Siyaset

Siviller Yargilanir, Askerler Asla mi?

Alixan Aras · 24.03.2006 · 2 görüntülenme

Yaşar Büyükanıt, Orgeneral ve Kara Kuvvetleri Komutanı olmasaydı, yaşamını sivil bir faaliyet göstererek sürdürüyor olsaydı, savcının suçlamaları karşısında nasıl bir süreç yaşanırdı? Büyükanıt, iddianamenin ne kadar yersiz olduğuna inansa da, mahkeme bu iddianameyi kabul ettiği için kaçınılmaz bir şekilde gidip yargılanacak, suçsuz ise aklanacak, suçlu ise mahkum olacaktı. Bu Türkiye’deki askeri üniforma taşımayan her vatandaşın yaşayabileceği bir süreç. * * * Ne var ki Yaşar Büyükanıt, sivil bir kişi değil. Orgeneral ve Kuvvet Komutanı. Ayrıca da Genel Kurmay Başkanlığı söz konusu. Türkiye, demokratik bir hukuk devleti olmadığı için burada askerlere ayrı, sivillere ayrı iki ayrı yargı var. Biz buna çift başlı yargı diyoruz. Bir ülkede hem askeri danıştayın hem de askeri yargıtayın var olması çağdaş bir ülkede ne görülmüş, ne de duyulmuş bir şeydir. Çünkü askeri mahkemenin üyeleri hukukçu askerlerdir. Ama bağımsız değillerdir. Çünkü sicil amirleri komutanlarıdır. Karar verirken komutanlarının arzusu hilafına karar vermemeleri durumunda terfilerini risk ederler. Bu doğal hukuk zihniyetiyle bağdaşmaz. O nedenle de bizdeki gibi bir hukuk anlayışının hiçbir demokratik ülkede var olması mümkün değildir. Kara Kuvvetleri Komutanı da bu yapılanma sürecinde bir sivil gibi yargılanma sürecinin sanığı olmaktan kurtulmuş bulunuyor. Genel Kurmay da yayımladığı bildiriyle mahkeme sürecine taraf olmakla kalmıyor, Şemdinli sürecinin de suya düşmesine yardımcı oluyor. * * * Şemdinli olayı neydi? Gündüz vakti Şemdinli’de bir kitapçının bombalanmasıydı. Olayın hemen ardından halk kimi yakaladı? İki astsubay ve bir itirafçıyı. Savcı kimi suçluyor? Bu üç kişiyi. Ordu dükkan bombalamakla suçlanan üyeleri hakkında hiçbir açıklama yapmaz ve başlattığını söylediği idari soruşturmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmaz iken, Büyükanıt için öne sürülen iddialara karşı aşırı hararet göstermekte... Bu garip tablo Şemdinli’nin de Susurluk gibi “fasa fiso” olacağı ihtimalini arttırmakta. Askeri mahkemede yolsuzluk nedeniyle yargılanan bir Korgeneral de kendisini otuz madalya almış biri olarak savunmuş ve yargılanmasının “orduyu yıprattığını” ileri sürmüştür. Aslında Genel Kurmay bildirisin de özü farklı değil. Hukuksal bir sürece karşı hamasi bir edebiyat... Ancak AB sürecindeki Türkiye, sınıfta kalmış gözüküyor. Çünkü askerler askerleri kendi mecralarında yargılasalar da doğal hukukun askerlere dokunamayacağı yüksek tonla söylenmiş oluyor. Ayrıca Şemdinli’de halka bomba atmakla suçlanan asker sanıklarla ilgili “iyi çocuklar” dışında tek bir laf söylenmezken, savcı için suç duyurusunda bulunuluyor. Disiplinli bir ast-üst ilişkisinin hakim olduğu ordu yapılanmasında olup bitenlerin hangi üstleri de kapsadığı hala muallakta. Doğal hukukun, tek başlı bir yargının, asker sivil eşitliğinin, anayasanın ve yasaların geçerli olduğu bir Türkiye’den, bu son gelişmelerle bir adım daha uzaklaşmış olduk. Medeni cesareti düşük bir ülke olduğumuz için ortalıkta çok sorulmasa da kulak gazetesinin dolaştırdığı iki soru var: Bunlardan ilki, ya savcı haklıysa? İkincisi ise, anayasayı ve yasaları çiğneyen son bildiri hakkında herhangi bir başka savcı “suç duyurusunda” bulunacak mı?Mehmet AltanGazetem.netArt: C.A

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.