda yuvarlanan Kürdlerden geriye ne kalır ben bunları nasıl toplarım hesapları çok yanlış değilse bile; toplayacakları mühtemel  kitle  için  yeni tehlikeleri görmemek elbetteki çok yanlıştır.            Sistemden kopuşu yaşayanlara yol verilmez, müsaade edilmez; sistem içinde çare düşünenlere ise sistemin  kendi içinde elimine edebilmek için yöntemleri ve yasalarla belirlediği duruşu faaliyet içindedır.            Bu durumda çaresızmı kalınır? Elbetteki hayır.. Çare evrensel meşruiyet temelınde  kesin çizgilerle ayrılan yerde yinede kopuşu  yaşamak; kırılma noktasında çareleri dayatmaktır. Kimse ara formülleri red etme lüksüne sahip değildir ancak işin adı legal siyasette olsa çözüm yolu kıldan ince boynumuzu uzatmakta değildir. Özgürlüğümüzden başka pazarlığa sunacak neyimiz varki üzerınden tartışalım? Evrensel meşruiyeti dahi tartışma konusu olan devlet erkının yok saydığı ‘halkına’ reva gördüğü zülümün hesabı kendileri karşısında yumuşak geçışe geçerek sorulmaz. Kaldiki sömürgecilerin derdi  ‘iti ite kırdırmaksa’ muhalefet edeceğin kesimle arana doğru bir çizgi koymak ve söz konusu dışa karşı düzeyli bir zeminde karşılıklı var olmayı genel demokrasi prensibi olarak sergilemek zorundasın. Beklide Kurdler arasındaki farklılıkların siyasi iradeye dönüşmesinden yararlnmak isteyenler çıkabilir. İttifakların ilkeleri belli kapıları açıksa  yanlışlardan yararlanmak isteyenler kolay kolay fırsat bulacaklarını sanmiyorum.           Dahada önemlisi Hür Kürtler Gurubu toplantısında gördükki  HEP-DEP-HADEP-DEHAP ve DKP süreçlerınden gelme artık  kendisini sürekli bu alana oynamaya namzet gören şahsiyetler katılmışlardı.  Elbetteki bunlar arasından ülkesını kurtarmaya soyunmuş ölümü dahi hiçe sayan demokrasi savaşçılarını gözümüz aramadı. Biraz ağır olacak  ancak ‘Ununu elemiş eleğini duvara asmış’  birtakım paralı Kürdlerın kendilerine siyasi eğlence aradıkları; parasızlıktan bunalmış sadece elinde siyasi onuru kalmış bazısının ise  kendilerine ekonomik imkan aradıkları;  rütbesız yada terfisi indirilmiş Kürdlerın kendisine kariyer aradığı bu haksız rekabet arenasında başta görünenlere yağ çekme yarışında birbirleriyle didişenleri gördük.  Kimisi sadece şiir okuyarak yada çirok anlatarak bende varım diyordu kimiside açıktan açığa ‘Şerafettin Elçiyi tanımayan eşşektır’ diyerek şecaat arzediyordu.              Açıkcası siyasi sorunlar pek tartışılmadı, dillerden düşürülmeyen  FEDERASYON un içi hiç doldurulmadı. Sadece bu istemın yasalara uygun olduğu üzerıne tartışmalar yoğunlaştı. Dahası önceden peşın peşin  ‘Kürdler asli unsurdur, ayrılmaktan yana değildir, çanakkalede bilmem nerede beraber savaştık’ gibi  göndermelerle kabul görmenın rıcasındaydı adeta. Anlayacağın ‘yabanci degilem pısmame teme’  diyerek rıcada bulunanın diğerınden üste sunulmak üzere yağ istediği bir düzey. Umarım işin içinde daha önce hesabi yapılmış parlementoya kaç kişi gönderebiliriz hesabı yoktur; yada bu hesaplar üzerınde ittifak yapılmamıştır.            Başkanı ve yönetım kadrosu bir yıldan beri belli bu yapının  oluşan komisyonunda harikalar beklemek yanlıştır. ‘Sen ben bizim oğlan’ misali bilinen kişilerın bilinen oyunu tekrarlamalarında serfedilen efora yazık olacak gibi.            TC veya Apocular savaş örgütüdürler, siyasi irade tecelli etmeden oluşan bu yapılar silahlı gücün elinde siyaset yapma görüntüsünü sergilemektedırler. Böylesi diktaların dışında Kürdistanda siyasi irade tecelli edecek  ve daha sonra emrınde oluşturacağı caydırıcı niteliği olan korunmaya dönük silahlı gücünü ,  diğer kurumlariyle birlikte oluşturarak yoluna devam edecek diye beklentim devam edecektır.               Görünen o ki Federasyon söylemine müsaade edilse bile fiili teşebüsüne müsaade edilmeyecektır. Federasyon, özerklık yada kısmi kültürel haklar istem yada alınan ne olursa olsun yanında olmak katkı sunmak alkışlamak gerektığıne inaniyorum.  Onlardan alkış yada onayda beklemiyorum keşke bağımsızlıkçı çizgiyi meşru bir hak olarak görseler ve mücadelelerının önünde engel olarak algılamasalar.              Dolaysiyle  Türkiyede  siyaset meydanı Kürdistan için Federasyon istemek için boş  bırakıldığını sanmiyorum. Meşru olanı savunacaksak yasaliteye sığınmadan   eteklerimizdeki taşları dökelim kimin payına ne düşüyorsa buyursun kaldırsın. Kimbilir beklide artık salonu dolduran 50 li 60 li yaşları süren bu eskilerin yerine; çağı daha iyi kavrayabilen dinamik eğitimli bir jenerasyon gerekli bu yükü kaldırmaya.                                               12.07.2006                                                                                           

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.