BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
The Economist · 07.06.2007 · 2 görüntülenme
Şu sıralar derinden bölünmüş Türkiye'de herkesin hemfikir olduğu tek konu, Irak'taki PKK üslerine bir harekât gerektiği. Kürtlerle çatışmanın bedeli yüksek. Fakat, seçim sonrası gerilim sonlanmazsa bölgede yeni bir ihtilafın alevlenmesi an meselesi olacak Bir saldırılar silsilesi, Türkiye'nin ülkenin güneydoğusundaki ayrılıkçı Kürtlerle uzun savaşının yeniden alevlenebileceği korkusuna yol açtı. Kürt lider Öcalan'ın 1999'da yakalanmasının ardından sorunlar yatışmıştı, ancak 4 Haziran'da, sekiz Türk askeri Tunceli'de öldürüldü. Kısa bir süre önce de, bazı askerler dahil olmak üzere 12 kişi öldürülmüştü. Bu eylemi düzenlediği düşünülen PKK, Ankara'daki bombalama eylemi nedeniyle de suçlanıyor. Türk ordusu bu saldırılara, bazı Kürt bölgelerini bombalayarak yanıt verdi. Gelgelelim bombalanan bölgeler Türkiye'de değil, sınırın öbür yakasındaki Irak'taydı. İhtilaf, tehditkâr bir biçimde bölgesel boyut kazanıyor. Türkiye PKK'nın Irak Kürdistanı'ndaki üslerden saldırdığını savunuyor ve Türk generaller kısa süre önce PKK'yı burada vurmaktan açıkça söz etti. Ilımlı tavırlarıyla bilinen Dışişleri Bakanı Gül bile Türkiye'nin Irak'taki Kürtlere saldırarak yanıt vermeye 'her türlü hakkının' olduğunu söylerken, dışişlerinden bir yetkili, Türkiye'nin BM'ye, PKK terörüne dair belgeler içeren ve Irak'a kendini savunmak için saldırmanın yasal hakkı olduğunu savunan bir dosya sunabileceğini belirtti. Verilen gözdağı, ABD Savunma Bakanı Robert Gates'ten endişeli bir azar gelmesine yol açtı. Kürtler ABD'nin Irak'taki en iyi dostları, kana bulanmış ülkede en azından bir şeyin iyi gittiğinin göstergesi. ABD'nin çekilmesine dair çoğu planda, nispeten barış içindeki Kürt bölgesinde asker bırakılması öngörülüyor. ABD'nin sakin tutmayı çok istediği bu bölgenin göbeğine NATO'nun ikinci büyük ordusuyla yapılacak bir saldırı, tam bir felaket yaratır. Mesele bununla da kalmıyor. Birçok rapora göre ABD, dünyanın en büyük devletsiz halkı olan Kürtlerin ciddi varlık gösterdikleri İran'daki emellerini de ateşliyor. İran Kürtlerine verilen Amerikan desteği, askeri yardımları da içeriyor olabilir ve bu Kürtler de Irak'taki üslerden operasyon düzenliyor olabilir. Bir başka deyişle Türkler kendilerini, ateş açtıkları Kürtlerin Amerikalılardan aldıkları silahlarla kendilerine geri ateş açtığı bir durumda bulabilir. Şu sıralar derinden bölünmüş Türkiye'de herkesin hemfikir olduğu tek konu da bu zaten. Türkiye son 10 yılın en feci siyasi krizini yaşıyor. Ordunun da dahil olduğu laik kesimle, ılımlı İslamcı hükümet arasındaki gerilim yüksek. Ne var ki PKK konusunda Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan, genelkurmay kadar savaşçı bir tonda konuşmaktan geri kalmıyor. Seçim öncesi saldırı ihtimali düşük Gelgelelim Kürtlerle çatışmanın bedeli yüksek olabilir. Irak'a saldırmak Türkiye'nin ABD'yle dostluğuna zarar vermekle kalmayıp, AB üyeliği ihtimalini de azaltır. Bu ihtimal Fransa'da Sarkozy'nin cumhurbaşkanı seçilmesiyle azaldı zaten; Sarkozy'nin Türkiye'yi Avrupa'da istemediği malum. Belki de İran'la bile gizli bir ittifaka girerek Kuzey Irak'ta savaşan bir ülke, Sarkozy ve diğerlerinin Türkiye'nin Avrupalı olmadığı iddiasını destekler. Türkiye'yse bunların hiçbiri umurunda değilmiş gibi davranıyor. Belki de üyelik ihtimalinin zaten azaldığını, kaybedecek bir şeyin kalmadığını düşünmelerindendir... Tabii tüm bu kaygılar abartılı da olabilir. Türkiye temmuzda seçime gidiyor, seçimlerden önce bir saldırının gerçekleşmesi pek muhtemel değil. Kürtlere karşı kullanılan sert dil, içerideki seçmenlere yönelik bir şov olabilir. Ama seçimler bittiği halde bu gerilim sonlanmazsı, bölgede bir ihtilafın daha alev alması an meselesi olacak. The Economist Başyazı, 5 Haziran 2007Radikal: F.D
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.