BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Eyyup · 04.10.2005 · 2 görüntülenme
Kürd milleti, kani, cani, mali ve mahrem bildigi degerleri pahasina Türk egemenlik sistemine karsi direniyor. Onurlu ve saygi duyulacak bir mücadele sürdürüyor. O, yasam mücadelesinde düsman bildigi güclerle ortak bir yasam kurulamiyacagini cok iyi biliyor.Kurtulusu yaratacagi yeni dünyasinda ariyor. Bu dünyanin Bagimsiz Kürdistan olduguna inaniyor. Bunun da demokrasicilik oyununu oynayarak gerceklesemiyecegine, ancak düsmanin anladigi dil de konusarak gerceklesecegine inaniyor. Bu nedenle mücadele tarihi boyunca destegini ve tüm imkanlarini bu alana yatirdigi biliniyor. Ama ne yazik ki, bu onurlu halk gercek kurtulus önderligi ile bulusamadi.Gerci ortalikta onu kurtarmaya calisan sayisiz “kurtaricisi” var. Kimi ihanet batagina batmis ve batikca batiyor. Kimi demokrasi, kardeslik, dostluk adina kendisiyle birlikte onu da Türk egemenlik sistem kapisina baglamaya calisiyor. Bagimsizlikci gücler ise tabir yerindeyse üc maymunu oynuyor. Bekle gör´ü siyaset edinmis bulunuyor. Bu, KUKM´nin tasviyesinin bir baska adi oluyor.Kürdistan halki, gözükara kararlar alacak, onlari iradilestirecek, onu zafere tasiyacak önderligini ariyor. Zafere yürümede rehavete yer olmadigi bilinir. Zafer mücadale edenlerindir. Gözükara kararlar almak ve bunlari iradilesmenin ismi zaferdir.Zafer altin tepside sunulmuyor. Karsiligi emektir, fedakarliktir, kandin, candir. Bunlari kendinizde verdigimiz oranda is yaparsiniz. Is yaptikca ürün alirsiniz. Ürünün siyasal literatördeki ismi zaferdir.Zafere ulasmanin bir cok etmeni var. Bunlarin basinda siyasi netlik gelir. Hedef, acik ve net olmalidir. Sinirlari belirlenmis, cercevelenmis bir resim olmalidir. Bu da ülke ve millet esasina dayanan siyasettir. Ikincisi, günlük siyasete etkinliktir. Iradi müdahalede ikircilige yer vermeyen kararliliktir.Günlük siyasete temel kural bagimsiz siyasal bir gündeme sahip olmaktir. Bagimsizlikci güclerin yapacagi ilk is kendini düsmanin yaratigi suni gündem zemininde kurtarmaktir. Bagimsizlikci gücler, birlesmeli, örgütlenmeli, Kürd milletinin temel haklarini programlamali, gündemlestirip düsmana karsi iradilesmelidir. Bagimsizlikci güclerden bahsediyorum. “Godo kurtariciligi”ndan bahsetmiyorum. “Godo kurtariciligi”, dönemin yaygin söylemiyle sürü psikolojisinin sonucudur. Kürd milletinin “Kurtarici Godo”lara ihtiyaci yoktur. Seni yeniden “yaratim” diyen “Godo”lara hic ihtiyaci yoktur.Kürdistan sorunu “Godo”lara havale edilemez. Toplumsal bir sorundur. Kürd millet dinamiklerinin elbirligi ile cözülecek bir sorundur. Sorun hepimizindir. Felankes niye yürümüyor, yürürse ben de arkasinda yürürüm meslesi degildir. Felankes yürüse ne olur, yürümese ne olur? Eger Kürdistan sorununu felankes/lerin yürümesine havale etmissek vax bu halkin haline.Falankes yürü, bende arkanda yürürüm demekle olmaz. Yürünecekse birlikte yürünülecek. Yanyana, sirt sirta. Kuskusuz herkes kabiliyeti ölcüsünde bir adim geri, bir adim ilerde olacak. Bu ayri bir seydir. Ama cözümüne soyunulan sorun hepimizindir ve kolektif bir anlayisla cözmeye calisalim. Bunun disinda baska bir yol yok.Kafamizda sabitlestirdigimiz falankesler yürürse bu is olur mantigi dogru degildir. Bir kere herkes bu tikini öldürsün. Yürü dediklerimiz bu isi yapabilselerdi coktan bu isi yapmis olurlardi. Ama yapamadilar. Yapmaya calistilar basaramadilar. Ve sorun hepimizin önünde cözümünü bekliyor.Yürü dediklerimiz (bagimsizlikci gücleri kastediyorum) az is yapmadilar. Cok iyi isler yaptilar. Fakat yapilanlar Kürdistan devrimini gerceklesmesine yetmedi. Daha fazlasini yapmak gerekiyordu. Bu da onlarin kapasitesini asiyordu. Ötesi yoktu.Bu durumu daha iyi kavrayabilmek icin biraz geriye gitmek gerekir. ´70´lere kadar uzanmak gerekir. O dönem Kürdistan devrimine soyunan güclerin eksi ve artilarini bilince cikarmak gerekir. Bu yapilmadan siz bu isi niye becermediniz bos bogazlik etmek kimseye bir sey kazandirmaz. Genel dava´yada bir faydasi olmaz.Bagimsizlikci gücler, ortaya cikisiyla birlikte tespitleriyle bir anlamda kurtulus adresi oldu. Halkimizin kurtulus umudu oldu. Fakat genc, tecrübesiz ve birikimsizdiler. Gecmiste devr aldiklari bir miras yoktu. Yazili bir belge yoktu. Daha sonra bir kontra olan A. Öcalan huzurunda hazirola gecen aksakali büyüklerimizde ortalikta yoktu. O dönemin gencligi kendi göbegini kendisi kesti. El yordamiyla yol almaya calisti. Ülke gercekligini, dünya gercekligini kavramadan karanliga kilic cekti. Yigittiler, fedakardilar, ama Kürdistam devrimi bunlarida icinde barindiran baska özeliklere sahip olmayida gerektiriyordu. Bu da birikim ve tecrübe ile olurdu. O dönem olmayan da buydu. Bu nedenlerden ötürü oynamasi gereken tarihsel rol oynanamadi. Sürecle birlikte tasviye olma noktasina gelindi.Bagimsizlikci güclerin öncüleri, genc ve tecrübesiz olus nedeniyle mücadelenin hic bir alaninda KUKM´ni zafere tasiyacak düzeyde bir yetkinlik saglayamadi. Stratejik olarak Kürdistan devrim hedefi dogru tespit edilmesine karsin günün dayatigi görevleri yerine getiremedi. Herseyden önce Kürdistan devrimi ülke ve millet temelinde ele alinip programi yapilmadi. Kürdistan devriminin örgütü yaratilamadi. Ortada devrimin örgütü olmayinca dogaldir ki, mücadelenin öngördügü diger görevler yerine getirilemezdi.Bagimsizlikci gücler, yapmasi gerekeni yapmayinca/yapamayinca dogan boslugu Türk egemenlik sistemi ihanet odagiyla doldurdu. Ihanetin yükselisi engelenemedi. Bu, ayni zaman da bagimsizlikci hareketinde tasviyesini beraberinde getirdi. Kuskusuz bu birdenbire olmadi. Bir sürece yayili olarak gerceklesti. Bagimsizlikci gücler, su an bir ikilemle karsi karsiyadir. Ya mevcut durumu kabullenip dogal ölümünü bekleyecek ve sürec icinde tasviye olacaktir. Ya da icinde bulundugu gercekligi görecek, yeni bastan bir strateji cizip günlük görevlere dört ele sarilirp yeniden halkin kurtulus adresi olmaya calisacaktir. Unutmayalim ki, bugün dünden fakli bir eksi, bir artimiz var. Artimiz muazam bir tecrübe birikimi var. Eksimiz yasanan sürec insanlarimizi atil duruma itmis. Ben diyorum ki, ´/0´lerin ruhunu diriltelim ve günümüzün tecrübe birikimiyle yola koyulalim.Tüm bagimsizlikci gücler, bir cikistan bahsediyor. Mevcut gidisat kabullenilecek gibi degildir, diyorlar.Ama nasil?Aklin yolu birdir. Mevcut durumu kabullenelim diyen yok. O halde bu tikanmisligi nasil asariz konusunda bir fikir birligine ulasmak ve düsmanla hesaplasmanin sicak alaninda konumlanmayi planlamayi tez elden yasama gecirmek gerekmektedir.Bagimsizlikci gücler, eger sürece müdahale etmeyi düsünüyorlarsa yasamini buna göre simdiden yeniden düzenlemeyle karsi karsiyadir. Daha dogrusu düzenle varolan tüm küprüleri yikmak zorundadirlar. Cokca ifade edilen gemileri yakmalidirlar.Bilindigi üzere bugüne kadar bagimsizligi savunan örgüt ve partiler, belli sürelerde toplantilar yaparlardi ve toplanti sonrasi yine her sey dogal akisina birakilirdi. Bunun kurtulus caresi olmadigi sanirim yeteri derecede aciga cikmistir.Bunun bir cok nedeninin yanisira, dönemin sorumluluklarina göre kendilerini donatmadiklari ve iradi olarak düsmanla karsi karsiya gelmede kacindiklaridir.Bagimsizlikci gücler, bu ruh hali ve atil durumu asmak zorundadir. Herkes sorumluluk altina girmek zorundadirBir cikistan bahsediliyorsa, önce gecmisin ve mevcut durumun kapsamli bir degerlendirilmesi yapilir. Dersler cikarilir. Yeniden ise baslanilir. Önce bir sey istemek lazim. Bunu programlamak lazim. Ve en önemlisi ugrunda mücadele etmek lazim. Basarinin yolu budur. Basari kendiliginde gelmez. Fedakarlik ve caba gerektirir. Emek sarfetmeden ürün elde etmenin imkansiz oldugu birakin siyasal mücadele tarihimizde bunu herkes günlük yasaminda da görebilir, görüyor. O halde Bagimsizlik ruhu yeniden canlandirilmalidir. Bu isteniliyorsa sahaya inilmeli ve emek sarfedilmeli, fedakarlik edinilmeli. Bu yapilmadan hic bir seyin kendiliginden olmayacagi herkes kabullenmelidir.Bugün Bagimsizlikcilar acisindan her zamankinden daha fazla olumlu bir ortam vardir. Yeterki örgütlenelim. Yeterki sürece müdahale edelim. Gelismenin, kitlelesmenin zemini vardir. Artik yakinmayi bir yana birakalim. Mücadeleye dört elle sarilma hamlesini baslatalim. Bagimsizligi savunuyorum diyenlerin örgütünü olusturalim. Teorisiyle pratigiyle sürece cevap verecek kolektif bir önderlik yaratalim. Bu is sadece önderlerin sorunu degildir. Su an atil bir konumda olsada nicel ve nitel olarak sayisiz kadro ve kadro adayi var. Herkes üstüne düsen sorumlulugu yerine getirirse, güclü ve hizli bir tempo tuturulursa kisa bir zaman diliminde halkin umudu ve cözüm gücü olmamak icin bir neden yoktur.Bir cok olumluluklarin yasandigi ve bir o kadarda zorlu bir sürecten geciyoruz. Eger istenen düzeyde bir örgütlülük yaratir, kendimizi iradilestirir, kararlilik ve fedakarlik gösterirsek kesinlikle kazaniriz. Kendimize güvenmeyi esas almaliyiz. Sizlanmayi, teredütü, ya basaramazsak gibi ruh halini terk etmeliyiz.Yüksek moral degerlerimizle bir mücadele temposunu tuturmayi yasam bicimi secmeliyiz. Bunu tuturdugumuz oranda zafer bizim olacaktir. Hic kimsenin buna kuskusu olmasin.Örgütlenecegiz! Sürece Müdahale Edecegiz! Ve kazanacagiz!04 Eylül 2004
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.