BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Sinan KARAÇALI · 12.02.2006 · 2 görüntülenme
Araplar, 19.yüzyılın başından beri ve özeliklede 1940’lardan sonra radikal milliyetçilik temelinde yol almaya başladılar. Bu politikalarla diktatörlüklere yol açarak toplumsal gelişmelerin önüne baraj oldular. Halk kitleleri nefes alamaz duruma geldiler. Büyük acılar çektiler, katliamlardan geçtiler. Herkesten çok bu politıkanın kurbanı Kürd milleti oldu.İslam ve Arap toplumu şu an dahada tehlikeli bir yola girmiştir. Radikal Arap milliyetçiliği yerini siyasal islama terk etmiştir. Bugün Arap ve islam aleminde direniş dini motif ile çilalanmiş koyu bir milliyetçilikle şekillenmiştir. İnsanlık alemi için olduğu kadar Kürd milleti içinde büyük bir tehlike arzetmektedir. İslam ve Arap gericiliğin disiplin altına alınması her halükarda Kürdlerin lehinedir. Bu çaba kimden gelirse gelsin Kürdler bu çabayı verenleri desteklemelidir. Bu durum Kürdler için bir güvencedir. Bunun önemini başkalarının kavrayacağını sanmak safdilik olur. Bunu ancak tarihleri boyunca namlunun ucunda olan Kürdler bilebilir. Kısada olsa 15 seneden beri yaşadıkları özgürlük ortamını kiymetini ancak Kürdler bilebilir.Kürdler, bu özgürlük ortamının kıymetini iyi bilmelidirler. Bunu korumak ve daha ileri mevzilere ulaşmak istiyorlarsa islam bayraktarlığı yapma sevdasına öykünmemelidirler.İslam bayrağı dünden bugüne Kürdlere hiç bir fayda sağlamadığı gibi, kefeni olmuştur. Bugünde sömürgecilerimiz tarafından biz Kürdlere giydirilmek istenen bu kefendir. Sorun Kürdler bu kefeni bir daha giyecek mi, giymeyecek mi ikileminde noktalanmıştır. Bu kefeni Kürdlere giydirmek isteyen siyasallaşmış Kürd kesimleride vardır. Bunların siciline bakıldığında kirli bir sicile sahip olduğunu görürüz. Hizbullah ve El-Ansar vs. bunun somut örnekleridir. Kürd toplumunda Hüseyin Velioğluların, Mele Karkerlerin yeri olmamalıdır. Bunlar Kürd milletinin yüzkarası olmasının ötesinde Kürd millet katilidirler.Tarihin karaklık dehlizlerine inmeye gerek yok. Sadece son beş yıl içinde “Allahu Ekber” eşliğinde kafası kesilen Kürdlerin sayısı binleri bulmaktadır. Bunların çoğuda müslüman Kürdtür. Öldürülme sebebleri sadece Kürd olmalarıdır. Kürdler, burada dost ve düşmanını bilince çıkarmak zorundadırlar.İslamiyet Kürd milletine katliamlar temelinde kabul ettirilmiştir. Kürdler, islamiyeti kabul ettikleri günden beri diğer müslümanların katliamlarından kurtulamamışlardır. Bugünde “din kardeşleri”nin katliamından kurtuldukları söylenemez.Türk, Arap ve Fars müslüman “kardeşlerimiz”e göre “Kürdler katli vacip bir millettir”. Bunun gizlisi saklısıda yoktur. Din adamları vasıtasıyla camilerinden açıkta “Kürd öldürmek sevaptır” fetvasını çıkariyorlar. Kılıcı kapan Kürd avlamaya çıkıyor. Binlerce insanımızın şehit edildiğide biliniyor.Hergün müslüman ve diğer dini inançtaki insanları katleden El-Kaide, Zerkavi vs.gibi siyasalaşmiş çağdışı dini fanatik grupların baş kesen insanlıkdışı eylemlerini destekleyen ve bu iğrençliği yapanları eleştirmekten kaçınmalarının ötesinde direnişçi ilan edenlerin sözkonusu karikatörler konusunda herkesi ötekinin inançlarına karşı saygılı olmaya çağırması iküyüzsüzlük değilse iğrenç bir yanılsamanın iz düşümüdür.TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, karikatür olayına ilişkin BM, NATO, İKÖ üyesi ülkeler ile Türkiye'nin büyükelçiliklerinin bulunduğu ülke liderlerine gönderdiği mektubunda:„Hiçbir kültürün diğer kültürlerin hassasiyetlerine hakaret etme hakkı yoktur. Uyum içinde birlikte varolmanın asgari ön şartı, farklı medeniyetler ve geleneklerin karşılıklı olarak birbirlerinin kültürel farklılıklarına saygı duymasıdır.” dedi.Türk Başbakanının bu söylediklerine bir diyeceğimiz olmaz, ama bu konuda samimiyetsiz ve ikiyüzlü olduğunu söyleyebiliriz. Sorumuz açık ve basit. Başbakan ve temsil ettiği devletin felsefesinde diğer kiltürlere, medeniyetlere, faklılıklara saygı var mıdır? Olmadığı her günkü demeç ve icraatlarında görmek mümkün. Örneğin temsil ettiği devletin okullarında islam din dersini diğer tüm inançlardaki çocukları mecburi tutmaları dedikleriyle nasıl bağdaşlaştırabilmektedir, anlamak zor. Peki denilen şu mudur? “Sen benim dinime, kültürüme, hassasiyetlerime saygılı ol, ama bunu benden bekleme.” Başbakan ve temsil ettiği devletin felsefi aynen budur. Peki bu yüzsüzlük değilde nedir?Türk Başbakanı ve temsil ettiği devlet, diğer dini inançlara saygılı olmadığı gibi “misak-ı milli” dedikleri TC devlet sınırları içinde hapsettikleri millet ve milli azınlıklara karşıda saygılı değildirler. Dahası bunlara karşı inkar ve imha polıtıkasına sahip oldukları bilinmeyenler değildir. İşte size Türk Başbakanı Recep Tayyıp Erdoğan’ın ağzında bunun bariz ikrarı.Herald Tribune ve Le Monde gazetelerinde, "Türkiye'deki Kürtler ne istiyor?” çıkan haber üzerine TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan:"Türkiye'de et ve tırnak gibi birbiriyle kaynaşmış, kaderde bir, tasada bir, kıvançta bir bu aziz milleti, hangi tarihi, hangi sosyolojik, hangi coğrafya, hangi iktisat, hangi siyaset kriteriyle birbirinden ayırmaya gayret ediyorlar, bunu anlamak mümkün değil" dedi.Bu düşünce Kürd milletine saygısızlığın alası değil midir? “Türk“ denilen ucube toplumda devletin resmi anlayışından aydınına, solcusundan sözde bilim adamlarına kadar tüm çevrelerin aynı yüzsüzlüğün temsilcileri oldukları ortada. Hepsi ırkçı ve katliamcı. Ötekine karşı tahamülsüz ve tekçi. Şimdi gelde bu Kürd düşmanları ile bilmem ne kardeşi ol. Bu olacak bir şey midir? Bunu yapan ve yapacak Kürd yurtsever olamaz. Olsa olsa ihanetci olur.Başta İran ve Suriye olmak üzere islam aleminde bir Danimarka Gazetesinde çıkan Hz. Muhammed karikatürleri bahane edilerek istihbarat örgütleri ve siyasalaşmış çağdışı islami örgütlerce güdülerek sokağa dökülen kalabalıklara çağdaş olan ne varsa küfür ettirmesi kabullenilecek bir tavır olmasa gerek.Kürdler’in yeri bu cephe olamaz. Dahası Kürdler’in çıkarı bu cepheye karşı cepheden yer almayı gerektirir. Kürd aydınları ve politıkacıları bu konuda dahada cesaretli davranabilirlerdi. Sözkonusu karikatürleri kendi yayın organlarında yayınlayabilirlerdi. Düşünce özgürlüğü, insan hakları, çaşdaş, laik vs. değerlerden yana açıkça tavrını koyabilirlerdi. Sağduyu ve hoşgörü gibi ne şiş yansın ne kepap misali kimin işine yaradığı belli olmayan tavırlardan uzak durmalıydılar.Sömürgecilerimiz islamı siyasallaştırmış ve Kürd milletine karşı bir silah olarak kullanmaktadırlar. Sömürgecilerimizin elinde siyasi islam tehlikeli bir silaha dönüşmüştür. Bu olup bittenden sonra bile bazı aklıevel Kürdler, meydana çıkıp “Hz. Muhammed Kürdüyüz” diye bağırıyorlar. “İslam barış dinidir” deyip nefes tüketiyorlar. Bizide buna inandırmaya çalışıyorlar. “İslam barış dinidir” diyenler Kürd düşmanıdır. Kürd olupta “İslam barış dinidir” diyenler ise ister bilerek, ister bilinçsizliklerinden olsun Kürd milletine en büyük kötülüğü yapıyorlar.Humeynilerden, Bin Ladinlerden, Erdoğanlardan, Zerkavilerden “kardeşlik” keşfedenler bizden değildirler. Onlar, hainleşmiş “Muhammed Kürdü”dürler. Hüseyin Velioğluları, Mele Karkerler bu türün örnekleridirler. Kürd milleti, bu tür hainlere yaşam hakkı tanımamalıdır.12 Şubat 2006
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.