Siyaset

Sırada Kim Var?

Eyyup · 30.01.2006 · 2 görüntülenme

ABD’nin Irak işgali sadece bu ülkeyle sınırlı olmadığı ve olmayacağı ABD yetkililerinin açıklamalarında bilinmektedir. Bilinmeyenin ilk saldırının İran’da mı, yoksa Suriye’de mi olacağı meselesidır. Bu konu da zaman zaman kurbanlar yer değişmektedir. Irak’ta Saddam iktidarına son verilmesinden sonra gözler bu sefer İran ve Suriye’ya çevrildi. ABD’nin saldırı hedefinde öncelik sırasinın İran’da mı, yoksa Suriye’de mi tartışmaları başladı.Evet "sırada kim var?"  İran mı, Suriye mi? Bunlardan hangisinin suyu ısınıyor? Yakında musallah taşına kim yatırılacak? İlk dönemlerde ilk adres olarak Suriye tahmin edilirken, son dönemlerde İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecat’in ABD ve özeliklede İsrail karşıtı açıklamaları ve verilen cevaplara bakıldığında ilk sıranın İran olabileceği düşüncesini öne çıkardı.İran devlet Başkanı Ahmedinecad iki günlük rasmi ziyarete bulunmak üzere 19 Ocak 2006 tarihinde Suriye’ye gitti. Olasılı ABD saldırılarılarında Suriye’den yardım talebinde bulundu. Suriye devlet Başkanı Beşşar Esed, Ahmedinecat’a destek sözü verdi.ABD, “Her iki ülke teröristtir ve terörizmi destekliyor” bilinen iddiasının tekrarını yaptıktan sonra İran ve Suriye devlet Başkanlarının görüşmesini “İki liderin uluslararası anlamda yalnız kaldıklarının işareti" olarak değerlendirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean Mc Cormack, "İran yakın bir gelecekte kendisini BM Güvenlik Konseyi önünde bulabilir" dedi. ABD Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice ile görüşen AB'nin Dış Politika Yüksek Komiseri Javier Solana, "İran'ı BM Güvenlik Konseyi'ne sevketmenin zamanı geldi" dedi. Solana, "İran ile görüşmeyeceğiz. Mantıklı değil" dedi.ABD Dışişleri Bakanı Rice de, "Artık konuşulacak birşey yok. Masadan kalkanlar İranlılardı" dedi. Kürd milletinin çıkarı açısında bakıldığında ilk sıranın kimde olması pek önemli değildir. Temenimiz her iki ülke rejimininde  tasviye edilmesidir. Tasviye eden güç kim olursa olsun Kürd milletinin desteğini alacağından kuşku yoktur.Kürdler, bir an evel saldırılar olsun beklentisi içindeyken, Kürd millet dişmanları ise olasılı bir saldırı hareketini istememekte ve bunu engelemek için her yola başvurdukları biliniyor.Dikkat edin. İster sömürgeci devletlerin resmi ağızların, ister sivil sağ kesimlerin, istersede sol’un açıklamalarını ele alın. Hepsinin şu ortak söylemde birleştiklerini görürsünüz.“Saddam da bir zâlimdir. Ama Amerika'nın öncülüğünde gerçekleştirilen Körfez Savaşı'na hiçbir zaman sevinmedik ve savaşa katılan güçlere: "Ne iyi ettiniz de şu Saddam'ın belini kırdınız!" demedik.“ Diyemezler. Deselerdi, zaten şaşardık. Aynı çevreler, Irak’taki teröristlere yaklaşımıda örtüşmektedir. ABD’ye karşı Saddam artıklarını, Zerkavi ve Sadr gibi islami teröristleri direnişçi göstererek, „Irak'ta işgalci ve saldırgan Amerikan emperyalizmine karşı meşru ve haklı bir direniş verilmektedir.“ şeklinde değerlendirerek desteklemektedirler. „Amerika'yı geri adım atmaya zorlayacak tek şey Irak'taki direniştir. Dolayısıyla tüm bölge ve İslam coğrafyası açısından büyük bir tehdit ve tehlike arz eden Irak'ı parçalama planının önüne geçilebilmesi için Irak'taki meşru direnişe destek verilmesi ve Amerikan saldırganlığa verilen tüm desteklerin sona erdirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde tehlike kapıya kadar dayandığında alınacak tedbirlerin, yapılacak tartışmaların ve çıkışların hiçbir yararı olmayacaktır.“Bu yaklaşım sömürgecilerimizin, sağ ve sol’unun ortak yaklaşımları olması açısında ilginçtir.Bu çevrelerin esas amacı ABD’yi hezimete uğratmak ve sonra Kürd milletinin defterini dürmektir. Bunu başarabilmek için Arap, Fars ve Türk şer ittifakı hem ABD, hem Kürd milletine karşı bir seferberlik halindedir.Her ne kadar bu şer güçleri kendi aralarında daima bir çekişme ve çatışma içinde olsa da sorun Kürd-Kürdistan sorunu olunca aralarındaki tüm sorunları rafa kaldırmakta, güçlerini birleştirmekte ve Kürd milletine karşı birlikte mücadele etmektedirler.Hatırlanırsa ABD öncülüğündeki müttefik güçlerin Irak’a saldırısına en çok karşı duranlar Saddam’la daima problemli olan İran, Suriye ve Türkiye’nin olması tesadüf değildir. Bu karşı çıkışın nedeni Saddam’ı çok sevdikleri de değildi. Saddam sonrası sıranın kendilerine geleceği sömürgecilerimizin esas korkusuydu.  Gelişmelerde sömürgecilerimizin bu korkularında haklı olduklarını gösterdi. Saddam’ın devrilmesiyle birlikte İran ve Suriye’de korku çanları çalmaya başladı. Bu durum bu ülkeleri birbirine daha da yakınlaştırdı. Bu yakınlaşmada Türkiye yerini almakta gecikmedi. Ve hatta Türkiye bu konu da öncü rol oynadı.TC devletinin esas sorunu KUKM’ni nasıl tasviye edebilirim sorunudur. Bu konu da her türlü yola baş vurmasına karşın KUKM’ni durduramadı. Dahası bu politikası kendisini çıkmaza soktu. Korkunç ekonomik sıkıntıya yol açtı. Dışa bağımlı hale gelmesine neden oldu. Buna rağmen Kürdistan’daki meşru olmayan işgalini sürdürmeye kararlı bir politıka sürdürüyor. Dahası Kürd milletinin meşru mücadelesi karşısında şiddet ve zulmü daima politika edinmiş ve ediniyor.Elindeki devlet erkinin avantajlarını kullanarak uluslararası alanda sürdürdüğü diplomatik ataklarla Kürd milletini tecrit etmeye çalıştı ve çalışıyor. Kürd milletinin gasp edilmiş haklarını geri almak için sürdürdüğü meşru mücadelesini „terörizm“ olarak kabul görülmesi çabasını verdi ve veriyor.TC devletinin Kürd milletinin meşru mücadelesini „terörizm“ olarak nitelemesi kuşkusuz nedensiz değildir. Kürdistan’daki gayrımeşru bulunuşuna, Kürd milletine karşı sürdürdüğü kirli savaşına haklılık kazandırmaya yöneliktir. Ve de uluslararsı güçlerin desteğini sağlamaktır.Kürd millet direnişi terörizm değildir. Bilakis TC devletinin Kürdistan’daki meşru olmayan işgal ve kirli savaşına karşı haklı ve meşru bir direniştir. TC devleti, işgal ettiği Kürdistan’ı elinde tutmak için tüm uluslararası siyasi ve askeri kurumlara üye oldu. Burada kendine dış destek buldu. Eğer bugüne kadar KUKM’ni engeleyebildiyse bu dış destek sayesinde olduğu bir gerçektir. Fakat sovyet blokonun tasviye olmasıyla değişen dünya dengesi vesilesiyle giderek bu destek güçlerden eskisi gibi yararlanamamaktadır. Dahası eski destekleyicileri bu kez köstekleri haline geldiği bir süreç yaşanmaktadır. Bu da TC devletini zora sokmaktadır. Ve onu düşman bildiği İran ve Suriye devletleriyle kucaklaşmaya itmektedir. Bu da TC devletinin suyunun ısınmasının zeminini hazırlıyor. TC devletini musallah taşında görmek biz Kürdler için uzak değildir.30 Ocak 2006Evet "sırada kim var?"  İran mı, Suriye mi? Bunlardan hangisinin suyu ısınıyor? Yakında musallah taşına kim yatırılacak?  

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.