BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
veyselmeric · 05.11.2005 · 2 görüntülenme
Kürt ulusu, bagimsizliga hicbir dönem yaklasmadigi kadar yaklasmistir. Son bir yildir tüm gelismeler buna isaret ediyor. Kürt siyasi önderligi gecmis politikalarini gözden gecirmeli ve bagimsizlik politikasini daha yüksek bir tempo ile gündemlestirmelidir. Bu baglam da her zamandan daha fazla bagimsiz Kürdistan´i bosa cikarmak isteyen odaklara karsi amansiz bir mücadele vermelidir.PKK ve önderinin gecmise dayali ihaneti su yüzüne vurmasiyla son günlerde birilerine yine gün dogdu. Bugüne kadar savuna geldikleri pespaye tespitlerini dogru ilan etmeyi PKK ve önderinin ihanet teorilerine siginmayi kurtulus bildiler. Baskalarinin yanlislari birilerinin dogrulari olamaz. Baskalarinin yanlisini kendi yanlisi ile kiyaslama kimseyi dogruya ulastiramaz. Türk sol hareketleri ve Kürd reformist cevreleri, bu yöntemi secen oldular. Kollari sivayip “Sömürge Teorisi”, “Bagimsiz Kürdistan” ve “Silahli Mücadele”nin yanlisligina hükmettiler. “Sömürgece Teorisi”, “Bagimsiz Kürdistan” ve “Silahli Mücadele”yi KUKM´nin günah kecisi ilan ettiler. Peki nedenmis efendin? Nedeninide söyle acikliyorlar.A.Öcalan ve örgütü „Kürdistan´da sömürge“ dedi, „Bagimsiz Kürdistan´i hedefledi“, „Silahli mücadeleye basvurdu.“ „Gelinen asamada kendileri bile savunmuyor. Yillardir bunlarin yanlisligini söylüyorduk. Simdi söylediklerimize geldiler. Gelismeler mücadele tarihimizi dogruladi“ gibi sacmaliklar siraliyorlar. Yillardir savunduklari zirvaliklarinin günah kecisini PKK´yi ilan etmek ve buradan kendilerine pay cikarmayi politika edinmek kimseyi dogrulamiyor. Bu sacma ve ucuz yaklasimlar kimseyi kurtarmaz, sahiplerine bir faydasi olmaz. Fakat bu düsünce sahiplerinin sahiplerine cok sey kazandirdigi kesin.Bilinen bir gercek var. PKK, devrimci literatörde ne kadar ilke varsa hepsini savundu. Icini bosalti ve kirleterek bir kenara birakti. Gesmisine bir nokta koydu. Savundugu ve yaptiklarinin hepsine „yanlis“ dedi. Kuskusuz bu kimsenin ne yanlisi, ne de ayibidir. Bu, A.Öcalan ve örgütünün gercekligidir. Bunlar herkesin gördügü seyler. O halde sorun nedir? A.Öcalan ve örgütünün ihanetinin günah kecisi „Sömürge Teorisi“, „Bagimsiz Kürdistan“ ve „Silahli Mücadele“dir deyip isin icinde cikalabilir mi? „Birlikci“ Türk solu ve Kürt reformist cevrelerin yaptigi budur. Peki PKK tarafindan bir bütün olarak kirletikleri diger devrimci ilkeler ne olacak? Su biliniyor. A.Öcalan ve örgütü icin hic bir kural yoktu. Hic bir devrimci ilkenin önemi yoktu. O sadece „taktikci“ iddi. Aklina ne estiyse onu söyledi. Söyledikleri kendini tartistiracak ve gündemde tutacak seylerdi. Ne söylediyse, ne yaptiysa bilincli yapti. Bir marksistle tartistiginda en keskin marksist, bir dinciyle tartistiginda en bagnaz dinci kesildi. Her cevreye mavi buncuk dagitti. Bunlar biliniyor. Bilinmesine ragmen A.Öcalan ve örgütünün söyledikleri ve yaptiklari baz alinarak „Sömürge Teorisi“, „Bagimsiz Kürdistan ve „Silahli Mücadele“nin yanlisligina hükmetmedenlerin kullandiklari sifatlar ne olursa olsun KUKM´ne karsi olduklarine kusku yoktur.Burada bilincli-bilincsiz olarak A.Öcalan ve örgütünün varedilis sebebini kavramama vardir. TC tarafindan yaratildigi, desteklendigi ve sokaga salinarak halkimiza karsi savastirildigini görememe vardir. Isin özü budur. Bu temel kavrayistan uzak yaklasimlar yasanan ihaneti dogru kavrayamaz. Kimse aldanmasin. Kimse heveslenmesin. Kimse KUKM´ne karsi savunduklari sömürgeci sistem kaynakli “ortak” ile baslayan ve bitten zirvalarinin dogrulandigina hükmetmesin.Böyle bir sey yok. Degisen bir sey yok. Degisen bir sey varsa, o da TC tarafindan PKK´ye üstlendirilen misyonun bugün artik herkes tarafindan kabul görülüyor olmasidir. Bu gercegin ortaya cikmasiyla PKK´ye devrimcilik, yurtseverlik, hatta kontra önderine “Basimizsin”, “Kürt ulusal önderi” misyonu bicenlerin panigidir. Aslinda sorunun en önemli boyutuda budur.Sömürgeci sistem kaynakli “ortak” literatörü kullanan Türk sol hareketi ve Kürt ulusunu TC kapisina baglamayi siyaset edinmis Kürt cevreleri, TC Devletinin yaratigi ve kendisine KUKM´ni tasviye etme görevi verildigini kavrayamadiklari veya kavramak istemedikleri icin – islerine öyle geliyor – PKK´nin ihanetinin faturasini KUKM´ne cikarmaya calisiyorlar. Anlasilan odur ki, yanlis adreste yanlis hesap pesindedirler.Devlet bu görevi “sol” ve “Kürtcü” maskeli icazetli odaklara havale etmis bulunuyor.Herkes PKK´nin geldigi yer itibariyla birseyler söyleyerek kendilerini dogrulamaya calisabilir. PKK´nin “yanlislari”ni sayip dökebilir. Burada kendini dogrulamaya calisabilir. Fakat PKK yanlis yapmamistir. TC Devletinin kendisine üstlendirdigi görevi geregi politika yapmistir. Bugünün politikasi dünün politikasinin devamidir. PKK´ye Kürt milliyetciligi atfedilmektedir. PKK, hic bir zaman Kürt milliyetci bir hareket olmadi. Bunu A.Öcalan´nin yazilarinda görmek mümkün. Fakat sistemin icazetli sol´unun derdi baska. PKK´ye olmadik misyon bicecek ve gelinen yerdede onun sahsinda KUKM´ne saldirmayi poltika edinmektedir. Sorun üzüm yemek degil, de bagciyi dövmekse sistemin icazetli sol´unun yaptigi budur.Yanlis olan Kürdistan´a sömürge demek degildir. Yanlis olan Kürdistan devrim hedefini Bagimsiz Kürdistan olarak tespit etmek degildir. Yanlis olan PKK´nin varedilis nedeninin kavranilmayisi veya kavranilmak istenmeyisidir. Bu gercegi kavramayanlar veya kavramak istemeyenler KUKM karsisinda pesin hükümlüdürler. PKK sahsinda olumsuzluklari “Sömürge Teorisi”, “Bagimsiz Kürdistan” ve “Silahli Mücadele”ye yüklemelerinin nedeni budur. Dogru ya KUKM karsiti devleten icazetli sol maskeli Türk milliyetcileri ve malum Kürt cevreleri, kendi tanidiklari PKK´ye bilincli olarak “Kürt özgürlük hareketi”, kontra A.Öcalan´ada “Kürt ulusal önderi” diyecek ve KUKM ile esitleyrek gelinen yerde de PKK´´nin ihanetini KUKM´ne fatura edecektir. Kürdistan´in bagimsizligini “gereksiz ve imkamsiz” diyecekler(!) Buradan “binyillarin birliktenligi”ne hükmedecekler, “ortak vatan”, “ortak devlet” sonucuna varacaklar. Bu vesileyle Kürt ve Kürdistan´i bosa cikaracaklar.Fakat mesele sistem sol´u ve malum Kürt cevrelerin ifade ettigi gibi hicte öyle kolay degildir. Sorunun kendisi PKK´nin TC devleti tarafindan varedilis sebebinden kaynaklaniyor. Mesele böyle olunca Kürdistan sorununa iliskin PKK endeksli yaklasimlarin ayaklari hava da kalir. Bu da PKK´ye olmadik misyonlar bicen sistem icazetli sol ve malum Kürt cevrelerin nerelerde gezindigini gösterir. Ortya cikan bir gercek var ki, PKK hakkindaki olumlu yaklasimlarin ister bilincli, ister bilincsiz olsun sonuc olarak TC devletine hizmet etmistir. Bunu kavramamak korkunc bir bilinc kirilmasina isaret eder. Eger bu isin icinde bir de bilinc unsuru varsa, isin asli TC devleti adina bir seyler kotarmak demektir. Devlet icazetli sol maskeli Türk milliyetcilerin ve Kürt ulusunu sömürgecinin kapisina baglamaya calisan malum Kürt cevrelerin yaptigida budur.Buna karsin Kürd reformist cevreleride farkli bir yaklasimla ayni merkeze hizmet etmede kusur etmez. Türk egemenlik sistemi ile arayi bozmamak icin silahli mücadeleye olmadik saldirilar yapmaktan geri kalmaz.Oysa Kürdistan devriminin zemini bu üc –sömürgecilik, bagimsizlik, silahli mücadele- temel ilkedir. Kürdistan devrimi, bu üc temel ilkeyle es anlamlidir. Kürdistan´in sömürge oldugu tartisilamaz. Sömürgecilik esareti altinda bulunan bir ulusun devrim hedefi bagimsizliktir. Bu da ancak merkezinde silahli mücadelenin oldugu tüm mücadele bicimlerinin yer ve zamaninda bas vurulmasiyla basarilabilinir. Kimi Kürt cevreleri silahli mücadeleyi “terörizm” olarak degerlendirip sömürgeci güclerin elini güclendiren politikalar sergilediler ve de sergiliyorlar. Kimi Kürdistanli cevrelerde silahli mücadeleyi terörizm olarak degerlendirmesede tek mücadele bicimi olarak demokratik mücadeleyi fetislestiriyorlar. Su bilinsin ki, bir ülke devriminde bas vurulacak mücadele bicimi kimsenin subjektif niyetiyle belirlenecek bir sey degildir. Mücadele bicimini belirleyen olgu veya olgular ezen-ezilen ulus arasindaki iliski boyutudur. Ezen ulus devletin niteligidir. Bundan soyut bir mücadele bicimi belirlenemez.Burada sunu sormak yeterlidir. Türk egemenlik sistemi, Kürt yurtsever hareketin kendi zemininde örgütlenme ve mücadele etmesine yol vermis midir? Dahasi bunun emareleri var midir? Her sey bu sorularda gizlidir. Birileri birilerinin gözüne baka baka yalan söylüyor. Bunu desifre etmek gerekiyor.Tüm bu söylenenden sonra Kürt siyasal önderligi, mevcut verileri yeniden bir gözden gecirme zaruretiyle karsi karsiya bulunuyor. Mevcut veriler Kürt ulusunu bagimsizliga tasiyacak politikalara ihtiyac duyduguna isaret ediyor. Bu politikayi maddi güce dönüstürmenin yol ve yöntemini devreye koymayi zorunlu kiliyor. Kürt ulusunu zafere tasiyacak politika budur. Gerisi Kürt ulusunu geriye tabi kilmak olacak ve kaybetirecektir. Tercih Kürt siyasal önderligindir.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.